WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 25 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/14636 E.  ,  2024/4462 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasındaki kadastro (genel mahkemeden devreden) ve kadastro tespitine itiraz davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak ve dava dosyasının Kadastro Mahkemesine devri üzerine yapılan yargılama sonucunda, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında, Kars ili Arpaçay ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 102 ada 75 parsel sayılı 6.020,31 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ile Kars ili Arpaçay ilçesi Meliköy Köyü çalışma alanında bulunan 103 ada 121, 137, 183, 215, 219, 242, 334, 104 ada 59, 383, 386, 399, 113 ada 1, 12, 45, 116 ada 3, 8, 129 ada 81, 131 ada 8, 118, 119 ve 191 parsel sayılı muhtelif yüzölçümdeki taşınmazlardan 102 ada 75 parsel sayılı taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile ...; 103 ada 121, 113 ada 12 ve 129 ada 81 parsel sayılı taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile ...; 103 ada 137 parsel sayılı taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile ...; 103 ada 183, 215 ve 219 parsel sayılı taşınmazlar meradan açılmak sureti ile zilyet edilmeleri nedeni ile zilyetleri yararına iktisap koşullarının gerçekleşmediği, 116 ada 8 parsel sayılı taşınmaz ise devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu belirtilerek Hazine; 103 ada 242 parsel sayılı taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile, 131 ada 119 parsel sayılı taşınmaz ise satın alma ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile ...; 104 ada 59 parsel sayılı taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile, 116 ada 3 ve 131 ada 8 parsel sayılı taşınmaz ise satın alma ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile ...; 104 ada 399 parsel sayılı taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile Kerem ...; 104 ada 383, 386 ve 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile ... ve 131 ada 118 parsel sayılı taşınmaz ise irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliği nedeni ile ... adına tespit edildikten sonra 104 ada 386 ve 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar satış nedeni ile sırasıyla ... ve ... adına kayden intikal ettirilmiş, bilahare ise iş bu taşınmazlardan 102 ada 75, 103 ada 121, 137, 242, 334, 104 ada 59, 383, 386, 399, 113 ada 1, 12, 45, 116 ada 3, 8, 129 ada 81, 131 ada 8, 118 ve 119 parsel sayılı taşınmazların malik haneleri "davalı" hale getirilmiştir.
Davacı ... ... dava dilekçesinde, mevkilerini bildirdiği 12 parça taşınmazın davalı olarak gösterilen ... ve ... ile müşterek miras bırakanları olan ...'ten kaldığını ve kardeşleri tarafından taşınmazların kullanımının amcalarının oğlu olan diğer davalı ...'e devredildiğini, dolayısı ile taşınmazların ... tarafından kullanıldığını ve gelirinden ise davalı kardeşlerinin pay aldığını, kendisine ise talep etmesine karşın pay verilmediğini ve mülkiyet hakkının engellendiğini ileri sürerek davalıların iddiasına konu edilen taşınmazlara vaki müdahalesinin menini istemiş; yapılan yargılama sonucunda Arpaçay Asliye Hukuk Mahkemesinin 2003/28 Esas, 2005/7 Karar sayılı kararı ile, "...çekişmeli taşınmazların ...'e ait iken ölümü ile mirasçılarına intikal ettiği, taşınmazların davalı ... ve ... tarafından 20 yılı aşkın süre evvel ...'e satıldığı ve zilyetliğin devredildiği, davacı taksime iştirak etmediği gibi yerel adet gereği kız evlatlara taşınmazda verilmediği ve davalı ... yararına iktisap koşullarının gerçekleştiği..." gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi ve iş bu kararın, davacının mirasçısı ... tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 29.11.2005 tarihli ve 2005/5942 Esas, 2005/8020 Karar sayılı kararı ile; "...çekişmeli taşınmazların tarafların ortak miras bırakanı Meydanali'den kaldığı hususunda ihtilaf bulunmadığı, murisin ölüm tarihine göre terekesinin el birliği hükümlerine tabi olup, bir ya da bir kaç mirasçının satışların geçerli olabilmesi için tüm mirasçıların katılımı ile satışın yapılması gerektiği, mirasçılardan bir ya da bir kaçı tarafından yapılan satışın geçersiz olduğu, bu şekildeki satışa dayalı olarak mülkiyet hakkının kazanılmasının mümkün bulunmadığı, buna karşın tapusuz taşınmazın devrinden itibaren 20 yıl süreyle koşullarına uygun olarak taşınmazın tasarruf edilmesi halinde mülkiyet hakkının kazanılabileceği, ne var ki bu husustaki araştırma ve incelemenin yeterli olmadığı, öte yandan davacı taraf tarih içermeyen dilekçe ile tanıklarını bildirdiği halde bu husus üzerinde durulmadığı, bu kapsamda tanık listesi geçerli ise tanıkların dinlenmesi gerektiği halde bu hususun göz ardı edildiği, yine dinlenene mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının da satış ve devir olgusu hususunda tutarsız olduğu, bir kısım beyanda murisin ölümünden 2 - 3 yıl sonra bir kısım beyanda ise 5 - 10 yıl sonra taşınmazların satılıp devredildiğinin bildirildiği, yine davalı tarafın dayandığı 26.12.2003 tarihli satış sözleşmesinin de sonraki tarihte düzenlenmiş olup, içeriğinde mirasçılardan ...'in taşınmazları murisin ölümünden evvel 1975 yılında sattığının açıklandığı ve bu hususunda savunma ile çelişkili olduğu..." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiş, daha sonra ise Arpaçay Asliye Hukuk Mahkemesinin 23.06.2006 tarihli ve 2005/75 Esas, 2006/34 Karar sayılı kararı ile "...yörede kadastro çalışmasına başlanıldığı ve iddia konusu taşınmaz hakkında kadastro tutanağı düzenlendiği..." gerekçesi ile dava dosyasının Kadastro Mahkemesine devrine karar verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
Birleşen dava dosyasında davacı ... dava dilekçesinde, 103 ada 183, 215, 219, 334 ve 131 ada 191 parsel sayılı taşınmazların muris Celil ... adına tapuda kayıtlı yerler olup, 1971 yılından beri zilyetliklerinde olduğunu ileri sürerek taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile adına tescilini istemiştir.
Davalı taraf davanın reddini savunmuştur.
İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...21.10.2019 havale tarihli fen bilirkişi kurulu raporu ve eki krokisinde 102 ada 75 parsel sayılı taşınmazın K8-1 ile gösterilen 2203,41 metrekare; 103 ada 121 parsel sayılı taşınmazın K7 (tamamı) ile gösterilen 6410,567 metrekare; 103 ada 242 parsel sayılı taşınmazın K1 ile gösterilen 4.042,100 metrekare; 104 ada 386 parsel sayılı taşınmazın K14 ile gösterilen 654,718 metrekare; 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazın K3 ile gösterilen 4.876,555 metrekare; 113 ada 12 parsel sayılı taşınmazın K5 (tamamı) ile gösterilen 4.337,228 metrekare; 116 ada 3 parsel sayılı taşınmazın K9 ile gösterilen 1520,238 metrekare; 129 ada 81 parsel sayılı taşınmazın K12 ile gösterilen 3.108,18 metrekare; 131 ada 8 parsel sayılı taşınmazın K6 (tamamı) ile gösterilen 1.261,84 metrekare; 131 ada 118 parsel sayılı taşınmazın C ile gösterilen 530,58 metrekare ve 131 ada 119 parsel sayılı taşınmazın K11 (tamamı) ile gösterilen 5.083,309 metrekare kısımların aktarılan davanın kapsamında olup, evveliyatında ...'e ait olduğu, ölümünden evvel bir kaç yıl yatalak hasta olması nedeni ile taşınmazların oğulları ... ve ... tarafından kullanıldığı, bilahare ise ...'in sağlığında taşınmazların bu kişinin bilgi ve rızası dışında oğlu ... tarafından 3. Kişiye devredildiği, bu devir işlemine hukuken değer izafe edilmesinin mümkün bulunmadığı, dolayısı ... yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiği, 113 ada 45 parsel sayılı sayılı taşınmazın (Y) harfi ile gösterilen bölümü ile 103 ada 334 parsel sayılı taşınmazın K15, K17 ve H ile gösterilen bölümlerinin aktarılan davanın kapsamında olmakla beraber, mera niteliğinde olup, bu kısımlarda zilyetlikle iktisap koşullarının bulunmadığı, 103 ada 137, 104 ada 59, 339, 383 ve 116 ada 8 parsel sayılı taşınmazların ise aktarılan davanın kapsamında kalmadıkları, 103 ada 215, 219 parsel sayılı taşınmazlar ile ve 103 ada 334 parsel sayılı taşınmazın A, B, C ve D harfleri ile gösterilen kısmının; 103 ada 183 parsel sayılı taşınmaz ile 103 ada 334 parsel sayılı taşınmazın E harfi ile gösterilen kısmının ve 131 ada 191 parsel sayılı taşınmazın F1, F2 ve F3 harfleri ile gösterilen kısmının davacı ...'ın dayandığı tapu kaydının kapsamında kaldıkları..." gerekçesi ile sehven davalı hale getirilen/dava konusu olmadığı halde davalı olarak bildirilen 103 ada 137, 104 ada 59, 339, 383 ve 116 ada 8 parsel sayılı taşınmazların kadastro tutanak asıllarının olağan usullere göre kesinleştirme işlemleri yapılmak üzere Kars Kadastro Müdürlüğüne iadesine, davacı ...'in davasının kısmen kabulüne, davacı ...'ın davasının kabulüne, çekişmeli 102 ada 75, 103 ada 121, 183, 191, 215, 219, 242, 334, 104 ada 386, 113 ada 1, 12, 116 ada 3, 129 ada 81, 131 ada 8, 118, 119 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile; 21.10.2019 havale tarihli fen bilirkişi kurulu raporu ve eki krokisinde 102 ada 75 parsel sayılı taşınmazın K8-1 ile gösterilen 2203,41 metrekare; 103 ada 121 parsel sayılı taşınmazın K7 (tamamı) ile gösterilen 6.410,567 metrekare; 103 ada 242 parsel sayılı taşınmazın K1 ile gösterilen 4.042,100 metrekare; 104 ada 386 parsel sayılı taşınmazın K14 ile gösterilen 654,718 metrekare; 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazın K3 ile gösterilen 4.876,555 metrekare; 113 ada 12 parsel sayılı taşınmazın K5 (tamamı) ile gösterilen 4.337,228 metrekare; 116 ada 3 parsel sayılı taşınmazın K9 ile gösterilen 1.520,238 metrekare; 129 ada 81 parsel sayılı taşınmazın K12 ile gösterilen 3.108,18 metrekare; 131 ada 8 parsel sayılı taşınmazın K6 (tamamı) ile gösterilen 1.261,84 metrekare; 131 ada 118 parsel sayılı taşınmazın (C) harfi ile gösterilen 530,58 metrekare; 131 ada 119 parsel sayılı taşınmazın K11 (tamamı) ile gösterilen 5.083,309 metrekare kısımlarının malik hanelerinin hüküm yerinde gösterilen payları oranında ... mirasçıları ... ve müşterekleri adına doldurulmasına, 08.07.2020 havale tarihli fen bilirkişi kurulu ek raporu ve eki krokisinde 102 ada 75 parsel sayılı taşınmazın K22 ile gösterilen 3.816,6 metrekare; 103 ada 242 parsel sayılı taşınmazın K2 ile gösterilen 2.691,962 metrekare; 104 ada 386 parsel sayılı taşınmazın K15 ile gösterilen 13.032,665 metrekare; 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazın K4 ile gösterilen 6150,89 metrekare; 116 ada 3 parsel sayılı taşınmazın K10 ile gösterilen 5018,97 metrekare; 129 ada 81 parsel sayılı taşınmazın K13 ile gösterilen 4.977,08 metrekare; 131 ada 118 parsel sayılı taşınmazın K21 ile gösterilen 6.475,92 metrekare taşınmazların aktarılan dava dosyası kapsamında davalı olmadığı anlaşıldığından olağan usullere göre kesinleştirme işlemi yapılmak üzere Kars Kadastro Müdürlüğüne iadesine, 113 ada 45 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına mera vasfıyla özel siciline kaydına, 103 ada 215, 219 parsel sayılı taşınmazlar ile ve 103 ada 334 parsel sayılı taşınmazın (A), (B), (C) ve (D) harfleri ile gösterilen kısmının; 103 ada 183 parsel sayılı taşınmaz ile 103 ada 334 parsel sayılı taşınmazın (E) harfi ile gösterilen kısmının ve 131 ada 191 parsel sayılı taşınmazın F1, F2 ve F3 harfleri ile gösterilen kısmının ... adına tapuya tespit ve tesciline, 131 ada 191 parsel sayılı taşınmaz (G) ve (H) harfleri ile gösterilen sırasıyla 45.415,56 metrekare ve 22.858,69 metrekare yüzölçümündeki kısımlarının tespit gibi tesciline, 103 ada 334 parsel sayılı taşınmazın K23 ile gösterilen 4.165.664,69 metrekare yüz ölümündeki kısmının Maliye Hazinesi adına mera vasfıyla özel siciline kaydına karar verilmiştir.
1.Davalı ... vekilinin 103 ada 137, 104 ada 59, 383 ve 116 ada 8 parsel sayılı taşınmazlara, davalı Hazine vekilinin ise 103 ada 215, 219, 183 ve 131 ada 191 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davalı ... vekili ve davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
2.Davalı ... vekilinin 104 ada 399 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
a.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b.3402 sayılı Kadastro Kanunu'un (3402 sayılı Kanun) 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazın dava konusu olmadığından söz edilerek tutanak aslının olağan usulle kesinleştirilmek üzere kadastro müdürlüğüne gönderilmesine karar verilmiş olmakla birlikte tutanak aslı dosya arasına getirtilen taşınmaz 104 ada 399 parsel sayılı taşınmaz olduğu halde hüküm yerinde bu taşınmazın ada - parsel numarasının 104 ada 339 olarak gösterilmiş olması isabetsiz olup, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
3.Davalı ... vekilinin 113 ada 45 parsel sayılı sayılı taşınmazın (Y) harfi ile gösterilen bölümü ile 103 ada 334 parsel sayılı taşınmazın K15, K17 ve H ile gösterilen kısımlarına ve davalı Hazine vekili'nin ise 103 ada 334 parsel sayılı taşınmazın (A), (B), (C), 8D) ve (E) harfleri ile gösterilen bölümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde,
a.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, tarafların aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b.3402 sayılı Kanun'un 1 inci maddesi uyarınca kadastro hakimi doğru, infazı kabil, infaz sırasında tereddüt oluşturmayacak ve taşınmaz hakkında sicil oluşturmaya elverişli şekilde karar vermek zorundadır. Ne var ki, İlk Derece Mahkemesince 113 ada 45 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile, 103 ada 334 parsel sayılı taşınmazın hükme esas bilirkişi raporunda davacılardan ... adına tesciline karar verilen kısım dışındaki bölümlerinin kamu orta malı - mera vasfında oldukları belirlenerek 3402 sayılı Kanun'un 16/B maddesi gereğince kamu orta malı - mera vasfı ile sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmekle yetinilmesi gerektiği halde aidiyet hükmü de içerecek şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, bu nedenlerle hükmün bozulması gerekmekte ise de, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.
4.Davacı ... vekili'nin 102 ada 75, 103 ada 121, 242, 104 ada 386, 113 ada1, 113 ada 12, 116 ada 3, 129 ada 81, 131 ada 8, 118 ve 119 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince,
a.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, davalı ... vekili'nin hükme esas 08.07.2020 havale tarihli fen bilirkişi kurulu ek raporu ve eki krokisinde 102 ada 75 parsel sayılı taşınmazın K22 ile gösterilen 3.816,6; 103 ada 242 parsel sayılı taşınmazın K2 ile gösterilen 2.691,962; 104 ada 386 parsel sayılı taşınmazın K15 ile gösterilen 13.032,665; 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazın K4 ile gösterilen 6.150,89; 116 ada 3 parsel sayılı taşınmazın K10 ile gösterilen 5018,97 m2; 129 ada 81 parsel sayılı taşınmazın K13 ile gösterilen 4.977,08 ve 131 ada 118 parsel sayılı taşınmazın K21 ile gösterilen 6.475,92 yüzölçümündeki kısımlara yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b.Davalı ... vekilinin hükme esas 21.10.2019 havale tarihli fen bilirkişi kurulu raporu ve eki krokisinde 102 ada 75 parsel sayılı taşınmazın K8-1 ile gösterilen 2203,41 metrekare; 103 ada 121 parsel sayılı taşınmazın K7 (tamamı) ile gösterilen 6410,567 metrekare; 103 ada 242 parsel sayılı taşınmazın K1 ile gösterilen 4.042,100 metrekare; 104 ada 386 parsel sayılı taşınmazın K14 ile gösterilen 654,718 metrekare; 113 ada 1 parsel sayılı taşınmazın K3 ile gösterilen 4.876,555 metrekare; 113 ada 12 parsel sayılı taşınmazın K5 (tamamı) ile gösterilen 4.337,228 metrekare; 116 ada 3 parsel sayılı taşınmazın K9 ile gösterilen 1.520,238 metrekare; 129 ada 81 parsel sayılı taşınmazın K12 ile gösterilen 3.108,18 metrekare; 131 ada 8 parsel sayılı taşınmazın K6 (tamamı) ile gösterilen 1.261,84 metrekare; 131 ada 118 parsel sayılı taşınmazın C ile gösterilen 530,58 metrekare ve 131 ada 119 parsel sayılı taşınmazın K11 (tamamı) ile gösterilen 5.083,309 metrekare kısımlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde, İlk Derece Mahkemesince yukarıda ayrıntıları ile açıklanan gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de, yapılan değerlendirme hatalı olduğu gibi araştırma ve inceleme de hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki, dosya kapsamı ile çekişmeli taşınmazların evveliyatının ...'e ait olduğu doğru olarak belirlendiği gibi esasen bu hususta taraflar arasında bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Diğer taraftan dosya kapsamına yansıyan bilgi ve belgelere göre ...'in uhdesinde bulunan taşınmazları sağlığında paylaştırdığı ortaya konulamadığı gibi murisin vefatından sonra da terekesinin mirasçıları tarafından taksim edildiği de ortaya konulamamıştır. Dolayısı ile murisin sağlığında ya da ölümünden sonra bir ya da bir kısım mirasçısı tarafından taşınmazın 3. kişiye satışı geçersizdir. Ne var ki; eldeki dava dosyası, genel mahkemeden devreden dava niteliğinde olup, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, bir diğer ifade ile çekişmeli taşınmazların kimin adına tescil edileceğinin 3402 sayılı Kanun'un 30/2 nci maddesi uyarınca re'sen araştırma ilkesi çerçevesinde aktarılan dava tarihine göre çözümleneceği kuşkusuz olup, dosya kapsamına yansıyan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında çekişmeli taşınmazların muris ...'in sağlığında, bir diğer ifade ile ölüm tarihi olan 01.05.1976 tarihinden evvel mirasçısı ... tarafından 3. kişi durumundaki ... ve ...'e satıldığı ve bu tarihten itibaren de taşınmazların bu kişilerin ve çocuklarının zilyetliğinde olduğu belirtilmiştir. Şu halde, taşınmazın satışı geçersiz olmakla birlikte, zilyetliği devralan kişilerin 3. kişi durumunda olduğunun anlaşılmasına ve taşınmazların zilyetliğinin devredildiği tarih ile dava tarihi arasında da iktisaba yeter süre olan 20 yılı aşkın süre mevcut olduğuna göre, taşınmazların iktisap koşullarını sağlayan zilyetleri adına tescil edilmesi gerektiği şüphesizdir.
Ne var ki, aktarılan dava tarihine göre her bir taşınmazın ne zamandan beri kim tarafından zilyet edildiği kesin olarak belirlenmemiş, bir diğer ifade ile dava tarihi itibari ile kimin yararına iktisap koşullarının gerçekleştiği netleştirilmeksizin karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen mahalli bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarının katılımı ile yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazların ne zamandan beri kim tarafından kullanıldığı sorulup, saptanılmalı, bu kapsamda özellikle her bir taşınmazın murisin sağlığındaki satışı ve zilyetliğin devri sonucunda kimin zilyetliğine geçtiği ve zilyetliğin kim tarafından sürdürüldüğü hususu üzerinde önemle durulmalı, zilyetliği devralanların arasında bir taksim bulunup bulunmadığı ve zilyetliğini devraldıkları taşınmazları başka kişilere devredip devretmedikleri irdelenmeli, bu yolla taşınmazlarda kim yararına iktisap koşullarının gerçekleştiği ve kim adına tescile karar verileceği belirlenmeli, tespite aykırı sonucu ulaşılması halinde tespit bilirkişileri de dinlenerek aykırıkların giderilmesine çalışılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5.Davalı Hazine vekilinin çekişmeli 103 ada 220, 221, 222 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise,
Çekişmeli taşınmazları davaya konu edildiği ve kadastro tutanak asılları da dosya içine getirildiği halde bu taşınmazlar hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulmamıştır. Davaya konu edilen tüm taşınmazlar hakkında bir karar verilmesi gerektiği şüphesizdir.
İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğundan, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ:
1.Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin 103 ada 137, 104 ada 59, 383 ve 116 ada 8 parsel sayılı taşınmazlara, davalı Hazine vekilinin ise 103 ada 215, 219, 183 ve 131 ada 191 parsel sayılı taşınmazlara yönelik yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile 103 ada 137, 215, 219, 183, 104 ada 59, 383, 116 ada 8 ve 131 ada 191 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki usul ve kanuna uygun olan, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
2.Yukarıda (2.a) ve (3.a) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin ve davalı Hazine vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davalı ... vekilinin ve davalı Hazine vekilinin temyiz itirazının, yukarıda (2.b) ve (3.b) nolu bentte açıklanan nedenlerle 104 ada 399, 103 ada 334 ve 113 ada 45 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde; "...c - 104 ada..." ibarelerinden sonra gelen "...339..." ibaresinin hüküm yerinden çıkartılarak yerine "... 399..." ibaresinin; hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde; "...Hazine adına Mera vasfıyla özel siciline kaydına..." sözlerinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine; "...kamu orta malı - mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına..." sözlerinin ve hüküm fıkrasının (7 - I) numaralı bendinde; "...Maliye adına mera vasfıyla özel siciline kaydına..." sözlerinin hüküm yerinden çıkarılarak yerine; "...kamu orta malı - mera vasfıyla sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına..." sözlerinin yazılmasına ve 104 ada 399, 103 ada 334 ve 113 ada 45 parsel sayılı taşınmazlara yönelik hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
3.Yukarıda (4.a) no.lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, davalı ... vekilinin temyiz itirazının yukarıda (4.b) no.lu bentte yazılı nedenlerle; davalı Hazine vekili'nin temyiz itirazının ise (5) no.lu bentte yazılı nedenlerle kabulü ile; 102 ada 75, 103 ada 121, 220, 221, 222, 242, 104 ada 386, 113 ada 1, 113 ada 12, 116 ada 3, 129 ada 81, 131 ada 8, 118 ve 119 parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.