WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/17124 E.  ,  2024/2747 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/217 E., 2021/1292 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2014/569 E., 2020/13 K.

Taraflar arasında, eylemli orman iddiasına dayalı tapu iptal ve tescil davasından yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar kayyımı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Yalova ili Merkez ilçesi, ... Köyü 121 ada 108 parsel sayılı, 10528,48 m² yüzölçümlü taşınmaz, tarla vasfıyla davalılar adına tapuda kayıtlıdır.

Davacı ... İdaresi vekili dava dilekçesinde özetle; çekişmeli taşınmazın 2/B uygulaması ile orman sınırı dışına çıkarıldığının belirlendiğini, yine dava konusu taşınmazın orman niteliğini taşıdığı halde tapulama çalışmaları sırasında gerçek kişiler adına tapu kaydı oluşturulduğu ve miras yolu ile davalılara geçmiş olduğunun öğrenildiğini iddia ederek; çekişmeli taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tapuya tesciline, taşınmazın tapu kaydı üzerinde üçüncü kişiler yada kurumlar lehine şerh bulunması halinde bu şerhlerin terkinine karar verilmesini istemiştir.

Yalova 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli ve 2014/569 Esas, 2020/13 Karar sayılı ilamıyla; davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptaline, orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, taşınmaz üzerinde bulunan şerhlerin terkinine karar verilmiş, bu karara karşı davalılar İshak oğlu ... ve ... oğlu Adil kayyımı Yalova Defterdarı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 15.09.2021 tarihli ve 2021/217 Esas, 2021/1292 Karar sayılı ilamında özetle; ''Çekişmeli taşınmazın 1958 yılında yapılan kadastro tespiti sırasında tarla olarak gerçek kişi davalılar adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın bulunduğu bölgede 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp 1947 yılında ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu, 1950 yılında 5653 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan makiye ayırma, 1958 yılında genel arazi kadastrosu, 21.11.1991 tarihinde ilânı yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 3302 sayılı Kanun'un 2/B madde uygulaması bulunduğu, çekişmeli taşınmazın 1947 yılında ilan edilen tahdit çalışmaları sırasında orman olarak belirlenmesine ve bu haliyle çekişmeli taşınmazın kesinleşen tahdit sınırları içinde iken sonrasında 1991 yılında ilan edilen 2/B çalışmaları sonrasında P.VI numaralı 2/B poligonu içinde kalmasına, eğiminin % 25-30 ve üzerindeki meşe, ıhlamur, kestane, üvez, karaçalı, böğürtlen ağaçları nedeniyle eylemli orman olduğunun anlaşılmasına, kesinleşen 2/B madde sahasında kalan ve bu şekilde eylemli biçimde orman olan yerlerin 27.01.2009 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5831 sayılı Kanun'un 5. maddesiyle, 6831 sayılı Kanuna eklenen Ek 10 uncu madde uyarınca, 4999 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 7 ve devamı maddeleri ile Orman Kadastro Yönetmeliğinin 26 ncı maddesi gereğince yeniden orman olarak sınırlandırılabileceği veya 6831 sayılı Kanun'un 11/5 inci maddesi gereğince tahsis ve Hazine adına tapuya orman vasfıyla tescil edilebileceğine'' değinilerek, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılar İshak oğlu ... ve ... oğlu Adil kayyımı Yalova Defterdarı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Somut olayda, 1947 yılında kesinleşen ve 3116 sayılı Orman Kanunu uyarınca yapılan orman tahdidi çalışmalarında çekişmeli taşınmazın tamamının devlet ormanı içerisinde kaldığı, 1950 yılında Maki Tefrik Komisyonu tarafından çekişmeli taşınmazın makiye ayırma işlemine tabi tutulduğu ancak taşınmazın orman muhafaza karakteri taşıması sebebiyle daha sonra bu işlemin iptal edildiği, 1958 yılındaki genel arazi kadastrosu çalışmalarında taşınmazın tarla niteliği ile davalıların murisleri adına tescil gördüğü, 1991 yılında 6831 sayılı Orman Kanununun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi çalışmalarında dava konusu taşınmazın PVI numaralı 2/B poligonu içerisinde kaldığı ve bu çalışmaların hak düşürücü süre içinde itiraz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Eldeki davada, davacı ... İdaresi vekili, çekişmeli taşınmazla ilgili 2/B işlemine itiraz etmeksizin, 2/B ile orman sınırları dışına çıkarılan alanın sonradan eylemli ormana dönüştüğü iddiasıyla tapu iptal ve tescil isteminde bulunmuştur. Bir başka deyişle, taşınmazın 2/B ile orman sınırları dışına çıkarılması işlemine karşı, Orman İdaresinin taşınmazın orman olduğu itirazında bulunmadığı görülmektedir.

6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2., 2896 ve 3302 sayılı Kanun'lar ile değişik 2/B maddesi gereğince, nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerin değerlendirilmesi, yeni orman alanlarının oluşturulması, nakline karar verilen Devlet ormanları içinde veya bitişiğinde bulunan köyler halkının yerleştirilmesi ve orman köylülerinin kalkındırılmasının desteklenmesi ile Hazineye ait tarım arazilerinin satışına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi amacıyla düzenlenen 19.04.2012 tarih ve 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun (6292 sayılı Kanun) 26.04.2012 tarih ve 28275 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girdiği ve aynı Kanunla 17.10.1983 tarih ve 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanun ile 16.02.1995 tarihli ve 4070 sayılı Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunun yürürlükten kaldırıldığı, 6831 sayılı Kanunun bazı maddelerinde de değişiklikler yapıldığı, bu cümleden olarak, diğer bir çok hükmün yanı sıra 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi ve benzeri konuların düzenlendiği, anılan yasal düzenleme karşısında Orman İdaresinin kesinleşen 2/B alanında kalan, tapuda gerçek ve tüzel kişiler adlarına özel mülk olarak kayıtlı olan taşınmazlara yönelik eylemli orman iddiası ile dava açma hakkının bulunmadığı, diğer bir ifadeyle Orman İdaresinin 6292 sayılı Kanun'un 7/1-a ve b maddelerinde yer alan yasal düzenlemeler karşısında kesinleşen 2/B alanında kalan ve tapuda gerçek veya tüzel kişiler adına özel mülk olarak kayıtlı olan taşınmazlara yönelik eylemli orman iddiasıyla dava açma hakkının bulunmadığı dikkate alınmalıdır. Nitekim, 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin 1. fıkrası uyarınca ''Tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerek tapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulması hâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarına iade edilir.
''

Diğer taraftan, Anayasa'nın 35 inci maddesi uyarınca, ''Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir.'' Yine Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak ve hürriyetlerin ancak kanunla sınırlanabileceği hükme bağlanmıştır. Anılan anayasal hükümler karşısında, davalıların Anayasa ile güvence altına alınan mülkiyet haklarına kamu makamlarınca müdahale edilebilmesi için ilk olarak bu müdahalenin kanuni bir dayanağının bulunması gerekmektedir. Bu bağlamda somut olay değerlendirildiğinde; 6292 sayılı Kanunun 7 nci maddesinde yer alan düzenleme ışığında, halihazırda davalılar adına oluşmuş tapu kaydının mevcudiyeti dikkate alınarak mülkiyet hakkına yönelik bir müdahalenin kanunilik dayanağının olmayacağı açıktır. Zira kanun koyucu, orman vasfını kaybetmesi nedeniyle orman sınırları dışına çıkartılan ve Hazine adına -özel mülk olarak- tapuya tescil edilip kullanıcılarına satılan veya 6292 sayılı Kanun uyarınca tapu maliklerine iade edilen ya da tapuları kanun gereğince geçerli hale gelen taşınmazların daha sonra tekrar fiili olarak orman niteliğine dönüştükleri taktirde kişiler adına oluşan mülkiyeti geçersiz kabul eden bir düzenleme yapmamıştır. Bu durumda Orman İdaresi ya da diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından kişiler adına tescil edilmiş bulunan tapu kayıtlarının iptali istemiyle dava açılmasına imkan sağlayan yasal bir hüküm de mevcut değildir.

Bu nedenle davalılar vekilinin temyiz itirazları doğrultusunda davanın reddine karar verilmesi gerekirken yukarıda açıklanan ilkelere aykırı şekilde kurulan hükmün usul ve yasaya aykırı olduğu anlaşılmakla hükmün bozulması gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle, davalılar kayyımı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine iadesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi