WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAIRESI

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2024/89 E.  ,  2025/1990 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2018/556 E., 2019/117 K.
SUÇ : Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.02.2019 tarihli ve 2018/556 E., 2019/117 K. sayılı kararıyla hükümlü ... hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 268. maddesi delaletiyle 267/1, 269/1 ile 62. maddeleri uyarınca 2 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün istinaf edilmeksizin 20.02.2019 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 309/1. maddesi uyarınca, 15.11.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 19.12.2023 tarihli ve KYB-2023/125438 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma isteminin;
" Dosya kapsamına göre, olay tarihinde kolluk görevlileri tarafından yapılan uygulama esnasında, hakkında muhtelif yakalama kararları bulunması sebebiyle yakalanmamak amacıyla görevlilere teyzesinin oğlu ...'in ismini verdikten sonra parmak izi tespitinde gerçek kimliğinin ortaya çıktığı olayda, resmî belge tanzimi sırasında bu bilgilerin kullanılmadığı, kimlik bilgileri kullanılan ... hakkında herhangi bir soruşturma, kovuşturma işlemi ya da idarî yaptırım uygulamasının bulunmadığı, sanığın eyleminin somut olayda bir resmî belge düzenlenmemiş olması nedeniyle 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 40/1. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahatine sebebiyet verebileceği gözetilmeden, unsurları oluşmayan 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesinde düzenlenen "Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçundan beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
1. İftira suçunun özel bir halini düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesinde düzenlenen, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için, kişinin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerektiği, herhangi bir suç soruşturması olmadan resmi belgenin düzenlenmesinin gerektiği durumlarda resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine karşı başkasının kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma eyleminin ise 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı, hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını gerektiren bir suç bulunmayan veya resmi bir belgenin düzenlenmesini de gerektirmeyen hallerde görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişinin eyleminin ise 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) 40. maddesine aykırılık olarak değerlendirilmesi gerekeceği belirlenmiştir.
2. İnceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde, olay tarihinde hükümlünün içinde bulunduğu aracın kolluk görevlilerince şüphe üzerine durdurulduğu, yapılan kimlik kontrolü sırasında hakkında yakalama kararları bulunması sebebiyle görevlilere teyzesinin oğlu mağdur ...'in ismini verdikten sonra parmak izi tespitinde gerçek kimliğinin ortaya çıktığı olayda, kolluk görevlileri tarafından düzenlenen tüm tutanakların hükümlünün gerçek kimlik bilgilerine göre tanzim edildiği, kovuşturma işlemleri başlamadan hükümlünün gerçek kimlik bilgilerinin ortaya çıktığı anlaşılmakla; hükümlünün başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği dolayısıyla 5237 sayılı Kanun'un 268. maddesinde düzenlenen "başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması" suçunun unsurlarının oluşmadığı, kolluk görevlilerine verilen isme göre de bir resmi belgenin düzenlenmemesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 206. maddesinde tanımlanan "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan'' suçunun da oluşmadığı, hükümlünün eyleminin 5326 sayılı Kanun'un 40. maddesinde “görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınılması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunulması” şeklinde tanımlanan “kimliği bildirmeme” kabahatini oluşturacağı gözetilmeden , mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun'un 309/4-d maddesi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Ankara 21. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.02.2019 tarihli ve 2018/556 Esas, 2019/117 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3.maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309/4-d maddesi uyarınca;hükümlü hakkından hükmedilen CEZANIN KALDIRILMASINA,
4. Hükümlünün, eyleminin 5326 sayılı Kanun'un 40. maddesinde düzenlenen kimliği bildirmeme kabahatini oluşturduğu ve kabahat eylemi tarihinin 05.04.2018 olduğu nazara alındığında idari para cezasının miktarına göre inceleme tarihi itibariyle 5326 sayılı Kanun'un 20/2-c maddesinde belirtilen soruşturma zamanaşımının dolmuş olması karşısında, anılan maddenin birinci fıkrası gereğince idari para cezası verilmesine yer olmadığına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2025 tarihinde karar verildi.