8. Hukuk Dairesi 2021/6613 E. , 2024/3539 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/387 E., 2020/270 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine
Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Gacık köyünde 1961 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında 646 parsel sayılı taşınmaz 15.01.1952 tarih 415 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak 1800 m2, 651 parsel sayılı taşınmaz ise 15.01.1952 tarih 427 sıra numaralı tapu kaydına dayanarak 1800 m2 yüzölçümü ile dava dışı kişiler adına tespit ve tescil edilmiş, satış ile davacı adına tescil işlemi yapılmıştır.
2005 yılında yapılan uygulama kadastrosu sonucu, eski 646 parsel 161 ada 59(1967 m2), eski 651 parsel ise 161 ada 55 parsel (1851 m2) sayısı ile tescil edilmiştir.
Davacı ... idaresi vekili dava konusu 161 ada 55 ve 59 parsel sayılı taşınmazların tamamının kesinleşen orman sınırları içinde olduğu, eski tarihli belgelerde orman vasfında olduğunu ve eylemli durum itibari ile de orman olduğunu belirterek taşınmazların tapusunun iptalini ve orman vasfı ile Hazine adına tescilini, davalının müdahalesinin men'ini, taşınmazların tapu kaydında bulunan 3. kişi yada kurumlar lehine olan şerhlerin kaldırılmasını istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabul kısmen reddine ve dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tescillerine, müdahalenin meni talebinin reddine ilişkin kararının davalı tarafça temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.06.2019 tarihli ve 2017/10818 Esas, 2019/4141 Karar sayılı kararıyla hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamında özetle; "Mahkemece, hükme esas alınan uzman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazların 3116 sayılı Kanun uyarınca yapılarak kesinleşen orman sınırı içinde kaldığı eylemli meşe ormanı olduğunun açıklanması nedeniyle davanın kabulüne ve taşınmazların tapusunun iptaline karar verilmişse de; yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı, hükme esas alınan uzman bilirkişi raporuna ekli krokilerde taşınmazın 3116 sayılı Kanuna göre yapılan çalışma sonucu düzenlenen orman tahdit haritası üzerindeki konumu kadastro paftası ile çakıştırılmak sureti ile gösterilmediği, ayrıca taşınmazların üzerinde bulunan ağaçların yaşlarının da belirtilmediği,bu nedenle mahkemece daha önceki keşiflerde yer almamış bilirkişiler aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte, 1947 ve 1991 yıllarında yapılıp, kesinleşen her iki orman kadastro haritası ve tutanaklar orijinal renklerde ve OS noktaları okunabilecek şekilde kadastro paftasının ölçeği ile eşitlenerek birbiri üzerine çakıştırılması, çevredeki 10-12 OS noktası görülebilecek şekilde, taşınmazın her iki orman kadastro haritasındaki konumu gösterilmesi, kesinleşmiş orman sınırları dışında kalsa dahi eylemli orman olduğu belirlenen bölüm ve bu bölümdeki ağaç yaşı, sayısı, dağılımı da krokide işaretlenip, raporda açıklanması, önceki hükme esas alınan rapora ekli 1958 tarihli memleket haritasında taşınmazın yeşil renkli orman alanında kaldığı bildirildiği halde memleket haritasının dayandığı hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılarak taşınmazların üzerinde bulunan bitki örtüsünün niteliği belirlenmesi, ağaç yaşları ile memleket haritasının tarihi karşılaştırılması ve öncesi itibarıyla orman olmayan ve özel mülk olarak tapuda kayıtlı bir yerin sonradan çevreden gelen tohumlar yolu ile orman haline dönüşmesinin taşınmazı kamu malı haline getirmeyeceği düşünülmeli, bundan sonra elde edilecek delillere göre karar verilmeli, dava yine kısmen kabul edildiği takdirde, reddedilen bölüm yönünden davalı lehine de yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının kısmen kabul kısmen reddi ile dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tescillerine, müdahalenin meni talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı içtihadında, 3116 sayılı Kanun'un 5653 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddelerin Eklenmesine Dair Kanun'la (5653 Sayılı Kanun) değişik 1/e maddesine göre çıkarılan “Makilik ve Orman Sahalarının Birleştiği Yerlerde Orman Sınırlarının Tespitine Ait Yönetmelik” ile bu Yönetmelik uyarınca kurulan maki komisyonlarının yasal olduğu ve yaptıkları işlemlerin de geçerli olduğu kabul edilmiş ve söz konusu komisyonlar tarafından makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel kanunlar gereğince oluşturulan tapular da yasal prosedüre uygun ve geçerli olduğundan bu tapulara değer verileceği hüküm altına alınmıştır. Yine, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı içtihadında da, maki komisyonlarınca 5653 sayılı Kanun'a göre yapılarak kesinleşen ve özel kanunlar gereğince tapu kaydı oluşan taşınmazlar hakkında 1993/5 Esas ve 1996/1 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararının uygulanmasına devam olunacağı ifade edilmiştir.
Somut olayda, dava konusu 646 (yeni 161 ada 59 parsel) parsel arazi kadastrosu sırasında 1952 tarih 415 sıra numaralı, 651 parsel sayılı taşınmaz ise 15.01.1952 tarih 427 sıra numaralı tapu kaydı esas alınarak tespite konu olmuştur. Dosyada bulunan 415 sıra numaralı dayanak tapu kaydının 4753-5618 sayılı Kanun uyarınca oluştuğu anlaşılmıştır. 427 sıra numaralı tapu kaydı ise dosyada bulunmamaktadır.
Bundan başka, dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan 161 ada 49 parsel sayılı taşınmaza ilişkin dava dosyasında verilen kararın onanmasına ilişkin Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk dairesinin 2007/2944 Esas, 2007/5747 Karar sayılı onama ilamında dava konusu taşınmazın makiye tefrik edilen alanda kaldığı belirtilmiştir. Dosya kapsamından taşınmazların olduğu köyde 1950 yılında 5653 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddelerin Eklenmesine Dair Kanun (5653 Sayılı Kanun ) gereğince makiye tefriki yapılmıştır.
Tüm bu hususlar, yani dava konusu taşınmazın olduğu köyde 1950 yılında maki tefrikinin yapılmış olması, dava konusu taşınmazın arazi kadastrosu sırasında 1952 tarihli 4753 ve 5618 sayılı Kanun hükümleri uyarınca tevzi tapu kaydına dayalı tespit edilmiş olması ve yakın parsele ilişkin dava dosyasında taşınmazın makiye tefrik edilen alanda kaldığına ilişkin Yargıtay ilamında geçen bilgiler, hep birlikte ele alındığından dava konusu taşınmazın makiye tefrik edilen alanda kalıp kalmadığı noktasında tereddüt oluşmuştur. Yukarda belirtilen Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararı gereğince dava konusu taşınmaz makiye tefrik edilen alanda kalıyor ve 4753-5618 sayılı kanun uyarınca oluşan tevzi edilen yerlerden ise uyuşmazlığı bu karar uyarınca çözülmesi gerekeceğinden taşınmazların makiye tefrik edilen alanda kalıp kalmadığının net olarak belirlenmesi gerekmektedir.
Bu sebeple İlk Derece Mahkemesince dava konusu her iki taşınmazın tespitine esas tapu kayıtları, komşu parsellere ilişkin dava dosyalarında verilen kararlar, yörede yapılan maki tefrik çalışması ve toprak tevziine ait haritalar ve belgelerin eksiksiz olarak getirtilerek, yeniden oluşturulacak üç kişilik orman yüksek mühendisleri ya da orman mühendisleri ve bir harita mühendisi ya da fen memuru huzuruyla keşif yapılarak Gacık Köyünde 3116 sayılı Kanuna göre yapılan orman tahditine dair tutanak ve harita ile maki tefrik tutanakları ile bunun dayanağı haritası yerine uygulanıp, makiye ayrılan sahanın kesin biçimde belirlenmeli, dava konusu taşınmazların bu belirlemeye göre, orman tahdit haritası ve maki tefrik haritasının kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı; 1947 yılında kesinleşen orman tahdit haritası ile 1950 yılında düzenlenen maki tefrik haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek birbiri üzerine aplike edilmeli, çekişmeli parsellere revizyon gören tapu kayıtlarının dayanağı toprak tevzi haritası dahi yerine uygulanıp taşınmazların konumu gösterilmeli, her uygulama ayrı ayrı renklerle işaretlenerek keşfi izleme olanağı sağlanmalı, böylesine yapılacak bir uygulama sonunda çekişmeli taşınmazların tamamının ya da bir kısmının 1947 yılında yapılan tahdit içinde olduğu halde, 1950 tarihinde yapılan maki tefrik haritası kapsamında kalmayan, yine maki tefrik haritası içinde kalıp da toprak tevzi tapusunun dayanağı tevzi haritası içinde kalmadığının kesin olarak belirlenmeli, Yargıtay İçthadı birleştirme kararı gözönünde bulundurularak oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!