WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/12589 E.  ,  2024/1188 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2011/177 E., 2018/214 K.
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen geçen tapu iptal ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda,Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
K A R A R
Kadastro sırasında Gölcük Köyü 120 ada 2 parsel sayılı 28630,92 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Nisan 1939 tarihli 78 sıra nolu tapu kaydıyla tarla niteliğiyle davalı Hazine adına tespit edilerek, tapuya kaydedilmiştir.

Davacılar, dava konusu taşınmazın 28.08.1951 tarihli 15 nolu tapu kaydı ve 1937 tarihli 188 nolu vergi kaydı ile murislerinden kaldığı iddiasıyla dava açmışlardır.

Mahkemece verilen ret kararının, davacılar tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 27.09.2004 tarihli, 2004/8173 Esas,2004/10021Karar sayılı ilamıyla özetle; ”yöreyi iyi bilen yaşlı tanık ve bilirkişilerle birlikte yeniden yapılacak keşifle tarafların dayandıkları tapuların yerine uygulanması, tapuların uymaması halinde davacılar zilyetliğe de dayandıklarından zilyetlik araştırmasının usulüne uygun yapılması, komşu parsellere uygulanan kayıtlar getirtilerek denetlenmesi” gereğine değinilerek bozulmuştur.

Mahkemece bozma kararına uyulduktan sonra davanın kabulüne ve 120 ada 2 nolu parselin tapu kaydının iptali ile davacılar adına hisseleri oranında tapuya tesciline karar verilmiş, hükmün davalı Hazine tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 21.10.2010 tarihli, 2010/9533 Esas, 2010 /12725 Karar sayılı ilamı ile bozulmuştur.

Bozma ilamında özetle; "
mahkemece, Hazinenin dayandığı tapu kaydının ilk geldi kayıtlarıyla birlikte Tapu Genel Müdürlüğünden istenmediği, dava konusu 120 ada 2 nolu taşınmazın sınırında 119 ada 24 ve 120 ada 5 nolu eylemli orman olduğu bulunduğu halde orman sayılan yerlerden olup olmadığı ve hukuki durumu öncesi itibariyle araştırılmadığı,eski ve yeni hava fotoğrafları ile bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları ile kadastro paftası örneği getirtilerek uygulanıp taşınmazın niteliği ile konumu ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığının saptanmadığı, yeterli şekilde zilyetlik araştırması yapılmadığı, bu nedenlerle; mahkemece, Hazinenin dayandığı 28.04.1939 tarihli 78 sıra nolu tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları, topoğrafik fotogometri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği ilgili yerlerden getirtilerek yeniden keşif yapılması, taraf tanıkları ve tespit bilirkişiler dinlenerek dayanak tapu kaydının yöntemince zemine uygulanması, Hazinenin dayandığı tapu kaydı uymazsa dahi taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılırsa ormanların zilyetlikle kazanılamayacağının düşünülmesi, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, varsa zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenerek, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir.

Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacının davasının kabulü 120 ada 2 parseldeki tarla vasfındaki 28.630,92 m2 lik hazine adına tapuya kayıtlı taşınmazın tapu kaydının iptali ile, Mehmet Akdağ ve arkadaşları adına payları oranında tesciline karar verilmiş; hüküm davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir.

Mahkemece hükmün gerekçe kısmında dava konusu taşınmazın 4736,75 m2 lik kısmı için davacılar yararına zilyetlikle edinme koşulları oluştuğundan bahisle davasının kabulüne karar verildiği belirtildiği halde hüküm kısmında dava konusu 28.630,92 m2 yüzölçümündeki 120 ada 2 parsel sayılı taşınmazın tamamının davacılar adına tesciline karar verilmek sureti ile hüküm ile gerekçe arasında farklılık oluşturacak şekilde yazılı biçimde hüküm kurmuş olması usul ve kanuna aykırıdır.

Ayrıca mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri yerine getirilmemiş, tespite esas alınan davalı Hazineye ait tapu kaydı ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte dosya arasına alınmamış, başka parsellere revizyon görüp görmediği araştırılmamış, bozma ilamından sonra yapılan keşif sırasında da tapu kayıtları uygulanmamıştır. Davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşulları oluştuğundan bahsedilmişse de kadastro tarihinden 20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları incelenmemiş, mahalli bilirkişi ve tanık sözleri gerçeğin bir resmi olan hava fotoğrafları denetlenmek sureti ile hüküm kurulması gerekirken eksik araştırma ile yargılama sonlandırılmıştır.
Bu nedenle; Mahkemece, Hazinenin dayandığı 28.04.1939 tarihli 78 sıra nolu sınırları, doğusu; Kocaçay, batısı; Nebioğlu hissesinden geçen Yeni Köylü ... veresesi, kuzeyi; Hayranlar Yolu ve ...’dan geçen ... veresesi, güneyi; ... veresesi ...’nın sınırını ayıran dere olan tapu kaydı ile davacıların dayandığı tapu kayıtları ilk oluşumundan itibaren tüm gittileri ve krokileri, revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ile tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve bu fotoğraflardan elde edilmiş memleket haritaları, topoğrafik fotogometri yöntemiyle düzenlenmiş kadastro paftası örneği ilgili yerlerden getirtildikten sonra önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman yüksek orman mühendisleri arasından seçilecek bir mühendis, bir ziraat mühendisi, bir fen ve jeodezi mühendisinden oluşturulacak bilirkişi kurulu aracılığıyla yeniden yapılacak keşifte eski tarihli memleket haritası ile hava fotoğrafları ile tespit tutanağının düzenlendiği tarihten 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ile fotoğraflara dayanılarak üretilmiş orijinal renkli memleket haritaları, fotogrometri yöntemiyle düzenlenen 1/5000 ölçekli arazi kadastro paftasının orijinal fotokopi örneği, dava konusu taşınmaz ile çevresine uygulanıp taşınmazın bu belgelerde niteliğinin ne şekilde görüldüğü, imar, ihya ve zilyetliğinin hangi tarihte başlanılıp tamamlandığı, zilyetlik ve tasarruf edilen yerlerden olup olmadığı taşınmazın bitki örtüsü toprak yapısı ve eğimi belirlenmeli orijinal renkli memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, kadastro paftası ölçeği de memleket haritası ölçeğine çevrildikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde bir biri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunun çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, taraf tanıkları ve tespit bilirkişiler dinlenerek dayanak tapu kaydı yöntemince zemine uygulanmalı, taşınmazın tapu kayıtlarının kapsamında kalmadığı belirlense dahi taşınmazın orman sayılan yerlerden olduğu anlaşılırsa ormanların zilyetlikle kazanılamayacağı düşünülmeli, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığı belirlendiği takdirde, varsa zilyetlik tanıkları taşınmazlar başında dinlenmeli; zilyetliğin ne zaman başladığı, kaç yıl, ne şekilde devam ettiği sorulup, kesin tarih ve olgulara dayalı, açık yanıtlar alınıp; tesbit tarihine kadar davacılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı belirlenmeli; 3402 Sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi uyarınca, davacılar yanında, (murisler) yönünden de tapu sicil ve kadastro müdürlükleri ile mahkeme yazı işleri müdürlüğünden araştırma yapılıp, aynı yasanın 03.07.2005 gün 5403 Sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanma Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi gereğince sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.
Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı Hazinenin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 27.02.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.