WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/12676 E.  ,  2024/1354 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
KARAR : Davaların reddine

Taraflar arasındaki genel mahkemeden aktarılan kadastro tespitine itiraz davasından dolayı İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davaların reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı vekili ile asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacı ..., Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu 30.05.2012 tarihli dava dilekçesinde; .... Beldesi Atatürk Mahallesinde bulunan dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği taşınmazın tapuda kayıtlı olmadığını, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının yararına oluştuğunu iddia ederek, 4721 sayılı Türk Medeni Kanun'un (4721 sayılı Kanun) 713 üncü maddesi hükmüne göre adına tescilini talep etmiş ve yargılama sırasında asli müdahil ..., 12.02.2013 tarihli harçlı katılım dilekçesi ile, dava edilen taşınmazın 40 yılı aşkın süredir kendi zilyetliği altında bulunduğunu, taşınmazın dedesinden kalan tapu kaydı kapsamında olduğunu, 1966 yılında taşınmazdan petrol boru hattı geçirilmesi sonucu kısmen kamulaştırıldığını ve kamulaştırma bedelinin babasına ödendiğini belirterek, dava konusu taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi hükmüne göre adına tescilini istemiştir.

Davalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır.

Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen; " davacı ...'ın davasının reddine, müdahil davacı ...'ün davasının kısmen kabul kısmen reddine, ...Beldesinde bulunan ve 24.07.2013 hakim havale tarihli rapor ve ekli krokisinde B harfi ile işaretlenen 7.377,525 m²'lik yüzölçümlü taşınmazın kuru tarla vasfıyla TMK'nin 713. maddesi uyarınca müdahil davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline, müdahil davacının fazlaya ilişkin isteminin reddine " ilişkin önceki hüküm, davacı ..., asli müdahil ..., davalı Hazine ve Orman İdaresi vekilleri tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20.Hukuk Dairesinin 10.11.2016 tarihli ve 2016/6800 Esas, 2016/10449 Karar sayılı ilamıyla; " Davacı ...’ın ve asli müdahil ...’ün dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazları bakımından, incelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, uzman orman bilirkişi tarafından eski tarihli hava fotoğrafları ve memleket haritasına dayalı olarak yöntemine uygun biçimde yapılan inceleme ve araştırmada çekişmeli taşınmazın bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının orman sayılan yerlerden olduğu, dava tarihinden önce 05/10/2010 tarihinde kesinleşerek tapuya tescil edilen 106 ada 1 numaralı orman parseli içerisinde kaldığı anlaşıldığına ve yazılı biçimde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre, yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra; davacı ..., davalı Hazine ve Orman Yönetiminin dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen ve asli müdahil ...’ün ve davacı ...’ın dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazları bakımından, mahkemece davacının davasının reddine, asli müdahilin davasının kabulüne karar verilerek hüküm kurulmuş ise de, iade kararı ile dosyaya gelen bilgi ve belgelerden yargılamanın devamı sırasında dava konusu taşınmazların bulunduğu yerde arazi kadastrosu yapıldığının, B ve C ile gösterilen taşınmazlar hakkında 507 ada 1 ve 508 ada 1 parsel numaralarıyla kadastro tutanağı düzenlendiğinin anlaşıldığı, bu doğrultuda (B) ve (C) harfi ile gösterilen kısımlar açısından davaya bakma görevinin kadastro mahkemesine ait olduğu açıklanarak, görevsizlik kararı verilmesi " gereğine değinilerek, fen bilirkişi raporunda (B) ve (C) ile gösterilen bölümler yönünden bozulmuştur.

Bozma ilâmı sonrası Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde, davada Kadastro Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

Görevsizlik kararına istinaden dava dosyasının gönderildiği İlk Derece (Kadastro) Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; " Bilirkişi raporları ve mahalli bilirkişi beyanları doğrultusunda, asli müdahil tarafından dayanılan tapu kaydının dava konusu taşınmazlara uymadığı, 507 ada 1 parselin orman sayılan yerlerden olduğu, 508 ada 1 parselin ise orman sayılan yerlerden olmamasına rağmen davacı ya da asli müdahil yönünden zilyetlikle kazanım koşullarının lehlerine oluşmadığı " gerekçeleriyle, davacı ... ve müdahil davacı ... tarafından açılan davaların ayrı ayrı reddine, 507 ada 1 parsel numarası ile kadastro tespiti yapılan taşınmaz hakkındaki tutanağın boş olan malik hanesinin orman vasfı ile Maliye Hazinesi adına doldurulması sureti ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline, 508 ada 1 parsel numarası ile kadastro tespiti yapılan taşınmaz hakkındaki tutanağın boş olan malik hanesinin Maliye Hazinesi adına doldurulması sureti ile Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ile asli müdahil vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili ile asli müdahil vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda yazılı nedenlerle;
Davacı vekili ile asli müdahil vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile, temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,

54,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 373,20 TL'nin temyiz eden ...'dan alınmasına,

44,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 383,20 TL'nin temyiz eden ...' ten alınmasına,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

04.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.