WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2024/6082 E.  ,  2024/4142 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2019/2227 E., 2021/130 K.
SUÇLAR : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜMLER : Mahkumiyet, istinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama- bozma

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, sanık ... müdafii kanunî süresi içinde temyiz talebinde bulunduktan sonra, sanığın 05.03.2024 tarihli yazılı beyanı ile temyiz talebinden vazgeçtiği anlaşılmakla, sanıklar ... müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz taleplerine hasren yapılan değerlendirme neticesinde 5271 sayılı Kanun'un 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I.HUKUKİ SÜREÇ
A. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 06.01.2017 tarihli ve 2016/86813 Soruşturma sayılı iddianamesi ile sanıkların 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü ve beşinci fıkraları uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
B. Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 25.05.2018 tarihli ve 2017/18 Esas, 2018/232 Karar sayılı kararı ile tüm sanıklar hakkında 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararı verilmiştir.
C. Karara karşı Cumhuriyet savcısı tarafından sanıklar aleyhine istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 27.01.2021 tarihli ve 2019/2227 Esas, 2021/130 Karar sayılı karar ile;
Sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ... hakkındaki beraat hükümlerine yönelik istinaf başvuruların esastan reddine,
Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 37 nci maddesinin ikinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği 12 yıl 6 ay hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına,
Sanık ... hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak sanığın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 192 nci maddesinin üçüncü fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 58 inci maddesi gereğince 6 yıl 3 ay hapis ve 740,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A.Sanık ... müdafiinin temyiz sebepleri özetle;
1. Müvekkili bakımından suçun unsurlarının oluşmadığına,
2. Yeterli delil bulunmadığına,
3. Delillerin hukuka aykırı olarak ele geçirildiğine,
4. Olay anında uyuşturucu etkisinde olan müvekkilinin suç esnasında ceza ehliyetinin olup olmadığının tartışılması gerektiğine,
5. Sanığın suç kastının bulunmadığına,
B. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle,
Hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen mahkumiyet hükmü Bölge Adliye Mahkemesince onanan Sanık ...'ın 10.11.20216 günü gizli soruşturmacıların aracını durdurup bu kişilerin aracına binerek sanık ...'in evine götürdüğü, ...'in yaşı küçük oğlu aracılığı ile bu kişilere extacy (MMDA) içeren uyuşturucu içerikli hapları sattığı, sanığın tevilli ikrar yönünde beyanlarda bulunduğu, sanığın eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma sucuna aracılık etme olduğu ve suçun ispatlandığı, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin 3 üncü fıkrası ve 39 uncu maddesinin ikinci fıkrası (c) bendi gereği cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
C. Sanık ... müdafii süresi içinde temyiz başvurusunda bulunmuş ise de sanığın çeşitli tarihlerdeki beyan dilekçeleri sunduğu, Dairemizce sanığın talebini net olarak açıklamasının istenmesi yönündeki yazısına cevaben 05.03.2024 tarihli tutanak ile temyiz talebinden vazgeçtiğini açıkça belirttiği anlaşılmıştır.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
1.Davaya konu olaylar, sanık ...'nın 03.11.2016, 05.11.2016 ve 10.11.2016 tarihinde evine gelen gizli soruşturmacı kolluk görevlilerine 12 yaşından küçük oğlunu aracı kılarak uyuşturucu madde sattığı, sanık ...'ın, 10.11.2016 tarihili satışa kolluk görevlilerini götürmek sureti ile aracılık ettiği, sanık ...'in ise 16.11.2016 tarihinde araç ile gelen kolluk görevlilerini .... isimli şahsın evine götürmek sureti ile uyuşturucu madde satın almalarını sağladığı ve karşılığında bir miktar para aldığı iddialarına ilişkindir.
2. Dava dosyasında, kolluk görevlilerinin gizli soruşturmacı olarak 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) nolu alt bendine göre görevlendirilmesine ilişkin talep ve mahkeme kararları mevcuttur.
3. Antalya Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün raporlarında, sanık ... 'nın müdahil olduğu 03.11.2016 ve 05.11.2016 tarihli olaylarda ele geçen maddelerin esrar etken maddesi içerdiği, sanık ...ve sanık ... ile ilgili 10.11.2016 tarihli olayda ele geçen maddenin MMDA etken maddesi içerdiği, sanık ... ile ilgili 16.11.2016 tarihli olayda ele geçen maddelerin de MDMA etken maddesi içeren uyuşturucu olduğu bildirilmiştir.
5. Sanık ... aşamalarda üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
6. Sanık ..., olay tarihinde yanında inceleme dışı sanık ... bulunduğu halde yürürken yanlarından duran arabadaki kişilerin nereden uyuşturucu alabileceklerini sorduğunu, kendilerinin de o istikamete gittiklerini beyan ederek araca bindiklerini ve yeri gösterdiklerini, kendisinin uyuşturucu alımına aracılık etmediğini ileri sürmüştür.
7. Sanık ..., olay tarihinde kendisinin uyuşturucu madde kullandığını, Zeytinköy semtine giderek uyuşturucu madde arayışına girdiğini, olay esnasında uyuşturucu madde etkisi altında olduğunu, o bölgede her evde uyuşturucu satıldığını, kendisine uyuşturucu madde almak istediğini söyleyen kişilere eli ile işaret ederek evi göstermiş olabileceğini, ancak uyuşturucu alımına aracılık etmediğini ileri sürmüştür.
8. Sanıklar hakkında 5237 sayılı Kanun'un 220 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suç işlemek amacı ile örgüt kurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 05.01.2017 tarihli kararı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
İlk derece mahkemesince, davaya konu olaylarda 5271 sayılı Kanun'un 139 uncu maddesinin yedinci fıkrasının (a) bendinin (1) nolu alt bendi kapsamında örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen uyuşturucu madde ticareti suçu bakımından gizli soruşturmacı görevlendirilmesine karar verildiği, suç tarihi itibarı ile bu maddede 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklik yürürlüğe girmemiş olduğundan, bireysel olarak işlenen uyuşturucu madde ticareti suçlarının soruşturmasında gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin mümkün bulunmadığı, örgütlü olarak uyuşturucu madde ticareti yapma suçlamasıyla gizli soruşturmacı atanabileceği, sanıklar hakkında örgüt faaliyeti kapsamında suç işledikleri iddiası bakımından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu nedenle ortada usulünce alınmış gizli soruşturmacı kararı bulunmadığından elde edilen delillerin hukuka aykırı olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 138 inci maddesi gereği tesadüfen elde edilen delilden bahsedilebilmesi için öncelikle usulüne uygun alınmış bir gizli soruşturmacı görevlendirme kararı olması gerektiği, suç tarihi itibariyle usulüne göre alınmış gizli soruşturmacı görevlendirme kararının, örgüt faaliyeti kapsamındaki fiilleri içermesi nedeni ile bu karara dayanılarak yapılan güven alımı kayıtlarının atılı suçlamanın delili olarak kullanılamayacağı, dava dosyasında sanıkların, üzerlerine atılı suçları işlediklerine dair hukuka uygun delil bulunmadığı gerekçesi ile tüm sanıkların beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
Bölge Adliye Mahkemesince,
"Suç tarihi itibariyle ancak örgüt faaliyeti çerçevesinde uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti suçu nedeniyle gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin olanaklı olduğu, örgüt suçlamasıyla soruşturma aşamasında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş olduğu ve sanıklar ile ilgili bir gizli soruşturmacı görevlendirme kararı bulunmadığı sabit ise de görevlendirilen gizli soruşturmacıların kolluk görevlisi oldukları ve gizli soruşturmacı görevleri ile ilgili çalışma sırasında öğrendikleri suçlarla ilgili delilleri toplama ve koruma altına almanın da kolluk görevlisi sıfatıyla görevleri kapsamında olduğu, somut olaylarda herhangi bir azmettirici veya kışkırtıcı davranışları bulunmadığı halde tamamen tesadüf sonucu delillerle muhatap oldukları, bu nedenlerle gizli soruşturmacıların kolluk görevlisi sıfatıyla topladıkları ve muhafaza altına aldıkları delillere ve tanık sıfatıyla alınan beyanlarına itibar edilmesi gerektiği ve bunu engelleyici bir hukuki düzenlemeninde bulunmadığı anlaşılmıştır. ...Yine 10.11.2016 tarihli 11 nolu güven alımına ilişkin olayda sanık ...'ın eli ile işaret edip görevlilerin bulunduğu aracı durdurarak ne lazım, işinizi halledelim diye sorduğu, görevlinin de neyin var diye sorması üzerine gelin ben sizi tezgahımıza götüreyim diye söyleyip araca binerek onları sanık ...'nın ikametine götürmek suretiyle uyuşturucu madde alışverişine aracılık ettiği iddia olunmuş ise de; dosya kapsamında sanık ...'ın sanık ... ile birlikte hareket ettiğine dair bir delil veya iddianın bulunmaması ve sanığın dosyada yer alan resmindeki görüntüsünden uyuşturucu madde etkisinde iken hedef şahıslardan olmayan sanığa görevlilerin sorması üzerine görevlilere daha önce uyuşturucu madde satın aldıkları sanık ...'in evine gösterdiği, hedef şahıslardan olmayan sanık ...'den daha önce uyuşturucu madde satın almaları sebebiyle bu sanık ve ikametinin görevlilerce zaten bilindiği, buna göre sanığın atılı eyleme iştirak ettiğine dair hakkında mahkumiyet kararı verilmesini gerektirir kesin vicdani kanaat hasıl olmadığından Cumhuriyet savcısının bu sanık aleyhine yaptığı istinaf başvurusu yerinde görülmeyerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir... Sanık ...'nın 03.11.2016, 05.11.2016 ve 10.11.2016 tarihlerinde yaş kuçüklüğü nedeniyle ceza ehliyeti bulunmayan oğlu ...'yı araç olarak kullanmak suretiyle gizli soruşturmacılara uyuşturucu madde satarak atılı uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği, sanık ...'in de 16.11.2016 tarihinde tesadüfen karşılaştığı gizli soruşturmacı görevlileri... isimli kişinin ikametine götürüp, ..........,tan aldığı uyuşturucu maddeleri bizzat görevlilere 40 TL karşılığı sattığı, görevlilerden kendisi için de 20 TL menfaat temin ettiği olayda, eyleminin yardım eden boyutunu aşıp doğrudan katılan sıfatıyla uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği sabit olduğu" gerekçesiyle; sanık ... ile inceleme dışı sanıklar ... ve ...hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat kararlarına yönelik istinaf taleplerinin esastan reddine, Sanıklar ... ve ... hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükümlerinin kaldırılması sureti ile bu sanıkların mahkumiyetine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden;
Sanık müdafii kanunî süresi içinde temyiz talebinde bulunduktan sonra, sanığın 05.03.2024 tarihli yazılı beyanı ile temyiz isteminden vazgeçtiğini bildirdiği anlaşıldığından, temyiz davasının istek şartına bağlı olması karşısında temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının incelenmeksizin iadesine karar verilmiştir.
B. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden;
Bölge Adliye Mahkemesinin, sanığın fiilinin suça iştirak niteliğinde olmadığına, sanığın atılı suçtan cezalandırılması yönünde mahkumiyeti için yeterli delil bulunmadığına dair değerlendirmesinde ve sanık hakkında verilen beraat hükmünün onanması yönündeki kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

C. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden;
Sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükümde, suçun vasfına ve sübutuna, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrasının uygulanmasına, delillerin hukuka uygun olarak toplandığına ve tartışıldığına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Dava konusu olayda, örgütlü olarak işlendiği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti suçunun soruşturulması amacı ile gizli soruşturmacı görevlendirildiği, sanığın da aralarında bulunduğu kişiler hakkında "suç işlemek amacıyla örgüt kurma" suçu bakımından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği gözetildiğinde, örgütlü suç kapsamında başlatılın soruşturmada gizli soruşturmacı kullanılması suretiyle elde edilen deliller hukuka uygun görülmüştür. Sanığın uyuşturucu madde ticaretine yönelik fiilinin ortaya çıkmasında görev alan kişilerin adli kolluk görevlisi olduğu, duruşmada tanık olarak dinlendikleri, çelişmeli yargılama ilkesine uygun olarak duruşmada hazır bulunanlardan beyanlarına karşı diyecekleri sorulduğu, ayrıca tanıklara soru sorulmasına engel olunduğuna dair herhangi bir itiraz da bulunmadığı, bu yönüyle sanıklar bakımından savunma haklarının kısıtlanması yönünde herhangi bir durum söz konusu olmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesi'nin sanık hakkında vermiş olduğu kararın hukuka uygun olduğu değerlendirilerek bu hususta Tebliğname görüşüne iştirak edilmemiştir.

V. KARAR
A. Sanık ... hakkında kurulan hüküm yönünden;
Gerekçenin (A) bölümünde açıklanan nedenlerle temyiz isteminden vazgeçme nedeniyle dava dosyasının, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanıklar ... ve ... hakkında kurulan hükümler yönünden;
Gerekçenin (B) ve (C) bölümünde açıklanan nedenlerle Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin, 27.01.2021 tarihli ve 2019/2227 Esas, 2021/130 Karar sayılı kararında, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Antalya 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2024 tarihinde karar verildi.

...