8. Hukuk Dairesi 2021/14918 E. , 2024/1880 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/1539 E., 2021/850 K.
KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kadirli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/290 E., 2019/121 K.
Taraflar arasında, orman parseline karşı on yıllık süre içinde açılan tapu iptal ve tescil davasından yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine; Adana Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Osmaniye ili Kadirli ilçesi Avluk (Koçlu) köyü 294 ada 679 parsel sayılı (eski 294 ada 1 parsel sayılı) taşınmaz orman niteliğinde Hazine adına tapuda kayıtlıdır.
Davacı dava dilekçesinde, dava konusu taşınmazla ilgili olarak orman vasfı ile Hazine adına yapılan tespite itiraz ettiğini, kendisine murislerinden miras yolu ile intikal eden, yaklaşık 2-3 dönüm tarlanın, üzerindeki bağ, bahçe ve ağaçlarla zilyetliğinde bulunduğunu belirterek; taşınmazın tapusunun iptali ile adına tescilini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, mahallinde keşif icra edilmeyerek, taşınmazın kesinleşmiş orman kadastrosu sınırları içerisinde kaldığı ve zilyetlikle kazanılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının istinaf talebi üzerine, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 21.06.2021 tarihli ve 2019/1539 Esas, 2021/850 Karar sayılı ilamıyla; ''Dava konusu taşınmazın bulunduğu yörede orman kadastrosu çalışmalarının 06.12.2017 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edildiği, davacı tarafından orman parseli içerisinde kalan bir kısım yerin adına tescili için dava açılmış ise de, tescili talep edilen yerin 6831 Sayılı Yasa uyarınca orman olarak Hazine adına 294 ada 679 parsel sayılı taşınmaz içerisinde kaldığı, orman kadastrosu yapılan yerlerde bir taşınmazın orman olup olmadığının tespitinin kesinleşmiş orman kadastrosuna göre belirleneceği, yapılan orman kadastrosuna davacı tarafından süresi içerisinde itiraz edilmediğine'' dayanılarak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından esasa ilişkin olarak, davalı Hazine vekili tarafından vekalet ücreti yönünden temyiz edilmiştir.
3402 sayılı Kadastro Kanun'un (3402 sayılı Kanun), Ek 5 inci maddesine göre ''Kadastrosu veya tapulaması tamamlanan çalışma alanlarında, orman kadastrosu ya da tahdidi yapılmamış ormanlar, 4 üncü ve 39 uncu maddelerde yer alan esaslar çerçevesinde kadastroya tabi tutulur.'' Aynı Kanunun, ''Kadastro tutanaklarının kesinleşmesi ve hak düşürücü süre'' madde başlıklı 12 nci maddesinin üçüncü fıkrasından ise ''Kadastro tutanaklarında belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı'' öngörülmüştür.
Dava konusu taşınmazın,
3402 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesi uyarınca, 2015 yılında yapılan orman kadastro çalışmalarında Hazine adına orman niteliğinde tespit gördüğü, davacının 28.05.2015 havale tarihli dava dilekçesinde yapılan tespite itiraz ettiğini belirttiği; dolayısıyla davanın orman parseline karşı 3402 Sayılı Kanunun 12 nci maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılan tapu iptal ve tescil davası olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Mahkemece mahallinde keşif yapılmadan eksik incelemeye göre hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan, aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Yasalar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi)hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli, taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranının açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenmelidir. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanunun 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Davalı Hazine vekilinin temyiz itirazı bakımından; İlk Derece Mahkemesi hükmünün vekalet ücreti yönünden temyiz incelemesini talep eden davalı Hazine vekilinin, bu karara ilişkin istinaf talebinde bulunmadığı, dolayısıyla hükmün davalı Hazine yönünden kesinleştiği anlaşıldığından, davalı Hazine vekilinin temyiz talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle;
Davacının temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının reddine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!