8. Hukuk Dairesi 2021/15041 E. , 2024/3268 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/248 E., 2018/637 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay'ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, gereği görüşüldü:
K A R A R
Davacı ..., dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Alanya ilçesi İsbatlı köyü, ... mevkiinde bulunan 5.791,04 m2 miktarındaki taşınmazın, tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiş; Hazine ise, davanın reddini savunmuş aynı zamanda 4721 sayılı Kanun'un 713/6 ncı maddesi uyarınca çekişmeli taşınmazın Hazine adına tescil edilmesini istemiştir.
Mahkemece, dava konusu taşınmazın %30-35 doğal meyile sahip evveliyatı itibariyle makilik ve çalılık olduğu eski tarım toprağı olmayıp imar ve ihyası yeni tamamlandığından tescil şartlarının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi'nin 26.02.2018 tarihli ve 2016/6340 Esas, 2018/1374 Karar sayılı kararıyla "kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmasının Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı ilkesi ile bağdaşmadığı" gereğine değinilerek bozulmuştur.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davacının davasının reddine; fen bilirkişisi ... Atsan'ın 25.12.2014 havale tarihli raporuna ekli krokisinde (A) harfi ile gösterilen 5.170,80 m²'lik tapusuz taşınmazın hali arazi vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm, davacı vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi uyarınca, taşınmazın tesciline ilişkindir.
Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1987 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava konusu taşınmaz tapulama harici bırakılmıştır. Bölgede 6831 sayılı Kanuna göre yapılan orman kadastrosu ve 2/B madde uygulamaları 24.05.1989 tarihinde kesinleşmiştir.
İlk Derece Mahkemece verilen karar, usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; hakkında tutanak düzenlenmeyen veya düzenlenmiş olup kesinleşen taşınmazlarla ilgili iddiaların (davaların) genel mahkemede görülmesi gerekir. Kadastro mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için söz konusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kanun'un 26 ncı maddesinin 4 üncü fıkrasına göre, kadastro mahkemesinin yetkisi, kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Tutanak kesinleştikten sonra kadastro mahkemesinin görevi sona erer. 3402 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi gereğince “Kadastro müdürü çalışma alanında işe başlamadan önce mahalli hukuk mahkemesinde, bu alandaki taşınmaz mallar hakkında görülmekte olan kadastro ile ilgili davalarla, hükme bağlanmış olup da henüz kesinleşmeyen davaların listesini alır ve bunu çalışma alanı ile ilgili tüm tapu, vergi harita ve diğer belge örnekleri ile birlikte kadastro teknisyenliğine verir. Kadastro müdürü, bu listedeki taşınmaz malların tesbiti yapıldıktan sonra, bunlarla ilgili tutanakları bir hafta içinde kadastro mahkemesine gönderir ve durumdan listenin alındığı mahalli mahkemeyi haberdar eder.” Davalı Taşınmaz Mal Tutanaklarının Kadastro Mahkemesine Devri Hakkındaki Yönetmeliğin 5 inci maddesinde bu tür yerler için kadastro tespit tutanağının ne şekilde düzenleneceği belirlenmiştir. 3402 sayılı Kanun'un 27 nci maddesi gereğince, “Mahalli hukuk mahkemelerinde görülmekte olan kadastro ile ilgili henüz kesinleşmemiş bulunan taşınmaz mala ilişkin davalar hakkında, o taşınmaz mal için kadastro tutanağı düzenlendiği tarihte bu mahkemelerin görevi sona erer ve davalara ait dosyalar mahkemesine re’sen devrolunur. Kadastro Kanunu'nun 26/C madde hükmüne göre ise, "Kadastro mahkemesi, mahalli hukuk mahkemelerinden 27 nci madde uyarınca kadastro mahkemesine devredilen dava ve dosyaları da inceleyip karara bağlar.”.
Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi de zorunludur.
Somut olayda, çekişmeli taşınmazların bulunduğu yörede, davanın devamı sırasında, 3402 sayılı Kanun'un Ek-5 ve Geçici 8 inci maddelerine göre 2022 yılında kadastro çalışmalarının yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, eldeki dava kadastro tespitine itiraz mahiyetinde bir dava olup İlk Derece Mahkemesince, dava dilekçesi ile fen bilirkişisi rapor ve krokisi müzekkereye eklenerek kadastro müdürlüğünden tescili istenen dava konusu yerlerin hangi ada ve parsel numarası altında tespitlerinin yapıldığının belirlenmesi, bundan sonra kadastro tutanakları getirtilerek dosyanın görevsizlik kararı ile kadastro mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi doğru olmamıştır.
S O N U Ç : Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428 inci maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
13.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!