8. Hukuk Dairesi 2021/12264 E. , 2023/4108 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/69 E., 2019/21 K.
KARAR : Davanın reddine
Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... ve arkadaşları vekili ile davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı gerçek kişiler vekili 11.01.2013 tarihli dava dilekçesinde özetle; irsen intikale dayanarak muris ...'na ait Edirne ili ... ilçesi ... köyü ... mevkii, 41 sıra numaralı 24.11.1961 tarihli tapuya kayıtlı taşınmazın kadastro tespiti sırasında tespit harici bırakıldığını, taşınmazın doğusunun Milli park sahası, batısının 110 ada 59 parsel; kuzeyi 110 ada 58 ve 60 nolu parseller; güneyinin yol ve yol sonrası 103 ada 1 parsel ile çevrili olduğunu; Çataltepe mahallesi, ... mevkii cilt 154, sahife 97, sıra no 49 da 24.11.1961 tarihli kayıtlı taşınmazın 4 hudutu itibariyle ... köyü hudutları içine oturduğunu, taşınmazın ormanın güneyinde olan 2840 parselin batısında olduğunu; Kilise Dere mevkii cilt 154, sahife 97, sıra no 52, 24.11.1961 tarihli taşınmaz, ... mevkii, cilt 154, sahife 95, sıra no 41, 24.11.1961 tarihli taşınmazların kayıtlarının iptali ile müvekkilleri adına tescilini talep etmiştir.
2.Davacılardan ... 24.10.2013 havale tarihli dilekçesiyle dava konusu taşınmazların ... ilçesi, ... mevkiinde bulunan 2297 m2'lik tapulama dışı bırakılan alan; 2725 parsel sayılı taşınmaz; 2839 parsel ve 349 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar olduğunu belirtmek suretiyle taleplerini açıklamıştır.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde; davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 27.01.2016 tarihli ve 2013/1 Esas, 2016/17 Karar sayılı önceki karar ile, davanın hak düşürücü süre nedeni ile reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen önceki kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2.Temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 08.11.2017 tarih ve 2016/4332 Esas, 2017/9098 Karar sayılı ilamıyla; " Mahkemece, çekişmeli taşınmazların tümü yönünden 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde öngörülen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de mahkeme gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Şöyle ki; dava konusu taşınmazlar Enez ilçesi, ... mevkiinde bulunan 2297 m2'lik tespit harici bırakılan alan, 2725 parsel, 2839 parsel ve 349 ada 2 parsel sayılı taşınmazlardır. Dolayısıyla davacı tarafın; tespit harici taşınmaz için tescil; diğer taşınmazlarda ise tapu iptali ve tescil istemi bulunduğunun kabulü gerekmektedir. Bilindiği üzere 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde yazılı 10 yıllık süre, aynı kanun kapsamında yapılan kadastro işlemleri sonucunda tapu kaydı oluşan taşınmazlar için sözkonusu olup; bu süre, tutanağın kesinleştiği tarihten (hükmen kesinleşenlerde hükmün kesinleştiği tarihten) itibaren hesaplanmalıdır. Tespit harici bırakılan yerdeki tescil isteminin reddedilmesi için ise paftanın düzenlendiği tarihten itibaren 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı süresinin dolmamış olması gerekir. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
1) Dava konusu, 349 ada 2 parsel sayılı ham toprak niteliğinde Hazine adına 1999 yılında hükmen tescil edilmiştir. 2725 parsel sayılı taşınmaz tarla niteliğinde dava dışı gerçek kişi adına tespit edilmiş, itirazsız kesinleşmiş, tespit tapuya aktarılmış, tapu kaydı oluşmuş ve 11.10.1995 tarihinde satış yoluyla davalı ...’e intikal etmiştir. 2839 parsel sayılı taşınmaz ise yörede 1988 yılında yapılan mera tespit ve tahdit çalışmasında mera olarak sınırlandırılmış, 21/12/1989 ila 19/01/1990 tarihleri arasında ilan edilmiş, itirazsız kesinleştmiştir. Mezkur her üç taşınmaz bakımından tespitin ve hükmün kesinleştiği tarih ile dava tarihi arasında 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesinde yazılı hakdüşürücü süre geçmiş olup bu parseller yönünden verilen hükmün onanması gerekmiştir.
2) Çekişmeli tespit harici bırakılan ve parsel numarası almayan 2297 m2'lik yer hakkında mahkemece, 3402 sayılı Kanunun 12/3 maddesinde öngörülen hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.
O halde mahkemece,bu taşınmaz yönünden işin esası incelenmeli, öncelikle tespit harici bırakılan yerde 20 yıllık zilyedlik süresinin başlangıcına esas teşkil etmek üzere paftaların düzenlendiği tarih araştırılmalı, buna göre tespit harici bırakılma tarihinden dava tarihine kadar 20 yıl dolmadıysa dava bu nedenle reddedilmeli, doldu ise, taşınmazın tespit harici bırakılma nedeni araştırılmalı, yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılarak, yapılmış olması halinde işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçların askı ilanı ile birlikte dava konusu taşınmazı gösterir tüm çalışma evrakları ile orijinal renkli orman kadastro haritası örneği orman yönetiminden istenerek getirtilmeli, davacı tarafın dayandığı tüm tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri getirtilmeli, mahallinde keşif yapılmalı, taşınmazın kapsamı, fiili durumu, yüzölçümü belirlenmeli, yörede orman kadastrosu yapıldı ise taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları içine alınıp alınmadığı, yörede orman kadastrosu yapılmamış ise veya yapılmış olup da kesinleşmemiş ise taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman sayılan yerlerden olmadığı saptanırsa tapu kaydı kapsamı dışında kalıyorsa, davacılar zilyetliğe da dayanıyorlarsa, taşınmazın zilyetlikle kazanılmaya elverişli yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden ise bu taşınmazda dava tarihinden geriye doğru 20 yıl süre ile imar-ihya edilip edilmediği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresi, kullanılıp kullanılmadığı, tasarruf sınırlarının ne olduğu takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ve dava tarihinden 15 - 20 yıl önce çekilen hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen orijinal renkli memleket haritaları incelenerek kesin olarak saptanmalı, komşu parsellerin tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği, davalı iseler dava sonuçlarının ne olduğu ve çekişmeli taşınmazlar yönünü ne olarak gösterdikleri belirlenmeli, ziraat uzmanından bu konuları açıklayan bilimsel verilere dayalı, doyurucu rapor alınmalı, TMK’nın 713. maddesi uyarınca gerekli ilanlar yapılmalı, 40 ve 100 dönüm norm kısıtı araştırması yapılmalı, bu şekilde toplanacak deliller çerçevesinde karar verilmelidir" gerekçesi ile 349 ada 2 parsel sayılı, 2725 parsel sayılı ve 2839 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazlarının reddi ile bu parsellere yönelik hükmün İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına, tespit harici taşınmaza yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile bu taşınmaza yönelik İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı ile, ... Mahallesindeki davaya konu taşınmazın 1994 yılında tespit harici bırakıldığı, bu kapsamda tespit harici bırakılma tarihinden dava tarihi olan 11.01.2013 tarihine kadar 20 yıl dolmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ... ve arkadaşları vekili ile davacı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı ... ve arkadaşları vekili temyiz dilekçesinde;Yargıtay bozma ilamında belirtildiği için 20 yıllık zamanaşımı süresi dolmadığı için karar verilmesinin eksik inceleme ile dosyanın karara çıkarıldığının açık göstergesi olduğunu açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir.
2.Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde, gerek 3402 sayılı Kadastro Kanununda (3402 sayılı Kanun), gerekse 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) tescil hükümlerini düzenleyen maddelerinde, hakkında tutanak düzenlenmeyen ya da tescil harici bırakılan yerler hakkında kadastro öncesi nedenlere dayanarak dava açılmasını sınırlayan bir süre düzenlenmesi bulunmadığını açıklayarak hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapusuz taşınmazın 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi gereğince tapuya tescili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
Somut uyuşmazlık incelenmeden önce usuli müktesep hak üzerinden kısaca durulması gerekmektedir. Usuli müktesep hak, bir davada taraflar, mahkeme ve Yargıtay tarafından yapılmış ve istisnalar kapsamında olmayan bir işlemle taraflardan biri lehine doğmuş uyulması zorunlu olan hakkı ifade eder. Mahkemenin Yargıtay’ın bozma kararını uymasıyla bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış bir hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli müktesep hak gerçekleşebilir.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla somut uyuşmazlıkta temyiz kanun yoluna dair 1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (1086 sayılı Kanun) hükümlerinin uygulanması gerektiğinden söz konusu Kanun incelendiğinde usuli müktesep hakka ilişkin açık bir hükmün bulunmadığı, usuli müktesap hak ilkesi, davaların uzamasını önlemek hukuki alanda istikrar sağlamak ve yargı kararlarına karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ve öğretide kabul görmüş usul hukukunun vazgeçilmez ilkelerinden biri haline gelmiştir. Bu ilke, özlü bir biçimde 09.05.1960 tarih ve 21/9 sayılı İçtihadı Birleştirme Umumi Heyeti Kararı ile açıklanmış olup iş bu kararda da belirtildiği gibi, bozmaya uyulmakla bir taraf yararına "usulî müktesep hak" doğar. Artık bozmanın kapsamına girmeyen hususlarda yeni bir karar verilemez. Ancak usulî müktesep hak müessesesinin, özellikle kamu düzeni düşüncesi ile kabul edilmiş bazı istisnaları mevcuttur. Usul hukukunda Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş olan usuli müktesep hak ilkesine, yine Yargıtay içtihatları ile kabul edilmiş istisnalar bulunduğu, bu istisnalardan birisi de maddi hata sonucu verilmiş Yargıtay kararıdır. Yargıtay İçtihadları Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 04.02.1959 tarihli ve 1957/13 Esas, 1959/5 Karar, 09.05.1960 tarih ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere Yargıtayca maddi hata sonucu verilen bir karara mahkemece uyulmasına karar verilmesi halinde dahi usuli müktesep hak oluşmaz ve Yargıtayın hatalı kararından dönmesi mümkündür.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece dava konusu taşınmazın tespit harici bırakıldığı tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık zilyetlik süresi dolmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan değerlendirme ve varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemektedir. Gerek 3402 sayılı Kanunda, gerekse yürürlükte bulunan diğer mevzuatta, kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmazlar hakkında açılacak davaların, belirli bir süre içinde açılmasını öngören bir hüküm bulunmamaktadır. Ayni haklar, yasal kısıtlama yok ise nitelikleri gereği her zaman ve herkese karşı ileri sürülebilir.
Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin uyulan bozma ilamında ise, maddi hataya dayalı olarak, tespit harici bırakılan yerde 20 yıllık zilyetlik süresinin başlangıcına esas teşkil etmek üzere paftaların düzenlendiği tarih araştırılarak, tespit harici bırakılma tarihinden dava tarihine kadar 20 yıl dolmadıysa davanın bu nedenle reddedilmesi gerektiği yazılmıştır. Az yukarıda açıklandığı üzere maddi hata durumunda tarafların lehine veya aleyhine usuli kazanılmış hak doğmaz.
O halde, mahkemece taşınmazın tespit harici bırakılma nedeni, taşınmazın imar planı kapsamında olup olmadığı ve yörede orman kadastrosu yapılıp yapılmadığı araştırılarak, orman kadastrosu yapılmış olması halinde işe başlama, çalışma, işi bitirme, sonuçların askı ilanı ile birlikte dava konusu taşınmazı gösterir tüm çalışma evrakları ile orijinal renkli orman kadastro haritası örneği orman yönetiminden istenerek getirtilmeli, davacı tarafın dayandığı tüm tapu kayıtlarının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri getirtilmeli, mahallinde keşif yapılmalı, taşınmazın kapsamı, fiili durumu, yüzölçümü belirlenmeli, yörede orman kadastrosu yapıldı ise taşınmazın orman kadastrosunda orman sınırları içine alınıp alınmadığı, yörede orman kadastrosu yapılmamış ise veya yapılmış olup da kesinleşmemiş ise taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı, orman sayılan yerlerden olmadığı saptanırsa tapu kaydı kapsamı dışında kalıyorsa, davacılar zilyetliğe da dayanıyorlarsa, taşınmazın zilyetlikle kazanılmaya elverişli yerlerden olup olmadığı, zilyetlikle kazanmaya elverişli yerlerden ise bu taşınmazda dava tarihinden geriye doğru 20 yıl süre ile imar-ihya edilip edilmediği, üzerinde sürdürülen zilyetliğin, başlangıç ve süresi, kullanılıp kullanılmadığı, tasarruf sınırlarının ne olduğu takdiri delil olan yerel bilirkişi ve tanık sözleri yanında, gerçeğin bir resmi olan en eski tarihli hava fotoğrafı ile gerçeğin modeli olan memleket haritaları ve dava tarihinden 15 - 20 yıl önce çekilen hava fotoğrafları ve bu fotoğrafların yorumlanması ile üretilen orijinal renkli memleket haritaları incelenerek kesin olarak saptanmalı, komşu parsellerin tespitlerinin kesinleşip kesinleşmediği, davalı iseler dava sonuçlarının ne olduğu ve çekişmeli taşınmazlar yönünü ne olarak gösterdikleri belirlenmeli, bilirkişi kurulundan bu konuları açıklayan bilimsel verilere dayalı, doyurucu rapor alınmalı, 4721 sayılı Kanun'un 713 üncü maddesi uyarınca gerekli ilanlar yapılmalı, 40 ve 100 dönüm norm kısıtı araştırması yapılmalı, bu şekilde toplanacak deliller çerçevesinde esasa ilişkin karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!