WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/17626 E.  ,  2024/2605 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/169 E., 2021/957 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/48 E., 2020/92 K.

Taraflar arasındaki kadastro tespitinin iptali talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir.

Verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuru talebinin kabulüyle mahkeme kararı kaldırılmış, davanın yeniden görülmesi için dosya mahkemesine gönderilmiştir. İlk derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, davanın reddine karar verilmiştir. Verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvuru talebinin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

Dava, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Geçici 8 inci maddesine göre yapılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde; 766 sayılı Tapulama Kanuna (766 sayılı Kanun) göre 1971 yılında yapılan tapulama çalışmaları yapıldığı, tapulama çalışmalarında çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerin çalılık olarak tapulama harici bırakıldığı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde; 3402 Sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesine göre yapılıp 03.04.2015-04.05.2015 tarihleri arasında ilan edilen orman kadastrosu ile aynı Kanun'un Geçici 8 inci maddesine göre yapılıp 23.10.2015-23.11.2015 tarihleri arasında ilan edilen tamamlama kadastro çalışmaları yapıldığı, bu çalışmada dava konusu taşınmazların davalı adına tespit gördüğü anlaşılmıştır.

Davacı vekili 16.11.2015 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; dava konusu İzmir ili Ödemiş ilçesi Bülbüller mahallesi, 101 ada 4 ve 8 parsel sayılı dava konusu taşınmazların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, nizalı taşınmazın 2015 yılı 3402 sayılı Kanun'un Geçici 8 inci maddeye göre yapılan kadastro tespiti sırasında davalı adına tespit gördüğünü, daha önce tescil harici bırakılan bu alanlarda ikinci bir defa kadastro çalışmalarının yapılmasının 3402 sayılı Kanun'un 22 nci maddesine aykırı olduğunu, tescil harici bırakılan bu tür sahaların tescilinin Hazine adına olabileceğini, ayrıca bu tür sahaların kişiler adına yazılamayacağını, bu nedenlerle davalı adına yapılan kadastro tespitinin iptali ile dava konusu taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı savunmasında, davanın reddine karar verilmesini talep ve beyan etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin 17.10.2019 tarihli ve 2019/550 Esas, 2019/1037 sayılı Karar ilamı ile istinaf başvuru talebinin kabulüyle mahkeme kararı eksik inceleme ve araştırma sebepleriyle kaldırılmış, İlk derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılama sonunda, " ... aldırılan bilirkişi raporlarında belirtilen hususlar rapora eklenen memleket haritası ve hava fotoğraflarının orman tahdit haritası ile aplike edilmesi, üst üste çakıştırılması ve stereoskopla yapılan üç boyutlu inceleme neticesinde ayrıntılı çalışılarak ortaya çıkan denetime elverişli bilimsel veriler sunan Bilirkişi ortak raporlarında belirtilen bu hususlar dikkate alındığında, nizalı taşınmazlardan 101 ada 4 ve 8 parsellerin ilk tapulama tarihi olan 1972 yılı ve öncesi itibariyle de orman sayılmayan yerlerden olduğu ve mevcut fiili durum itibariyle de orman olmadığı, çevre ziraat arazileri ile de bütünlük arz eden yerlerden olduğu kanaatine varıldığı, mahalli bilirkişilerin zilyetlik noktasındaki beyanları irdelendiğinde ve mahalli bilirkişilerin bu hususta yaşları da dikkate alındığında nizalı taşınmazların davalı ve ataları tarafından 50 yıl ve daha fazla bir süre zilyetlikle kullanıldığı, Bu itibarla davalı ve önceki hak sahiplerinin eklemeli zilyetlikleri bir bütün olarak kabul edilirse nizalı taşınmazların 50 yıldan fazla bir süre ekonomik amaca uygun şekilde kullanıldığı dosya kapsamından anlaşıldığından, davalının 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17.vd maddelerinde şartları taşıdığı anlaşılmakla davacının davasının reddine" şeklinde karar verildiği görülmüştür.

Verilen karar davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesince; "çekişmeli taşınmazların en eski hava fotoğraflarında açık alan olduğu, makilik ve fundalık yerlerden olmadığı gibi orman sayılmayan yerlerden olduğu ve ziraat bilirkişi raporunda, davalı yararına 3402 Sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddesine göre olağanüstü kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının oluştuğu belirlenerek, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili; bilirkişiler tarafından orman, orman içi açıklık ve zilyetlik yönünden yapılan açıklamaların soyut ve denetime elverişli olmadığı, dava konusu taşınmazların ormanla çevrili olup bilirkişinin taşınmazın orman ve orman içi açıklık olmadığı tespitine katılmadıkları, dava konusu taşınmazlar içinde kendiliğinden yetişme deliceler olduğu, delicelerin orman ağacı olduğu, 1978 yılı tapulama çalışmalarında dava konusu taşınmazların tapulama harici "çalılık" olarak bırakılması, arazinin eğimi, ormanla çevrili olması, delice zeytin ağaçları, hava fotoğrafları dava konusu taşınmazın orman olduğu, çevresindeki diğer taşınmazlarla birlikte değerlendirildiğinde orman içi açıklık olabileceğini dolayısıyla özel mülke konu olamayacağı ve zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olmadığı sebepleriyle temyiz edildiği görülmüştür.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.