WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/13690 E.  ,  2024/1224 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/35 E., 2019/76 K.
KARAR : Davanın reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacı ve müdahillerin davasının reddine, 2105 parselin Abdulhamit Pınarbaş mirasçıları adına tesciline yönelik istem açısından görev yönünden usulden reddi ile Mahkemenin görevsizliğine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... mirasçısı ... vekili, müdahil ... ve arkadaşları, davalı ..., davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ... vekili, Gaziosmanpaşa Kadastro Mahkemesinin 1974/128 Esas sayılı dosyasında müvekkilinin dava konusu 677 ve 869 parsel sayılı taşınmazları ve aynı Mahkemenin 1974/234 Esas sayılı dosyasında 2105 parsel sayılı taşınmazı 1932 yılında ..., ... ve ... isimli şahıslardan tapulu olarak aldığını, satın aldığı gün köylülerle aralarında taksim yapıldığını ve herkesin kendine ait yerde bugüne kadar tasarruf ettiğini belirterek hatalı yapılan tespitlerin iptalini istemiştir. Davacı ... 29.05.1986 tarihli celsede, "... 869 ve 677 parsellerin bu şekilde ... mirasçıları adına tesciline muvafakat ediyorum...2105 parseli dedem olan ... kendisine bakıp gözettiğimden dolayı bana sağlığında bağışlamıştır. Daha doğrusu satmıştır. Ben de 1982 yılında ...'na sattım. ... adına tesciline muvafakat ediyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.

Gaziosmanpaşa Kadastro Mahkemesinin 1974/128 Esas ve 1974/234 Esas sayılı dosyalarında davanın kabulüne, dava konusu taşınmazların ... adına tesciline karar verilmiş ve Yargıtay 7. Hukuk Dairesi tarafından kararlar bozulmuştur. Uyulan bozma ilamlarında; ".... dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Kanun'a göre yapılan tahdidde orman dışında bırakılmış olması onun orman olmadığı sonucunu doğurmaz. Mahkmemece sonradan yürürlüğe giren 1744 sayılı Kanunla değiştirilen Orman Kanunun 1. maddesi gereğince nizalı taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve tapulama günündeki durumu Orman Bakanlığı'ndan sorulmalıi alınacak mütala ve taşınmazın fiziksel durumu gözönünde bulundurularak ya da incelemeye değer bir itiraz ileri sürüldüğü takdirde yerinde keşif yapılıp, nizalı taşınmazların orman sayılan yerlerden olup olmadığı uzman bilirkişi düşüncesiyle saptanmalı, orman sayılan yerlerden olduğu sonucuna varıldığı takdirde Tapulama Kanununun 2. maddesi gereği tapulama dışı bırakılmasına karar verilmelidir. Orman sayılmayan yerlerden olduğu sonucuna varıldığı takdirde bu yerin daha önce 4785 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde devetleştirildiği göz önünde tutularak nizalı taşınmazın sonradan 5658 sayılı Kanunun 1. maddesi gereği nce tapu kayıt sahibine geçen yerlerden ise, taşınmazın kayıt sahibi adına tesciline karar verilmesi" gereğiyle bozulmuştur.

Bozma sonrası 1974/234 Esas sayılı dosya 1978/18 Esasa, 1974/128 Esas sayılı dosya da 1977/68 Esasına kaydedilmiş, 1977/68 Esas sayılı dosyada 1978/18 Esas sayılı dosya ile birleştirme kararı verilmiş ve yargılamaya 1978/18 Esas sayılı dosya üzerinden devam edilerek davanın kabulü ile, Hazine adına olan tespitin iptaline, 2105 parsel sayılı taşınmazın tapulamadan sonra devralan ... adına, diğer parsellerin ise davacı ... vd. adına tesciline karar verilmiş, davalı Hazine nin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 29.12.1992 tarihli ve 1992/4620 Esas, 1992/7620 Karar sayılı karar ile ".... 1943 yılında yapılan orman tahdidinde, kayıt kapsamının 762 hektar 3000 m2 lik kesiminin orman sınırı içerisine alınmasına ve 157 hektarlık kesimin bu sınır kapsamı dışarısında bırakılmasına rağmen, kayıt kapsamının tamamının devletleştirme yoluyla Hazineye geçtiği, halen Hazine adına bulunan kaydın miktarının önceki tedavülde yazılı olanla aynı olması ile sabittir. Keza, cinsinde de herhangi bir değişiklik söz konusu değildir. O halde tapu kaydının tamamı 1943 yılında yapılan tahdidde orman sınırı içine alınmamış olmakla beraber; mevcut kayda göre, kapsamının tamamı Hazine ait ormandır. Bu nitelik ve miktarlı kaydın dava konusu parselleri de içine aldığı taraflar arasında çekişme konusu olmadığı gibi yerinde yapılan keşiflerde de saptanmıştır.
1971 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında, 1943 orman sınırlaması uygulanmak suretiyle, tahdit kapsamında kalan kesimin tapulama dışı bırakıldığı; orman sınırı dışarısında kalan ve fakat Hazine tapusunun 157 dönümlük kesimi içerisinde bulunan bölümün ise, şagilleri belirtilmek ve yukarıda değinildiği gibi 1000 den fazla parsele ayrılmak suretiyle, ayrı ayrı Hazine adına tespit edildiği; eldeki davanın da bundan kaynaklandığı; 762 hektar 3000 m2 lik bölümün dava konusu bulunmadığı sav ve savunmalar ile anlaşılmaktadır.
Böylece, dava konusu yerin Hazineye ait tapu kapsamında bulunduğu sabit ve bu hususu çekişme konusu olmamakla beraber, uyuşmazlık, çekişmeli parsellerin bu kaydın hangi kesiminde kaldığına; 3116, 4785, 5658 sayılı Kanunlar ile daha sonra yrürlüğe giren 6831 sayılı Kanun ve bu Kanunda değişiklik yapan Kanunlarla oluşan hukuki durumun neden ibaret bulunduğuna ilişkindir.

...

Eğer taşınmazlar 3116 sayılı Kanun uygulaması ile oluşan tahdit haritası kapsamında iseler, ve bu durumları itibarıyla Hazinenin orman nitelikli tapusu kapsamına alınmış iseler, artık taşınmazların öncesinin mehkemece araştırılmasına gerek olmayacak; aksi halde, taşınmazın öncesi itibarıyla niteliği, Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin hükmüne uyulan bozma ilamı dorultusunda araştırılması gerekecektir.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi hükmüne uyulan bozma ilamında; 3116 sayılı Kanun uygulaması sonunda orman dışında kalan yer bakımından nasıl bir inceleme yapılması gerektiğini açıklamıştır. Buna göre özetle, öncelikle taşınmazın niteliği hususunda Orman Bakanlığı ndan gerekçeli mütalaa alınacak, sonra mahallinde uzman bilirkişi aracılığıyla taşınmazın fizik yapısı incelenmek suretiyle, niteliği mahkemece saptanacak; orman sayılan yer olduğunun anlaşılması halinde orman olarak bırakılacak; yapılan incelemeler sırasında taşınmazın orman olmadığı anlaşılırsa, o zaman tapu kaydı tümüyle devletleştirilerek kapsamı Hazineye geçtiğinden 5658 sayılı Kanun uyarınca önceki tapu malikine iadesi cihetine gidilecektir. Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen , bu hususlar gereği gibi araştırılmamış, 5658 sayılı Kanunun hangi halde uygulanması gerektiği hususundaki açıklamalar ise, yanlış değerlendirilmiştir. Bozmada taşınmazın esasen orman olmadığının saptanması halinde, bu Kanun hükmünün uygulanması gerektiği hususuna işaret edildiği düşünülmemiştir.
Bozma doğrultusunda, dava konusu parsellerin orman sayılan yerlerden bulunup bulunmadığı Orman Bakanlığı ndan sorulmuş; dava konusu parsellerin tümünün orman sayılan yerlerden bulunduğu gerekçeli biçimde bildirilmiştir. Ayrıca davalar birleştirilmeden önce ve bozmadan sonra yapılan keşiflerde görüşlerine başvurulan bilirkişiler tarafından düzenlenen 12.08.1985 günlü raporlarda, dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Kanuna göre yapılan sınırlamada orman alanı dışarısında bırakıldığı; bunun o tarihte dahi taşınmazların tarımda kullanıldığını gösterdiği; ayrıca, nitelik itibarıyla da orman sayılmayan yerlerden bulundukları ifade edilirken, diğer yandan 1744 sayılı Kanun ile değişik 2. madde uygulamasında nitelik kaybı sebebiyle orman dışına çıkarıldıkları ve 5658 sayılı Kanun uyarınca iadeye tabi yerlerden bulunmadıklarından söz edilmiştir. Raporda, Raporda verildiği tarihte yasal dayanağı bulunması sebebiyle hukuke geçerli bir delil niteliğinde bulunan Orman Bakanlığı bildirilerindeki hususlar cevaplandırılmamış; daha sonra, mahkemece de mevcut çelişkiler giderilmemiştir. Bunun yanında ......dava konusu parsellerin tamamının veya bir kesiminin kesinleşmiş orman tahdit sınırlarından birisi içerisinde kaldığı anlaşılırsa, bu kesimin özel mülke konu olamayacağı ve bu nedenle o kesim hakkındaki davanın dinlenemeyeceği düşünülmeli; 1980 yılında yapılan işlem niteliği itibarıyla, sadece 1744 sayılı Kanunun uygulanmasından ibaretse, yani dava konusu parseller evvelce yapılmış ve kesinleşmiş bir tahdit kapsamında olup da bu Kanun uyarınca orman sınırı dışarısına çıkarma söz konusu ise, taşınmazların 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybedip kaybetmediği; bu çalışmadan önce taşınmazlar 3116 sayılı Kanun kapsamı dışarısında bırakılıpta başka bir kesinleşmiş tahdit ile orman sınırı içerisine alınmamışsa ve bu itibarla çalışma aynı zamanda ilk tahdit niteliğinde ise, bu takdirde de taşınmazların öncesi itibarıyla orman sayılan yerlerden bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceğinden, böyle bir araştırma için getirilen MH, HF, AP çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne olarak gösterildiği ve nitelendirildiği belirlenmeli; 4785 sayılı Kanuna göre oluşan tapu Orman Bakanlığı bildirileri, tapu ve zilyetlik yoluyla ormandan toprak kazanma olanağı sağlayan 3402 sayılı kanunun 45. maddesinin ilgili fıkralarının Anayasa Mahkemesi nce iptal edilmiş olduğundan, bu yollarla ormandan yer kazanılamayacağı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olarak kabulü gerektiği dikkate alınarak, taşınmazların niteliği saptanmalı; ilk tahditle birlikte 1744 sayılı kanunun 2. maddesi uygulaması da söz konusu bulunduğuna göre; ayrıca, taşınmaz çevresi ile bu yönden de incelenip, tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle bir sonuca varılması" gereğiyle bozulmuştur.

Bozma sonrası dosya aynı Mahkemenin 1994/10 Esasına kaydedilmiş ve bilahare Mahkemenin kapatılması ile İstanbul Kadastro Mahkemesinin 2013/35 Esasına kaydedilerek yargılamaya devam edilmiş ve davacı ve müdahil tarafların davasının reddine; "2105 parselin Abdulhamit Pınarbaş mirasçıları adına tesciline yönelik istem" açısından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) m.114/1-c ve m.115 uyarınca görev yönünden usulden reddi ile mahkemenin görevsizliğine; İstanbul ili Arnavutköy ilçesi Tayakadın Mahallesi 677, 869 ve 2105 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiş olup; hüküm, davacı ... mirasçısı ... vekili, müdahil ... ve arkadaşları, davalı ..., davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir.

Çekişmeli taşınmazların bulunduğu yerde tesbit tarihinden önce 3116 sayılı Orman Kanunu'na (3116 sayılı Kanun) göre 1941 yılında yapılıp 05.10.1948 tarihinde Resmi Gazete'de ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu bulunmaktadır. Daha sonra 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun'a (1744 sayılı Kanun) göre 31.07.1980 tarihinde ilanı yapılan aplikasyon, 2 nci madde uygulaması, 2896 sayılı 6831 Sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Dair Kanun'a (2896 sayılı Kanun) göre 1984 yılında yapılıp ilan edilen orman kadastrosu ve 2/B uygulaması ile 8 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca 1987 yılında daha önce sınırlaması yapılmış ormanların aplikasyonu ve sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu, 3302 sayılı 31.08.1956 Tarihli ve 6831 Sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'a (3302 sayılı Kanun) ile değişik 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B madde uygulaması yapılıp 21.02.1989 tarihinde ilan edilmiştir. Yargı içtihatlarından anlaşıldığı üzere ayrıca dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde, 3302 sayılı Kanun ile değişik 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uygulaması yapılmış ve 20.07.2010 tarihinde ilan edilmiştir.

Kadastro çalışması sırasında dava konusu 869 parsel sayılı taşınmaz, 16.09.1948 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kaydına dayanılarak, tarla niteliği, 568,00 m2 yüzölçümü ile; 677 parsel sayılı taşınmaz aynı tapu kaydına dayanılarak, tarla niteliği, 2.025,00 m2 yüzölçümü ile; 2105 parsel sayılı taşınmaz, yine aynı tapu kaydına dayanılarak, bahçeli ahşap ev niteliği, 437,00 m2 yüzölçümü ile Hazine adına tespit edilmiş ve her üç taşınmazın kadastro tutanağının beyanlar hanesinde Halil oğlu ... şagil olarak gösterilmek suretiyle tespit yapılmıştır.

Her ne kadar Mahkemece, dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Kanun çalışmasında orman sınırları dışında bırakıldığı ve sonrasında 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine Ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanuna (4785 sayılı Kanun) göre devletleştirilen tapu kapsamında kaldıkları ve 5658 sayılı Orman Kanununun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine Ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun (5658 sayılı Kanun)
uyarınca iade şartlarını taşımadıkları ve her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gereğiyle davanın/müdahillerin davasının reddine karar verilmiş ise de; Mahkemece uyulan bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği açıktır. Şöyle ki; uyulan bozma ilamında dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Kanun uygulaması ile oluşan tahdit haritası kapsamında kalmaması halinde taşınmazların öncesi itibarıyla niteliğinin saptanması ve yapılan incelemede niteliğinin orman sayılan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde orman olarak bırakılması; orman olmadığının anlaşılması halinde ise o zaman tapu kaydının tümüyle devletleştirilerek kapsamı Hazine ye geçtiğinden 5658 sayılı Kanun uyarınca önceki tapu malikine iadesi şartlarının araştırılması, ayrıca yargılama aşamasında dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde 1744 sayılı 6831 Sayılı Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna 3 Ek Madde ile Bir Geçici Madde Eklenmesine Dair Kanun (1744 Sayılı Kanun) ile değişik 2 nci madde çalışması yapıldığı bildirildiğinden ve dosyada bulunan 1980 yılında düzenlenmiş ekip tutanaklarında dava konusu parsellerin numaraları da belirtilmek suretiyle 15.10.1961 tarihinden önce nitelik kaybettiklerinden söz edilerek orman sınırı dışına çıkarılmalarına karar verildiğine göre, dava konusu parsellerin 3116 sayılı Kanun uygulaması sırasında orman sınırı içine alınmış oldukları veya dava konusu yörede yapılmış ve dava açılmadan önce kesinleşmiş bir orman tahdidinin daha varlığı veyahut 1980 yılında yapılan çalışmaların ilk tahdit ile birlikte yapılmış 2. madde uygulaması olmasının icap ettiği, bu takdirde ise Yargıtay HGK'nun 24.02.1988 tarihli ve 987/7-564 Esas 1988/110 Karar sayılı kararında da belirtildiği gibi eldeki davanın varlığının tahdit işlemlerini kesinleştirmediği, davanın aynı zamanda orman sınırlamasına itiraz davasına dönüştüğü ve 1744 sayılı Kanun çerçevesinde araştırma yapılması gereğine işaret edilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak devam eden araştırma kapsamında dava konusu taşınmazlara ilişkin alınan raporlarda dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Kanuna göre yapılan çalışmada orman sınırları içine alınmadığı, sonrasında 4785 sayılı Kanuna göre devletleştirilen tapu kapsamında kaldıkları, Devlet ormanına bitişik olması sebebiyle 5658 sayılı Kanun uyarınca iadeye tabi yerlerden olmadıkları, yapılan kadastro çalışmasında tarla/ahşap ev vasfı ile Hazine adına tespit edildikleri ve yargılama sırasında 19 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından 3116 sayılı Kanuna göre yapılan ilk orman tahdidinde Devlet ormanı sınırları dışında bırakılan ve 4785 sayılı Kanunla Devletleştirilen Tayakadın Ormanı tapusu içindeki yerlerin 6831 sayılı Kanun'un 1 inci maddesine göre orman kadastrosu yapılıp, dava konusu yerlerin bu kapsama alınması ve aynı Kanun'un 1744 sayılı Kanun ile değişik 2 nci madde uygulaması ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldıkları (orman kadastro haritasında 869 ve 2105 parsel sayılı taşınmazların sehven sarı olarak gösterildiği, 2 nci madde ile orman sınırları dışına çıkarıldıklarından kırmızı olarak gösterilmeleri gerektiği ifade edilmiş) ve bilahare yapılan 2896 ve 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/b çalışmalarında durumlarında değişiklik olmadığı belirtilmiştir. Uyulan bozma ilamında dava konusu taşınmazların 3116 sayılı Kanuna göre yapılan tahditte orman sınırları dışında bırakıldığının anlaşılması halinde taşınmazların öncesinin araştırılması gereği belirtildiği halde, alınan kök raporda 1942, 1993 hava fotoğraflarının kadastro paftası ile çakıştırmasının yapıldığı ancak bilirkişiler tarafından yorumlanmadığı ve 1958, 1972, 1997 ve 2005 baskı tarihli memleket haritalarının incelendiği, alınan ek raporda ise 1993 ve 2010 yılına ait hava fotoğraflarının ve 1958, 1972, 1997 2005 baskı tarihli memleket haritalarının incelendiği usulünce taşınmazların evveliyatının incelenmediği ve yine yargılama aşamasında 1744 sayılı Kanun çerçevesinde yapılan işlemle taşınmazların orman sınırları içerisine alınıp sonra 2 nci madde ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı bildirildiği ve bozma ilamında bu halde davanın orman sınırlamasına itiraz niteliğine dönüştüğü ve aynı zamanda nitelik araştırması yapılması gereğine de değinildiği halde bu yönlerden de inceleme yapılmadığı ve ayrıca dava konusu taşınmazların komşu parsellerine ilişkin araştırma yapılmadığı, aynı kök tapudan gelen bu parsellere ilişkin açılmış davalar olduğunun belirtildiği ve dosyaya mahkeme kararları uygulama tutanağı adı altında tutanaklar gönderildiği halde bunların yeteri kadar incelenmediği, çevre parsellerde benzer davalar olup olmadığının araştırılmadığı ve yargılama sırasında yapılmış başka kadatsro/orman kadastro işleminin bulunup bulunmadığının ilgili yerlerden sorulmadığı anlaşılmıştır.

O halde İlk Derece Mahkemesince yöreye ait eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yörede yapıldığı anlaşılan orman tahdit çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritasına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı, yine keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu titizlikle saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Ayrıca yargılama sırasında 1744 sayılı Kanun kapsamında çalışma yapıldığı ve alınan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazların önce orman olarak tahdit edilip sonra Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı bildirildiğinden ve bozma ilamında da yapılan çalışmanın eldeki dava sebebiyle kesinleşmeyeceği belirtildiğinden hem taşınmazın evveliyatı belirlenmeli, hem de taşınmazın orman niteliğini 15.10.1961 tarihinden önce kaybedip kaybetmediği incelenmelidir. Bu doğrultuda çekişmeli taşınmazın 15.10.1961 tarihinden önce bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybedip kaybetmediği, nitelik kaybının maddi ve bilimsel bulgulara göre gerçekleşip gerçekleşmediği eski belgeler üzerinde yapılacak çalışmadan faydalanılarak saptanmalı, uzman bilirkişi kurulundan bu yolda bilimsel verileri bulunan kanaat verici rapor alınmalı, toplanmış ve toplanacak deliller hep birlikte değerlendirilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.

İlk Derece Mahkemesince açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve Kanuna aykırı olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı ... mirasçısı ... vekili, müdahil ... ve arkadaşları, davalı ..., davalı ...'nin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

İstek halinde peşin harcın temyiz eden davacı mirasçısı ..., davalı ... vd., davalı ...'e ayrı ayrı iadesine,

Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmemsine,

27.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.