WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/14524 E.  ,  2024/4260 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/400 E., 2020/273 K.
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R

Davacı ... İdaresi vekili 13.08.2014 havale tarihli dilekçesinde; Yalova ili ... Köyü 735 parsel sayılı 125.834 m2 yüzölçümündeki taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığını, ancak taşınmazın eylemli orman niteliğinde olduğunu ileri sürerek, davalı adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın orman niteliğiyle Hazine adına tesciline, elatmanın önlenmesine ve taşınmazın tapu kaydında yazılı bulunan şerhlerin silinmesine karar verilmesini talep ettikten sonra; 23.05.2015 tarihli dilekçesi ile, dava açıldıktan sonra mahallinde yapılan keşif sonucu taşınmazın hem 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamında olan kısmı hem de orman tahdidi dışında kalan kısımları dahil büyük bölümünün eylemli orman olduğunun belirlendiğini açıklayarak, dava dilekçeleini ıslah ettiklerini ve taşınmazın devlet ormanı, tahdit dışında kalan ya da 6831 sayılı 2/B maddesi uygulaması yapılan ancak eylemli orman niteliğinde olan bölümlerinin orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın kabulüne ve dava konusu taşınmazın (A), (C), (F) işaretli toplam 13745 m2 yüzölçümündeki bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline ilişkin önceki hüküm, davacı ... İdaresi vekili ve davalı vekilinin temyizi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin17.09.2019 tarihli ve 2017/9565 Esas, 2019/4890 Karar sayılı ilamıyla; " dava konusu taşınmazın tapu kaydına Etibank A.Ş. lehine daimi irtifak ... olduğu ancak Etibank A.Ş.’nin davada taraf olmadığı açıklanark, taraf teşkili sağlandıktan sonra işi esası hakkında karar verilmesi " gereğine değinilerek, sair hususlar incelenmeksizin bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne ve çekişmeli taşınmazın (A), (C), (F) işaretli toplam 13745 m2 bölümünün tapu kaydının iptali ile orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesince, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmak için yeterli olmadığı anlaşılmaktadır.
Şöyle ki; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 22.03.1996 tarihli ve 1993/5 Esas, 1996/1 Karar sayılı içtihadında, 3116 sayılı Kanun'un 5653 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddelerin Eklenmesine Dair Kanun'la (5653 Sayılı Kanun) değişik 1/e maddesine göre çıkarılan “Makilik ve Orman Sahalarının Birleştiği Yerlerde Orman Sınırlarının Tespitine ait Yönetmelik” ile bu Yönetmelik uyarınca kurulan maki komisyonlarının yasal olduğu ve yaptıkları işlemlerin de geçerli olduğu kabul edilmiş ve söz konusu komisyonlar tarafından makilik alan olarak belirlenen taşınmazlar hakkında özel kanunlar gereğince oluşturulan tapular da yasal prosedüre uygun ve geçerli olduğundan bu tapulara değer verileceği hüküm altına alınmıştır.
Yine, Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı içtihadında da, maki komisyonlarınca 5653 sayılı Kanun'a göre yapılarak kesinleşen ve özel kanunlar gereğince tapu kaydı oluşan taşınmazlar hakkında 1993/5 Esas ve 1996/1 Karar sayılı içtihadı birleştirme kararının uygulanmasına devam olunacağı ifade edilmiştir.

Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1950 yılında maki tefriki yapıldığı ancak 1962 yılında bir kısım yerler için maki tefrikinin iptal edildiği bildirilmiş ise de dava konusu taşınmazın makiye tefrik edilen alanda yada maki tefriki iptal edilen alanda kalıp kalmadığı, ilgili maki tefrik haritaları incelenmek sureti ile belirlenmemiş, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı ve varsa dayanak belgeleri dosya içerisine alınmak suretiyle, kadastro sırasında tapu kaydı uygulanıp uygulanmadığı noktasında bir değerlendirme yapılmamıştır .

Yukarıda belirtilen Yargıtay İçtihadı birleştirme kararı gereğince, dava konusu taşınmaz, makiye tefrik edilerek 4753 sayılı ve 5618 sayılı Kanunlar uyarınca tevzi edilen alanda kalmakta ise, uyuşmazlığın anılan İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca çözülmesi gerekeceğinden, taşınmazın makiye tefrik edilen alanda kalıp kalmadığının net olarak belirlenmesi ve taşınmazın hangi çalışmada hangi kısmının orman sınırı içinde kaldığı, hangi çalışmada kısmen 6831 sayılı 2/B maddesi kapsamında orman sınırları dışına çıkartılan alan olarak belirlendiği hususlarının tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerekmektedir.
Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan orman bilirkişi raporunda, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde ilk olarak 1948 yılında orman kadastrosu yapılıp kesinleştiği, 1980 yılında 1744 sayılı 6831 sayılı Kanunun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 sayılı Kanun) uyarınca yapılan çalışmanın, itirazlar incelenmediği için kesinleşmediği, 1987 yılında 3302 sayılı 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (3302 sayılı Kanun) uyarınca 2/B çalışmasının yapıldığı bildirilmiş ise de, bu çalışmalara ilişkin olarak düzenlenen haritalar ile taşınmazın bulunduğu alanı gösterir kadastro paftası, ölçekleri eşitlenmek ve tüm orman kadastro sınırları ayrı renklerle gösterilmek suretiyle çakıştırılmamış ve ilk derece mahkemesince de, bu çalışmalara ait tutanak ve haritalar dosya içerisine getirtilip bilirkişi raporu denetlenmeden hüküm kurulması cihetine gidilmiştir.

Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde yapıldığı anlaşılan tüm çalışmalara ilişkin orman kadastro haritaları, askı ilanları, işe başlama ve işi bitirme tutanakları ile taşınmazı ilgilendiren çalışma tutanakları,1980 yılında yapıldığı belirtilen çalışmaya itirazlara ilişkin tutanaklar, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağı ve tapu kütük sayfası dosya içerisine alınmalı, kadastro tespitine esas alınan bir tapu kaydı olup olmadığı kontrol edilerek, varsa bu tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm tedavüllerini gösterir şekilde istenmeli, komşu parsellere ilişkin dava dosyalarında verilen kararlar, yörede yapılan maki tefrik çalışması ve toprak tevziine ait haritalar ve eki belgeler eksiksiz olarak getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, yeniden oluşturulacak üç kişilik orman yüksek mühendisi bilirkişi kurulu ile bir harita mühendisi ya da fen memurunun katılımıyla yeniden keşif yapılarak, tüm orman tahditine dair tutanak ve harita ile maki tefrik tutanakları ile dayanağı haritalar yerine uygulanıp, makiye ayrılan sahanın sınırları kesin biçimde belirlenmeli, dava konusu taşınmazın bu belirlemeye göre, orman tahdit haritası ve maki tefrik haritasının kapsamında kalıp kalmadığı saptanmalı; kesinleşen orman tahdit haritaları ile 1950 yılında düzenlenen maki tefrik haritası ve kadastro paftası ölçekleri eşitlenerek birbiri üzerine aplike edilmeli, çekişmeli parsele revizyon gören tapu kayıtlarının dayanağı toprak tevzi haritası dahi yerine uygulanıp taşınmazın konumu gösterilmeli; her uygulama ayrı ayrı renklerle işaretlenerek keşfi izleme olanağı sağlanmalı; böylesine yapılacak bir uygulama sonunda çekişmeli taşınmazların tamamının yada bir kısmının 1947 yılında yapılan tahdit içinde kalıp kalmadığı ve tahdit içinde olduğu halde 1950 tarihinde yapılan maki tefrik haritası kapsamında kalmayan kısımların bulunup bulunmadığı, yine maki tefrik haritası içinde kalıp da toprak tevzi tapusunun dayanağı tevzi haritası içinde kalmayan bölümlerinin bulunup bulunmadığı kesin olarak belirlenmeli ve bundan sonra, tapulu bir mülkün sonradan ormanlaşmasının taşınmazı kamu malı haline getirmeyeceği gözetilerek, yargılama sürecinde taraflar lehine oluşan usuli kazanılmış haklarda da dikkate alınmak suretiyle, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
25.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.