8. Hukuk Dairesi 2021/4725 E. , 2024/3306 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/193 E., 2020/753 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713. maddesi kapsamında açılan tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. 1988 yılında yapılan kadastro çalışmalarında davacıya ait 518 nolu parsel senetsizden 20.000,00 m2 olarak, 548 parsel ise 518 parselin 1617 sayılı Kanun gereği miktar fazlası olarak 6.480,00 m2 olarak tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı vekili dava dilekçesinde; K.Maraş ili Merkez, ... Köyü ... (...) mevkiinde kain, doğusu ... , Batısı; Ceyhan Nehri, ... Tarlası, Güneyi dere ile çevrili tahminen 11.000 m2'lik yerin kendisine babasında kaldığını, kendini bildi bileli burayı kullandığını, kendisi dışında dava konusu yeri kimsenin kullanmadığını, malik sıfatıyla nizasız ve fasılasız 60 yıldan bu yana kullandığını, dava konusu taşınmazda çeşitli meyve türlerinin olduğunu, dava konusu yerin adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Hazine tarafından davanın reddine karar verilmesi savunulmuştur.
2. Dahili davalı ... Belediye Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; dava konusu yerin 6360 sayılı Kanun gereği köy statüsünden mahalle statüsüne kavuştuğunu yetki ve sorumluluğun mahallenin bağlı olduğu ilçe belediyesine ait olduğunu, Büyükşehir Belediyesinin husumet ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek davanın husumet ve esastan reddine karar verilmesini savunmuştur.
3. Dahili Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; davaya konu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1 inci maddesi gereğince orman sayılan yerlerden olduğunu, Devlet Ormanı ve orman toprağı olan taşınmazların özel ve tüzel şahıslar tarafından mülk edinilemeyeceğini ve zaman aşımı suretiyle ve zilliyetlik yoluyla da iktisabının mümkün olmadığını açıklayarak davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2013/543 Esas, 2015/151 Karar sayılı kararı ile; fen bilirkişisince düzenlenen raporda (E) harfi ile gösterilen kısmın orman olduğu, orman idaresine karşı açılmış bir dava bulunmadığı, (D) harfi ile gösterilen kısmın 1504 parsel içinde kaldığı ve 1504 parsel malikinin dosyada davalı olmadığı, bu kısım yönünden de açılmış bir dava bulunmadığı, davacının yalnızca 1467 parsel maliki hazineyi davalı olarak gösterdiği, 1467 parsel dışında diğer kısımlar yönüyle açılmış bir dava bulunmadığı, davanın konusunun 1467 sayılı parsel olduğu, 1467 parsel sayılı hazine adına bağ vasfı ile kayıtlı taşınmazın evveliyatının 548 parsel olduğu ve 548 parsel yönüyle davacının daha önce K.Maraş Kadastro Mahkemesinin 2005/1215 Esas, 2006/186 Karar sayılı kararı ile dava açtığı ve davasının reddine karar verildiği, kararın 20.04.2007 tarihinde kesinleştiği, bu parsel yönüyle taraflar arasında kesin hüküm bulunduğu, daha önceden verilmiş ve hakkında kesin hüküm bulunan bu parsel yönünden yeniden dava açılmasının usulen mümkün olmadığı, açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 05.03.2015 tarihli ve 2013/543 Esas, 2015/151 Karar sayılı kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 15.11.2018 tarihli ve 2018/3044 Esas, 2018/7416 Karar sayılı kararıyla; Mahkemece kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmiş olmasının doğru olmadığı, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, eldeki davanın kadastro harici kalan yerin 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi uyarınca tescili istemiyle açıldığı, Kadastro Mahkemesinin 2005/125 Esas, 2006/186 Karar sayılı davasının ise yenileme kadastrosuna itiraz davası olduğu, dava konusu ve dava sebepleri farklı olduğundan eldeki dava yönünden kadastro mahkemesi dosyasının kesin hüküm teşkil etmeyeceği, 4721 sayılı Kanun'un 713/3 üncü maddesi uyarınca tescil davalarının, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılması gerektiği, 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu (5216 sayılı Kanun) hükümleri ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6360 sayılı Kanun) Geçici 1 inci maddesinin onüçüncü fıkrası gereğince, Sarıçukur köyünün sınırları içinde yer aldığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Kahramanmaraş Büyükşehir Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu halde anılan kurumlar davaya dahil edilmeden, davanın esası hakkında hüküm kurulduğu, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince açılan tescil davalarında Hazine yanında yasal hasım konumunda olan Orman Yönetimi ile ilgili Belediye Başkanlığı ve Büyükşehir Belediye Başkanlığının da davaya dahil edilmesi ve taraf teşkili sağlanması gerektiği, davacının tapu ve zilyetliğe dayandığı halde, dayanak tapu kaydı ve dayanaklarının mahkemece getirtilerek yöntemince fen bilirkişiler eliyle uygulanmadığı, tapu kaydının kapsamı ve sınırlarının, 518 ve 548 parseller ile dava konusu yapılan kadastro harici kalan kısmı kapsayıp kapsamadığının, dayanak tapu kapsamında kalıp zilyetlik yoluyla edinilen taşınmazlar bulunup bulunmadığının belirlenmediği, usulünce orman araştırması ve zilyetlikle imar ve ihya koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarının da araştırılmadığı gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bilirkişi raporlarında dava konusu edilen (C) harfi ile gösterilen yerin orman sınırları içerisinde kaldığı, orman sınırları içerisinde kalan kısımların özel mülkiyete konu edilemeyeceği gerekçesiyle; fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısım yönünden açılan davanın reddine karar verilmiş, yine dosyaya sunulan fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümlerin hazine adına kayıtlı 548 parsel içerisinde kaldığı ve bu parsele ilişkin olarak davacı tarafça Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/180 Esas ve 2014/17 Karar sayılı dosyasında dava açıldığı ve davanın reddedildiği gerekçesiyle; bu yerlere yönelik açılan davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin (A) ve (B) ile gösterilen alanlara ilişkin davalarının kesin hüküm nedeni ile (C) ile gösterilen alana ilişkin davalarının ise orman arazisi olması nedeni ile reddine karar verildiğini, kararın dosya içerisinde mevcut deliller, tanık beyanları ve bilirkişi raporları ile uyuşmadığını, İlk Derece Mahkemesi kararının eksik inceleme neticesinde kanuna aykırı şekilde verildiğini, dosyada mevcut bilirkişi raporlarının dava konusu taşınmazların uzun yıllardır müvekkilinin kullanımında olduğunu, müvekkilin dava konusu taşınmazları imar ve ihya ettiğini, fazlaca emek ve mesai harcadığını ve aynı zamanda söz konusu taşınmazların orman vasfı taşımadığını ısrarla belirttiklerini, aynı şekilde gerek mahalli gerekse davacı tanıklarının da söz konusu taşınmazların müvekkilinin kullanımında olduğunu beyan ettiklerini açıklayarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi kapsamında açılan tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 Sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 saylı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi. 6831 sayılı Orman Kanunu.
3. Değerlendirme
1. Davacı vekilinin fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısım yönünden temyiz istemi incelendiğinde; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2. Davacı vekilinin 548 parselde bulunan ve fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen kısımlar yönünden temyiz istemi incelendiğinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3 üncü maddesi gereğince kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamaz ve dava açılamaz. On yıllık süre kamu düzenine ilişkin olup, hak düşürücü niteliktedir ve olumsuz dava koşuludur. Hak düşürücü sürenin geçmesi, işin esasının incelenmesini önler. Hak düşürücü süre tüm def’i ve itirazlardan önce gözönünde bulundurulur. Yargılama bitinceye kadar hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hâkim tarafından da kendiliğinden dikkate alınır.
Somut olayda dava konusu 548 parsel sayılı taşınmazın, kadastro tespiti 23.06.1980 tarihinde yapılmış, 25.08.1980 tarihinde tespit kesinleşmiş ve tapuya tescil edilmiştir. Temyize konu dava ise, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 12.11.2013 tarihinde açıldığına göre mahkemece bu kısma yönelik hak düşürücü süreden red kararı verilmesi gerekirken, Kahramanmaraş 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/180 Esas 2014/17 Karar sayılı dosyasında dava açıldığı ve davanın reddedildiği gerekçesiyle davanın kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi doğru değilse de; redde ilişkin hüküm sonucu itibarıyla doğru olduğundan ve bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, temyiz edilen hükmün HUMK'un 438/son maddesi uyarınca gerekçesi de düzeltilerek onanması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davacı vekilinin fen bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısım yönünden temyiz itirazlarının yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısım yönünden ONANMASINA,
2. Dava konusu 548 parselde bulunan ve fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen taşınmaz kısımları yönünden sonucu itibariyle doğru olan İlk Derece Mahkemesi kararının yukarıda (2) nolu bentte açıklanan sebeple, hüküm fıkrasının 1 numaralı bendinin hüküm fıkrasından çıkarılarak yerine "Dosyaya sunulan fen bilirkişi raporunda (A) ve (B) harfi ile gösterilen bölümlere ilişkin davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3 üncü maddesinde belirtilen on yıllık hak düşürücü içerisinde açılmadığından REDDİNE," şeklinde DÜZELTİLMESİ SURETİYLE ONANMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
14.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!