WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 12 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/16220 E.  ,  2023/4716 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/11 Esas 2021/5 Karar
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davalı Hazine aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
1. Uygulama kadastrosu sırasında, ... ilçesi ... Köyü çalışma alanında ve tapuda bir kısım davalıların murisi ... adına kayıtlı bulunan eski 152 parsel ... 7.900,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 119 ada 262 parsel numarasıyla 8.014,71 m2 yüzölçümlü olarak; davacı ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 153 parsel ... 18.200,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz, 119 ada 264 parsel numarasıyla 15.072,90 m2 yüzölçümlü olarak ve davalılar ... ve ... adına tapuda kayıtlı bulunan eski 154 parsel ... 13.700,00 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ise, 119 ada 263 parsel numarasıyla 16.963,44 m2 yüzölçümlü olarak tespit edilmiştir.

2. Davacı ... dava dilekçesinde; ... ilçesi ... Köyü 153 yeni 119 ada 264 parsel ... taşınmazın maliki olduğunu, uygulama kadastrosu çalışmaları sırasında taşınmazının yüz ölçümünün 3.127,10 m2 eksik ölçüldüğünü, eksikliğin komşu taşınmazlardan kaynaklandığını ileri sürerek, taşınmazının yüzölçümünün düzeltilmesine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı ... cevabında; 1972 yılında dayısı ve teyzesinin dava konusu olan yeri kendi aralarında taksim ettiklerini, daha sonra 1973 yılında dayısının ve teyzesinin hisselerini kendisinin satın aldığını, o taksimden sonra davacı ... ile aralarındaki sınırda herhangi bir kayma olmadığını beyan ederek, davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.07.2015 tarih ve 2013/78 Esas, 2015/26 Karar ... kararı ile, davalı Hazine aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddine, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise esastan reddine, dava konusu parsellerin uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 01.07.2015 tarih ve 2013/78 Esas, 2015/26 Karar ... kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

2. Temyiz incelemesi neticesinde, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 13.05.2019 tarih ve 2016/10192 Esas, 2019/3657 Karar ... ilamıyla; çekişmeli eski 153 (yeni 119 ada 264) ve eski 154 (yeni 119 ada 263) parsel ... taşınmazların müşterek sınırı tesis ve uygulama kadastrosu paftalarında farklı şekilde belirlenmesine rağmen, bu farklılığın sebebi teknik bilirkişi raporunda bilimsel verilere ve gerekçelere dayalı olarak açıklandığı, her iki taşınmaz arasındaki sınır uygulama kadastrosu paftasında sabit sınır olarak nitelendirildiği halde, İlk Derece Mahkemesinin keşif zaptına yansıyan gözleminde çekişmeli taşınmazlar arasında belirgin bir sınır bulunmadığı belirtilmesine ve böylece tespit tutanağı ile mahkeme gözlemi arasında çelişki oluşmasına rağmen bu çelişkinin giderilmediği, çekişmeli taşınmazlar arasında tesis kadastrosunun yapıldığı tarihte zeminde mevcut olup, halen varlığını sürdüren sabit sınır niteliğinde doğal ya da yapay ayırıcı bir unsur bulunup bulunmadığı belirlenmeden karar verildiği, eksik ve yetersiz bir incelemeye dayalı olarak karar verilemeyeceği açıklanarak, doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle, eksik belge, harita ve fotoğrafların dosya arasına getirilmesinin sağlanması, daha sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişilerinin tümü ve taraf tanıkları ile harita mühendisi sıfatına sahip üç kişilik bilirkişi kurulunun katılımıyla yeniden keşif yapılması, yapılacak keşifte, yerel bilirkişi ve tanıklardan, çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosu sırasında zeminde mevcut olup halen varlığını sürdüren doğal ya da yapay sabit sınırlarının bulunup bulunmadığı, çekişmeli taşınmazların tesis kadastrosundaki sınırlarının neresi olduğu, bu sınırlarda zaman içerisinde herhangi bir değişiklik olup olmadığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınması, beyanlar arasında çelişki oluştuğu takdirde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkilerin giderilmesi, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişilerinin tanık sıfatıyla dinlenilmesi, bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırların teknik bilirkişilere harita üzerinde işaretlettirilmesi, harita mühendisi bilirkişi kuruluna yöntemine uygun şekilde inceleme ve araştırma yaptırılarak denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor düzenlettirilmesi, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilerek ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozma ilamına Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu parsellerin sınırlarının yapılan kadastro tespiti ile mahkemece yapılan yargılama, dinlenen tanık beyanları ile bozma sonrası yeniden yargılama neticesinde yapılan kadastro tespitinin 119 ada 264 parsel ile 119 ada 263 nolu parselin arasındaki sınırın uygulama kadastrosunda yönetmelikte de belirtildiği gibi bilirkişi beyanıyla sabit sınır olarak tespit gördüğü, keşif mahallinde dinlenen ve yüzleştirilen tanık beyanlarının önceki karar sonucunu değiştirecek mahiyette olmadığı, taşınmazın zeminde mevcut sınırının ortofoto ile birebir çakıştığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davalı Hazine dışındaki davalılar aleyhine açılan davanın esastan reddine, dava konusu uyuşmazlıkta husumetin sınır değişikliği olduğu iddia edilen davalı taşınmazın maliklerine yöneltilmesi gerektiğinden davalı Hazine aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine, dava konusu parsellerin uygulama tespiti gibi tesciline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, rapora yapılan itirazların değerlendirilmediğini, ölçü, tersimat hatasının ancak 100 - 200 m2 gibi kabul edilebilir bir miktar olduğunu, 3.127,10 m2 lik farkın kabul edilemeyeceğini, bozma öncesi var olan tanık beyanları arasındaki çelişkilerin giderilmediğini, mülkiyet hakkının korunması gerektiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 22/a maddesi gereğince yapılan uygulama kadastrosuna itiraza ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 ... Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 ... Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 ... Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kanun'un 22/a maddesi,

3. Değerlendirme
1. İlk Derece Mahkemesince, temyize konu 119 ada 264 parsel ... taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki, dosya arasına alınan 18.01.2021 havale tarihli bilirkişi kurulu raporunda, 1972 tarihli hava fotoğrafından da anlaşılacağı üzere 119 ada 263 ve 264 nolu parseller arasındaki sınırın, ilk tesis kadastrosunun yapıldığı 1977 yılından evvel zeminde fiilen bu şekilde kullanıldığı, değişmediği ve sınırda 30 - 40 yaşından daha yaşlı ağaçlar bulunduğu, uygulama kadastrosunda da zemindeki duruma göre sınır tespiti yapıldığı belirtilmiş olup, İlk Derece Mahkemesince de, keşif sırasında alınan tanık beyanları ve bahsi geçen rapor uyarınca, dava konusu taşınmazlar arasındaki sınırın sabit sınır olduğu kabul edilerek, uygulama kadastrosunun doğru olduğu gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiştir.
Ne var ki; anılan bilirkişi kurulu raporu ekinde yer alan 1972 tarihli hava fotoğrafları incelendiğinde, 119 ada 264 parsel ile güneyinde yer alan 119 ada 263 parsel ... taşınmaz arasında, sabit bir sınırın mevcut olmadığı, sınırda yer alan ve hava fotoğrafına görülen ağaçların sabit bir sınır oluşturacak şekilde tüm sınırı kapsamadığı, taşınmazlar arasındaki açık - koyu renk farklılıklarının sabit sınır olarak kabul edilmesinin olanaklı olmadığı, keza, 1960 ve 1966 hava fotoğraflarında da dava konusu taşınmazlar arasında herhangi bir sabit sınırın tespit edilemediği, keşif sırasında dinlenen mahalli bilirkişiler, her ne kadar 119 ada 263 ve 264 parseller arasında önceden çalılıklar bulunduğunu, sonrasında bu çalılıkların kaldırıldığını, şu an zemindeki kullanım sınırının eskiden çalıların belirlediği sınırlar olup olmadığını bilmediklerini, ancak sınırda bulunan 100 yaşındaki kavak ağacının her zaman sınırda olduğunu belirtmiş olsalar da, bu beyanlarının soyut kaldığı, tesisi kadastrosunun yapıldığı 1977 yılına en yakın tarihli olan 1972 yılı hava fotoğraflarındaki görüntülerle uyuşmadığı anlaşılmıştır.

2. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, davaya konu taşınmazlar arasında tesis kadastrosunun yapıldığı tarihte sabit kabul edilebilecek bir sınır bulunmadığı gözetilerek, tesis kadastrosu paftasındaki sınırlara itibar edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,

1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
27.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.