WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/6622 E.  ,  2024/3316 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/230 E., 2020/288 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesine dayalı tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili ve dahili davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede 1956 tarihinde başlanan arazi kadastrosu 08.03.1975 tarihinde kesinleşmiş olup, dava konusu yer taşlık, çalılık ve dere olması nedeniyle tescil harici bırakılmıştır.

2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; Ceyhan ilçesi Sarımazı Beldesi sınırları içerisinde kain 346, 347, 356, 357 parsel nolu taşınmazların çevresinde bulunan çalılık ve pırnallık arazilerin müvekkilleri tarafından imar edilmek suretiyle tarım arazisi haline getirildiğini, toplam 6 parça ve 37 dekar olan bu gayrimenkullerle ilgili yasaların aradığı zilyetlik şartlarının gerçekleştiğini açıklayarak, anılan dava konusu taşınmazların müvekkilleri adına müştereken tapuya tesciline ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı ... İdaresi temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın yörede yapılan tapulama çalışmaları sırasında “taşlık, çalılık” vasfında görüldüğü için tescil harici bırakıldığından söz konusu taşınmazın evveliyatının orman olduğunu, orman toprağı olan nizalı taşınmazın mülkiyetinin zamanaşımı yolu ile kazanılamayacağını bu sebeple dava konusu taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; 4721 sayılı Kanun ve 3402 sayılı Kanundaki şartların oluşup oluşmadığının araştırılmasının gerektiğini, davacı tarafın davaya konu taşınmazın zilyetliğinde olduğu ileri sürmüş ise de bunun tespiti ile taşınmazın öncesinin taşlık-çalılık kadim mera, tahsisli mera, kumluk, kıyı kenar çizgisi içerisinde kalıp kalmadığı vs. incelenerek taşınmazın zilyetliğinin başlangıç tarihinin tespitinin gerektiğini, dava konusu taşınmazın değerinin dilekçede gösterilen değerin çok üstünde olduğunu, dava konusu taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman kadastrosunun geçip geçmediği hususunda ilgili yasa ve Yargıtay kararları doğrultusunda araştırma yapılması gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

3. Dahili davalı ... cevap dilekçesinde; yürürlükten kaldırılmış ise de 4919 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu (4919 sayılı Kanun) ile 775 sayılı Gecekondu Kanunu'nun (775 sayılı Kanun) 3 üncü maddesi gereğince dava konusu taşınmazın mülkiyetinin kanunun hükmünün yürürlükte bulunduğu dönem itibariyle Adana Büyükşehir Belediyesine devri yönünden hukuki şartların oluşması ile devredilmesi gereken yerlerden olmasına rağmen devredilmemesi sebebiyle kazanılmış hak teşkil eden bu durum dikkate alınarak taşınmazın tapu kaydının iptali ile müvekkili Belediye adına tescili gerektiğini açıklayarak, davanın reddi ile dava konusu alanın müvekkili Belediye adına tespit ve tesciline karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1. Ceyhan 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29.12.2009 tarihli ve 2008/218 Esas, 2009/398 Karar sayılı ilamı ile; kadastro fen bilirkişilerine ait 06.07.2009 tarihli krokili raporda (A) harfi ile işaretlenen ve kırmızı ile taralı 32.091,00 m2 yüzölçümlü, 346 ve 356 numaralı parsellerle çevrili taşınmazın tarıma elverişli olmaması ve ayrıca imar ve ihyasının tamamlanmamış olması nedeniyle davacıların bu taşınmaza yönelik davalarının reddine yine dava konusu olan ve kadastro fen bilirkişilerine ait 06.07.2009 tarihli krokili raporda (B) harfi ile işaretlenen ve kırmızı ile taralı 8.474,00 m2 yüzölçümlü 1070, 1071, 1072 numaralı parsellerle çevrili tarımsal arazi vasfındaki taşınmazın, dava dilekçesinde dava konusu yapılmamış olması ve dava konusu yapılan taşınmazla çok farklı bir mevkide olması ve davacılar vekili tarafından keşif sırasında söz konusu taşınmazında dava konusu olduğunun belirtilerek keşif yapılması hususunda talepte bulunulması ve davalıların bu talebe karşı çıkması nedeniyle dava konusu olmayan bu taşınmaz hakkında herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 08.11.2010 tarihli ve 2010/10850 Esas, 2010/13811 Karar sayılı ilamı ile; imar ve ihyanın tamamlanmadığı gibi taşınmazın belirlenen niteliğine göre bu yolla kazanılacak yerlerden de olmadığı, davacı gerçek kişinin (B) ile işaretli bölüme ilişkin usulünce yapılmış ıslahı bulunmadığına göre davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, Hazinenin 4721 sayılı Kanun'un 716/6. maddesine göre tescil talebi var ise de, bu konuda bir hüküm kurulmamasına karşı Hazinenin temyizi bulunmadığından bu konunun bozma sebebi sayılmadığı gerekçesiyle davacı gerçek kişinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün onanmasına karar verilmiştir.

3. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.11.2010 tarihli ve 2010/10850 Esas, 2010/13811 Karar sayılı ilamına karşı davacılar vekili karar düzeltme yoluna başvurmuştur.

4. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.05.2011 tarihli ve 2011/5917 Esas, 2011/5476 Karar sayılı ilamı ile; bilirkişi krokisinde (B) harfi ile gösterilen taşınmazla ilgili olarak karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususların temyiz aşamasında da ileri sürüldüğü, Daire kararının bu konulara cevap teşkil edecek nitelikte olduğu gibi, usul ve kanuna da uygun olduğu, (A) harfli bölüme gelince; Orman bilirkişi taşınmazın kesinleşen orman kadastro sınırları dışında olduğunu açıklamışsa da yapılan uygulamada taşınmaz ve geniş çevresi görülemediği için raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığı, taşınmazın öncesinin belirlenmesi ve yakın tarihlerdeki görünümünün denetlenmesi açısından ise yöreye ait en eski ve yeni tarihli memleket haritası, amenajman planı ile hava fotoğraflarının uygulanmadığını, tarım uzmanının ise raporunda taşınmazın eylemli durumuna ayrıntılı bir biçimde belirtip tarım alanı olduğunu bildirdikten sonra sonuç bölümünde tarımsal arazi vasfında olmadığından söz ettiğini, bu raporun da kendi içinde çelişkili olduğunu, taşınmazın yörede yapılan tapulama çalışmaları sırasında taşlık, çalılık ve dere olarak tapulama dışı bırakıldığı bildirildiği halde jeolog bilirkişi dinlenerek bu yolda rapor alınmadığı, komşu parsel tutanak ve dayanakları getirtilerek varsa dayanakları uygulanıp çekişmeli yer yönünü ne olarak okudukları üzerinde durulmadığı, mahkemece, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, tarım uzmanı ve jeolog bilirkişi ile bir harita mühendisinden veya olmadığı takdirde bir tapu fen memurundan oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden keşif yapılması gerektiği gerekçesiyle 06.07.2009 tarihli fen bilirkişi krokisinde (B) ile gösterilen bölümüne ilişkin taşınmaz yönünden karar düzeltme isteminin reddine, 06.07.2009 tarihli fen bilirkişi krokisinde (A) ile gösterilen bölüme ilişkin karar düzeltme isteminin kabulü ile Dairenin 08.11.2010 tarihli ve 2010/10851 Esas, 2010/13811 Karar sayılı onama kararının bu bölümü yönünden kaldırılmasına, bu bölüme ilişkin Yerel Mahkemenin 29.12.2009 tarihli ve 2008/218 Esas, 2009/398 Karar sayılı kararının bu nedenle bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Ceyhan 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 15.01.2015 tarihli ve 2012/100 Esas, 2015/14 Karar sayılı ilamı ile; Davacıların murisinin kadastro çalışmaları sırasında tescil harici bırakılan ve 12.03.2013 tanzim ve 17.07.2013 havale tarihli fen bilirkişisi ve harita mühendisinin krokili raporunda (A), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen dava konusu taşınmazı emek ve masraf sarf etmek suretiyle imar ve ihya ederek tarıma elverişli ... getirdiği ve tanık beyanlarına göre 1968 yılından bu yana da yaklaşık 40 yıldır çekişmesiz ve aralıksız olarak taşınmazı tarla olarak kullandığı, (B) harfi ile gösterilen alanın ise orman alanında kaldığı, imar ihya koşullarının oluşmadığı bu nedenle de bu kısmın Hazine adına tescil edilmesi gerektiği açık ve kesin olarak sübuta erdiğinden, Ceyhan İlçesi, Sarımazı Köyünde bulunan ve kadastro fen bilirkişisinin 12.03.2013 tanzim ve 17.07.2013 havale tarihli raporunda A harfi ile gösterilen 23.062,84 m2 miktarlı taşınmazın, (C) harfi ile gösterilen 5.454,34 m2 miktarlı taşınmazın, (D) harfi ile gösterilen 1.039,76 m2 miktarlı taşınmazın davacılar ... kızı ... , ... kızı ..., ... oğlu ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline, B harfi ile gösterilen 562,00 m2 miktarlı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalılar ... vekili, Hazine vekili ve Orman İdaresi vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.09.2018 tarihli ve 2018/1628 Esas, 2018/5747 karar sayılı ilamı ile; 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu (5216 sayılı Kanun) hükümleri ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 sayılı Kanun) Geçici 1 inci maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, Ceyhan Belediyesinin sınırları içinde yer aldığı Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde anılan kurum davaya dahil edilmeden, davanın esası hakkında hüküm kurulduğu, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede imar çalışması yapılıp yapılmadığının araştırılmadığı, mahkemece 1948-1954-1992 tarihli hava fotoğrafları ve 1975 tarihli memleket haritası incelenmiş ise de dava tarihinden 15-20 yıl önceki hava fotoğrafları ve memleket haritasının stereoskopik olarak incelenmediği, taşınmazın öncesinde ne olarak kullanıldığı imar ihyaya ne zaman başlandığı ve hangi kısımlarının hangi tarihte imar ihyasının tamamlandığının tam olarak açıklığa kavuşturulmadığı, Adana Büyükşehir Belediye Başkalığının davaya dahil edilerek taraf teşkilinin sağlanması, imar çalışması yapılmış ise buna ilişkin bilgi ve belgelerin dosya içine alınması, dava konusu taşınmaz ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile taşınmaza bitişik ya da yakın komşu parsellerin, kadastro tespit tutanak örnekleri ve bu parsellere uygulanan tapu ve vergi kayıtları ilk oluşturulduğu günden itibaren tüm gittileri ile, tüm tahdit tutanakları ile yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile dava tarihinden 15 - 20 yıl önce iki ayrı tarihte çekilmiş stereoskopik hava fotoğrafları ve bu fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları bulunduğu yerlerden istenerek, önceki bilirkişiler dışında halen Çevre ve Orman Bakanlığı (Orman ve Su İşleri Bakanlığı) ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, bir fen elemanı ve bir ziraat mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılması gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen ilamı ile; dava konusu taşınmazda (A) harfi ile gösterilen alanın dava tarihinden en az 25 yıl önce imar ve ihyasının tamamlandığı, zilyetliğin bu dönem boyunca davacıların murisleri ... tarafından onun ölümüyle de mirasçısı davacılar tarafından sürdürüldüğü, taşınmazın önceleri tarla olarak kullanıldığı, son 15-20 yıldır da zeytinlik olarak kullanıldığı, davanın muris ...'in tüm mirasçıları tarafından birlikte açıldığı, tescili talep edilen alanın yüzölçümünün senetsizden kazanım sınırının altında kaldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; Ceyhan ilçesi, ... Köyünde bulunan ve harita mühendisi ... ve teknik bilirkişi ...’in 12.03.2013 tanzim ve 17.07.2013 havale tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen 23.062,84 m2 miktarlı taşınmazın davacılar ... kızı ... , ... kızı ..., ... oğlu ... adlarına tapuya kayıt ve tesciline, (B), (C) ve (D) harfli alanlara yönelik davanın reddi ve davalı Hazine vekilinin karşı tescil isteğinin kabulü ile; Ceyhan ilçesi Sarımazı Köyünde bulunan ve harita mühendisi ... ve teknik bilirkişi ...’in 12.03.2013 tanzim ve 17.07.2013 havale tarihli raporunda (B) harfi ile gösterilen 562,00 m2, (C) harfi ile gösterilen 5.454,34 m2, (D) harfi ile gösterilen 1.039,76 m2 miktarlı taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili ve dahili davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili, İlk Derece Mahkemesinin mahalli bilirkişi beyanlarını gereği gibi yorumlayamadığını, mahkemenin delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümüne bakıldığında 19.03.2020 tarihli teknik bilirkişi raporlarında A harfli alanın orman sayılmayan yerlerden olduğu, fen bilirkişisi raporunda (B), (C) ve (D) harfli alanlar konusunda inceleme yapılmamış olması nedeniyle ek rapor tanzimini istediğini, bu alanların Orman sayılan yerlerden olduğu kanaati bildirildiği ibaresinin olduğunu, Yerel Mahkemenin bilirkişinin kanaat beyanıyla hüküm kurmasının yasalara aykırılık teşkil ettiğini açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.

2. Davalı ... vekili, İlk Derece Mahkemesinin yeterli araştırma ve inceleme yapılmadan eksik inceleme ile hüküm kurduğunu, bilirkişi raporlarındaki eksiklikler giderilmeden hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.

3. Davalı Hazine vekili, davacının davasında kabul edilen talepleri yönünden olayda yeterli araştırma ve inceleme yapılmadığını, davanın reddi gerekirken verilen kısmen kabul kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.

4. Davalı ... İdaresi vekili, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 5602 sayılı Kadastro Kanunu hükümlerince kadastro çalışması yapıldığını, çalışmada dava konusu yerin tescil harici bırakıldığını, tespit harici bırakılan yerlerin “orman sayılan yerler” olarak tespit harici bırakıldığını, dava konusu yerde orman kadastrosunun 2013 yılı içerisinde kesinleştiğini, davacının iddia ettiği gibi 20 yıllık zilyetlik koşulunun sağlanmadığını, ayrıca dava konusu taşınmazın nehir yatağında bulunduğunu, dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu ve zilyetlikle taşınmaz iktisap edilebilecek olan yerlerden olmadığını açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.

5. Dahili davalı ... vekili, İlk Derece Mahkemesi kararının hak ve hukuka aykırılık teşkil ettiğini, 20 Şubat 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7221 sayılı Coğrafi Bilgi Sistemleri ile Bazı Kanunlarda değişiklik yapılması Hakkında Kanun'un 7 nci maddesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesine yeni bir fıkra eklendiğini, eklenen bu fıkraya göre uyuşmazlığın idareye başvuru yoluyla çözülmesi gerektiğini, imar parselinin kadastral parsele ihyasına yönelik davanın kanun değişikliği nedeniyle öncelikle bu yönüyle değerlendirilmesi ve davanın reddine karar verilmesi için dosyanın bozularak yerel mahkemeye gönderilmesi gerektiğini, Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu taşınmazın meydan ve yolda kalan kısımlarının tescile konu edilmemesi ve 775 sayılı Kanuna göre Belediyelerine devri gereken yerlerden olması durumunda Belediyeleri adına tespit ve tescil edilmesi gerektiğini, 4919 sayılı Kanun ile 775 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesi yürürlükten kaldırılmış ise de dava konusu taşınmazın mülkiyetinin kanunun hükmünün yürürlükte bulunduğu dönem itibariyle Belediyelerine devri yönünden hukuki şartların oluşması sebebi ile devredilmesi gereken yerlerden olmasına rağmen devredilmemesi sebebiyle kazanılmış hak teşkil eden bu durum dikkate alınarak taşınmazın tapu kaydının iptali ile Belediyeleri adına tescilinin gerektiğini, Yerel Mahkemenin vermiş olduğu kararın hatalı ve eksik olduğunu açıklayarak, hükmün bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesine dayalı tescil istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı TMK'nın 713 üncü maddesi.

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili, davalı ... vekili, davalı Hazine vekili, davalı ... İdaresi vekili ve dahili davalı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına,

292,10 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 135,50 TL'nin temyiz eden davalı ...'ndan alınmasına,

59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 368,30 TL'nin temyiz eden dahili davalı ...'ndan alınmasına,

7139 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına,

Harçtan muaf olduğundan Hazine'den harç alınmasına yer olmadığına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.