WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/4626 E.  ,  2023/6192 K.
"İçtihat Metni"
...
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/256 E., 2020/205 K.
...
...
...
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Davacı ... vekili dava dilekçesinde özetle; ...,... Kasabasında bulunan yaklaşık 21.390 m2'lik taşınmaza 35 - 40 yıldır müvekkili olan davacının malik sıfatıyla zilyet olduğunu, taşınmazın taşlık çalılık olarak kadastro harici bırakıldığını, müvekkili tarafından emek ve para harcanarak imar ihya edildiğini, üzerinde sera tarımı yapıldığını, öncesinde de buğday - bezelye ekildiğini, zilyetliğin nizasız-fasılasız olduğunu, kazandırıcı zamanaşımı sebebiyle tescil için aranan şartların mevcut olduğunu ileri sürerek, taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesi ve duruşmadaki beyanında; davanın reddi ile taşınmazın Hazine adına tescilini savunmuştur.

2. Davalı ... İdaresi vekili cevap dilekçesinde; tescili talep edilen taşınmazın kesinleşen orman kadastrosu sınırları içerisinde kalıp kalmadığının tespiti için keşif yapılması gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 22.05.2014 tarih ve 2010/150 Esas, 2014/298 Karar ... kararı ile; "davanın kabulüne ve fen bilirkişi ...'in 06/06/2011 tarihli krokili raporunda kırmızı çizgi ile sınırları belirtilmiş olan 19005,84 m2'lik yerin davacı adına tapuya kayıt ve tesciline" karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 22.05.2014 tarihli ve 2010/150 Esas, 2014/298 Karar ... kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 06.03.2017 tarih ve 2015/11667 Esas, 2017/1833 Karar ... ilamıyla; " Öncelikle Orman Yönetimi ve ... davaya dahil edilerek husumetin yaygınlaştırılması, dava edilen taşınmaza komşu taşınmazların hükmen tescillerine esas dosyaların getirtilmesi, yörede yapılan bütün orman tahdit, aplikasyon ve 6831 ... Kanun' un 2/B madde çalışmalarına ilişkin, işe başlama, işi bitirme, çalışma tutanakları ile askı ilân tutanaklarının ve orman tahdit haritaları ile aplikasyon ve 6831 ... Kanun' un 2/B madde haritalarının özellikle orijinalinden çekilmiş renkli fotokopi örneğinin, yine yörede yapılan ilk orman tahdidinde kullanılan hava fotoğrafları orijinal renkli onaylı örnekleri ile temin edilerek dosya arasına konulması, sonrasında önceki keşifte yer almayan bilirkişiler arasından seçilecek bir harita - kadastro (jeodezi ve fotogrametri) mühendisi, bir ziraat, bir jeolog ve bir orman yüksek mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulunun yardımıyla, orman kadastro haritası ve kadastro paftası ölçekleri denkleştirilerek, sağlıklı biçimde zemine uygulanıp, değişik açı ve uzaklıkta en az 5 ya da 6 orman sınır noktası gösterilecek biçimde, çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit hattına göre konumunun belirlenmesi, taşınmaz kesinleşen orman kadastro sınırları dışında ise veya orman kadastrosu kesinleşmemişse veya hiç yapılmamışsa dava konusu taşınmazı ve etrafını gösterir ve ilk defa o yerde grafik ya da fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği ile yine en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile, davanın açıldığı 02.03.2010 tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile bu hava fotoğraflarına dayanılarak üretilen memleket haritaları, (1990-1995’li yıllara ait, yok ise 1980 ve sonraki yıllara ait) bulunduğu yerlerden getirtilerek, yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi ve yukarıda belirtilen şekilde oluşturulacak uzman bilirkişi kurulu yardımıyla yapılacak keşifte, getirtilen belgelerin dava konusu taşınmazla birlikte çevresine uygulanıp bu belgelerde dava konusu yer belirlendikten sonra, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmaz üzerindeki bitki örtüsünü oluşturan unsurların tek tek sayı olarak tarif edilmesi, ağaçların cinsi, ortalama yaşı, kapalılık oranı, hakim ağaç türü ve kullanım şekli gibi hususların detaylı olarak incelenmesi, imar ve ihya ile zilyetliğin hangi tarihte başlayıp tamamlandığının belirlenmesi, bu belgeler ile kadastro paftası birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmazın konumu, hava fotoğrafları ile orijinal renkli memleket haritaları üzerinde gösterir biçimde bilirkişi kurulundan, ayrıntılı ve bilimsel verileri içerir, topografik ve memleket haritalarından yararlanılmak ve klizimetre (eğimölçer) aletiyle ölçülmek suretiyle memleket haritasındaki münhaniler de dikkate alınarak taşınmazın kesin ve gerçek eğimini gösterir rapor alınması, dava konusu taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olması veya kesinleşen orman kadastro sınırları dışında kalması ya da orman ve arazi kadastrosunun yapılıp kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 20 yıldan fazla süre geçmesi o yerin kişiler adına tescili için yeterli olamayacağından, zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınması, taşınmazın öncesi itibariyle niteliğinin ne olduğu, kime ait olduğu, zilyetliğin nasıl meydana geldiği, ne kadar süre ile ne şekilde devam ettiği, bunun ekonomik amacına uygun olup olmadığı, tanıkların bilgi ve görgülerinin hangi eylemli olaylara dayandırıldığı hususlarının belirlenmesi, yerel bilirkişilerin imar ve ihya ile zilyetlik olgusunu hangi olaylarla nasıl hatırladıkları, taşınmazın değişik bölümlerinden yeterli derinlikten toprak örnekleri alınıp incelenerek, taşınmazın imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edildi ise tarihi ve ne kadar süreyle ne şekilde zilyet edildiği, 1990 - 1995’li yıllara ait hava fotoğrafları ve memleket haritasında taşınmazın o yıllarda ziraat alanı olarak kullanılıp kullanılmadığı, yine fotogrametri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasında zilyet ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı, dava tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarının tespit edilmesi, jeolog bilirkişisinden taşınmazın önceden ya da halen aktif dere yatağı olup olmadığı, ... tehdidi altında bulunup bulunmadığı gibi hususlarda ayrıntılı ve açık rapor alınması ve bundan sonra, hükmen tescil edildikleri belirlenen komşu taşınmazlara ilişkin dava dosyalarının içerikleri de dikkate alınarak toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması " gereğine değinilerek, hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B.İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "hükme esas alınan bilirkişi raporları dikkate alındığında davacının dava dilekçesinde dava konusu yeri 35-40 yıldır kullandığını beyan etmesine rağmen, dava konusu taşınmazın 1990'lı yılların başında kullanılmaya başlandığının hava fotoğrafları, memleket haritası ve ağaçların ortalama yaşları ile tespit edildiği, yapılan keşif sırasında beyanları tespit edilen mahalli bilirkişi ve tanıkların beyanlarının bilirkişi raporlarına aykırı olması, 1980 li yıllarda dava konusu yerin imar ihyasına başlanmamış olduğunun hava fotoğrafları ile sabit olması nedeni ile beyanlar hükme esas alınmamış olup, imar ihyanın 1990'lı yılların başında tamamlandığının kabulünün gerektiği, bu hali imar tarihinden dava tarihine kadar kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmadığı, Medeni Kanunun 713/2. maddesinde belirtilen zilyetlikle mülkiyet iktisabı için aranan koşulların davacı açısından oluşmadığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın reddine, davalı ...'nin tescil talebinin kabulüne" karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; tanık beyanları ile çelişmeyen mahalli bilirkişi beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini, imar ve ihya kavramının İlk Derece Mahkemesince hatalı değerlendirildiğini, bozma öncesinde taşınmazda dere yatağına ilişkin bir tespit bulunmaması nedeniyle sonradan yapılan keşifte davaya konu yerde dere yatağı bulunduğundan ve eski dere yatağının mevcudiyeti halinde dahi aktif ve faaliyet halinde bir dere yatağından söz edilemeyeceğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 ... Türk Medeni Kanunu'nun (4721 ... Kanun) 713 üncü maddesi,

3. Değerlendirme
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 ... Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup bir kısım davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 215,45 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,

1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

...