WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/13708 E.  ,  2024/1357 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davanın reddine
müşterekleri vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili
birleşen dosya asli müdahiller ... ve müşterekleri
vekili

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının, davacılar vekili, davalılar vekili, asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili, birleşen dosya asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, ek kararla, davacılar vekili ile asli müdahiller ... ve müşterekleri vekilinin temyiz dilekçelerinin süresinde olmadığından bahisle temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiş olup, bu defa, davacılar vekili ile asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili tarafından iş bu ek kararlar temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacılar vekili, asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili, birleşen dosya asli müdahiller ... ve müşterekleri vekilinin temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Kadastro sırasında, Antalya ili Korkuteli ilçesi Güzle Köyü 225 ada 3 parsel sayılı 52.227,99 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, Mart 1314 tarihli ve 32 sıra numaralı tapu kaydına istinaden, Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/373 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan bahisle, malik hanesi açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir.

Davacı ... ve müşterekleri, 27.05.1998 tarihinde, davalı ... aleyhine, Asliye Hukuk Mahkemesinde açtıkları davalarında; Mart 1314 tarihli ve ve 32 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kalan 15 dönümlük yerlerine istinaden el atmanın önlenmesini talep ve dava etmişlerdir.

Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonunda verilen, davanın kabulüne ilişkin hüküm, davalı mirasçılarının temyizi üzerine, Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 07.06.2004 tarihli ve 2004/6245 Esas, 2004/6894 Karar sayılı ilamıyla; "Dayanılan tapunun usulünce zemine uygulanarak sınırlarının ve kapsamının belirlenmesi, davalıların el attığı yerin bu kapsam içinde kalıp kalmadığının saptanması" gereğine değinilerek bozulmuş ve bozma ilâmı sonrası yapılan yargılama sırasında dava konusu yer hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinden bahisle görevsizlik kararı verilerek dava dosyası, Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır.

Kadastro Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında, asli müdahiller ... ve müşterekleri, aynı tapu kaydına ve zilyetliğe dayanarak davaya katılmışlar ve davacı ... tarafından 225 ada 3 parsel hakkında, eklemeli zilyetliğe dayalı olarak açılan kadastro tespitine itiraz istemi dava ve bu davaya aynı tapu kaydına ve zilyetliğe dayalı olarak asli müdahale talebinde bulunan ... ve müştereklerinin davası eldeki dava ile birleştirilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " Dava konusu yere ilişkin dayanılan tapu kaydının hukuki kıymetinin bulunmadığı ve çekişmeli taşınmazın orman içi açıklık olduğu " gerekçesiyle, davacıların davalarının reddine, müdahil davacıların davalarının ayrı ayrı reddine, Antalya ili Korkuteli ilçesi Güzle Köyü 52.227,99 metrekare yüzölçümlü 225 ada 3 parselin orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili, birleşen dosya asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili ile asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 11.03.2013 tarihli ve 2012/12842 Esas, 2013/2497 Karar sayılı ilamıyla; " Mahkemece, çekişmeli taşınmaza uygulanan tapu kaydının tedavül görmediği, taşınmaza da kayıt malikinin mirasçılarının zilyet bulunmadığı, bu nedenle kaydın hukuki hükmünü yitirdiği ve taşınmazın orman içi açıklığı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen hükmün hukuki bir temele oturmadığı, tapu sicilinde kişiler adına kayıtlı bir tapu kaydının tedavül görmemesi nedeniyle Hazineye karşı hukuki hükmünü yitirdiği iddiasının kanunî bir dayanağının bulunmadığı, tapu kaydı halen geçerli olup, tapulu yerlerin orman içi açıklık olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, kaldı ki, taşınmaza komşu 225 ada 2 sayılı parselin gerçek kişiler adına tespit edilip itirazsız kesinleştiği, komşu parsellerle birlikte taşınmazların orman içi açıklık olarak nitelendirilmesinin zaten mümkün olmadığı, ayrıca; taşınmazların doğusunda ve güneyinde eski tarihli memleket haritaları ve hava fotoğraflarında dahi görülen çayların geçtiği göz önüne alındığında orman içi açıklığı olmadığının aşikar olduğu, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada da çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığının da belirlendiği, dayanak tapu kaydının uyduğunun da saptandığı, ancak, tapu kaydının miktar fazlası yönünden yeterli zilyetlik araştırması yapılmadığı açıklanarak, bu doğrultuda dava tarihinden 15 - 20 yıl öncesi hava fotoğrafları getirtilerek zilyetliğin belirlenmesi ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesindeki şartların araştırılması " gereklerine değinilerek bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; " Bozma ilâmında taşınmazlara uyduğu söz edilen tapu kaydının yapılan keşiflerde uygulandığı, mahalli ve tespit bilirkişilerine mevkii ve hudutları itibariyle sorulduğu, davacı ve müdahil davacıların dayanak 1314 Mart Daimi ve 32 sıra nolu 15.000 m2 yüzölçümlü tapu kaydının Kargı Boğazı mevkii, doğu hududu çay, batısı cebel, kuzeyi Karaoğlu Abdullah, güneyi çay okumakta olup gerek bozma öncesi gerekse de bozma sonrası yapılan keşiflerde dinlenilen mahalli - tespit bilirkişileri ve tanıkların, tapu kaydının kuzeyinde okunan Karaoğlu Abdullah'ı bilmediklerini, doğu hududundaki çayın Kargı çayı olduğunu, batıdaki cebelin orman olduğunu, güneyde okunan çayın da zeminde mevcut olduğunu belirttikleri, tapu kaydının kuzey hududunda okunan Karaoğlu Abdullah adına tapu kaydının bulunup bulunmadığı hususunda araştırma yapıldığı, ancak Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Arşiv Dairesi Başkanlığından gelen yazı cevabında, Mart 1314 daimi tarihli Karaoğlu Abdullah adına kayıtlı herhangi bir kayda rastlanılmadığının bildirildiği, Korkuteli Asliye Hukuk Mahkemesinin 1998/134 Esas, 2003/60 Karar sayılı ilamına ilişkin Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 2004/6245-6894 ek. Sayılı bozma ilamında da belirtildiği gibi, 32 nolu tapu kaydının, cebel sınırı itibariyle genişletilmeye elverişli ve miktarıyla geçerli olduğu belirtilerek, tapu kaydının sabit sınırdan başlamak üzere uygulanılması gerekliliğine değinildiği, dayanak tapu kaydının kuzey hududunda okunan Karaoğlu Abdullah'ın mahalli - tespit bilirkişilerince bilinmemesi ve cebel, çay gibi hudutların her yerde bulunabilecek ve uygulanabilecek hudutlar olduğundan ve genişletilmeye elverişli olduğundan tapu kaydının sabit sınırdan başlanmak suretiyle uygulanamadığı, aynı zamanda dava konusu 225 ada 3 parselin komşularından kuzeyinde yer alan 225 ada 2 nolu parselin ise Korkuteli Kadastro Mahkemesinin 2007/83 Esas, 2012/11 Karar sayılı kararı ile orman olarak ... adına tescil edilerek kesinleştiği, 225 ada 5 ve 6 nolu parsellerin ham toprak, çalılık vasfı ile ... adına tescil edildiği, 225 ada 4 nolu parselin mezarlık vasfı ile Antalya Büyükşehir Belediyesi adına tescil edildiği, yine mahkemenin 2013/358 Esas, 2018/44 Karar sayılı ilamı ile 225 ada 1 parsel sayılı taşınmazın ham toprak vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği, her ne kadar Yargıtay bozma ilamında dayanak tapu kaydının uyduğu belirtilmiş ise de bunun usuli kazanılmış hak oluşturmayacağı, davacıların - müdahillerin dayandığı tapu kaydının okuduğu ve mahalli / tespit bilirkişilerince uyduğu belirtilen cebel, çay vb hudutların her yerde bulunabileceği ve komşu parsellerin kayıtları ile de desteklenmediği dikkate alındığında tapu kaydının dava konusu taşınmazı tamamen veya kısmen kapsadığının kabulünün mümkün olmadığı, zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında yapılan inceleme ve araştırmada ise, dava konusu edilen taşınmazın evveliyatında kısmen tarım arazisi olarak kullanılan taşınmazlardan iken iradi olarak 20 yılı aşkın süre terk edildiği, bu tarihten sonra ilk kez 1989 yılı ve sonrasında davacı (murisleri) ve davalılar (murisleri) tarafından yeniden kısmen tarım arazisi olarak kullanılmaya başlandığı, taşınmazın bir kısmında imar ihya ve zilyetlik koşullarının oluşmadığı, imar ihya ve zilyetlik bulunan kısımda ise davanın açıldığı tarihten geriye doğru 20 yılı aşkın nizasız fasılasız kullanma koşullarının davacılar ve davalılar yararına oluşmadığı " gerekçeleriyle, davacıların, müdahil davacıların ve birleşen 2010/32 Esas (Korkuteli Kadastro Mahkemesi) sayılı dosya davacılarının davalarının sübut bulmadığından reddine, Antalya ili Korkuteli ilçesi Güzle Köyü 225 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tarla niteliği ile 52.227,99 metrekare yüzölçümü ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hükmün, davacılar vekili, davalılar vekili, asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili, birleşen dosya davacısı ... vekili ve birleşen dosya asli müdahiller ... ve müşterekleri vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine İlk Derece Mahkemesince, davacılar vekili ile asli müdahiller ... ve müşterekleri vekilinin temyiz dilekçelerinin süresinde olmadığından bahisle reddine ilişkin ayrı ayrı ek karar verilmiş olup, bu defa, anılan taraflarca ek kararlar temyiz edilmiştir.

Dava, aktarılan kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 6831 sayılı Orman Kanunu (6831 sayılı Kanun) uyarınca yapılan orman kadastrosu 03.12.1997 tarihinde kesinleşmiştir.

1. Davalılar vekili ile birleşen dosya davacısı ... vekilinin, aleyhlerine verilen bir önceki hükmü temyiz etmedikleri, bu doğrultuda Hazine lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu, temyize konu hükümde de aleyhlerine yeni bir durum yaratılmadığı anlaşıldığından, hükmü temyiz etmekte hukuki yararı bulunmayan anılan tarafların temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.

2. Davacılar vekili ile asli müdahiller ... ve müşterekleri vekiline gerekçeli karar 08.07.2020 tarihinde elektronik yolla tebliğ edildiği, davacılar vekilinin 25.08.2020, asli müdahiller ... ve müşterekleri vekilinin ise 31.08.2020 tarihinde hükmü temyiz ettikleri anlaşılmakta olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 29/son maddesi uyarınca Kadastro Mahkemelerinin adli tatile tabi olmadığı ve bu nedenle Kadastro Mahkemelerinde adli tatilde de sürelerin işlediği gözönüne alındığında, İlk Derece Mahkemesince anılan taraflar açısından temyiz dilekçelerinin süresinde olmadığından bahisle verilen temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararların onanmasına karar vermek gerekmiştir.

3. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usûl ve kanuna uygun olup, birleşen dosyada asli müdahiller ... ve müşterekleri vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar vekili ile birleşen dosya davacısı ... vekilinin temyiz dilekçelerinin ayrı ayrı REDDİNE,

Davacılar vekili ile asli müdahiller ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile İlk Derece Mahkemesi ek kararlarının ONANMASINA,

Birleşen dosyada asli müdahiller ... ve müşterekleri vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılar ve birleşen dosya davacısı İsa Kavağa ayrı ayrı İADESİNE,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden davacılar ile asli müdahiller Eser Gezer ve müştereklerinden ayrı ayrı alınmasına,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden birleşen dosyada asli müdahiller ... ve müştereklerinden alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.