8. Hukuk Dairesi 2021/16485 E. , 2024/1358 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2009/26 E., 2010/1319 K.
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı Hazine vekili, 07.01.2009 havale tarihli dava dilekçesi ile; davalı adına tapuda tarla vasfıyla kayıtlı olan Kocaeli ili Gebze ilçesi ... Mahallesi 2433 parsel sayılı (yeni Elbizli 125 ada 41 parsel) taşınmazın 1940'lı yıllarda yapılan orman kadastrosunda orman sınırları içinde bırakıldığını, ardından 6831 sayılı Kanun' un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B maddesi çalışmalarında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, taşınmazın Hazine adına tescil edilmesinin yasal zorunluluk olduğunu ileri sürerek, davalı adına kayıtlı olan taşınmazın 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında kalan kısmının tapusunun iptali ve bu kısmın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında kaldığının beyanlar hanesine şerh düşülmesine, taşınmazın tapu kaydındaki niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bilahare yargılama sırasında, davanın son celsesinde, bilirkişi raporlarına göre iddiasını değiştirerek, taşınmazın tamamının orman olduğundan bahisle, taşınmazın orman olarak adına tescilini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edilmediğinden davaya cevap verememiştir.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " Bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu taşınmazın tamamının devlet ormanı niteliğinde olduğu " gerekçesiyle, davanın kabulüne, ... Köyü 2433 parsel sayılı taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile, taşınmazın tamamının orman niteliği ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bilirkişi raporu doğrultusunda dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de; yöntemince taraf teşkili de sağlanmadan hüküm kurulması cihetine gidildiği gibi, varılan sonuç ta dosya kapsamıyla uyuşmamaktadır.
Şöyle ki; dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, bu tür davaların tapu kayıt malikine, vefat etmiş olması halinde ise mirasçılarına yöneltilmesi gerekir. Somut olayda, dava doğru şekilde dava konusu taşınmazın kayıt maliki olan davalı ...' e yöneltilmiş ise de, dava dilekçesi davalıya usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğinden davada yöntemince taraf teşkili sağlandığından söz edilemez. Zira, davalı adına tebliğe çıkartılan dava dilekçesinin, davalının adreste tanınmadığından bahisle iade edilmesi üzerine, dava dilekçesi ve duruşma gününün aynı adrese, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. Maddesi uyarınca tebliğ edilmesi suretiyle yargılamaya devam edildiği anlaşılmaktadır.
Tebligat Kanunu'nun 35 inci maddesine göre tebligat yapılabilmesi için, muhatabın kendisine veya adresine kanunun gösterdiği olağan usullere göre tebliğ yapılmış olması, bundan sonra muhatabın adresini değiştirmesi ve bu durumu kazai mercie bildirmemesi halinin gerçekleşmesi gerekmekte olup, eldeki davada anılan koşulların mevcut olmadığı anlaşıldığından, yapılan tebligatın usulüne uygun olduğunu söyleyebilme imkanı bulunmamaktadır.
Öte yandan, davanın açıldığı tarihti yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu' nun 185. maddesinin "Kanunu Medenide tayin olunan haller mahfuz kalmak şartiyle dava ikamesi ile aşağıda gösterilen neticeler hasıl olur:
1. Müddeaaleyhin rızası olmaksızın müddei davasını takipten sarfınazar edemez.
2. Müddei, Müddeaaleyhin rızası olmaksızın davasını tevsi veya mahiyetin tebdil edemez. Aşağıdaki madde hükmiyle davadan feragat veya ıslah bu hükümden müstesnadır. " yönündeki hükmü uyarınca, davanın açıldığı tarihten sonra, davalının rızası olmaksızın, davacının davasını genişletmesi veya değiştirmesi hukuken mümkün bulunmamakta olup, bunun istisnası anılan Kanun' un 186. maddesinde düzenlenen dava konusunun üçüncü kişilere temlik edilmesi, feragat ve ıslahtır. Yukarıda da belirtildiği üzere davacı Hazine vekili, yargılamanın son celsesinde, bilirkişi raporlarına göre iddiasını değiştirerek, taşınmazın tamamının orman olduğundan bahisle bu yönde karar verilmesini talep etmiş olup, 1086 sayılı Kanun' un 185. maddesindeki düzenleme karşısında, bu talebin dikkate alınması hukuken mümkün bulunmadığı halde, İlk Derece Mahkemesince bu husus gözden kaçırılarak, söz konusu talep doğrultusunda hüküm kurulması usûle aykırılık oluşturmaktadır.
Bu nedenle; İlk Derece Mahkemesince, davacı Hazinenin dava dilekçesindeki talebi doğrultusunda, dava konusu yerin 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamındaki alanda kalıp kalmadığı saptanarak, bu iddia doğrultusunda değerlendirme yapılması gerekmekte olup, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapılan orman kadastrosu ve 6381 sayılı Kanun' un 2/B maddesi çalışmalarına ilişkin tüm tutanakların dosyaya getirtilmemiş olması nedeniyle bilirkişinin yapmış olduğu tespitler denetlenemediğinden, yapılan araştırma ve incelemenin de hüküm kurmak için yeterli olduğundan söz edilemez.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, dava dilekçesi davalıya usûlüne uygun şekilde tebliğ edilerek yöntemince taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra savunması alınıp bildirmesi halinde delilleri toplanmalı; bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde işin esasına ilişkin olarak, dava konusu taşınmazın şu an bulunduğu Elbizli Köyünün, ... Köyünden ne zaman ayrıldığı sorularak, her iki çalışma alanında yapılan orman tahdidine, aplikasyon çalışmalarına, 2 inci madde ve 2/B madde uygulamalarına ilişkin tüm işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit haritaları ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi ve bir fen bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılmalıdır.
Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu, aplikasyon, 2 inci madde, 2/B madde uygulama tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, ilk orman kadastrosu, aplikasyon, 2 inci madde ve 2/B madde uygulaması ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, dava konusu taşınmazın ilk orman kadastrosu, aplikasyon ve orman rejimi dışına çıkarma haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritaları arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalıdır.
Yapılacak araştırma sonucunda dava konusu edilen parselin kesinleşmiş 2/B alanında kaldığının anlaşılması durumunda, 26.04.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6292 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinde yer alan 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereğince Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanlara ilişkin tapu kaydına konulan şerhlerin silinmesi, bu alanlar için Hazine tarafından dava açılmaması, açılan davalardan vazgeçilmesi ya da davaların durdurulması, tapusunun iptaline karar verilen taşınmazların tekrar tapu sahibine iadesi gibi konuların görülmekte olan davaya etkisi değerlendirilmeli ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, davalının savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğuracak şekilde, kendisine usulüne uygun şekilde dava dilekçesi tebliğ edilmeden işin esasına girilerek, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usûl ve yasaya uygun bulunmadığından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararrının, 6100 sayılı HMK' nın Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolunun kapalı bulunduğuna,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
04.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!