8. Hukuk Dairesi 2021/15509 E. , 2024/823 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
KARAR : Davanın kabulüne
Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil istemli davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş olup, hükmün davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı ... vekili Düziçi Kadastro Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; ... ili Düziçi ilçesi Ellek Kasabası Aydınlılar mahallesinde bulunan 3059 parsel ... taşınmazın çok eskiden beri kendisinin zilyetliğinde olduğunu, arazisinin toplam miktarının yaklaşık 10 dönüm iken kadastro çalışmaları sonucu 2 dönüm olarak adına kayıt ve tescil edildiğini ileri sürerek, tescil harici bırakılan yaklaşık 8 dönüm taşınmazın adına tescilini talep etmiş ve Kadastro Mahkemesince görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
Davalı Hazine cevabında; davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; imar ihyası tamamlanıp üzerinden 20 yıllık yasal sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 01.06.2016 tarihli ve 2016/3646 Esas, 2016/6222 Karar ... ilamıyla, " eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilmesinin isabetsizliğine " değinilerek bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; "kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap koşullarının davacı lehine oluştuğu" gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi uyarınca tapusuz taşınmazın tescili istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde, bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden hüküm kurulması cihetine gidilmiştir. Şöyle ki; yöreye ait en eski ve dava tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait hava fotoğraflarının tamamı getirtilerek jeodezi ve fotogrametri bilirkişisine inceletilmediği gibi, dava konusu alanın sınırında dere görülmesine rağmen jeolog bilirkişiden çekişmeli taşınmazın dere yatağı vasfında olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı yada derenin aktif etki alanından kalıp kalmadığı hususunda rapor alınmamıştır.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yöreye ait en eski ve dava tarihinden 15 - 20 - 25 yıl öncesine ait memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında alanında uzman bir fen elemanı, bir ziraat mühendisi, bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi ve bir jeoloji bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsini, yaşını, dağılımını, taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişiden, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeolog bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazın önceki ve halihazırdaki niteliğinin ne olduğu, dere yatağında kalıp kalmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, derenin etkisi altında kalıp kalmadığı, derenin ... riski taşıyıp taşımadığı, taşınmazın jeolojik yönden zilyetlikle iktisap edilmeye olanaklı yerlerden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisine ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlettirilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli ve bundan sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 ... HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA,
Taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!