WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/16853 E.  ,  2024/2472 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/161 E., 2021/83 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine ve dahili davalı ... idaresi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R

İlk Derece Mahkemesinin verdiği karar Yargıtay tarafından bozulmuş olup, uyulan bozma ilamında özetle; "dava, Medenî Kanun'un 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tescili istemine ilişkin olup, aynı Kanun'un 713/3. maddesinde tescil davasının, Hazineye ve ilgili kamu tüzel kişilerine veya varsa tapuda malik gözüken kişinin mirasçılarına karşı açılacağı belirtilmiş olmasına karşın, mahkemece taşınmazın (A) harfi ile gösterilen kısmının orman sayılan yerlerden olması nedeniyle Orman Yönetimi dahil edilmeden davaya devamla hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır. Mahkemece; Orman Yönetiminin davaya katılımı sağlanarak taraf teşkili oluşturulmalı, delilleri toplanmalı, ondan sonra davanın esası hakkında bir karar verilmelidir." gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; taraf teşkili sağlanmış, dava konusu parselin orman sayılmayan yerlerden olduğu, dosya kapsamında hazırlanan bilirkişi raporlarından zilyetlikle kazanılabilecek taşınmazlardan olduğu, davacıların ve miras bırakanın söz konusu taşınmaza malik sıfatı ile zilyet oldukları süre, bu sürenin aralıksız ve çekişmesiz olarak yirmi yıldan daha uzun olduğu değerlendirilerek 13.10.2015 tarihli raporda yer alan krokide (B1), (B2) ve (C) ile gösterilen kısımlar yönünden açılan davanın kabulüne, raporda yer alan krokide (A) harfi ile gösterilen alanın orman sınırları içerisinde yer alması nedeniyle (A) harfi ile gösterilen kısım için talebin reddine karar verilmiş; hüküm, dahili davalı ... İdaresi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede yapılan 1981 yılında 6831 sayılı Orman Kanunu'na (6831 sayılı Kanun) göre ve aynı Kanun'un 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'la (1744 Sayılı Kanun) değişik 2 nci maddesine göre yapılıp kesinleşen ve 1988 yılında 6831 sayılı Kanun'a göre ve aynı Kanun'un 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) değişik 2/B maddesi yapılıp kesinleşen uygulamalara ilişkin tutanaklar dava dosyasına getirtilmemiş, dava konusu taşınmazların orman kadastrosuna göre konumu açıkça belirlenmemiş, Hatay Büyükşehir Belediyesinin 02.12.2014 tarihli yazısında dava konusu alanın dikili tarım ve gelişme konut alanı sınırları içerisinde kaldığı bildirilmiş ise de imar planının kesinleştiği tarih itibariyle davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı araştırılmamış, Harita Genel Komutanlığından hava fotoğrafları getirtilerek taşınmazlarda davacılar yararına imar-ihya ve zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmemiştir. 14.09.2015 tarihli bilirkişi raporunda; (A), (B1), (B2) ve (C) harfi ile gösterilen taşınmazların tümünün kuzeyinin ve doğusunun dere olduğu belirtilmesine rağmen taşınmazların aktif dere yatağında kalıp kalmadığı araştırılmamıştır. Ayrıca 01.12.2014 tarihli İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünce hazırlanan raporda, (B) harfi ile gösterilen parselde 25-30 yaş arası 18 adet, 10-15 yaş arası 4 ve 5-10 yaş arası 15 adet çam ağacının bulunduğu, (C) harfi ile gösterilen parselde ise 25-30 yaş arası 8 adet çam ağacının bulunduğu belirtilmesine karşın taşınmazların hangi bölümlerinde çam ağaçlarının bulunduğu, hangi bölümlerinde raporda belirtilen meyve ağaçlarının bulunduğu, zilyetlik ve imar-ihyanın koşullarının bulunup bulunmadığı ayrı ayrı değerlendirilmemiş ve bu suretle eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak hatalı hüküm kurulmuştur.

Öte yandan, davacılar dava konusu taşınmazların babaları ...'ten kendilerine intikal ettiğini iddia ettikleri, murisin davacılar dışında ... , ... ve ... isimli mirasçılarının da bulunduğu nüfus kayıt sorgusundan anlaşılmış olup, keşif sırasında murisin terekesinin taksim edilip edilmediği yönünde bir beyanın bulunmadığı, taşınmazın davacılara ne şekilde (hibe, satın alma vs.) intikal ettiği hususunda davacılardan izahat alınıp, açıklamasına göre kendilerine bu hususta ispat ... tanınmadığı, böylelikle davacıların aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığının inceleme ve değerlendirme konusu yapılmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle davacılardan, taşınmazın babalarından kendilerine intikal ettiği ve ne sebepte taşınmazın müştereken adlarına tescilini talep ettikleri sorularak açıklattırılmalı, böylelikle taşınmazın davacılara satış, bağış, taksim ve benzeri bir yolla intikal edip etmediği belirlenerek davacıların aktif dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı açıklığa kavuşturulmalı, bu hususta davacıların yaptığı açıklama doğrultusunda kendilerine ispat ... tanınmalıdır.

Bu nedenle, Mahkemece; en eski tarihli memleket haritası ve dayanağı hava fotoğrafı ile, tespit tarihinden geriye doğru 15-20 yıl öncesine ait memleket haritaları ve dayanağı hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi, üç ziraat mühendisi, bir jeolog bilirkişi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun'lar (5658 sayılı Kanun)
karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.K. ile 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5304 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hâkim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, hava fotoğrafları ve dayanağı haritalar stereoskop aletiyle ve üç boyutlu olarak incelettirilip taşınmazın niteliğinin bu belgelerde ne şekilde görüldüğü, niteliği, üzerindeki ağaçların yaşı, cinsi, kapalılık oluşturup oluşturmadıkları, taşınmazda kısmen veya tamamen tasarruf sınırlarının bulunup bulunmadığı, imar-ihya ve zilyetliğin hangi tarihte kim tarafından başlanılıp tamamlandığı belirlenmeli, yukarıda açıklanan yöntemle yapılacak araştırma sonucu, taşınmazın orman sayılan ve Devletin hüküm ve tasarrufu altında kalan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, bu kez, zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması gerekir. Bu cümleden olarak; yapılacak keşifte, tarım uzmanı bilirkişisi olarak ziraat mühendisine inceleme yaptırılıp, taşınmazın kısmen yahut tamamen zilyetlikle kazanılabilecek kültür arazisi olup olmadığı belirlenip, içinde orman emvali bulunan kısımlar ayrı ayrı değerlendirilerek bu yolda rapor alınmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları getirtilip uygulanmalı; bu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; varsa, zilyetlik tanıkları taşınmaz başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar gerçek kişi yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; çekişmeli taşınmazlara ilişkin imar çalışması yapılıp yapılmadığı araştırılmalı; jeoloji mühendisinden çekişmeli taşınmazların dere yatağında olup olmadıkları derenin aktif dere yatağı olup olmadığı, yatak değiştirip değiştirmediği, aktif olma özelliğini kaybetmiş ise tam olarak hangi tarihte kaybettiğine ilişkin duraksamaya yer vermeyecek şekilde rapor düzenlettirilmeli, ardından çekişmeli taşınmazların imar planı kapsamında kalıp kalmadığı ilgili belediyelerden sorularak belirlenmeli, taşınmaz bölümünün imar planı kapsamında kaldığının anlaşılması halinde, kesinleşme tarihini içerek şekilde imar planının onaylı bir örneği dosya arasına celp edilmeli, dava, tapusuz taşınmazın tescili isteğine ilişkin olduğundan, dava konusu taşınmazın dava tarihinden önce kesinleşmiş imar planı kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde imar planının kesinleştiği tarih itibariyle davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli, ayrıca 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, davacı yanında, (murisler) yönünden de Tapu ve ilgili Kadastro Müdürlükleri ile Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

S O N U Ç : Açıklanan nedenlerle;
Davalı Hazine vekili ve dahili davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.