8. Hukuk Dairesi 2021/13903 E. , 2024/4302 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2016/9 E., 2021/3 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine
Taraflar arasındaki orman kadastrosuna itiraz ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı. davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davacı ... mirasçısı ... vekili ve davacı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " eksik araştırma ile karar verildiği, davacıların dayanak tapu kayıtları getirilmişse de fen bilirkişice denetlenir şekilde uygulanmadığı , sınırlarının meşelik gibi değişebilir ve genişletilebilir olduğu, mahkemece 2007 yılındaki memleket haritasında eylemli durumlarına ve konumlarına bakılarak tapu kayıtlarına geçerlilik tanınmadan karar verildiği açıklanarak, öncelikle taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığının belirlenmesi, şayet orman sayılmayan yerlerdense dayanak tapu kayıtlarının tüm tedavülleri ile komşu taşınmaz tutanakları birlikte getirilerek taşınmaza uygulanması, hudutları genişletilmeye elverişli ise kapsamının miktarı ile geçerli olarak belirlenmesi, kayıt kapsamında kaldığı halde kullanılmayan yer varsa bu yerin kapsam dışı tutulması, orman sayılan yerlerden ise tapu kaydı uysa bile hukuki değerini kaybettiğinin kabul edilmesi, miktar fazlasının zilyetlikle kazanılıp kazanımayacağının tartışılması , tapu kayıtları uymazsa taşınmazın dört tarafı orman parseli ile çevrili olduğundan orman içi açıklık kabul edileceğinin ve özel mülkiyete konu olamayacağının düşünülmesi ve bundan sonra elde edilecek delillere göre bir karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; " bozma ilamında belirtilen hususlar dikkate alınarak mahallinde yapılan keşif, keşifte alınan mahalli bilirkişi beyanları, teknik bilirkişi eşliğinde zeminde tatbik edilen tapu kayıtlarına yönelik tanzim edilen fen bilirkişi raporu ile orman bilirkişi raporu bir bütün olarak değerlendirildiğinde, dava konusu taşınmazların orman olmayan yerlerden oldukları, fen bilirkişi raporunda 16 A-B-C, 19-B, 23 B-C harfli yerler bakımından tatbik edilen tapu kayıtlarının fiilen zemine uyduğu görülerek tapu kayıtlarına hukuken değer verildiği, davaya konu edilen ve fen bilirkişisi tarafından 19-A harfi ile gösterilen yer bakımından ise zeminde tatbik edilen tapu kaydının işbu yere uymadığı tespiti ile evveliyatı orman bilirkişisi tarafından orman olarak değerlendirildiği, ayrıca ana dosya ile birleşen 2008/22 Esas sayılı dosyada dava konusu edilen Erzurum ili Aşkale ilçesi Gürkaynak Mahallesinde kain 104 ada 35 parsel ile birleşen 2008/19 Esas sayılı dosyada dava konusu edilen Erzurum ili Aşkale ilçesi ... Mahallesinde kain 104 ada 33 ve 61 parsel sayılı taşınmazlar yönünden Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/156 Esas ve 2015/12885 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği " gerekçesiyle, ana dosya ile birleşen 2008/16 ve 2008/23 Esas sayılı dava dosyaları yönünden davacıların kadastro tespitine itirazının kabulüne, ana dosya ile birleşen 2008/19 Esas sayılı dava dosyası yönünden davacının kadastro tespitine itirazının kısmen kabulüne, dava konusu Erzurum ili Aşkale ilçesi Gürkaynak Mahallesinde kain 104 ada 5 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile dava konusu Erzurum ili Aşkale ilçesi Gürkaynak Mahallesinde kain 104 ada 5 parsel sayılı taşınmaz içerisinde 10.08.2020 havale tarihli fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen (... ) rapor ve eki krokisinde ''16A'' harfi ile gösterilen 21.328,03 m2 yüzölçümlü yerin aynı ada ve farklı parsel numarası verilmek suretiyle Kadastro Kanunu'nun m.13/A-c hükmüne istinaden ... çocukları ... ve ... (ölü) adına davacının dayanak yaptığı tapu kaydındaki hisseler göz önünde bulundurularak tapuya kayıt ve tesciline, ''16B'' harfi ile gösterilen 1.659,48 m2 yüzölçümlü yerin aynı ada ve farklı parsel numarası verilmek suretiyle Kadastro Kanunu'nun m.13/A-c hükmüne istinaden Kaya oğlu ... ağa (ölü) adına davacının dayanak yaptığı tapu kaydındaki hisseler göz önünde bulundurularak tapuya kayıt ve tesciline, ''16C'' harfi ile gösterilen 17.580,23 m2 yüzölçümlü yerin aynı ada ve farklı parsel numarası verilmek suretiyle Kadastro Kanunu'nun m.13/A-c hükmüne istinaden Kaya oğlu Derviş ağa (ölü) adına, davacının dayanak yaptığı tapu kaydındaki hisseler göz önünde bulundurularak tapuya kayıt ve tesciline, ''23B'' harfi ile gösterilen 5.254,94 m2 yüzölçümlü yerin aynı ada ve farklı parsel numarası verilmek suretiyle Kadastro Kanunu'nun m.13/A-c hükmüne istinaden ... evlatları ..., ..., ... (ölü) adına davacının dayanak yaptığı tapu kaydındaki hisseler göz önünde bulundurularak tapuya kayıt ve tesciline, ''23C'' harfi ile gösterilen 9.088,12 m2 yüzölçümlü yerin aynı ada ve farklı parsel numarası verilmek suretiyle Kadastro Kanunu'nun m.13/A-c hükmüne istinaden ... evlatları ..., ..., ... (ölü) adına davacının dayanak yaptığı tapu kaydındaki hisseler göz önünde bulundurularak tapuya kayıt ve tesciline, ''19B'' harfi ile gösterilen 24.559,02 m2 yüzölçümlü yerin aynı ada ve farklı parsel numarası verilmek suretiyle Kadastro Kanunu'nun m.13/A-c hükmüne istinaden Kamer oğlu ..., ... evatları ..., ..., ve ... evlatları ..., ..., ..., ... ve ... (ölü) adlarına davacının dayanak yaptığı tapu kaydındaki hisseler göz önünde bulundurularak tapuya kayıt ve tesciline, ''19C'' harfi ile gösterilen 16.163,19 m2 yüzölçümlü yerin aynı ada ve farklı parsel numarası verilmek suretiyle Kadastro Kanunu'nun m.13/A-c hükmüne istinaden Kamer oğlu ..., ... evatları ... ve ... ve ... evlatları ..., ..., ..., ... ve ... (ölü) adlarına davacının dayanak yaptığı tapu kaydındaki hisseler göz önünde bulundurularak tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu Erzurum ili Aşkale ilçesi ... Mahallesinde kain 104 ada 5 parsel sayılı taşınmazdan geriye kalan 1.822.471,40 m2 yüzölçümlü alanın orman vasfı ile tespit gibi tapuya kayıt ve tesciline, ana dosyası ile birleşen 2008/22 Esas sayılı dosyada dava konusu edilen Erzurum ili Aşkale ilçesi Gürkaynak Mahallesinde kain 104 ada 35 parsel ile birleşen 2008/19 Esas sayılı dosyada dava konusu edilen Erzurum ili Aşkale ilçesi Gürkaynak Mahallesinde kain 104 ada 33 ve 61 parsel sayılı taşınmazlar yönünden Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2015/156 Esas, 2015/12885 Karar sayılı ilamı ile kesinleştiği görülmekle işbu taşınmazlar bakımından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davalı ... İdaresi vekili, davalı Hazine vekili, davacı ... mirasçısı ... vekili ve davacı ... tarafından temyiz edilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyulduğu halde bozma ilamının gerekleri tam ve eksiksiz olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki; İlk Derece Mahkemesince, tapu kayıtları tüm tedavülleri ile birlikte getirilerek mahalli bilirkişi ve tespit bilirkişilerine sorularak taşınmaza uygulanarak taşınmazların hepsinin dayanak kayıtları uyduğu ve 10.08.2021 tarihli fen bilirkişi raporunda hudutlarının neyi gösterdiğinin yazıldığı getirtilmiş ise de, komşu taşınmazlara ilişkin kadastro tutanakları ve varsa dayanak kayıtları getirilerek bu kayıtlarda çekişmeli taşınmazların ne şekilde okundukları hakkında açıklama yapılmamıştır.
Ayrıca; dava konusu edilen taşınmazların bulunduğu yerde, 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) kapsamında yapılan çalışmalara esas olmak üzere orman kadastro çalışması yapılmış olup, bozma ilamında 1958 memleket haritası ile bunun yapımına esas olan hava fotoğrafının kadastro paftasına aplikesi istenildiği halde, bozma sonrasında alınan 13.11.2020 havale tarihli orman yüksek mühendisi bilirkişisi raporunda, dava konusu parsellerin koordinatlarının GPS aleti ile belirlenerek eski tarihli memleket haritasının kadastro paftasına çakıştırıldığı, yöreye ait hava fotoğraflarının zemine aplike edildiği açıklandıktan sonra, raporun devamında 1958 yılı memleket haritasındaki halleri ve raporun "2.5. Hava Fotoğrafı" başlıklı kısmında dava dosyasındaki hava fotoğrafı üzerinde bilgisayarda NetCad yazılımı ile taşınmazların yerleri gösterilmiş ise de, hangi tarihli hava fotoğrafından yararlanıldığı açıklanmamış ve çakıştırılan hava fotoğrafında ise her bir taşınmazın tek tek çakıştırması yapılmış olup, tüm taşınmazların hepsini bir arada gösterir şekilde çakıştırma yapılmadığından, açı - eğim farklılığından kaynaklı bir durumun mevcut olup olmadığı denetlenememiştir.
Yine; bozma ilamında belirtildiği halde, taşınmazların orman içi açıklık niteliğinde olup olmadıkları araştırılmamış, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğunun tespiti halinde ise hükmüne uyulan bozma ilamında işaret edilmesine rağmen, dayanılan tapu kayıtlarının yöntemince zemine uygulanması, miktarlarına değer verilerek kapsamlarının belirlenmesi ve tapu kayıt miktar fazlası yönünden 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesinde düzenlenen zilyetlik yoluyla taşınmaz edinme koşullarının araştırılması hususu üzerinde ise hiç durulmamıştır.
Hal böyle olunca; dava konusu taşınmazlara komşu parsellere ait kadastro tutanaklarının ve varsa tespitlerine esas alınan dayanak kayıtların onaylı örnekleri, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile 1983 - 1988 ve 1993 yıllarına ait hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilerek dosya ikmal edildikten sonra mahallinde, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, üç ziraat mühendisi bilirkişisi ve jeodezi ve fotogrametri uzmanı bir harita mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve yapılacak keşifte, getirtilen kayıt ve belgeler çekişmeli taşınmazlarla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun (4785 sayılı Kanun) ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun'lar (5658 sayılı Kanun)
karşısındaki durumu saptanmalı; tapu ve zilyedlikle ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı Kanun'un 45 inci maddesinin ilgili fıkraları, Anayasa Mahkemesinin 01.06.1988 tarihli ve 31/13 E.-K.; 14.03.1989 tarihli ve 35/13 E.-K. ve 13.06.1989 tarihli ve 7/25 E.-K. sayılı kararları ile iptal edilmiş ve kalan fıkraları da 03.03.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5304 sayılı Kadastro Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un (5304 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazların dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal - renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazlar çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazların niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği tespit edilmeli; taşınmazların üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı açıklattırılmalı; klizimetre (eğim ölçer) cihazı ile ölçülmek suretiyle, taşınmazların gerçek eğimleri (en düşük, en yüksek ve ortama eğiminin) memleket haritasındaki münhanilerden de yararlanılarak belirlenmeli ve yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalıdır.
Yapılacak araştırma sonucunda, çekişmeli taşınmazların orman sayılan yerlerden oldukları belirlendiği takdirde, davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısında hukuki kıymetinin mevcut olup olmadığı tartışılmalı; taşınmazların orman sayılan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde ise, bu kez, taşınmazların davacıların dayandıkları tapu kayıtlarının kapsamında kalıp kalmadıkları tespit edilmeli, bu cümleden olarak, taşınmazların bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişilerin yardımı ile 3402 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi hükmü uyarınca davacı tarafın dayandığı tapu kayıtları zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kayıtlarının haritası, haritası yoksa tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, kaydın sabit sınırlı sayılıp sayılmayacağı değerlendirilmeli ve böylelikle dayanılan tapu kayıtlarının kapsamları kesin olarak belirlenmeli; taşınmazların tamamının ve bir kısmının tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde, bu yerlerin 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesi hükmüne göre orman içi açıklık vasfında olup olmadıkları değerlendirilmeli; orman içi açıklık vasfında değillerse, keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldıkları, imar - ihya gerektiren yerlerden olup olmadıklrarı, böyle yerlerden iseler imar - ihyaya konu edilip edilmedikleri ve edilmişlerse imar - ihyalarının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve ayrıca bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazların evveliyatını, toprak yapılarını, niteliklerini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadıklarını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; jeodezi ve fotogrametri uzmanı harita mühendisi bilirkişisinden, çekişmeli taşınmazların kadastro paftasındaki konumunun bilgisayar programı aracılığıyla hava fotoğraflarına aktarılması suretiyle, hava fotoğraflarının ait oldukları yıllara göre taşınmazların niteliğini, imar - ihyaya konu olup olmadıklarını, olmuş iseler imar - ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar - ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazların ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve zilyetliğin hangi tasarruflarla sürdürüldüğünü belirten rapor düzenlemesi istenilmeli; fen bilirkişisine ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlettirilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorularak, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı ve bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacı ... mirasçısı ...'ya ve davacı ...'a ayrı ayrı iadesine,
Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine
26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!