8. Hukuk Dairesi 2021/15487 E. , 2024/2601 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/638 E., 2021/172 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak tapusuz taşınmazın tescili talepli açılan davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince karar bozulmuştur.
Yeniden yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Verilen karar davacı mirasçısı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Dava; 4721 sayılı Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 3116 sayılı Orman Kanuna (3116 sayılı Kanun) göre 1948 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosu, daha sonra 1976 yılında orman tahdidinin aplikasyonu ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve bu Kanuna 3 Ek Madde ile bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanunla (1744 sayılı Kanun) değişik 2 inci madde uygulaması ile 1987 yılında 6831 sayılı Orman Kanun'un 3302 sayılı Kanuna göre yapılan 2/B uygulaması vardır. Genel arazi kadastrosu işlemi, 17.06.1957 tarihinde yapılmış ve sonuçları 11.01.1964 ilâ 13.02.1964 tarihleri arasında ilân edilerek kesinleşmiştir. Çekişmeli taşınmaz, bu çalışmada çalılık olarak tespit harici bırakılmıştır.
Davacı dava dilekçesinde özetle; Bursa ili Gemlik ilçesi ... Köyü, pafta 39 parsel (A) ile çevrili 15586.27 m2 zeytinliğin uzun yıllardan beridir kendi tasarrufu altında olduğunu, yaklaşık 40 yıl kadar öncesinden beri kendi çabaları ile dikip büyüterek zeytinleri yetiştirdiğini, 40 yıldan bu yana fasılasız ve nizasız malik sıfatı ile kullandığını, taşınmazın tapuya kayıtlı olmadığını, taşınmazın Hazine ve Belediye ile bir ilgisinin bulunmadığını belirtmiş; davanın kabulü ile olağanüstü zamanaşımı nedeni ile mezkur taşınmazın mülkiyet hakkının tapu kütüğüne tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Hazine vekili, karşı tescil talebinde bulunmuştur.
Yapılan yargılama neticesinde Mahkemesince; davanın kabulüne dair karar verilmiş, verilen karar davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 12.02.2018 tarih ve 2017/11098 Esas, 2018/850 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyularak yargılamaya devam olunmuştur.
İlk derece Mahkemesince; bozma ilamı doğrultusunda Bursa Büyükşehir Belediye Başkanlığına husumet yöneltilerek taraf teşkili sağlanmış ve yapılan yargılama sonucunda; "Dava konusu yerin hali hazırda zeytinlik olsa da kadimde çalılık olduğu, eğimi açısından bakacak olursak, eğimin yaklaşık %33 olduğu, ülkemizi en önemli sorunlarından biri olan toprak erozyonunu önlemek için Yargıtayın son yıllarda almış olduğu kararlara bakıldığında belirli eğimin üzerinde olan yerler ile ilgili olarak kadimde çalılık, fundalık ve orman benzeri toprak muhafaza karakteri taşıyan yerler ile ilgili kişiler adına tescil yapılamayacağı, bu yerlerin toprak muhafaza karakterini mevcut durumda farklı olsa da geçmişten gelen toprak muhafaza karakterinin koruduğu anlaşıldığından davacının davasını ret etmek gerekmiş Hazinenin cevap dilekçesindeki tescile yönelik talebi gözönünde bulundurularak Hazine adına orman vasfı ile tesciline" karar verilmiştir.
Verilen karar davacı mirasçı ... tarafından; davacının ve mirasçıların zilyetliği 40 yıldır malik sıfatıyla süredir devam ettirdiklerini, davaya konu olan taşınmaza komşu parsel olan 8466 parsel nolu taşınmazla ilgili açılan dava kabul edilmiş olup bu kararın emsal karar olarak değerlendirilmesini, bu emsal karar da ise eğim % 90 olmasına rağmen açılan dava kabul edildiğini, bu sebeplerle kararın bozulması yönünde temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de; bu karar usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.
Şöyle ki; zeytinlik alanlarda taşınmazın eğiminin yüksek olması davanın reddi için tek başına yeterli bir sebep değildir. Kaldı ki bilirkişi raporunda belirtildiği üzere taşınmazın orman ve toprak muhafaza karakteri taşımadığı, taşınmazın tamamında zeytin ağaçları dikili olduğu ve toprak erozyonu olmadığı ifade edilmiştir. Taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları dışarısında bırakılma tarihinden sonra sürdürülen zilyetliğe kıymet verilerek orman sınırları dışarısında bırakıldığı tarihten dava veya imar kapsamına alınmış ise imar tarihine kadar kazanmaya yeterli zilyetlik süresinin geçip geçmediği ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü ve 17 inci maddesinde aranan şartların gerçekleşip gerçekleşmediğinin belirlenmesi zorunludur. Dosyadaki 16.11.2020 havale tarihli fen, orman ve ziraat bilirkişinin müşterek imzalı raporunda çekişmeli taşınmazın yörede yapılan ve kesinleşen orman tahdit sınırları dışında orman sayılmayan yer olarak bırakıldığı belirtildiği gibi, 1955 tarihli hava fotoğraflarında çalılık, 1973 tarihli hava fotoğrafında açıklık, 1997 tarihli hava fotoğrafında zeytinlik alan olarak görüldüğünün bildirildiği, ayrıca taşınmazın tamamının Bursa Büyükşehir Belediyesi Meclisinin 16.10.2008 tarihinde onaylanan Umurbey Nazım İmar Planı sınırı içerisinde kaldığı, imar durumunun tarım alanı olarak tanımlandığı görülmüştür. Mahkemece 2020 yılında yapılan keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişilerin zilyetliği doğrulamasına, alınan bilirkişi raporunda taşınmaz bölümleri üzerinde düzenli olarak dikilmiş 40-45 yaşlarında zeytin ağacı bulunduğunun bildirilmesine, imar plan tarihi olan 2008 yılından önceki 20 yıldan fazla zamana tekabül edecek şekilde taşınmazın zeytinlik olduğu hususları birlikte gözetildiğinde, taşınmazda davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleştiği anlaşıldığından, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacı mirasçısının temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulüyle 6100 sayılı HMK'nın Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!