8. Hukuk Dairesi 2021/10500 E. , 2023/4104 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2018/1940 E., 2019/611 K.
KARAR : İstinaf talebinin reddine
İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/236 E., 2018/44 K.
Taraflar arasındaki 2/B madde uygulamasının yok hükmünde sayılması, tapu iptali ve tescil, şerh terkini davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davalı Hazine aleyhine açılan davanın kabulüne, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının davacı ... İdaresi vekili, davalı ..., davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Kadastro çalışmaları esnasında ... ili, ... ilçesi, ... mahallesi 166 ada 1 parsel sayılı taşınmaz 3012.50 m2 yüz ölçümü ve arsa niteliği ile ... adına tespit ve tescil edilmiş, 17.08.1940 yılında yapılan ifraz işlemi ile 166 ada 10 ve 11 parsel sayılı taşınmazlara bölünmüş, dava konusu 116 ada 11 parsel sayılı, 820 m2 yüz ölçümlü ve arsa niteliğindeki taşınmaz muhtelif tarihlerde yapılan satışlar sonucu 1/2 şer hisseler ile davalılar ... ve ... adına tescil edilmiştir.
2. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde 1942 yılında 3116 Sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan ve kesinleşen orman kadastrosunda dava konusu taşınmaz orman sınırları içinde bırakılmış, 1989 yılında yapılıp kesinleşen aplikasyon ve 2/B madde uygulaması sonucu Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılmıştır.
3.Davalı Hazine tarafından, diğer davalılar ... ve ... aleyhine 09.06.1998 tarihinde açılan, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkin dava uyarınca, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.1999 tarihli, 1999/101 Esas, 1999/205 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulü ile, taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verilmiş, anılan karar Yargıtay denetiminden geçerek 22.07.2010 tarihinde kesinleşmiş, ancak mahkeme kararı tapuda infaz edilmemiştir.
4.Davacı ... İdaresi vekili 07.10.2008 tarihli dava dilekçesi ile, ... İlçesinde, 1988 yılında 56 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan, daha önce kesinleşen orman kadastrosunun aplikasyonu ve 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde çalışmasında, bazı taşınmazların yasa ve yönetmelik hükümlerine aykırı olarak hazine lehine orman sınırları dışına çıkarıldığını, ... 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/61-1996/242 sayılı kararı ile komisyon üyelerinin tazminata mahkum edildiklerini, komisyon çalışmalarının yok hükmünde olduğu konusunda Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 1998/1529- 248 sayılı ilamının emsal oluşturduğunu, ... Asliye Hukuk Mahkemesinde bu konuda açılmış olan davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine ilişkin kararın temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 2004/7780 - 9015 sayılı kararı ile, orman kadastro komisyonu üyelerinin görevlerini kötüye kullanarak ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemler hukuk ve ceza davalarına konu olmuşsa bu işlemlerin yok hükmünde sayılacağından yönetim tarafından işlemin iptali için her zaman dava açılabileceğinin belirtildiğini, bu nedenle 56 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan orman dışına çıkarma işlemlerinin yok hükmünde olduğunun tespiti, dava taşınmazın tapusunun iptali ile orman olarak Hazine adına tescili ve tapudaki şerhlerin terkini istemiyle dava açmıştır.
II. CEVAP
1.Davalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur.
2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde, zamanaşımı ve kesin hüküm itirazında bulunmuş, Orman İdaresi tarafından 56 numaralı Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan, 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanun ile değişik 2/B madde uygulamalarının yok hükmünde olduğunun tespitine ilişkin olarak açılan davanın reddedildiğini açıklayarak davanın reddini savunmuştur.
3.Davalı Hazine vekili, davayı mahkemenin takdirine bıraktıklarını beyan etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava konusu taşınmazın davalılar ... ve ... adına kayıtlıyken Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1999/ 101 Esas sayılı dosyasında verilen ve kesinleşen karar gereğince davalı Hazine adına tescil edildiği, ... İl İdare Kurulunun 1994/1663-430 sayılı 26.05.1994 tarihli kararıyla 56 numaralı Orman Kadastro Komisyonunda yer alan sanıklar hakkında TCK'nin 102 inci maddesi gereği zamanaşımı nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, ancak ... 10 uncu Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/61 Esas 1996/ 242 Karar sayılı ilamı ile komisyon üyelerinin kusurlu eylemleri nedeniyle tazminat ödemeye mahkum edildiği, bu nedenle her hangi bir süreye bağlı kalmaksızın komisyon işlemlerinin iptali için dava açılabileceği, taşınmazın orman olma özellliğini devam ettirdiği, bilim ve fen bakımından orman sınırları içersinde yer almasının uygun olacağı, ormanların anayasal güvence altında olduğu ve özel mülkiyete konu edilemeyeceği bununla birlikte; 2/B çalışmalarının yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile, davalı Hazine aleyhine açılan davanın kabulü ile ... ili, ... İlçesi, ... Mahallesi, 166 ada, 11 parselde kayıtlı 820 m2 yüzölçümlü mürfez arsa nitelikli taşınmaz ile ilgili olarak 19.04.1989 tarihli 56 nolu orman kadastro komisyonu tarafından yapılan 3302 sayılı Kanun'un 2/B uygulamalarına ilişkin işlemlerin yok hükmünde olduğunun tespitine, taşınmazın davalı Hazine adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile hazine adına tapuda kayıt ve tesciline, tapu kaydında bulunan tüm şerhlerin terkinine, davalı ... ve ...'ye karşı açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararına karşı, davacı ... İdaresi vekili, davalı ..., davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı ... istinaf dilekçesinde, taşınmazın satın alındığı tarihte tapu kütüğünde orman veya Hazine ile ilgili herhangi bir şerh veya kısıtlamanın bulunmadığını, orman olan bir yerin zaman içerisinde tabii afetlerle bu vasfını kaybetmesinin doğal olduğunu, buna rağmen tapulu yerin orman vasfında mütalaasının mantık kurallarına ve adalet ilkelerine aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, kararın " taşınmazın davalı Maliye Hazinesi adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile maliye hazinesi adına tapuda kayıt ve tesciline, tapu kaydında bulunan tüm şehlerin terkinine" bölümünün kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
3. Davacı ... İdaresi vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın tapu kaydının mülkiyet bilgileri kısmında halen davalı gerçek kişilerin isimlerinin yer aldığını, taşınmazın mahkeme gerekçesinin aksine Hazine adına tescil edilmediğini, bu nedenlerle haklı yöneltilmiş husumet nedeniyle açılan davada mahkemece tüm davalılar bakımından kabulüne karar verilmesi yahut ... ve... bakımından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 331/1 uyarınca konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre virgılama giderlerini takdir edilmesi gerekirken husumet eksikliği nedeniyle ret kararı verilmesi usul ve hukuka aykırı ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dava tarihinde kesinleşen mahkeme kararına göre taşınmaz malikinin Hazine olduğu, aleyhine dava açılmasının tasarruf işlemi olmadığı, taşınmaza malik bulunmayan gerçek kişilere husumet yöneltilmeyeceği, 1943 yılında 3116 sayılı Kanun uygulaması sonucuna ve 1977-1985 yılları arasında 1744 ve 2896 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan uygulama sonucuna göre dava konusu parselin kesinleşen orman kadastro sınırları içerisinde kalmış olduğu, 19.04.1989 tarihinde 3302 sayılı Kanun uyarınca 2/B uygulama çalışmasını yapan 56 nolu orman kadastro komisyonu üyelerinin görevlerini kötüye kullanma ya da kendilerine verilen görevlerin dışına çıkarak yaptıkları işlemlerin hukuk davasına konu olup tazminata mahkum oldukları, bu kişiler tarafından yapılan işlemlerin yok hükmünde sayılacağı, bu durumda taşınmazın orman sınırları içinde kalmaya devam edeceği, 6831 sayılı Kanun'un 11/1. maddesinde öngörülen orman kadastrosunun iptali için öngörülen hak düşürücü sürelerin geçtiği, davacının; genel arazi kadastrosundan önceki hukukî sebeplere değil, kadastrodan sonraki hukukî nedene dayanarak iptali ve tescil istediği, bu nedenle somut olayda 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesi hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı, orman kadastrosunun kesinleşmesiyle taşınmazın kamu malı niteliğini kazandığı ve mülkiyet hakkının Hazineye geçtiği, bu nedenle mahkeme kararının yenilik doğuran (inşaî) mülkiyet hakkını sona erdiren bir hüküm olmayıp, mevcut durumu saptayıp hukuksallaştıran, açıklayıcı (izhari) bir hüküm olduğu, bu tür kayıtlarda "İyi niyetle edinme" kuralının da uygulanamayacağı gerekçesiyle istinaf başvurularının 6100 sayılı Kanun'un 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve numarası belirtilen kararı, davacı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı ... İdaresi vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Kanun'un 369/1, 370 ve 371 inci maddeleri, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun (6831 sayılı Kanun) 1 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Taraf sıfatı bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise; def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 705 inci maddesine göre taşınmaz mülkiyetinin kazanılması için tapu kütüğüne tescil şarttır. Tescil taşınmaz mülkiyetinin intikali için aranılan bir tapu sicil işlemidir. Kanuni istisnalar dışında tescil yapılmadıkça taşınmaz kazanılamaz. Ancak bu kural mutlak suretle uygulanan bir kural değildir, bu kuralın istisnalarının bir kısmı Türk Medeni Kanunu'nda düzenlenmiştir. Kanun'da sayılan bu istisnai hallerde taşınmaz mülkiyeti tescilden önce kazanılır ancak tescil işlemi yapılmaksızın temliki tasarrufta bulunulamaz. Taşınmaz mülkiyetinin tescilden önce kazanıldığı hallerde önem arz eden husus, bu hallerde tapu kütüğüne yapılan tescilin kurucu nitelikte değil, bildirici nitelikte olmasıdır. Bildirici tescilde ayni hak önceden kazanılmıştır; tescilin görevi ayni hakkın kazanılmasını sağlamak değil, ayni hakkın yeni sahibinin kim olduğunu bildirmektir. TMK'nin 705. maddesinin ikinci fıkrasında hangi hallerin tescilden önce taşınmaz mülkiyetinin kazanılmasını sağlayacağı belirtilmiştir. Buna göre; miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemlerini yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.
Orman Köylülerinin Kalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına Çıkarılan Yerlerin Değerlendirilmesi İle Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı Hakkında Kanun (6292 Sayılı Kanun) 7/1-a maddesinde ise, ilgililer tarafından idareye başvurulması ve idarece bu başvuru üzerine veya resen yapılan inceleme ve araştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi hâlinde; tapu ve kadastro veya imar mevzuatına göre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olan taşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtlarının bedel alınmaksızın geçerli kabul edileceği ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescillerinin aynen devam edeceği, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılamayacağı, açılan davalardan vazgeçileceği, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılacağı düzenlenmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ve kanuni düzenlemeler ışığında somut olaya gelince, hali hazırda davalılar ... ve ... adına satış sureti ile tescilli bulunan dava konusu 166 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 1940 yılından önce yapılan arazi kadastro çalışmaları esnasında dava dışı gerçek kişi adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın daha sonra 1942 yılında 3116 sayılı Kanun uyarınca yörede ilk defa yapılan orman kadastro çalışmalarında orman olarak sınırlandırıldığı, 1989 yılında 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılıp kesinleşen 2/B madde uygulama çalışmalarında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı, Hazine tarafından, diğer davalılar ... ve ... aleyhine 09.06.1998 tarihinde açılan, kesinleşen orman kadastrosu sınırları içinde kalıp nitelik kaybı nedeniyle Hazine adına orman rejimi dışına çıkartılan taşınmazın tapu kaydının iptali ve tescil istemine ilişkin dava uyarınca, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 30.12.1999 tarihli, 1999/101 Esas, 1999/205 Karar sayılı kararı ile, davanın kabulü ile, taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline karar verildiği, anılan kararın Yargıtay denetiminden geçerek 22.07.2010 tarihinde kesinleştiği, ancak mahkeme kararının tapuda infaz edilmediği, eldeki davada ise Orman İdaresinin Hazine ve kayıt maliki gerçek kişileri hasım gösterdiği dava dilekçesi ile 56 nolu Orman Kadastro Komisyonu tarafından yapılan 2/B uygulama işleminin yok hükmünde olduğunun tespiti ile taşınmazın orman niteliği ile Hazine adına tescilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Hali hazırda tapu kütüğünde davalı gerçek kişiler adına kayıtlı bulunan taşınmaza ilişkin Hazine tarafından açılan dava uyarınca verilen tescil kararı ile birlikte TMK'nin 705 inci maddesi uyarınca mülkiyetin Hazine'ye geçtiği düşünülebilirse de, 6292 sayılı Kanun'un 7/1-a maddesindeki düzenlemenin somut uyuşmazlık bakımından özel Kanun hükmü niteliği taşıdığı, bir uyuşmazlık hakkında hem genel hem de özel Kanunda hüküm bulunuyorsa özel kanun hükmününü uygulanması gerektiği, yukarıda da açıklandığı üzere özel Kanun hükmünde Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapu kayıtlarının bedel alınmaksızın geçerli kabul edileceği ve tapu kütüklerindeki 2/A veya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescillerinin aynen devam edeceği, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adına tesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlar hakkında da aynı şekilde işlem yapılacağının düzenlendiği nazara alınarak kayıt maliki gerçek kişilerin eldeki dava yönünden pasif husumet ehliyetlerinin bulunduğunun kabulü ile esasa ilişkin olarak karar verilmesi gerekirken yanılgı sonucu davanın pasif husumet ehliyeti yokluğundan reddine karar verilmesi hatalı olup, bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!