8. Hukuk Dairesi 2021/5572 E. , 2023/5955 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/895 E., 2020/479 K.
...
...
KARAR : İstinaf başvurusunun kabulüne, yeniden hüküm kurulmak
suretiyle davanın reddine,
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mudanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/436 E., 2019/282 K.
Taraflar arasındaki tapu iptal tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle (duruşma istemi değerden red); kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan davacının ... ilçesi ... sınırları içerisinde kain ve tapunun 115 ada 10 parselde kayıtlı taşınmazın maliki olduğunu, taşınmazın müvekkilinin babası ... tarafından 4000 m2 olarak 25.12.1968 tarihinde ... 'ten muhtar senedi ile satın alındığını ve babasının vefatından sonra davacıya geçtiğini, tarlanın yüzölçümünün 4000 m2 iken kadastro işlemi sırasında tapuya yanlışlıkla 2435,21 m2 olarak kaydedildiğini ileri sürerek, taşınmazın yüzölçümünün 4000 m2 olarak tapuda düzeltilmesine ve 115 ada 2 parsel içindeki 1564,79 m2 lik taşınmazın tapu kaydının iptali ile bu kısmın da davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. Dava konusu edilen ... ilçesi ... 115 ada 10 parselin bulunduğu yörede 28.05.2007 tarihinde arazi kadastrosu yapılmış ve taşınmaz 2435,21m2 yüz ölçümüyle senetsizden ... oğlu ... adına tarla vasfıyla tespit ve tescil edilmiş, yine dava konusu edilen 115 ada 2 parselin bulunduğu yörede 10.05.2007 tarihinde 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 4 üncü maddesine göre kadastro çalışmaları yapılmış ve taşınmaz 48,979 m2 yüz ölçümüyle orman vasfıyla Hazine adına tespit edildikten sonra, tespite karşı ... tarafından Mudanya Kadastrosu Mahkemesi nezdinde kadastro tespitine itiraz davası açılmış olup, taşınmazların bulunduğu yörede 5304 ... Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5304 ... Kanun) gereğince orman kadastro çalışmaları yapılıp 11.05.2007 tarihinde ilan edilerek 12.06.2007 tarihinde kesinleştirilmiş ve daha sonra bu yörede 6831 ... Orman Kanunu'nun (6831 ... Kanun) 3302 ... Kanunla değişik 2/B maddesi çalışmaları yapılmış ve 115 ada 2 parsel ... taşınmaz, 01.08.2008 tarihinde ilan edilip 02.02.2009 yılında kesinleştirilen bu çalışmaya konu edilmemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tescil talebinde bulunduğu 115 ada 2 parsel ... taşınmazın 48.979,89 m2 olarak orman vasfı ile Hazine adına tescil gördüğünü ve kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığını, davacının bu yerin orman olmadığını ileri sürerek dava açma ehliyetinin bulunmadığını, bu konuda hukuki yararı ve dava ehliyetinin bulunmadığını, bu nedenle de açılan davanın öncelikle husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, devlet ormanlarının Anayasa'nın 169. maddesi gereğince daraltılamayacağını, hiçbir şekilde özel mülke konu edilemeyeceğini, tapu ve zilyetlik yoluyla mülkiyete konu olamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosuna göre orman sınırları içinde kaldığını, dava konusu yerde ilk orman kadastrosunun 2007 yılında 5307 ... Kanun ile değişik 3402 ... Kanun kapsamında yapıldığını, akabinde de 6831 ... Kanun'un 3302 ... Kanun'la değişik 2/B madde uygulamalarının yapıldığını, dava konusu alanın bu çalışmalar uyarınca orman kadastro sınırları içinde kaldığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
3. Dahili davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tescil talebinde bulunduğu 115 ada 2 parsel ... taşınmazın 48.979,89 m2 olarak orman vasfı ile Hazine adına tescil gördüğünü ve kesinleşmiş orman sınırları içerisinde kaldığını, davacının bu yerin orman olmadığını ileri sürerek dava açma ehliyetinin bulunmadığını, bu konuda hukuki yararı ve dava ehliyetinin bulunmadığını, bu nedenle de açılan davanın öncelikle husumet yokluğundan reddinin gerektiğini, devlet ormanlarının Anayasa'nın 169. maddesi gereğince daraltılamayacağını, hiçbir şekilde özel mülke konu edilemeyeceğini, tapu ve zilyetlik yoluyla özel mülkiyete konu olamayacağını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "22.05.2019 havale tarihli ikinci ek bilirkişi raporunda A1 ile gösterilen 1534,95 m2 lik kısmın, dinlenen mahalli bilirkişi beyanları ve davacı tanığı beyanlarına göre davacının babası ve babasından sonra da kendisi tarafından bu zamana kadar kullanıldığının, davaya konu yeri davacının babasının satış senedi ile ... 'ten aldığının ve satıştan önce de ilk sahibi tarafından taşınmazın tarım arazisi olarak kullanıldığının anlaşıldığı, satış senedi tarihi olan 1968 yılından bu yana davacının babasıyla birlikte dava konusu yere 20 yıldan fazla süredir malik sıfatıyla zilyet olduğu ve buna göre davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın davalılar ... ve Maliye Hazinesi yönünden kabulüne, 30.11.2018 havale tarihli bilirkişi raporunun ekindeki ölçü krokisinde belirtilen A1 ile gösterilen 1534,95 m2 lik kısmın 115 ada 2 parselden ifrazı ile iptaline ve ifraz ve iptaline karar verilen kısmın 115 adada son parsel numarası verilerek davacı adına tarla vasfı ile tesciline; davalı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tapu Genel Müdürlüğü yönünden taraf sıfatı olmadığından davanın reddine" karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının eldeki davayı açmakta hukuki yararının ve aktif dava ehliyetinin bulunmadığını, orman olarak tescil edilen taşınmazın özel mülkiyete konu edilmesinin ve tapunun iptali ile tescil kararı verilmesinin hukuken imkansız olduğunu, taşınmazın Mudanya Kadastro Mahkemesinin 2007/114 Esas, 2008/368 Karar ve 21.10.2008 tarihli kararı ile orman vasfı ile Hazine adına tescil edildiğini, bu dosyada taşınmazın kızılçam ve ... ağaçları ile kaplı olduğunun ve eylemli orman niteliğinde bulunduğunun tespit edildiğini, bu nedenle orman sayılan yerlerden olduğunu, bilirkişi raporlarıyla da taşınmazın orman olduğunun belirlendiğini, Anayasanın 169 uncu maddesi gereğince Devlet Ormanlarının özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, zilyetlikle kazanımının mümkün olmadığını, Hazinenin tescil davalarında yasal hasım olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden de hükmün hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı ... İdaresi vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, çok mühim esaslı hatalar içerdiğini, dava konusu yerde orman kadastrosunun kesinleştiğini, bu nedenle davacının talebinin mümkün olmadığını, zira taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu ile orman sınırı içerisine alındığını ve işlemin kesinleştiğini, kesinleşmiş orman kadastrosu olan yerde orman kadastrosunun hukukiliğinin tartışılabilme olanağının bulunmadığını, dava konusu yerin zilyetlik ile kazanılmasının mümkün olmadığını, zira özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, Anayasanın 169 uncu maddesinde bu hususun açıkça belirtildiğini, salt orman toprağının bile zilyetlikle kazanıma imkan vermediğini, Kadastro Mahkemesince daha önce yapılan keşif ve alınan bilirkişi raporu ile de taşınmazın orman olduğunun sabit olduğunu, taşınmazın kızılçam ve ... ağaçları ile kaplı olduğu ve eylemli orman niteliğinde bulunduğunun söz konusu dosyada tespit edildiğini, her ne kadar Kadastro Mahkemesi kararı kesin hüküm niteliğinde değil ise de, kesin delil niteliğinde bulunduğunu, netice itibarıyla dava konusu yerin orman sayılan yer olması nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, Orman İdaresinin tescil davalarında yasal hasım olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacağını, bu nedenle yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden de hükmün hatalı olduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "İlk derece mahkemesince yapılan inceleme ve araştırmanın bilirkişi raporları ve kesinleşmiş Mudanya Kadastro Mahkemesi'nin 21/10/2008 tarih, 2017/114 E. - 2008/268 K. ... dava dosyasına göre, dava konusu 115 ada 2 parselin hükmen tescille oluştuğu ve taşınmazın, dosyanın kesinleşme tarihi olan 29/12/2009 tarihi itibariyle kızılçam ve ... ağaçları ile kaplı eylemli orman olduğu, orman vasfında olması dolayısıyla özel mülkiyete konu olamayacağı, zilyetlikle kazanılmasının mümkün olmadığı, Kadastro Mahkemesi'nin dava dosyasının davacısının farklı olması nedeniyle eldeki dava için kesin hüküm olmasa bile güçlü bir delil teşkil ettiği ve buna göre dava konusu alanın orman olduğu anlaşıldığından bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerektiği, belirtilen nedenlerle; ilk derece mahkemesinin davanın kabulüne ilişkin kararında isabet bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından, HMK'nun 353/1-b.2. maddesi gereğince davalılar Orman İdaresi vekili ile Hazine vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davalı ... Genel Müdürlüğü hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine, davalı Hazine ve davalı ... idaresine yönelik davanın yasal şartları oluşmadığından esastan reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dosya içerisinde mevcut Mudanya Kadastro Mahkemesi' nin 21.10.2008 tarih ve 2007/114 Esas, 2008/268 Karar ... dava dosyasında yapılan yargılamadan müvekkili olan davacının açmış olduğu bu dava ile haberdar olduğunu, davacının şuan zilyedi olduğu fakat tapuda yer almayan 1564,79 m2 ’lik kısmı yaklaşık 45 yıldır tarla vasfında, son birkaç yıldır ise incir bahçesi olarak kullandığını, Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu kararın hukuka, hakkaniyete ve mülkiyet hakkına aykırı olduğunu belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali ve tescili istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman vasfında olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 3402 ... Kanun'un 4 üncü maddesi, 6831 ... Kanun' un 1 inci ve devamı maddeleri,
3. Değerlendirme
1. Bilindiği üzere, medeni usul hukukunda deliller, kesin delil ve takdiri delil olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Bu ayırımın yanında, bazı Yargıtay kararlarında “güçlü delil” kavramına da yer verilmektedir.
Davanın taraflarını bağlayan kesin hüküm, daha sonra taraflardan biri ile üçüncü kişi arasında görülen başka davalarda güçlü delil oluşturur. Diğer dava dosyasındaki güçlü delilin dayanağı olan belgelerin, görülmekte olan davada özenli bir şekilde değerlendirilmesi gerekir. (18. HD 15.2.1993, 13654/1656) Güçlü delilin usul hukukundaki şartlara uygun şekilde aksinin aynı güçte bir delille kanıtlanması mümkündür.
2. Somut olayda; Bölge Adliye Mahkemesince, davanın esasına ilişkin başkaca araştırma ve inceleme yapılmaksızın, Mudanya Kadastro Mahkemesi'nin 2017/114 Esas, 2008/268 Karar ... dava dosyasının, davacısının farklı olması nedeniyle, eldeki dava yönünden kesin hüküm olmasa bile güçlü bir delil teşkil ettiği ve buna göre dava konusu taşınmazın oman olduğu kabul edilerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiş edilmiş ise de, bu karar dosya kapsamına uygun düşmediği gibi, usul ve yasaya da uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; dosya kapsamında bulunan Mudanya Kadastro Mahkemesi dosyasının incelenmesinde, bu dosyada mevcut fen bilirkişi raporunda, dava konusu 115 ada 2 parsel ... taşınmazın A ve B bölümleri olarak ikiye ayrıldığı görülmekte olup, dava dosyası davacısının talep ettiği alanın taşınmazın A ile gösterilen kısmında kaldığı, ancak eldeki davada dava konusu edilen taşınmaz bölümünün ise anılan fen bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen kısımda kaldığı ve Mudanya Kadastro Mahkemesince, talep edilen kısım yönünden araştırma ve inceleme yapılarak neticeten davanın reddine, 115 ada 2 parselin tespit gibi tesciline karar verildiği, eldeki davanın konusu olan taşınmaz bölümünün içinde kaldığı B harfi ile gösterilen kısım yönünden her hangi bir inceleme yapılmadığı anlaşılmakta olup, bu haliyle, Mudanya Kadastro Mahkemesi dosyasında verilen kararın, eldeki davada güçlü delil niteliğinde olduğundan söz edilemez.
3. Hal böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince, Mudanya Kadastro Mahkemesi'nin 2017/114 Esas, 2008/268 Karar ... dava dosyasının, eldeki dava yönünden güçlü delil niteliğinde olmadığı gözetilerek, tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, yöntemine uygun şekilde araştırma ve inceleme yapılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, delillerin hatalı değerlendirilmesi sonucu, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!