WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/12039 E.  ,  2023/3744 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/99 E., 2019/9 K.
KARAR : Davanın kabulüne

Taraflar arasında görülen tapusuz taşınmazın tescili istemli davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (kapatılan) 20. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Devlet Su İşleri vekili, davalı ... Yönetimi vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde sınırlarını bildirdiği Bahroboğaz köyünde bulunan yaklaşık 30.000 m² civarındaki yerin müvekkiline murisinden intikal edip müvekkili tarafından 50 yılı aşkın süredir aralıksız çekişmesiz malik sıfatıyla zilyet olarak kullanıldığını belirterek, dava konusu yerin müvekkili adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiş, 05.02.2013 havale tarihli dilekçesi ile de dava konusu yerin Kralkızı Barajı kamulaştırma sahası içinde kalması nedeniyle sicil oluşturulamayacağından davasını mülkiyetin tespiti ve tescil davası olarak ıslah etmiştir.

II. CEVAP
Davalılar, çekişmeli taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ve davacı lehine iktisap koşullarının oluşmadığını belirterek, davanın reddini savunmuşlardır.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Dicle Asliye Hukuk Mahkemesinin 18.09.2014 tarihli ve 2011/180 Esas, 2014/203 Karar ... kararıyla, davanın kısmen kabulü ile 02.09.2014 tarihli fen bilirkişisi ek rapor ve krokisinde (A4) harfiyle gösterilen 12.049,44 m²'lik kısımda bulunan 18-20 yaş aralığında ve 3x3 sıra arası mesafesinde bulunan kapama bağ ve (A3) harfiyle gösterilen 11.572,73 m²'lik kısımda bulunan ve baraj gölü suyu altına girip çıkmış olan 3x3 sıra arası mesafesinde bulunan kapama bağın davacıya ait olduğunun tespitine, (A2) harfiyle gösterilen 3.961,46 m²'lik alanın orman vasfında olması nedeniyle bu kısma ilişkin tescil ve tespit taleplerinin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin 18.09.2014 tarihli ve 2011/180 Esas, 2014/203 Karar ... kararına karşı, davalılar Hazine, Orman Yönetimi ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 30.03.2017 tarihli ve 2015/13543 Esas, 2017/2649 Karar ... kararı ile, “6360 ... Kanun uyarınca taraf teşkilinin sağlanması ve oluşacak sonucu göre karar verilmesi” gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, tescil talep edilen arazide davacının eklemeli zilyetliğinin bulunduğu ve zilyetlikten tescil koşulları bulunan bu yerlerin orman sayılmayan tescil harici yerlerden olduğu, arazinin yararı kamuya ait sular ile kayalar, tepeler, dağlar, buzullar gibi tarıma elverişli olmayan yerler ve bunlardan çıkan kaynaklardan olmadığı, devletin hüküm ve tasarrufu altında olan sahipsiz yerlerden olup, imar ve ihyanın gerçekleştiği, il, ilçe ve kasabaların imar sahaları kapsamında kalmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 30.01.2018 havale tarihli fen bilirkişi heyet raporunda 11.572,83 m² yüzölçümlü A3 harfi ile gösterilen kısım ile 12.049,69 m² yüzölçümlü A4 harfi ile gösterilen alanların 12.07.2018 tarihli ziraat bilirkişi heyet ek raporunda belirtildiği üzere (20-22 yaşlarında, sıra arası ve sıra üzeri 3x3 metre olan bağ teveklerinin bulunduğu) kapama bağın davacıya ait olduğunun tespitine ve davacı adına tesciline; 3.961,38 m² yüzölçümlü A2 harfiyle gösterilen alanın orman vasfında olduğunun anlaşılması nedeniyle davacının bu alana ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, davalılar Hazine, Orman Yönetimi ve DSİ Genel Müdürlüğü vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Nedenleri
1. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde, çekişmeli taşınmaz bölümünün çevresinin orman vasfında olup, taşınmazın orman bitki örtüsü ile kaplı olduğunu, öte yandan davacının taşınmaz bölümü üzerinde kullanımının bulunmadığını ve böylece iktisap koşullarının davacı lehine oluşmadığını, öte yandan davacı lehine hem tespit hem tescil hükmü kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

2. Davalı Devlet Su İşleri vekili temyiz dilekçesinde, davacının taşınmaz bölümü üzerinde kullanımının bulunmadığını ve böylece iktisap koşullarının davacı lehine oluşmadığını, dosya arasında yer alan bilirkişi raporlarının kendilerine tebliğ edilmediğini ve böylece hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

3. Davalı ... Yönetimi vekili temyiz dilekçesinde, çekişmeli taşınmaz bölümünün çevresinin orman vasfında olup, taşınmazın orman bitki örtüsü ile kaplı olduğunu, öte yandan davacının taşınmaz bölümü üzerinde kullanımının bulunmadığını ve böylece iktisap koşullarının davacı lehine oluşmadığını belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yörede yapılan kadastro sırasında tespit harici bırakılan taşınmazın, davacı adına tesciline ilişkin koşulların oluşup oluşmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedinci fıkrası ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 3402 ... Kadastro Kanunu'nun (3402 ... Kanun) 14 ve 17 nci maddeleri.

3. Değerlendirme
İlk Derece Mahkemesince, 30.01.2018 tarihli teknik krokide temyize konu (A3) ve (A4) harfleri ile gösterilen çekişmeli taşınmaz bölümleri üzerinde davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli bulunmamaktadır.

Şöyle ki, 15.01.2018 tarihinde yapılan keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ve hükme esas alınan 02.01.2018 tarihli ziraat mühendisi bilirkişi kurulu raporunda, çekişmeli taşınmazlar üzerinde 20-22 yaşlarında bağ teveklerinin bulunduğu, taşınmazların 25-30 yıldır tarımsal amaçlarla ve kapama bağ bahçesi olarak kullanıldığı ifade edilmiş ise de, keşif tarihinin 2018 yılı olduğu ve 20-22 yaşlarında bulunan ağaçların dava tarihi olan 2011 yılından geriye 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı koşullarını sağlamadığı göz ardı edilmiş, taşınmaz üzerinde yer alan ağaçların yaşları itibariyle zilyetlikle iktisap süresini ispata elverişli olmadıkları anlaşıldığı halde, bu bölümlerin niteliği, öncesinden itibaren kullanım şekli ve süresi hususlarında dosyadaki tereddütleri ortadan kaldıracak şekilde kanaat belirtilmemiş, taşınmazın mevcut toprak yapısı ve eğiminin tarımsal niteliği üzerindeki etkisi tartışılmamış, zilyetliğin süresi ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığı, imar ihyadan sonra zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğü hususunda son derece soyut ve yetersiz olan ziraatçı bilirkişi kurulu raporu esas alınarak hüküm kurulması cihetine gidilmiş, 6100 ... Kanun'un 290/2 nci maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmamış, Mahkemece orman olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilen temyiz dışı (A2) bölümü ile davanın kabulüne karar verilen çekişmeli bölümler arasında ayırıcı nitelikte unsurların bulunup bulunmadığı hususlarında araştırma yapılmamıştır. Öte yandan bir arazinin niteliğini ve üzerinde sürdürülen zilyetliğin şeklini ve süresini en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarının incelenmesi olduğu halde Mahkemece hava fotoğraflarından yöntemince yararlanılmamış, bu hususta incelenen tüm hava fotoğrafları üzerinde çekişmeli taşınmazın yerinin gösterildiği denetime elverişli bir kanaat belirtmekten uzak nitelikte son derece soyut ve genelgeçer ifadeler içeren rapora itibar edilmiş, hükme esas alınan bu rapor imar-ihyanın tamamlandığı tarih ile zilyetlik süresini belirlemekten uzak olduğu halde bu yön üzerinde durulmamış, jeodezi ve fotogrametri raporunda çekişmeli taşınmaz bölümlerinin 1984 yılı hava fotoğraflarında tarla olarak görüldüğü belirtilmişse de çıplak gözle yapılan incelemede dahi çekişmeli (A4) bölümünün orta kısmında kalan büyük bir bölüm üzerinde hiçbir kullanım olmadığı dahi fark edilmemiş, dava tarihinden 20 yıl öncesi olan 1991 yılından önceki tüm hava fotoğrafları getirtilip, çekişmeli taşınmaz bölümleri ile güneyinde yer alan tescil harici bırakılan komşusu arasında ne tür farklılıklar bulunduğu, sınırları ve sürüm açısından bir ayrıksılık olduğu araştırılmamıştır. Bu şekilde eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak karar verilemez.

O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece öncelikle, Harita Genel Müdürlüğü web sitesinin harita sorgulama sayfasına girilerek, taşınmaz bölümünün bulunduğu köyü/mahalleyi kapsayacak şekilde hangi yıllara ait hava fotoğrafı bulunduğu araştırılıp belirlenmek ve (denetimin sağlanması bakımından) ilgili sayfanın çıktısı dosya arasına alınmak suretiyle, buradan elde edilen verilere göre dava tarihinden 15-20-25 yıl öncesine ilişkin farklı dönemlerde çekilmiş stereoskopik hava fotoğraflarının en az üç tanesi tarihleri açıkça yazılmak suretiyle Harita Genel Müdürlüğünden, bu fotoğraflardan yararlanılarak üretilmiş memleket haritaları ile en eski ve yeni tarihli uydu fotoğrafları ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında üç kişilik ziraat mühendisi bilirkişi kurulu, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli;fen bilirkişi ve harita bilirkişisinden bu taşınmazlara yönelik açılan davada talep edilen yerleri birleşik krokide göstermesi istenmeli, stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmaz bölümlerinin niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, 6100 ... Kanun'un 290/2 nci maddesi uyarınca birlikte keşfe götürülecek bir fotoğrafçı aracılığıyla taşınmaz ve çevresinin yakın plan ve panoramik fotoğrafları çektirilip mahkemece onaylandıktan sonra dosya arasına konulmalı; bundan sonra toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. Değinilen yönler gözetilmeksizin kurulan hüküm usûl ve kanuna aykırı olduğundan İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 ... Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 ... Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

1086 ... Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde taraflarca karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

19.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.