WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/12602 E.  ,  2024/2574 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/72 E., 2020/42 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

İlk Derece Mahkemesinin vermiş olduğu önceki karar, Yargıtay tarafından bozulmuş olup hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; " Mahkemece, 24.12.2008 tarihli ve 2008/149-524 sayılı 720 parsel hakkındaki ilâm ve eki 06.09.2005 tarihli bilirkişi raporu uygulama kadastrosu sonucu oluşan 27930 ada 2 parsele aplike edilmek suretiyle karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli olmadığı, çekişmeli taşınmaz hakkında uygulama kadastrosundan önce verilen hükmün infaz edilip edilmediğinin araştırılmadığı ve 24.12.2008 tarihli ve 2008/149-524 sayılı ilâmın eki 06.09.2005 tarihli rapora uyumlu olmadığı görülen bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulduğu açıklanarak, doğru sonuca ulaşılabilmesi için çekişmeli taşınmaz hakkında verilen önceki hükmün infaz edilip edilmediğinin araştırılması, infaz edilmiş ise dava konusuz kalacağından konu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığı şeklinde hüküm kurulması, hüküm infaz edilmemiş ise hükmün infazı için taraflara imkan verilmesi, infaz yapılamadığı takdirde önceki bilirkişiler dışında halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek bir orman ve iki harita mühendisi bilirkişinin katılımıyla yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, 24.12.2008 tarihli ve 2008/149-524 sayılı ilâmın eki 06.09.2005 tarihli bilirkişi raporu 27930 ada 2 parsel sayılı taşınmaza uygulanmak suretiyle uygulama kadastrosu sonucu oluşan çapın hangi bölümünün kesinleşen mahkeme kararı ile orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verildiğinin infaza elverişli harita ile belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi " gereğine değinilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; bilirkişi raporlarına dayanılarak davacının davasının kısmen kabulü ile harita mühendisleri ... ve ...'ın 03.01.2018 tarihli raporunda (2A) olarak gösterilen 166,24 m2 ile (2C) ile gösterilen 147,81 m2 yerlerin kesinleşmiş orman kadastrosu içinde kaldığından bu bölümlerin hazine adına orman vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline, davacı ... İdaresinin fazlaya ilişkin isteminin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ... İdaresi vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1. Bilindiği üzere 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 297/2 inci maddesinde, " Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” hükmüne yer verilmiş olup, buna göre mahkemelerce infaza elverişli biçimde hüküm kurulması zorunludur.
Eldeki dava tapu iptali ve tescil davası olup, İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptaline karar verilmeden, doğrudan tescil kararı verilmiş olması doğru görülmemiştir.

2. İşin esasına ilişkin olarak, dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde; dava konusu taşınmazın 720 parsel olduğu ve 3187 m2 yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla Hazine adına kayıtlı iken 2924 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Hakkında Kanunu (2924 sayılı Kanun) gereğince 1999 yılında dava dışı şahsa satışının yapıldığı ve nihai olarak 19.04.2006 tarihinde ise davalı ... tarafından satın aldığı, taşınmazın bulunduğu yerde 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/a maddesi uygulaması neticesinde taşınmazın 27930 ada 2 parsel numarasıyla 3348,80 m2 yüzölçümlü olarak tarla vasfıyla davalı adına tescil edildiği ve bu çalışmanın kesinleştiği tespit edilmiştir.
Hükmüne uyulan bozma ilamında, dava konusu yere ilişkin Orman İdaresince, daha önce Antalya 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan ve 24.12.2008 tarihinde karara bağlanarak Yargıtay denetiminden geçmek suretiyle 08.02.2010 tarihinde kesinleşmiş olan ancak henüz infaz edilmeyen ilamın, dosya kapsamında alınan 06.09.2005 tarihli bilirkişi raporunun taşınmaza tatbik edilmesi suretiyle, uygulama kadastrosu sonucu oluşan çapın hangi bölümlerinin, kesinleşen mahkeme kararıyla orman niteliğiyle Hazine adına tesciline karar verildiğinin infaza elverişli harita ile belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Ne var ki; İlk Derece Mahkemesince bozma sonrasında yapılan yargılama sırasında alınan 03.01.2018 tarihli fen bilirkişileri raporunda, dava konusu taşınmaz (2A), (2B) ve (2C) olmak üzere üç bölüme ayrılmış olup, hükmüne uyulan bozma ilamında OS noktalarının 2005 yılındaki koordinatlara göre parselin orman sahasında kalan kısımlarının yüz ölçümünün belirlenmesinin istendiği, buna göre davaya konu taşınmazın (2A) ile gösterilen kısmının 92,89 m2, (2C) ile gösterilen kısmının 234,89 m2 olduğu ve bu kısımların devlet ormanı sahasında kaldığı, 2B ile gösterilen 3021,02 m2 lik kısmının ise Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığı, davaya konu parselin PIII nolu OS noktalarının koordinatlarının 3402 sayılı Kanunun Ek-4 maddesine istinaden düzeltilerek ilan edilip 2010 yılında kesinleştiği, dava dosyasında bulunan davacı ... İdaresinin 10.02.2014 tarihli yazı ekinde 1/1500 ölçekli Orman Kadastro Haritasına sayısal olarak davaya konu parselin aynı ölçekte aktarılması sonucu ölçekli harita düzenlendiği, buna göre, davaya konu (2A) ile gösterilen kısmı 166,24 m2, (2C) ile gösterilen kısmı 147,81 m2 olup devlet ormanı sınırları içinde kaldığı, (2B) ile gösterilen 3034,75 m2 lik kısmının ise Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kaldığı, hali hazırda 2010 yılında düzenlenmiş ve ilan edilerek kesinleşmiş koordinatlar yürürlükte olduğundan ikinci belirtilen miktarların doğru olduğu kanaatine varıldığı belirtilmiş; orman yüksek mühendisi bilirkişi raporunda da, fen bilirkişilerince (2B) harfi ile gösterilen 3034,75 m2 lik yerin PIII parsel numarası ile Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda olduğu, (2A) harfi ile gösterilen 166,24 m2 ve (2C) harfi ile gösterilen 147,81 m2 lik kısımların ise kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldığı açıklanmış; yine bozma sonrasında yapılan yargılama sırasında başka fen bilirkişiler ve orman bilirkişisinden alınan 20.11.2019 tarihli ortak raporda ise, dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 1946 yılında 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun) gereği yapılmış orman tahdit çalışması bulunmakta olup, bu çalışmada taşınmazın orman sınırları içinde bırakıldığı, 1983 yılında yapılıp kesinleşen 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanun'la değişik 2 nci madde uygulaması ile taşınmazın bir kısmının Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, 1987 yılında yapılan 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun'la değişik 2/B maddesi uygulamasında ise taşınmazın durumunda değişiklik olmadığı, bilahare taşınmazın 2924 sayılı Kanun kapsamında kadastro çalışması yapılarak 1993 yılında Hazine adına tarla vasfıyla tescil edildiği ve nihai olarak taşınmazı 2006 yılında davalının satın aldığı, 2010 yılında yapılan 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi uygulamasının 09.06.2010 - 08.07.2010 tarihleri arasında askı ilana çıkarıldığı, askı ilan süresi içinde Orman İdaresince dava açıldığı, daha sonra 2012 yılında 5831 sayılı Tapu Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (5831 sayılı Kanun) 8 inci maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen Ek-4 maddesi gereğince 2/B alanlarında fiili kullanım kadastrosu yapıldığı, bu kapsamda ... Köyünde 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan ve daha önce 2924 sayılı Kanun uyarınca fiili kullanım durumuna göre kadastroya tabi tutularak tapuya tescili yapılmış sahalar dışında kalan ve fiili kullanım kadastrosu yapılması gereken sahalarla alakalı 6831 sayılı 2/B maddesi kapsamındaki parsellerde tespit edilen fenni hatalarla ilgili yapılan çalışmada orman sınır noktalarında yeniden yapılan ölçülere göre hatalı olduğu anlaşılan orman noktaları ile noktaları birleştiren hatların düzeltilmesi gerektiği kanaatine varıldığı, ancak 6831 sayılı Kanun' un 2/B maddesi kapsamındaki parsel içinde kalan ve kesinleşen orman hattına göre düzeltilmesi gereken kadastro parsellerinin 3402 sayılı Kanun'un 22/A maddesi gereği yapılan çalışmalarda yargıya intikal ettiğinden düzletilemediği, 6292 sayılı Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi Ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanunu (6292 sayılı Kanun) kapsamında düzeltme çalışmalarının Kadastro Müdürlüğünce yapılacağı, kesinleşen Orman tahdit haritasına göre dava konusu 3348,80 m2 yüz ölçümlü taşınmazın (2A) harfi ile gösterilen kısmının 92,89 m2, (2C) harfi ile gösterilen kısmının 234,89 m2 yüzölçümünde olduğu ve bu bölümlerin orman sınırları içinde kaldıkları, 3021,02 m2 lik kısmının ise Hazine adına orman sınırları dışında bırakıldığı, önceki sunulan raporda (2A) harfi ile gösterilen kısmın 166,24 m2, (2C) harfi ile gösterilen kısmın 147,81 m2, (2B) harfi ile gösterilen kısmın ise 3034,75 m2 yüzölçümlü olarak gösterilmesinin sebebinin, raporun kesinleşmeyen düzeltme çalışmalarına göre oluşturulmasından kaynaklandığı, eldeki raporun ise, kesinleşmiş mahkeme kararındaki bilirkişi raporunda yüz ölçümleri ve krokideki orman sınır hattı ile düzenlenen rapor krokisindeki orman sınır hattı ile uyumlu olduğu ve kesinleşmiş orman tahdit sınırlarına göre düzenlendiği ifade edilmiştir.

Bu itibarla; bozma sonrası alınan son raporda kesinleşmiş orman sınırlarının dikkate alındığının, önceki raporda ise henüz kesinleşmeyen düzeltme çalışmalarına göre belirlenen miktarlara itibar edildiğinin açıklandığı, hükmüne uyulan bozma ilamında açıkça, eldeki uyuşmazlığın, daha önce Orman İdaresinin açtığı davada verilen ve kesinleşmesine rağmen henüz infaz edilmeyen hükme / ilama ilişkin dava dosyasında alınan raporun uygulanması suretiyle çözümlenmesi gereğine denildiği ve bozma sonrası yapılan yargılama sırasında alınan ilk raporda da, bozma ilamında 2005 tarihli koordinatlara göre davaya konu parselin orman sahasında kalan kısımlarının yüz ölçümünün belirlenmesinin istendiği açıklandığı halde İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar dikkate alınmaksızın ve bozma sonrası yapılan yargılama sırasında alınan ilk rapora hangi sebeple itibar edildiği açıklanmaksızın, henüz kesinleşmemiş düzeltme çalışmalarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanunun Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanunun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalıya iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
17.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.