8. Ceza Dairesi 2024/706 E. , 2024/4325 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1594 E., 2022/1426 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü.
I.HUKUKİ SÜREÇ
A. Van Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.07.2021 tarihli ve 2021/2742 Esas, 2021/5937 Soruşturma sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi ve 43 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Van 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 03.06.2022 tarihli ve 2021/296 Esas, 2022/236 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 19 yıl 12 ay 18 gün ve 93.740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
C. Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 11.10.2022 tarihli ve 2022/1594 Esas, 2022/1426 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan ve re'sen de istinafa tabi olan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz sebepleri özetle;
1.Temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmemesi gerektiğine,
2. Yeterli delil bulunmadığına, beraat kararı verilmesi gerektiğine,
3. Sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Sanığa gelen kargonun içerisinde eroin bulunması sonrasında evinde yapılana aramada da kokain, esrar, metamfetamin ve hassas terazinin bulunduğu olayda her ne kadar sanık duruşmada vermiş olduğu beyanlarında, ... tarafından gönderilen kargo paketinin içerisinde uyuşturucu madde olduğunu bilmediğini, kendisinin kargo paketinin içerisinde kahvaltılık ürünler olduğunu zannettiğini, evinde ele geçirilen uyuşturucu maddeler ile ...'ın alakası olmadığını, ikametinde ele geçirilen uyuşturucu maddeleri yabancı bir şahıstan arkadaşlarıyla kullanmak için aldığını beyan etmişse de sanığın ikametinde ele geçirilen uyuşturucu maddelerin miktarı, satıma hazır kilitli poşetler içerisinde ele geçirilmiş olması, çok fazla çeşitlilikte uyuşturucu maddenin bulunması, ikamet içerisinde hassas terazinin ele geçirilmesi, sanığın yakalandığı yer ve zaman dikkate alındığında, sanığın bu maddeleri başkalarına verme amacı ile bulundurduğu, sanığın soruşturma aşamasında kolluk tarafından alınan beyanında çelişkilerin bulunduğu ifadesinin ilk kısmında uyuşturucu madde kullanmadığını beyan ederken ifadesinin devamında uyuşturucu maddeyi partilerde ve eğlencelerde ara sıra arkadaşları ile birlikte kullandığını beyan ettiği, kendisinin metamfetamin ve kokain maddesini kullanmadığını arkadaşlarına vermek için bulundurduğunu beyan etmesi karşısında evinde ele geçirilen 1 gram 62 miligram kokain maddesini de ticaret amacıyla bulundurduğu değerlendirilerek sanık hakkında 188/4-a maddesinin uygulanması gerektiği, sanığın evinde bulunan uyuşturucu maddelerin kargoda ele geçirilen uyuşturucu maddelerin devamı niteliğinde olmadığı göz önünde bulundurularak sanığın ikamet aramasında ele geçirilen uyuşturucu maddeler bakımından eyleminin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi bulundurmak suretiyle ticaretini yapma veya sağlama suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığı, kargoda ele geçirilen uyuşturucu maddeler bakımından ise, sanık her ne kadar kargoda gönderilen malzemenin uyuşturucu madde olduğunu bilmediğini beyan etmişse de, sanığın kargonun göndericisi olan ...'ı 05.04.2021 tarihli teşhis tutanağı ile teşhis ettiği, ... ile ... arasında yakalandığı gün ve sonrasında HTS kayıtlarının olduğu, ...'nün 11.04.2022 havale tarihli dijital materyallerinin incelenmesine ilişkin bilirkişi raporunda ...'nün cep telefonunda ...'ın telefon numarasının "...." olarak kayıtlı olduğu ve uyuşturucu maddenin gönderildiği Yurtiçi Kargo'ya ait mesaj kayıtlarına rastlanıldığı, ... ile ...'ye ait whatsapp mesaj içeriklerinde uyuşturucu maddeye ait resimlerin olduğu, mesaj içeriklerinde ... tarafından gönderilen "veren ... Yurtiçi kargo 2 saat önce gelmiş mesaj", "......,in adrese gelicek kargo" şeklinde mesajlaşmaların olduğu, ...'nün uyuşturucu maddenin gönderildiği firma ile ilgili cep
telefonundan arama yaptığı ve gönderi sorgusu yaptığının anlaşıldığı, bu haliyle alıcı konumundaki sanık ...'in fiilinin uyuşturucu maddelerin kargodan çıkartılarak boş kargo paketinin gönderilmesi ve boş kargo paketini teslim alması karşısında uyuşturucu madde ticaretine teşebbüs olarak değerlendirilebileceği düşünülebilir ise de, içinde uyuşturucu madde olan kargoyu, kargo şubesine teslim eden ... ile sanık ...'nün aralarında kargonun gönderilmesinden önce de irtibat bulunduğu, bu sanıkların birlikte hareket ettikleri, sanık ...'in de kargoyu teslim almadan önce ... ile irtibat kurduğu ve uyuşturucu madde üzerinde nakil aşamasında hakimiyet sağladığı, dolayısıyla sanık ...'nün de Türk Ceza Kanunu'nun 188/3. maddesinde düzenlenen seçimlik hareketlerden nakletme eylemine iştirak ettiği ve eylemin tamamlanmış nakletme suçunu oluşturduğu kanaatine varıldığı gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince, hükme yapılan eleştiriler dışında isabetsizlik görülmediği gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun sübutuna, sanık hakkında etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasına, temel cezaların alt sınır aşılarak belirlenmesine, ilişkin takdirlerinde bir isabetsizlik bulunmadığı, anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve kanuna uygun bulunarak, aşağıda belirtilenler dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.
B.Ceza Genel Kurulunun 27.09.2023 tarihli ve 2-314 Esas sayılı dosyasında belirtildiği üzere "Ceza Genel Kurulunun 14.01.2014 tarihli ve 384-2, 03.12.2013 tarihli ve 1475-577, 30.05.2006 tarihli ve 173-145, 08.07.2003 tarihli ve 189-207, 13.10.1998 tarihli ve 205-304, 20.03.1995 tarihli ve 48-68 ile 02.03.1987 tarihli ve 341-84 sayılı kararlarında aynı suç işleme kararı kavramından, kanunun aynı hükmünü birçok kez ihlal etme hususunda önceden kurulan bir plan, genel bir niyetin anlaşılması gerektiği, bu bağlamda failin suçu işlemeden önce bir plan yapmasının veya bu suça niyet etmesinin, fakat fiili bir defada yapmak yerine kısımlara bölmeyi ve o surette gerçekleştirmeyi daha uygun görmesinin, her hareketinin birbirinin devamı niteliğinde olmasının ve tüm hareketleri arasında subjektif bir bağlantı bulunmasının anlaşılması gerektiği kabul edilmiş, ilk eylemle ikinci eylem arasında makul sayılamayacak uzunca bir sürenin geçmesinin, sanığın aynı suç işleme kararıyla değil, çıkan fırsatlardan yararlanmak suretiyle suçu işlediğini gösterdiği belirtilmiştir.
Öğretide ise aynı suç işleme kararının, kanunun aynı hükmünü birden fazla kez ihlâl etmek hususunda önceden kurulan bir plan ve genel bir niyet anlamında bulunduğu (Sulhi Dönmezer- Sahir Erman, Nazari ve Tatbiki Ceza Hukuku, Cilt 1, 14. Bası, İstanbul, 1999, s. 398 vd.), çok genel bir birliğin, genel bir saik birliği sonucuna götüreceği, saik birliğinin, kararda birliği meydana getirmeyeceği, suç saiki, niyeti, amacı ile kararının karıştırılmaması gerektiği, yine fırsat çıktığı zaman suç işlemek için verilen genel bir kararın, müteselsil suçun bu subjektif şartını oluşturmayacağı (Türkan Yalçın Sancar, Müteselsil Suç, Seçkin Yayınevi, Ankara, 1995, s.70 vd.), failin çıkacak her fırsattan yararlanmak hususunda genel ve
soyut bir kararının varlığının aynı suç işleme kararının kabulünü gerektirmeyeceği (Kayıhan İçel, Suçların İçtimaı, İstanbul, 1972, s. 136-137; Koca-Üzülmez, s. 508-510), Kanun'da kullanılan karar tabirinden anlaşılması gerekenin, failin daha baştan itibaren birden fazla suçu kısım kısım işlemeye yönelik tasavvuru olduğu, fail önceden bir plan yapmış, niyetini oluşturmuş, fakat bunu bir defada gerçekleştireceği yerde, kısımlara bölmeyi ve o suretle gerçekleştirmeyi daha uygun görmüş ve bu plana göre hareket etmiş olduğu için zincirleme suçun kabul edildiği (Hakan Hakeri, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Bası, Ankara, 2015, s. 612-613), zincirleme suç hâlinde failin somut fiiline ve fiillerin bütününe yönelik olmak üzere iki iradesinden söz edilebileceği, zincirleme suç işlemeye yönelik iradenin, yani bir suç işleme kararının her bir suça ilişkin kasıttan önce geldiği (Hamide Zafer, Ceza Hukuku Genel Hükümler, Beta Yayımcılık, 4. Bası, İstanbul, 2015, s. 456), zincirleme suçun subjektif şartının bir suç işleme kararının icrası kapsamında işlenen suçlar arasında manevi bir bağ bulunması olduğu (Özgenç, s. 564), suçların işleniş biçimindeki benzerlik, aynı türden fırsatları değerlendirme, suçla korunan hukuki değer, hareketin yöneldiği maddi konunun nitelik ve başkalıkları ve suçlar arasındaki zaman aralığı gibi dışa yansıyan veri ve davranışlardan yararlanılarak tespit edilecek olan bir suç işleme kararının kanunun aynı hükmünü ihlal etmek hususundaki failin genel planı olduğu (Artuk-Gökcen-Alşahin-Çakır, s. 718-719) görüşleri ileri sürülmüştür.
Suç kastından daha geniş bir anlamı içeren suç işleme kararı, suç kastından daha önce gelen genel bir karar ve niyeti ifade etmektedir. Önce suç işleme kararı verilmekte ve bundan sonra bu genel kararın icrası farklı zamanlardaki suçlarla gerçekleştirilmektedir. Kararın gerçekleştirilmesi için gerekli suçların her birinde ayrı suç kastları, bir başka deyişle bir suç için gerekli olan maddi ve manevi unsurlar ayrı ayrı yer almaktadır. Böylece suç işleme kararı denilen genel plân, niyet veya karar, zinciri oluşturan ve her biri birbirinden bağımsız olan suçları birbirine bağlayan ortak bir zemini oluşturur.
Suç işleme kararının yenilenip yenilenmediği, birden çok suçun aynı karara dayanıp dayanmadığı, aynı zamanda suçlar arasındaki süre ile de ilgilidir. İşlenen suçların arasında kısa zaman aralıklarının olması suç işleme kararında birlik olduğuna, uzun zaman aralıklarının olması ise suç işleme kararında birlik olmadığına karine teşkil edebilecektir. Yine de çeşitli suçlar arasında az veya çok uzun zaman aralığının var olması, bu suçların aynı suç işleme kararının etkisi altında işlendiğini ya da işlenmediğini her zaman göstermeyecektir. Diğer bir anlatımla, sürenin uzunluğu kararın yenilendiğini düşündürebileceği gibi kısalığı da her zaman kararın yürürlükte olduğunu göstermeyebilecektir. Diğer taraftan, hukuki veya fiilî kesintiler olduğunda farklı değerlendirmeler yapılması mümkündür. Ancak bu değerlendirme her olayda ayrı ayrı ve diğer şartlar da dikkate alınarak yapılmalıdır. Bu nedenle, başlangıçta belirli bir süre geçince suç işleme kararı yenilenmiş ya da değişmiş olur demek, soyut ve delillerden kopuk bir değerlendirme olacaktır. Failin iç dünyasını ilgilendiren bu kararın varlığının her olayın özelliğine göre suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işlendikleri yer ve işlenme zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluşum ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler değerlendirilerek belirlenmesi gerekecektir.
Yapılan açıklamalara göre, zincirleme suçun oluşumu için işlenen suçlar arasında ne kadar zaman geçmesi gerektiği konusunda genel ve mutlak bir kural koymak mümkün olmadığından hangi süre içerisinde işlenirse işlensin, işlenen suç başlangıçtaki genel niyete veya suç işleme konusundaki tek karara dayanıyor ise zincirleme suç hükümleri uygulanacak, ancak işlenen suç failin yeni bir suç işleme kararına dayanıyorsa artık zincirleme suç söz konusu olmayacaktır.
Gelinen aşamada Türk Ceza Kanunu’nun 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "tek bir fiil" ifadesi ile kast edilen hususun ne olduğu üzerinde ayrıca durulmalıdır.
Doğal anlamda gerçekleştirilen her bedensel eylem ayrı bir hareketi oluşturmakta ise de hukuki anlamda hareketin tek olması ile ifade edilmek istenen husus, doğal anlamda birden fazla hareket bulunsa dahi bu hareketlerin, hukuki nedenlerden dolayı değerlendirmede birlik oluşturması suretiyle tek hareket olarak kabul edilmesidir. Diğer bir anlatımla, doğal anlamda fiilin tek olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin tek olduğu söylenebilir ise de doğal anlamda fiilin çok olduğu her hâlde hukuki anlamda da fiilin çok olduğu her zaman söylenemeyecektir. Bazen bir hareketler kümesi, hukuki açıdan tek bir fiil olarak kabul edilecektir. Bu hâlde suç tipinin birden fazla hareketle ihlal edilebilir olması hareketin hukuken tekliğini etkilemeyecek, doğal hareketler hukuken tek kabul edilecektir. Buna göre Kanun'un 43. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "tek bir fiil" ifadesi ile kastedilen fiil ya da hareketin doğal anlamda değil hukuki anlamda tek olmasıdır. Bir kısım suçların işlenmesi sırasında doğal olarak birden fazla hareket yapılmakta ise de ortaya konulan bu davranışlar suçun kanuni tanımında yer alan hukuksal anlamdaki tek bir fiili oluşturmaktadır. Örneğin; failin mağduru birden fazla yumruk ve tekme vurmak suretiyle yaralaması, yalan tanıklık yapan failin birden fazla beyanda bulunması, kasten öldürme fiilinin her biri tek başına öldürücü nitelikte beş bıçak darbesi ile işlenmesi gibi. Failin mağdura birden fazla yumruk vurması suretiyle yaralaması durumunda, failin birden fazla hareketi olmasına rağmen kastı bir kişiyi yaralamaya yönelik olduğundan ortada tek fiil ve neticesi itibarıyla tek suç vardır. Bazı suç tiplerinde ise, kanundaki tanımda belirtilen birbirinin alternatifi olan birden fazla hareketin gerçekleştirilmesiyle suç işlenebilmektedir. Öğretide seçimlik hareketli suçlar olarak isimlendirilen bu suç tiplerinde, sayılan seçimlik hareketlerin herhangi birisinin gerçekleştirilmesi suçun oluşumu açısından yeterlidir. Belirtilen seçimlik hareketlerden birkaçının ya da tamamının yapılması hâlinde de birden fazla suç değil, tek suç oluşacaktır. Ancak seçimlik hareketli suçtan söz edebilmek için kanunda sayılan seçimlik hareketlerin aynı konuya ilişkin olması gerekmektedir (Özgenç, s.169; Koca-Üzülmez, s.114). Doktrinde bir kısım yazarlarca, şayet bir olayın parçalarını teşkil eden çeşitli hareketler tek bir iradi karara dayanıyorsa, tarafsız bir gözlemcinin nazarında bu hareketler yer ve zaman bakımından tek bir fiil olarak nitelendirilebilecek kadar birbiriyle sıkı bir bağlantı içinde bulunuyorsa bu hareketlerin tek bir fiil i oluşturduğu söylenebilecektir. Buna göre, mal varlığına yönelik hukuki menfaatlerin ihlali söz konusu ise suçun konusunu oluşturan mal varlığı değerlerinin sahibi olan kişi sayısı, fiil sayısını belirlemede herhangi bir önem taşımayacaktır. Yeter ki, tek bir iradi kararla, aralarında mekân ve zaman birliği bulunan hareketlerin tekrarlanması ve tekrarlanan hareketlerin objektif bakış açısıyla bir bütün olarak değerlendirilmesi mümkün olabilsin (Neslihan Göktürk, Fikri İçtima, Adalet Yayınevi, Ankara, 2013, s.104 vd.).
Somut Olayda Hukuki Nitelendirme
02.04.2021 tarihinde sanığın alıcısı olduğu kargonun Tuşba ilçesinden kargolandığı, kargo yoluyla gönderilen uyuşturucu maddelerin yakalanmasına yönelik olarak arama köpeği ile yapılan kontrollerde, köpeğin kargoya tepki vermesi üzerine usulune uygun olarak yapılan arama sonrasında, kargo içerisinde eroin bulunduğu tespit edilerek, eroin muhafaza altına alındıktan sonra paketler içersinde eroin olmadan orjinal hale getirilip Cumhuriyet savcısının talimatı ile alıcının tespiti amacıyla gönderimin yapıldığı ve sanığın kargoyu almak için 05.04.2021 tarihinde şubeye geldiği, kargoyu teslim aldıktan sonra yakalamasının yapıldığı akabinde sanığın tespit edilen adresinde 05.04.2021 tarihinde usulüne uygun olarak yapılan aramada da, paketçikler halinde esrar, kokain, metamfetamin ve esrar kalıntılı hassas terazinin bulunduğu anlaşılan dosya kapsamında;
Sanığın, önceden yaptığı plan doğrultusunda uyuşturucu maddeyi satışa arz etmek amacıyla evinde çeşitli uyuşturucu maddeler ve uyuşturucu madde kalıntılı hassas terazi bulundurduğu, aynı zamanda uyuşturucu maddeyi satışa arza devam etmek için eroin tedarik ettiği hususları dikkate alınarak; sanığın aynı suçu işleme kararına dayanmakla birlikte birbirinin devamı niteliğinde olan uyuşturucu madde teminleri arasında subjektif bir bağlantı bulunduğu, uyuşturucu maddeyi satışa arz etme suçunun devamlılık gösteren yapısı gereğince uyuşturucu maddeyi satışa arz etmeye devam etmek amacıyla yeniden uyuşturucu madde temini yapılmasının, eylemlerin birden fazla kez ve değişik zamanlarda işlendiği şeklinde kabul edilemeyeceği anlaşılmakla, eyleminin tek bir uyuşturucu maddeyi satışa arz etme suçunu oluşturduğu kabul edilmelidir.
Bu açıklamalar ışığında sanığın eyleminin “uyuşturucu maddeyi satışa arzetme” suçunu oluşturduğu ve tek suç oluşturacağı gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde öngörülen "zincirleme suç" hükümlerinin uygulanması suretiyle, sanığa fazla ceza tayin edilmesi,
C. 5237 sayılı Kanun'un "Cezanın belirlenmesi" başlıklı 61. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralarına göre temel ceza üzerinden varsa önce artırımlar, daha sonra da indirimler yapılarak sonuç ceza belirlenecek, mevcut ceza üzerinden artırma ve indirme oranına göre hesaplanan miktar, bir önceki ceza miktarına eklenecek veya indirilecektir. Cezanın hesaplanmasında, hapis cezasının süresi gün, ay ve yıl olarak belirlenecek olup, bir gün 24 saat, bir ay 30 gündür. Bir yıl ise resmî takvime göre hesaplanacaktır.
Temel cezanın yıl ya da ay olarak belirlendiği durumlarda, artırım ve indirimin nasıl yapılacağı ve sonuç cezanın nasıl belirleneceği ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2017 tarihli ve 2015/15-642 Esas, 2017/470 Karar sayılı kararında açıklanmıştır. Anılan kararın ilgili bölümü şöyledir:
"...Temel cezanın ay olarak belirlenmesi halinde ise yapılan artırım sonucu bulunan ceza yılı geçse bile yıl olarak ifade edilmeyip ay olarak belirlenecektir. Örneğin; 9 ay hapis cezasının 1/3 oranında artırılması halinde sonuç hapis cezası 12 ay olup 1 yıl değildir. Çünkü 12 ay, 12x30= 360 gündür. Bir yıl ise resmi takvime göre 365 güne tekabül etmektedir. 12 ay yerine 1 yıl hapis cezasına karar verildiğinde sanık, 5 gün fazla cezalandırılmış olacak ve aleyhine bir sonuç doğacaktır.
Nitekim 13.12.1939 gün ve 25-58 sayılı İçtihadı Birleştirme kararında da; bir yıl veya daha fazla olarak hükmedilecek cezalarda yapılacak artırma ve eksiltme oranının, yılın aylara bölünmesi üzerinden hesaplanması ve düzenlenmesi gerektiği belirtilmiştir..."
Bu açıklamalar ışığında yapılan hesaplamaya göre, ilk derece mahkemesince, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre belirlenen 22 yıl 24 ay 22 gün hapis cezasına hükmedilmesi sonrasında cezada aynı Kanun'un 62 nci maddenin birinci fıkrası uyarınca (1/6) oranında indirim yapılırken sonuç cezanın 19 yıl 12 ay 18 gün hapis cezası olarak belirlenmesi yerinde olup, takdiri indirim sonrasında cezanın 20 yıl 18 gün olarak hesaplanması gerektiğine ilişkin bölge adliye mahkemesinin eleştirisi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde B ve C numaralı bentte açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 11.10.2022 tarihli ve 2022/1594 Esas, 2022/1426 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Van 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Van Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.05.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!