WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 8. HUKUK DAİRESİ

A- A A+

8. Hukuk Dairesi         2021/11591 E.  ,  2024/2417 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 1990/6 E., 2000/83 K.
KARAR : Davanın kısmen kabulüne kısmen reddine

Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkeme kararı, davacı Hazine vekili ve bir kısım davalılar tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

K A R A R

Tapulama sırasında, Kahramanmaraş ili Andırın ilçesi ... Köyü çalışma alanında bulunan 39, 40, 41 ve 885 parsel sayılı sırasıyla 37.500, 50.400, 48.900 ve 4.900 m2 yüzölçümlü taşınmazlar vergi kaydı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve satın almaya dayalı olarak davalılar adına tespit edilmiş, davacı ... ve diğer ilgililer tarafından yapılan itirazların komisyon tarafından reddine karar verilmiştir.
Davacı ... ... dava dilekçesinde; dava konusu 39, 40, 41 ve 885 parsel sayılı taşınmazların murisi ...’ten kendisine miras yoluyla intikal ettiğini, itirazlarının komisyon tarafından reddedildiğini ileri sürerek, taşınmazların tespitinin iptali ile miras payı oranında mirasçılar adına tesciline karar verilmesi istemiştir.

Davacı Hazine temsilcisi, dava konusu 39, 40, 41 ve 885 parsel sayılı taşınmazların kayda dayalı olarak davalılar adına tespit edildiğini, bu yerlerin Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu ileri sürerek, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile kayıt miktar fazlasının Hazine adına tesciline karar verilmesi istemiştir.

Yargılama sırasında Durdiye Karcı, çekişmeli taşınmazlar üzerinde babası ...’ten gelen miras hakkına dayanarak taşınmazların miras payı oranında mirasçılar adına tescili istemiyle davaya katılmıştır.

Davalılar, davanın reddini savunmuşlardır.

İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair verilen ilk karar, davacı ... ile müdahil davacı Durdiye vekili ile davacı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine yapılan inceleme neticesinde Yargıtay 7. Hukuk Dairesinin 1984/10569 Esas ve 1986/11885 Karar sayılı ilamıyla; "... muris ... mirasçılarından davada yer almayan kişilerin bulunduğu, iştirak halinde mülkiyet hükümlerinin söz konusu olduğu hallerde tüm mirasçıların davada yer almaları gerektiğinden davacılara ve müdahil davacıya muris ...'in davada yer almayan mirasçılarından muvafakat alınması ya da MK'nin 581. maddesi uyarınca terekeye mümessil tayini için önel verilmesi gerekirken dava koşulu yerine getirilmeden işin esası hakkında karar verilmesinin isabetsiz olduğu" gerekçesiyle bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda yapılan yargılama neticesinde, "davacıların iddialarını kanıtlayamadıkları" gerekçesiyle davanın reddine ilişkin verilen ikinci hüküm, davacı Hazine temsilcisinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 1989/8389 Esas ve 1990/4422 Karar sayılı ilamıyla "yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları ile dayanakları olan belgeler ilgili yerlerden getirtilip, orman bilirkişiler ve mahalli bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak usulüne uygun orman ve zilyetlik araştırması yapılması, denetime elverişli rapor alınması, sonucuna göre karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur.

İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "çekişme konusu taşınmazların bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğu, kalan kısımların ise orman vasfında olmadıkları, bu kısımlar yönünden davalılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluştuğu" gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile çekişmeli taşınmazların fen ve orman bilirkişisinin müşterek düzenledikleri 16.05.2000 tarihli raporuna ekli krokide (A) ve (C) harfleri ile gösterilen yeşil boyalı kısımlarının tespitinin iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tapuya tesciline, krokide (B) harfi ile gösterilen pembe boyalı kısımların ise davalılar adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine vekili ile davalılardan ... mirasçıları tarafından temyiz edilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ise de, dosya kapsamı incelendiğinde bozma ilamının gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bozma ilamında açıklanan hususları içermediği ve denetime elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki; yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları ile dayanakları olan belgeler eksiksiz olarak getirtilmemiş, yöntemince orman ve zilyetlik araştırma yapılmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır.

Öte yandan; İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli taşınmazların tespit maliklerinin sağ olanlarının tamamının davada yer almalarının sağlanması, vefat edenler yönünden ise veraset ilamları temin edilerek mirasçılarının davaya katılımlarının sağlanması gerekirken veraset ilamları alınmaksızın usulünce taraf teşkilinin yerine getirilmemesi ve hüküm yerinde bir kısım mirasçıların açık kimlik bilgileri yazılmaksızın tescil hükmü kurulması da hatalı olmuştur.

Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için, İlk Derece Mahkemesince öncelikle tespit maliklerinin sağ olanlarının tamamının davada yer almalarının sağlanması, vefat edenler yönünden ise veraset ilamları temin edilerek mirasçılarının davaya katılımlarının sağlanması, ondan sonra yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak)denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır.

Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tesbit ya da tescil edilip edilmediği tapu müdürlüğü ve ilgili kadastro müdürlüğü ile hukuk mahkemeleri yazı işleri müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu'nun (5403 sayılı Kanun) 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır.

İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, hükmüne uyulan bozma ilamının gerekleri tam olarak yerine getirilmeden, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

S O N U Ç : Açıklanan sebeplerle;
Davacı Hazine vekili ile bir kısım davalıların temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının, 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA,

Peşin harcın istek halinde temyiz eden davalılara iadesine,

1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.