8. Hukuk Dairesi 2021/4435 E. , 2023/6432 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/45 E., 2021/16 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen kadastro tespitine itiraz davasında İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Davacı ... ve arkadaşları vekili Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde özetle; ... ilçesi Tekirova Köyü 58 parsel ... taşınmazın müvekkilleri olan davacıların kullanımında olduğunu, bu taşınmazın doğusunda bulunan ve 58, 88 ve 83 parsel ... taşınmazlarla çevrili yaklaşık 13.170 m2 yözölçümündeki taşınmazın kadastro çalışmalarında tapulama harici bırakıldığını, taşınmazı önceden davacıların murisi ...’ın imar ve ihya ederek uzun zaman kullandığını ve vefatıyla mirasçıları olan davacılara kaldığını, taşınmazın muris ve davacılar tarafından çekişmesiz ve aralıksız uzun yıllardır kullanıldığını ve halen portakal bahçesi olduğunu, Tekirova Köyünde 1998 yılında belediye teşkilatının kurulduğunu ancak imar planı yapılmadığını, taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının 30 yıldan fazla zaman önce yapıldığını, imar - ihya işleminin ise 26 - 27 yıl önce tamamlandığını ileri sürerek, taşınmazın davacılar adına eşit paylarla tapuya tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
2. ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.11.2006 tarih ve 2003/523Esas, 2006/608 Karar ... kararı ile; "Dava konusu taşınmazların Tekirova Belediyesi sınırlarındaki arsa niteliğinde yerlerden olduğu, imar ihya ile ancak tarıma kazandırılan arazilerin edinilebileceği, yörede turizmin gelişmesi ile değerlendiğinden davacılar tarafından sahiplenilmeye çalışıldığı gerekçeleri ile davanın reddine" karar verilmiştir.
3. Bu kararın davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 25.09.2007 tarih ve 2007/3006 Esas, 2007/5132 Karar ... ilamıyla; “Dosya içeriğine göre tescili istenen her iki taşınmaz 1971 yılında yapılan kadastroda Karaçay yatağı olarak tespit dışı bırakılmıştır. Davacı yan, imar-ihya ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetliğe dayanarak tescil isteğinde bulunmuş, mahkemece yazılı gerekçeler ile davanın reddine karar verilmiştir. Bu tür yerlerin, tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 ... Kadastro Kanununun 17. maddesinde belirtilen koşullar altında tasarruf edilmiş olması gerekir. Anılan maddeye göre orman sayılmayan, kamu hizmetine tahsis edilmeyen bir yerin para ve emek sarf edilmek suretiyle kültür arazisi niteliği kazandırılması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten itibaren 20 yıldan fazla süreyle 14. maddedeki koşullar altında tasarruf edilmesi halinde tesciline karar verilebileceği açıklanmış, son fıkrasında da il, ilçe ve kasabaların imar planları içerisinde bulunan yerlerin ihya yoluyla kazanılması yasaklanmıştır. Davacılar vekilinin ihya olgusuna dayanmasına, tespit dışı bırakılma nedenine göre, böyle bir yerin imar ve ihya edilmedikçe zilyetlik yoluyla kazanılması söz konusu olmamaktadır. Başka bir anlatımla; imar ve ihya ile başlamayan zilyetlik, kazanma bakımından hukuken bir değer taşımaz. HUMK'nın 259. maddesi hükmü uyarınca; dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılarak aynı Kanunun 258. maddesi uyarınca yerel bilirkişi ve tanıkların yeniden davetiye ile çağrılmaları, dava konusu taşınmazın öncesi itibariyle niteliği, davacının bu yeri nasıl imar ve ihya ettiğinin, imar ve ihyanın başlama ve bitiş tarihlerinin, ihyanın bittiği tarihten dava tarihine kadar kazanma süresinin geçip geçmediğinin kendilerinden ayrıntılı olarak sorulup belirlenmesi, beyanları arasında aykırılık çıktığı taktirde, aynı Kanunun 265. Maddesi hükmü nazara alınarak bunun giderilmesine çalışılması, Kadastro Kanununun 17. maddesindeki tüm koşulların yerine getirilip getirilmediğinin gözönünde tutulması, ondan sonra uyuşmazlık hakkında hüküm kurulması gerekmektedir. İmar ihya olgusunun ve zilyetliğin başladığı tarihin belirlenmesi bakımından, dava tarihinden geriye doğru iki zamanlı hava fotoğraflarının ve topoğrafik haritanın getirtilip mahallinde harita mühendisi ve ziraat mühendisi bilirkişiler aracılığıyla uygulanıp zilyetliğin ne zaman başladığı hususu üzerinde durulması gerekir. Mahkemece bu eksiklikte yerine getirilmemiştir. Ret kararında, dava konusu taşınmazların Tekirova Belediyesi sınırları içindeki arsa niteliğinde olduğu, bu tür yerlerin imar ihya ile kazanılamayacağı gerekçesine de dayanılmıştır. Az yukarıda belirtilen 3402 ... Kadastro Kanununun 17/son fıkrasına göre, tescil için aranması gereken olumsuz koşul, imar planı içinde kalmaması olup taşınmazın belediye sınırları içinde olması kazanmaya engel değildir. Mahkemece, anılan madde yanlış yorumlanarak varılan sonuç yanlış olduğu gibi taşınmazların imar planı içinde kalıp-kalmadığının imar planı içinde ise imar planının onaylanma tarihinin sorulup belirlenmesi gerekir. Ormancı bilirkişinin raporuna göre, bölgede 1975 yılında orman kadastro çalışması yapılmış ve tescile konu taşınmazın bir bölümü 6831 ... Kanunun 2/B maddesi uyarınca nitelik kaybı nedeniyle orman sınırları dışına çıkarılmıştır. Dava, TMK'nın 713/1. maddesi hükmüne göre açılmış tescil isteğine ilişkin olduğundan aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca davanın yasal hasım durumundaki Orman Genel Müdürlüğüne yöneltilmesi gerekir. Mahkemece bu eksiklik giderilmeden karar verildiği gibi Orman Yönetiminden orman kadastro tutanak ve haritası istenip dosya arasına konulmadan karar verilmiştir” denilerek, bozulmuştur.
4. ... Asliye Hukuk Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında, dava konusu taşınmazlardan (C) harfi ile gösterilen bölüm hakkında 3402 ... Kanun'un Geçici 8 inci maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışması sonucunda 1035 parsel numarasıyla kadastro tutanağı düzenlendiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle, dava konusu diğer taşınmazlar hakkındaki dava eldeki dava dosyasından tefrik edilerek, hakkında kadastro tutanağı düzenlenen taşınmaz bölümü yönünden görevsizlik kararı verilmek suretiyle dava dosyası Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.
II. CEVAP
1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup özel mülkiyete konu olacak yerlerden olmadığını, taşınmazın dere yatağı ... alanında bulunduğunu, tespit harici bırakmanın kadastral bir işlem olup kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçmekle dava hakkının düştüğünü, davacıların yasal zilyetlik süresini doldurmadıklarını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
2. Davalı ... Başkanlığını temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olmadığını, zilyetlikle kazanma için Kanunla belirlenen koşulların oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece (... Kadastro) Mahkemesinin 28.06.2016 tarih ve 2013/292 Esas, 2016/224 Karar ... kararıyla; "Davanın kabulüne, dava konusu ... ili ... ilçesi Tekirova köyünde bulunan 1035 ... parselin muris Abdurrahman ve ... oğlu 14/03/1908 doğumlu ...’ın mirasçıları adına ve payları oranında olmak üzere tarla vasfıyla tapuya tesciline" karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece (... Kadastro) Mahkemesinin 28.06.2016 tarih ve 2013/292 Esas, 2016/224 Karar ... kararı, davalılardan Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.
2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 17.06.2019 tarih ve 2016/13135 Esas, 2019/4117 Karar ... ilamıyla; "Mahkemece, asliye hukuk mahkemesinde yapılan keşifte dinlenen orman ve ziraat bilirkişilerden ek rapor alınması suretiyle sonuca gidilmiştir. Ancak, asliye hukuk mahkemesince yapılan orman ve zilyetlik araştırmaları yetersiz olduğundan dava konusu taşınmazın öncesinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman sayılmayan yerlerden ise kanunun aradığı zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı tereddüte yer verilmeyecek şekilde belirlenmemiştir. Yine, dava konusu taşınmaza komşu 88 ... parselin tespitinde uygulanan 06/12/1951 tarihli ve 52 numaralı tapu kaydı getirtilerek çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak okuduğu belirlenmemiş, DSİ kanalının yapılmasına ilişkin kamulaştırma evrakları, plan ve haritaları getirtilmemiş, yörede imar uygulaması yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise taşınmazın imar planına konu edilip edilmediği araştırılmamıştır. Keza çekişmeli 1035 parsel ... taşınmazın kadastro tutanağında yörede 3402 ... Kanunun geçici 8. maddesi uyarınca kadastro çalışması yapıldığına, yine yörede orman tahdidi 1941 yılında yapıldığına göre taşınmazın öncesinin orman olup olmadığı memleket haritası, amenajman planı ve en eski tarihli hava fotoğrafı uygulanarak belirlenmeli, taşınmazın öncesinin orman olmadığı ve zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden olduğu belirlendiği takdirde yöntemine uygun zilyetlik araştırması yapılması gerekmektedir. Somut vakıada ise mahkemece belirtilen yöntemle araştırma yapılmamış, orman bilirkişi ve harita mühendisi bilirkişi taşınmazın 1941 yılında 3116 ... Kanuna göre yapılan orman tahdidinde orman sınırları dışında olduğunu belirtmekle yetinmiş, orman tahdit haritası ve tutanaklarına göre uygulama yapılmamış, ziraat bilirkişi 2010 tarihli ana raporunda ve 2016 tarihli ek raporunda (taşınmaz üzerinde 8-9 yaşlı narenciye bahçesi olduğu belirtildiğine, davanın 2003 yılında açıldığına göre 2003 yılından geriye doğru 20 yıl süreyle zilyetlik bulunup bulunmadığı yöntemince araştırılmamış, bozmadan sonra yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişi Necip Yılmaz beyanında taşınmazın ilk halinde ... ağaçları ve pıynar dediği küçük sürgünlerle kapalı çalılıklar bulunduğunu, bunların sökülerek arpa ve susam ekildiğini beyan ettiğine göre bu beyanların gerçeğin bir görüntüsü olan hava fotoğraflarıyla denetlenmesi de gerekirken denetlenmemiştir. Yöntemine uygun ve hüküm kurmaya yeterli orman ve zilyetlik araştırmaları yapılıp taraf delilleri toplandıktan sonra oluşan sonuca göre karar verilmelidir.
O halde, doğru sonuca ulaşılabilmesi için taşınmazın bulunduğu yörede imar uygulaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak yapılmış ise bu uygulamaya dair tüm evrakların; DSİ kamulaştırması olup olmadığı araştırılarak kamulaştırma var ise buna dair belgelerin; yine en eski tarihli (1941 ve öncesine ait) hava fotoğraflarıyla bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ve dava tarihinden, taşınmaz imar uygulamasına konu edilmiş ve bu dava tarihinden önce ise imar planına alındığı tarihten 15-20-25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarıyla bu fotoğraflardan üretilen memleket haritaları ve varsa bu tarihlere ilişkin ortofoto haritaları bulundukları yerlerden getirtildikten sonra daha önceki keşiflerde görev almamış, halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerde görev yapmayan bu konularda uzman bir orman bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve bir harita mühendisi bilirkişi marifetiyle, yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 ... kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 ... Kanunun 45. maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 gün ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 gün ve 35/13 E.K. ve 13.06.1989 gün ve 7/25 E.K. ... kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 gününde yürürlüğe giren 5304 ... Kanunun 14. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yerlerden olup olmadığı yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan yeterli raporlarla belirlenmeli, öncesi itibarıyla orman olmadığı belirlenen bölümlerle ilgili olarak; çekişmeli taşınmazın iktisap edilebilmesi için 3402 ... Kanunun 14 ve 17. maddeleri uyarınca emek ve masraf sarfı suretiyle imar-ihya işlemlerinin tamamlanarak tarıma elverişli hale getirilmesi ve bu işlemlerin tamamlanmasından sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi zorunlu olduğundan dava tarihi olan 2003 yılından (imar planı kapsamına alınmış ve tarih daha önce ise imar planı kapsamına alındığı tarihten) geriye doğru 15-20-25 yıl öncesine ait üç ayrı zamanda çekilmiş (1980, 1985, 1990 yılları) stereoskopik hava fotoğrafları uzman orman, jeodezi ve fotogrametri ve harita mühendisi bilirkişilerce stereoskopla incelenmeli, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin önceki ve şimdiki niteliği, eğim durumu, imar ve ihyaya en erken ne zaman başlanıldığı ve tamamlandığı belirlenmeli, taşınmazların kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla sözü edilen hava fotoğraflarına aktarılmalı, ziraat bilirkişiden taşınmazın türü, zilyetlik bulunup bulunmadığı, varsa zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğünü belirtir fotoğraflarla desteklenmiş, üzerindeki ağaçların yaş ve cinsini de gösteren bilimsel rapor alınmalı, taşınmaza komşu DSİ kanalı bulunduğundan kamulaştırma planı ve haritasına göre taşınmazın konumu nazara alınmalı, taşınmazın zilyetlikle edinilebilecek yerlerden olup olmadığı, süre yönünden zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı, 40 ve 100 dönüm norm kısıtının aşılıp aşılmadığı değerlendirilmeli, tüm deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır." denilerek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece (... Kadastro) Mahkemesinin 12.01.2021 tarih ve 2019/45 Esas, 2021/16 Karar ... kararıyla; "3402 ... Kadastro Kanununun 17. Maddesi gereğince orman sayılmayan, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen ve il ilçe ve kasabaların imar planları kapsamında kalmayan araziden masraf ve emek sarfı ile imar ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilen( ev ve benzeri tesisler yapmak, dışarıdan toprak getirilerek tarıma elverişli hale getirmek imar ihya kabul edilemeyeceği ) ve imar ihyanın tamamlandığı tarihten tescil davasının açıldığı güne kadar 20 yıl süreyle zilyet edildiği ileri sürülerek tescili istenen dava konusu 1035 parselin 2003 yılından geriye doğru 20 yıl öncesine (1983 yılında) kadar taşınmazın batısındaki derenin taşması sebebiyle imar ihyasının tamamlanmamış olduğu, bilirkişi heyet raporunda belirtildiği gibi halihazırda derenin içindeki mevcut çakıl taşlarının dava konusu parsel üzerinde yoğun olarak bulunduğunun ve dava konusu taşınmazın dere ... sahası içerisinde kaldığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davacıların davasının reddine" karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; mülkiyet kazanımına yeterli imar - ihya koşullarının gerçekleşmediğine ilişkin İlk Derece Mahkemesi kararının doğru olmadığını, davacı müvekkilleri ve murislerinin büyük bir emek sonucu taşınmazı imar - ihya ettiklerini ve 60 yılı aşkın süreden beri kullandıklarını, daha sonra portakal bahçesi haline getirdiklerini, taşınmazın davacıların gelir kaynağı olan bir taşınmaz olduğunu belirterek, adil olmayan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın niteliği itibariyle zilyetlik yoluyla kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise davacılar lehine imar - ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanun'un 14, 17, 19/2 ve Geçici 8 inci maddesi,
3. Değerlendirme
1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçelere göre, davacılar vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinden görülmemiştir.
2. Ancak; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinde her hangi bir isabetsizlik bulunmamakta ise de, 3402 ... Kanun'un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrasında, taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterileceği belirtilmiş olup, çekişmeli taşınmaz hakkında 3402 ... Kanun'un Geçici 8 inci maddesi uyarınca kadastro tutanağının düzenlendiği 28.05.2013 tarihinden önceki tarihli 2011 yılına ait ve tespitten sonraki tarihli 2015 yılına ait uydu fotoğraflarına göre taşınmaz üzerinde narenciye ağaçlarının bulunduğu ve mahalli bilirkişi beyanlarından da söz konusu narenciye ağaçlarının davacı tarafından dikilerek yetiştirildiği anlaşılmakta olup, anılan yasa hükmü uyarınca, taşınmaz üzerinde bulunan narenciye ağaçları yönünden, kadastro tutanağının beyanlar hanesine, davacılar lehine muhdesat şerhi verilmesi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılması usul ve yasaya uygun bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, ziraat mühendisi bilirkişisi eşliğinde dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmak suretiyle, kadastro tespiti esnasında taşınmaz üzerinde mevcut olan ağaçların cinsi, yaşı ve sayısı tespit edilip bu konuda ziraat mühendisi bilirkişisinden rapor alınmalı ve sonrasında tespit edilen bu ağaçlar yönünden davacı lehine taşınmazın beyanlar hanesine muhdesat şerhi verilmek suretiyle hüküm kurulmalıdır.
3. İlk Derece Mahkemesince, 3402 ... Kanun'un 19 uncu maddesinin ikinci fıkrası hükmüne aykırı olarak, kadastro tespiti sırasında taşınmaz üzerinde bulunduğu anlaşılan ağaçlara ilişkin olarak davacı lehine muhdesat şerhi verilmemesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının yukarıda (V.C.3.1) nolu bentte açıklanan nedenlerle REDDİNE;
Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının yukarıda (V.C.3.2.3) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacılara iadesine,
1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!