8. Hukuk Dairesi 2021/4352 E. , 2024/4405 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı ... vekili davalı ... İdaresi vekili davalı ... vekili ile asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Muğla ili Bodrum ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 2007 yılında yapılan kadastro sırasında, 278 ada 2 parsel sayılı 2.910,33 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle senetsizden, tarla vasfıyla ... adına tespit edilmiştir.
Davacılar ..., ... ve ..., Asliye Hukuk Mahkemesine sundukları 12.01.1998 tarihli dava dilekçelerinde özetle; Muğla ili Bodrum ilçesi ... Köyünde kain, dava dilekçesinde sınırları bildirdikleri 3.528 m2 yüzölçümündeki taşınmaza 1997 yılında ... ... ve eşi ... Serinden haricen satın alma yolu ile zilyet olduklarını, taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, taşınmazın 1979 yılında yapılan tapulama sırasında orman olarak tespit dışı bırakıldığını, lehlerine 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 ve 17 nci maddelerinde yazılı şartların gerçekleştiğini ileri sürerek, taşınmazın adlarına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmişler; müdahil ... vekili 29.04.2005 tarihli müdahale dilekçesiyle; davacıların açmış oldukları tescil davasına konu taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, davacıların ve onun satıcısı ... ...'in herhangi bir hakkının bulunmadığını, esasen bu konuda Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/119 Esas sayılı dosyasında yargılama yapılıp hüküm kurulduğunu ileri sürerek, taşınmazın müvekkili olan müdahil adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.
Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.
Asliye Hukuk Mahkemesince verilen, davacı ...’in davasının HUMK'un 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına, (A) harfi ile işaretli 2.736 m2'lik taşınmaz hakkındaki davanın kabulü ile davacılar ... ve ... adına hisseleri oranında tesciline ilişkin karar, davalı ... vekili ile davalı ... İdaresi vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 18.03.2014 tarihli ve 2014/1471 Esas, 2014/3178 sayılı ilamıyla; " Mahkemece çekişmeli taşınmazın (A) harfi ile işaretli 2736 m2'lik bölümünün kesinleşen orman kadastro sınırı dışında kaldığı belirlenerek, satın almaya dayanan davacılar adına hisseleri oranında tescile karar verilmiş ise de, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 02/01/2006 ve 12/07/2010 tarihli geri çevirme kararları üzerine dosyaya getirtilen belgelerden, yörede 2007 yılında kısmî kadastro çalışması yapıldığı ve (A) harfi ile işaretli taşınmazın bulunduğu yere 2915 m2 yüzölçümüyle 278 ada 2 parsel numarası verilerek tutanak düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu durumda; eldeki davanın varlığının kadastro tespitinin kesinleşmesini önleyeceği, davanın kadastro tespitine itiraza dönüşeceği ve genel mahkemelerin görevinin sona ereceği (3402 sayılı Kanun md. 5 - 10, 25, 26, 27) gözetilerek mahkemece dava dilekçesinin görev yönünden reddine ve dava dosyasının kadastro mahkemesine aktarılmasına karar verilmesi gerekirken, işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu " gerekçesiyle bozulmuştur.
Asliye Hukuk Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda görevsizlik kararı verilerek, dosya Milas Kadastro Mahkemesine aktarılmış ve 278 ada 2 parsel sayılı taşınmaza ait tutanak davalı hale getirilerek gerekli ilanlar Kadastro Mahkemesince yaptırılmıştır.
İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; " Her ne kadar davacılar müştereken 12.01.1998 tarihli dilekçelerinde toplamda 3.528 m2'lik bir taşınmaza ilişkin dava açmış bulunsalar da, Bodrum 1.AHM 01.03.2003 tarihli ve 1998/23 Esas, 2003/139 Karar sayılı ilamıyla davanın kısmen kabulü ile davacı ...’in davasının HUMK'nun 409. maddesi gereğince açılmamış sayılmasına karar verildiği, davacı ... tarafından hüküm temyiz edilmemekle onun yönünden hükmün kesinleştiği, hükmüne uyulan Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesi 18.03.2014 tarihli ve 2014/1471Esas, 2014/3178 Karar sayılı ilamında Bodrum 1.AHM'de tescile esas yapılan 2736 m2'lik kısmın 278 ada 2 parsel numarasıyla kadastro tutanağına bağlandığından bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerektiği yönünden bozma gerekleri sıralandığı ve ...'in (B) = 743,50 m2'lik kısma yönelik davasının tefrik edildiği hususları birlikte nazara alındığında, eldeki davanın yalnızca ... Mahallesi 278 ada 2 parselle sınırlı olduğu, bu taşınmazın evveliyatında yani 1950'li yıllarda kıraç tarla olarak ... ... ve eşi ...'in zilyetlik ve mülkiyetinde olduğu, zilyetlerce o yıllarda taşınmazda müştereken arpa yulaf ve çavdar gibi kuru tarım icra edildiği, daha sonra sonra 1980'li yılların başına kadar zilyetlerin müştereken evlilik birliği içerisinde taşınmazı 3402 S.K 17. Maddesi anlamında ekonomik amaca uygun olarak imar ihya etmek suretiyle mahsüldar kapama zeytinlik haline getirdikleri, taşınmazın mülkiyetini 1/2'şer oranda kazandıkları, akabinde zilyetlerin evlilik birliğinin sona erdiği, buna mukabil zilyetler ... ve ...'ın nizalaştıkları, ... ... vereselerinden olan ... ... ve diğer ... ... vereselerinin taşınmazın tamamına ilişkin olarak ... ... ve ... ... lehine haricen devir senetleri düzenledikleri, ... ... ve ... ... tarafından taşınmazın davacılara bir bütün olarak devrine ilişkin haricen devir senetleri düzenlendiği, ...'ın taşınmazdaki 1/2 oranda kendi hissesini devir etme hususunda tasarruf etme hakkı olmakla beraber, ...'ın 1/2 hissesinin devri hakkına sahip olmadığı, ... taşınmazdaki 1/2 hissesinin ilk olarak ... ve ...'e akabinde davacılara müştereken geçtiği, bakiye ... hissesinin miras hükümleri geregi tek verese davalı ...'e intikal ettiği, ... tarafından dava dışı 278 ada 3 parselle birlikte dava konusu 278 ada 2 parseli de kapsar şekilde Bodrum Asliye Hukuk Mahkemesinin 1981/119 E sayılı dosyasında tescil davası açıldığı, davaya, iş bu dava davacılarının miras bırakanı ... ... ve ... ...'in müdahil oldukları, mezkur davada 29.12.1987 tarihli ve 1981/119 Esas, 1987/1561 Karar sayılı ilam ile 278 ada 2 parselin bulunduğu kısım yönünden bu kısmın kesinleşen orman sınırlarında kaldığından bahisle davanın reddedildiği hükmün yasa yolundan geçerek kesinleştiği görülse de, dava konusu taşınmazın hiç bir zaman kesinleşen orman sınırında kalmadığı, yörede 1966 ilk orman tahdidi ve 1987 yılında yapılan ilk orman tahdidinin aplikasyonunda ve dahi en son 09.12.2011 tarihinde ilan edilen 4999 S.K ile değişik 6831 S.K 9.Maddesi uygulaması esnasında dahi orman sınırları dışarısında bırakıldığı, taşınmazın evveli hali hazır durumu itibariyle orman vasıf ve karakterine sahip olmadığı, Bordum AHM'nin 1981/119 E sayılı dosyasında yapılan yargılama esnasında dönemin teknik yetersizlikleri dikkate alındığında orman tahdit haritasının aplikasyonu esnasında yanılgıya düşülerek dava konusu taşınmazın orman sınırlarında kaldığının değerlendirildiği, yörede bu tarz aplikasyon hatalarını gidermek üzere 4999 sayılı kanunla değişik 6831/9.Maddesi uygulaması yapıldığı ve taşınmazın bu çalışma esnasında orman sınırları dışında bırakıldığı, 3402 S.K 30/2.Maddesi gereği eldeki davada resen araştırma ilkesi cari olduğu nazara alındığında aynı kanunun 34.Maddesi gereği kesin hüküm olmayan fakat kesin delil niteliğinde değerlendirilebilecek Bodrum AHM 29.12.1987 tarihli ve 1981/119 Esas, 1987/1561 Karar sayılı ilama gerçek hak sahibinin tespiti ilkesi karşısında itibar edilemeyeceği, dinlenen mahalli bilirkişi beyanları, 02.08.2019 havale tarihli Zirai, Orman ve Teknik Müşterek Bilirkişi Kurulu Raporu, hukuka uygun vicdani kanaat ve sair tüm dosya kapsamından anlaşılmış olup, sayılan gerekçelerle davacıların davasının kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiği " gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine, dava konusu Muğla ili Bodrum ilçesi ... Mahallesi 278 ada 2 parsel sayılı taşınmaz hakkında düzenlenen kadastro tutanağının iptali ile kadastro tutanağındaki nitelik ve miktar aynı kalmak şartıyla tamamı 4 pay kabul edilerek, 1 payının ... adına, 1 payının ... adına, 2 payının ... adına tapuya tespit ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili davalı ... İdaresi vekili davalı ... vekili ile asli müdahil ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1965 yılında seri bazda orman kadastrosu, 1988 yılında 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla Değişik 2/B madde uygulaması, 1979 yılında arazi kadastrosu ve 2011 yılında ise 4999 sayılı Kanun uyarınca düzeltme çalışmalarının yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
İlk Derece Mahkemesince, " Dava konusu 278 ada 2 parselin kesinleşen orman tahdidi dışında kaldığı ve gerçek kişiler yararına zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu " gerekçesiyle, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, Takbiste haricen yapılan araştırmada, çekişmeli 278 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tutanak aslının dosya arasında bulunmasına rağmen, taşınmaza ilişkin olarak, henüz kesinleşmemiş olan eldeki dosyada verilen karar gibi 1/4 payı ..., 1/2 payı ... ve 1/4 payı ... adına olacak şekilde 29.09.2020 tarihinde tapu kaydı oluşturulduğu ve daha sonra 09.03.2022 tarihinde de ...'in payını davadışı ... ...'ya sattığı görülmüştür.
Bu duruma göre; dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tutanağı henüz kesinleşmeden tapu kaydı oluşturulup, ardından bu tapu kaydına dayalı olarak işlem yapılmış olduğunun anlaşılması karşısında, 3402 sayılı Kanun'un 12/son fıkrasındaki süre de geçmemiş olduğu gözönünde bulundurularak, eldeki davanın tarafı olmayan yeni paydaş ... ...'nın, taraf olarak davada yer alması gerektiği açıktır. Zira, bir davada taraf teşkilinin sağlanması dava şartlarından olup, bu koşul, yargılamanın her aşamasında resen göz önünde bulundurulması gerektiği gibi, yöntemince taraf teşkili sağlanmadan davanın esasına girilmesi de hukuken mümkün bulunmamaktadır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın tapu kaydının nasıl / ne şekilde oluştuğu, diğer bir deyişle taşınmazın tapuya nasıl tescil edildiği araştırılıp, bu tapu kaydına dayalı olarak taşınmazdan pay satın alan ... TC kimlik numaralı ... ...'nın yöntemince davaya dahil edilmesi suretiyle taraf teşkilinin sağlanması, bu şekilde taraf teşkilinin tamamlanması halinde adı geçen dahili davalıdan iddia, savunma ve delilleri sorulup, bildirdiği takdirde delillerinin toplanması ve bundan sonra işin esasına girilerek, toplanan ve toplanacak olan tüm deliller yeniden değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir hüküm kurulması gerektiğinden, hükmün bozulmasına ve bozma nedenine göre, sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Bozma nedenine göre sair hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Peşin harcın istek halinde temyiz eden asli müdahil ... ile ...' na ayrı ayrı iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!