WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 23 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2024/517 E.  ,  2024/2506 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/1081 E., 2022/888 K.
SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, sanık müdafiinin temyizinin kanuni süresinden sonra yapıldığı anlaşılmakla sanığın temyiz istemine hasren yapılan incelemede, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği sanığın temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.

HUKUKİ SÜREÇ
A. Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.04.2022 tarihli ve 2021/24 Esas, 2022/166 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının ilk cümlesi uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 13.09.2022 tarihli ve 2022/1081 Esas, 2022/888 Karar kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümdeki hukuka aykırılık düzeltilerek, hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri, işlemediği bir suçtan dolayı haksız yere ceza aldığı gerekçesiyle hükmü temyiz etmiştir.
Kararın gerekçe bölümünde açıklandığı üzere sanık müdafiinin süresinde olmayan fakat savunmanın bir bütün olduğu değerlendirildiğinde sanığın süresinde olan temyizine ek dilekçe mahiyetinde kabul edilmesi gereken dilekçesinde temyiz sebepleri özetle;
Dosya kapsamında dinlenilen ve kullanıcı olarak kabul edilen tanıkların birbirleri ile arkadaş veya akraba olduğu, aşamalardaki anlatımlarında kısmi çelişkiler bulunduğu, tanık M.M.'nin beyanının aksine sanığın tanığı aradığının Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) raporları ile sabit olduğu ve bu haliyle tanık beyanlarının hükme esas alınamayacağı, sanığın uyuşturucu ticaretine ilişkin bir ihbar olmadığı ve tutanak tanıklarının alışverişi gördüklerini beyan etmelerine rağmen kimin ne alıp verdiğine ilişkin görgülerinin olmadığını beyan etmeleri karşısında şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiği, çevredeki kamera kayıtlarının zamanında istenmemesi nedeniyle silindiği ve ihmalden sanığın sorumlu tutulamayacağı, sanıkta ele geçen madde miktarının kullanım sınırı içinde kaldığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
Her ne kadar sanık ... aşamalarda alınan savunmalarında üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini, kendisinin satıcı değil uyuşturucu kullanıcısı olduğunu, olay günü de kendisinin tanık M.M.Ö'den uyuşturucu madde aldığını ve karşılığında kendisinin para verdiğini savunmuş ise de; Mahkememizce beyanlarına başvurulan polis memuru tanıklar N.A. ve H.B.'nin kesintisiz takip sorucunda sanık ... ile tanık M.M.Ö arasındaki uyuşturucu alışverişini gördüklerini beyan etmeleri, olay tutanağı içeriğinin tüm tanık ve tutanak tanıklarının beyanları ile uyumlu olması, araçta bulunan tüm içici şahıslar ve tanık M.Ö.'nün aşamalarda birbiriyle uyumlu ve istikrarlı bir şekilde olay günü tanık M.M.Ö'nün sanık ...'dan uyuşturucu madde aldığını beyan etmeleri ve Mahkememiz huzurunda da bu beyanlarını doğrulamaları, sanık ...'ın olay günü tam tersine uyuşturucu maddeyi tanık M.M.Ö'den kendisinin satın aldığı yönündeki savunmasının hiç bir delille desteklenmemesi ve soyut beyandan ibaret kalması nedenleriyle sanık ...'ın suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik inkari nitelikteki savunmalarına heyetimizce itibar edilmesinin mümkün bulunmadığı ve olay günü sanık ...'ın tanık M.M.Önüç'e uyuşturucu madde sattığı ve uyuşturucu veya uyarıcı madde ticareti yapma veya sağlama suçunu işlediği ve bu suçtan cezalandırılmasının gerekeceği konusunda Mahkememizde tam bir vicdani kanaat oluştuğu gerekçesiyle sanığın mahkûmiyetine beraatine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgular konusunda, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkındaki hükmün yargılama giderine ilişkin kısmındaki isim yanlışı hususu eleştirilip, hukuka aykırılık
düzeltilerek İlk Derece Mahkemesi hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık müdafiinin temyiz talebine ilişkin incelemede;
Temyiz istemine konu kararın, sanık müdafiinin elektronik posta adresine 16.09.2022 tarihinde ulaşmakla, 21.09.2022 tarihinde tebliğ edilmiş sayıldığı, müdafiinin 17.10.2022 tarihinde, sunduğu 05.10.2022 ile 12.10.2022 tarihleri arasında istirahatli olduğuna ilişkin resmi olmayan belgeye dayanarak eski hale getirme ve temyiz dilekçesi ile hükmü temyiz ettiği anlaşılmıştır. 19.01.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun’un 2 nci maddesi ve 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun’un 48 inci maddesi ile değişik 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun (7201 sayılı Kanun), “Elektronik tebligat” başlıklı 7/a maddesinin ilgili bölümü;
“Elektronik yolla tebligat, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılır.”
Şeklinde hükümler içermektedir.
5271 sayılı Kanun'un “Sürelerin hesaplanması” başlıklı 39 uncu maddesinin birinci fıkrası; “Gün ile belirlenen süreler, tebligatın yapıldığının ertesi günü işlemeye başlar.” şeklinde, aynı maddenin dördüncü fıkrası ise “Son gün bir tatile rastlarsa süre, tatilin ertesi günü biter.” biçiminde düzenlenmiştir. Gün ile belirlenen sürelerin, tebliğin yapıldığı tarihin ertesi gününden itibaren işlemeye başlayacağı ve son günün tatile isabet etmesi durumunda sürenin tatil gününü takip eden ilk iş günü sona ereceği hüküm altına alınmıştır.
Sanık müdafiinin elektronik tebligat adresine gönderilen, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 13.09.2022 tarihli ve 2022/1081 Esas, 2022/888 Karar sayılı kararı, 16.09.2022 tarihinde elektronik posta adresine ulaşmıştır. Bu itibarla 7201 sayılı Kanun’un 7/a maddesinin dördüncü fıkrası gereği bu tarihten beş gün sonra ilgili evrak tebliğ edilmiş sayılacaktır.
Bu açıklamalar doğrultusunda ilgili kararın sanık müdafiine 21.09.2022 tarihinde tebliğ edildiği ve 5271 sayılı Kanun’un 291 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen 15 günlük kanunî temyiz süresinin son gününün, tatil gününe rastlamayan 05.10.2022 tarihi olduğu, ancak sanık müdafiinin bu süre geçtikten sonra 17.10.2022 tarihinde sunduğu temyiz dilekçesi ile hükmü temyiz ettiği ve resmi olmayan istirahat raporuna istinaden eski hale getirme talebinde bulunduğu anlaşılmıştır.
B. Sanığın temyiz talebine ilişkin incelemede;
Sanığın süresinde sunduğu 24.10.2022 tarihli temyiz dilekçesinde "işlemediği suçtan dolayı haksız yere ceza aldığı" gerekçesine dayandığı, bu gerekçenin suçun sübutunun oluşmadığı ve yerel mahkeme kararının hatalı değerlendirmeye dayandığı şeklinde yorumlanmasının mümkün olduğu dolayısıyla temyiz gerekçesi olarak kabul edilmesi gerektiği, diğer taraftan 5271 sayılı Kanun'un 295 inci maddesinin ikinci fıkrasının "Temyiz sanık tarafından yapılmış ise ek dilekçe kendisi veya müdafii tarafından imza edilerek verilir." hükmü karşısında savunmanın bir bütün olduğunun kabulü ile müdafiinin süresinde olmayan temyiz dilekçesinde belirtilen hususların da sanığın süresinde olan temyiz istemine ek açıklama dilekçesi mahiyetinde kabul edilmesi gerektiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve 2019/16-573 Esas, 2022/119 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere "adil yargılama, ceza muhakemesi hukukunda, sanığa ve mağdura tanınan hakların tümü ve insan hakları ihlal edilmeden yapılan yargılama olarak tanımlanmakta olup, soruşturma ve kovuşturma evrelerinin tamamında geçerli olan bir hak olarak karşımıza çıkmaktadır. Ceza yargılamasında adil yargılanma hakkının bir parçası olarak etkin başvuru yolu ve yöntemine verilen önem dikkate alındığında, Anayasa'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi'nin (İHAS) 13 üncü maddesi ve 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası ile 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına uygun olarak kararın tebliğinin şeklî değil, faydalı, amacına uygun, hak arama hürriyetini ve etkin başvuru hakkını engellemeyecek biçimde yapılması gerekmektedir." denilmek suretiyle sanıkların etkin başvuru hakkını kısıtlayacak şekli yorumlardan kaçınılması gerektiğinin açıkça kabul edildiği gözetilerek Tebliğnamadeki sanığın temyizinin gerekçesiz olması nedeniyle reddi gerektiği görüşüne iştirak edilmemiştir.
İlk Derece Mahkemesinin ve Bölge Adliye Mahkemesinin, suçun vasfına ve sübutuna, delillerin değerlendirilmesine ilişkin takdirine, 5237 sayılı Kanun'un 188 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı ve yeterli incelemenin yapıldığı anlaşılmakla sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde açıklanan gerekçeler, tüm dosya kapsamına göre usul ve yasaya uygun bulunarak, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir.

V. KARAR
Sanığın temyiz talebine yönelik yapılan incelemede;
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinin, 13.09.2022 tarihli ve 2022/1081 Esas, 2022/888 karar sayılı kararında sanıkça öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Hükmolunan ceza miktarı ile tutuklu kalınan süre dikkate alınarak sanık hakkındaki salıverilme talebinin REDDİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Ankara 7. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.03.2024 tarihinde karar verildi