8. Hukuk Dairesi 2021/13918 E. , 2024/3544 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2015/47 E., 2021/24 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalılar ... ve arkadaşları ile Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında; Kırtık Köyü 163 ada 21 ve 22, 180 ada 1, 2 ve 3 parsel sayılı taşınmazlar 20.03.1963 tarihli ve 72 sıra numaralı, 170 ada 1 parsel sayılı taşınmaz ise 25.12.1953 tarihli ve 66 sıra numaralı tapu kayıtları esas alınarak tespit edilmiş, ancak taşınmazların Asliye Hukuk Mahkemesinin 2006/198 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan bahsedilerek malik haneleri açık bırakılmış ve tutanaklar Kadastro Mahkemesine devredilmiştir.
Davacı ... vekili 25.05.2006 havale tarihli dilekçesi ile, Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı davada; 17.12.1991 tarihli taksim mukavelesi uyarınca müvekkilinin babası adına kayıtlı iken vefatı üzerine yasal mirasçıları vefat eden ... Gelir, oğulları ... ..., ..., ..., ...'e müşterek mülkiyet halinde intikal eden Burhaniye ilçesi Kırtık Köyü hudutları içerisinde kain, sınırları bildirilen iki parça taşınmazın 17.12.1991 tarihli muvakatname ile müvekkili ...'e tefrik ve terk edildiğini, sözleşmenin taraflarca tanıklar huzurunda imzalandığını, ancak bugüne kadar muvafakatname verenlerden davalılar ..., H. ... ve ...'in kendilerine düşen Geriş mahallesindeki evleri almış oldukları halde müvekkiline düşen zeytinlik hakkını vermediklerini, harici sözleşmenin tasdiki ile anılan taşınmazın müvekkiline aidiyetinin sağlanarak, müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asli müdahil olarak davaya katılan ..., 163 ada 22 ve 180 ada 2 parsel sayılı taşınmazları ...'den satın aldığını, ... ise, 163 ada 21 parsel ile 180 ada 1 parseli davalı ...'den satın aldığını ileri sürerek taşınmazların adlarına tescilini istemişlerdir.
Asliye Hukuk Mahkemesince; dava konusu taşınmazlar için kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ve dosya Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sonucu; "davacı ...'in açmış olduğu davanın kısmen kabülü, katılan davacılar ... ve ... 'in açmış oldukları davanın kabülü ile, 163 ada 21 ve 22, 180 ada 1, 2 ve 3 nolu parsellerin ayrı ayrı tamamı 4 hisse kabul edilerek, 1 hissesinin ... oğlu ..., 1 hissesinin ... oğlu ..., 2 hissesinin ... oğlu ... adına tapuya tesciline, 170 ada 1 nolu parselin davacı ... oğlu ... adına tapuya tesciline" karar verilmiş, hüküm davacı ..., asli müdahil ... ve davalılar ... ve arkadaşları tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 14.05.2015 tarihli ve 2014/10237 Esas, 2015/4244 Karar sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma ilamında özetle; "Mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hükme yeterli olmadığı, Davacının davalılar aleyhine açtığı dava nedeniyle dava konusu taşınmazlar hakkında malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit tutanağı düzenlendiği, 3402 sayılı Kanun'un 27, 28 ve 29 uncu maddeleri gereğince yargılamaya devamla, bu tür davalarda Hazine ve çekişmeli taşınmazların sınırında orman parseli bulunduğuna göre, Orman Yönetimi davaya dahil edilerek, taraf teşkili sağlandıktan sonra usulünce orman araştırması yapılması, 3402 sayılı Kanunun 30/2 nci maddesi gereğince tarafların gösterecekleri deliller ile mahkemece re'sen lüzum görülen diğer deliller toplandıktan sonra oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; "bilirkişi raporunda ve tanık beyanlarında 180 ada 3 parsel sayılı taşınmazın mülkiyetinin 1 kişi elinde toplandığına dair bir delil ve beyan bulunmadığı ve taşınmazların kısmen orman sayılan yerlerden olduğu gerekçesiyle davacı ...'in açmış olduğu davanın kısmen kabülüne, katılan davacılar ... ve ... 'in açmış oldukları davaların ayrı ayrı kabülü ile, 163 ada 21 nolu parselin tamamının ..., 163 ada 22 nolu parselin tamamının ... adına tapuya tesciline, 25.03.2016 ek bilirkişi raporunda, 170 ada 1 nolu taşınmazın (B) harfiyle gösterilen 10230,49 m2'lik kısmın, 180 ada 1 nolu parsel sayılı taşınmazın (A1) harfiyle gösterilen 464,52 m2'lik kısmın, 180 ada 2 nolu parsel sayılı taşınmazın (A2) harfiyle gösterilen 626,75 m2'lik kısmın, 180 ada 3 nolu parselin parsel sayılı taşınmazın dosya kapsamına sunulan Fen Bilirkişisi ... 'nin 25.03.2016 ek bilirkişi raporunda ve ekli krokisinde (A3) harfiyle gösterilen 1177,74 m2'lik kısmının orman olduğu anlaşılmakla 317 ada 1 numaralı orman parseline eklenmesine, 170 ada 1 parselin kalan kısmınının davacı ... oğlu ... ,180 ada 1 parselin kalan kısmının ..., 180 ada 2 parselin kalan kısmının ... ,180 ada 3 parselin kalan kısmının ise tamamı 4 hisse kabul edilerek, 1 hissesinin ..., 1 hissesinin ..., 2 hissesinin ... adına tapuya tesciline" karar verilmiş, hüküm davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekiller tarafından tüm taşınmazlara, davalılar ... ve arkadaşları tarafından ise 180 ada parsele yönelik olarak temyiz edilmiştir.
1-Davalılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bakımından;
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler ve temyiz dilekçesi dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazları bakımından;
İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların kısmen orman sınırları içinde olduğu ifade eden bilirkişi raporlarına göre hüküm kurulmuşsa da; yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Şöyle ki; çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde 1968 yılında kesinleşen orman kadastrosu ve 1977 yılında kesinleşen aplikasyon, 2 nci madde çalışmaları olduğu dosya kapsamından anlaşılmakta ise de, Mahkemece yapılan bu çalışmalara ilişkin orman kadastro tutanak ve haritaları getirtilmediğinden hükme esas bilirkişi raporları denetlenmek mümkün olmamıştır. Kadastro sırasında tespite esas alınan tapu kayıtları mahkeme ilamları ile oluşmuş ise de; bu mahkeme ilamlarında Hazine ve Orman İdaresi taraf olmadığından dayanak tapu kayıtlarının dava konusu taşınmazları kapsadığı belirlense dahi, dayanak tapu kaydı yönünden Orman İdaresi ve Hazine davada taraf olmaksızın senetsizden tescil kararı verildiğinden, tapu kaydının Orman İdaresi ve Hazineyi bağlamayacağı kabul edilerek taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığının değilse bile taraflar lehine zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılması için hava fotoğraflarının incelenmesi gerektiği halde Mahkemece hükme esas alınan raporlarda hava fotoğrafı incelenmesi yapılmamıştır.
Kural olarak; orman kadastrosunun kesinleştiği yerlerde, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastrosu, harita ve tutanaklarının uygulanmasıyla çözümlenir ise de, o yerde köy ya da belde sınırlarının tümünü kapsayan (seri bazda olmayan) orman kadastrosunun yapılması halinde sağlıklı çözüme ulaştırır. Orman kadastrosunun köy ve belde sınırı esas alınmak sureti ile yapılması ilk kez 6831 sayılı Kanun'da değişiklik yapan 1973 tarihinde yürürlüğe giren 1744 sayılı Kanun'da öngörülmüş ve 8 inci maddenin 3 üncü fıkrasında; “orman kadastrosu belde ve köy sınırları esas alınmak sureti ile bu sınırlar dahilinde kalan bütün ormanları kapsayacak şekilde yapılır” hükmü getirilmiştir. Bu hüküm gözetilmeden seri bazda yapılan orman kadastrosunda, köy ve belde sınırları esas alınıp o yerin içindeki tüm taşınmazlar değerlendirilmediğinden çekişmeli taşınmazların/taşınmazın orman olup olmadığının 4785, 5658 sayılı Kanun'lar ile 05.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Kanun'la ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir.
Ne var ki; çekişmeli taşınmaz seri bazda yapılan orman kadastrosunda orman hattının sınırında ise veya çalışma tutanaklarında çekişmeli taşınmazdan bahsedilip orman olmadığı yönünde bir inceleme yapılarak orman hattı oluşturulmuş ise artık bu taşınmaz açısından geçerli bir orman kadastrosunun olduğu ve taşınmazın orman tahdit sınırları dışında kaldığını kabul etmek gerekir.
Somut olayda; çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosunun 1968 yılında yapılarak kesinleştiği anlaşılmakta ise de; dosya içine orman kadastro tutanakları getirtilmediğinden orman kadastrosunun seri bazda olup olmadığı, seri bazda ise çekişmeli taşınmazı ilgilendiren orman kadastro tutanaklarında ilgili orman sınır noktaları tarif edilirken taşınmazların orman olup olmadığı değerlendirilerek mi orman sınırı dışında bırakıldığı, yoksa hiç değerlendirilemeden yani orman kadastrosuna tabi tuttulmadan mı bırakıldığı ya da sonradan yapılan çalışmada sınırlama dışı kalmış ormanların kadastrosunun yapılıp yapılmadığı hususları netlik kazanmamıştır.
O halde İlk Derece Mahkemesince cekişmeli taşınmazların bulunduğu alanı gösteren en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile taşınmazların bulunduğu alanı gösterir ilk ve sonraki orman kadastro haritası, askı ilanları ve ilgili orman sınır noktalarını gösterir çalışma tutanakları dosya içerine alındıktan sonra daha önce keşfe katılmamış üç orman, bir fen, bir jeodezi ve bir ziraat bilirkişileri eşliğinde yeniden keşif yapılmalıdır.
Keşifte; 1968 yılında yapılan orman kadastrosuna ait tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilmeli,taşınmazların orman sınırı içinde kaldığı anlaşılırsa bu taşınmazlar bakımından davalar reddedilmelidir.
1968 yılında yapılan orman kadastrosunun seri bazda yapıldığı ve daha sonra orman kadastrosu yapılmadığı anlaşılırsa, bilirkişilerce taşınmazlara en yakın orman sınır noktalarında taşınmazların ne şekilde tarif edildiği, orman olup olmadıkları yönünde bir inceleme yapılıp yapılmadığı değerlendirilmeli, bu orman sınır noktaları tarif edilirken taşınmazların kişi tarlası olarak bahsedilip orman sınırı dışında bırakıldıkları sonucuna varılırsa orman sayılmayan yerlerden olduğu düşünülmeli, aksi takdirde bu taşınmazların orman olup olmadıkları yönünde bir inceleme yapılmadığı sonucuna varılarak orman olup olmadıkları açısından en eski tarihli hava fotoğrafı incelemesine ihtiyaç duyulacağı düşünülmelidir.
Taşınmazların seri bazda yapılan orman kadastrosu sırasında orman olup olmadıkları incelenmeden orman dışında kaldıkları yani taşınmazlar açısından geçerli bir orman kadastrosu yapılmadığı sonucuna varılırsa bu durumda en eski tarihli hava fotoğrafları üzerinde streoskopik inceleme yapılarak temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.
Dava konusu taşınmazın orman sayılmayan ve zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde, dava konusu taşınmazda kısmen veya tamamen imar ihyanın ne zaman tamamlandığı ve kazanımı sağlayacak zilyetlik şartlarının sağlanıp sağlanmadığı, önceki raporlardaki incelemeler de dikkate alınarak ve ortaya çıkacak çelişkiler giderilerek belirlenmelidir. Bu cümleden olarak; keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ve mahkemece verilen ilk kararı temyiz etmeyenler ve oluşan usuli kazanılmış haklar da gözetilerek, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar Hazine ve Orman İdaresi vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA,
683,10 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile artan 255,50 TL nin temyiz eden ... ve arkadaşlarına istek halinde iadesine,
11086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!