8. Ceza Dairesi 2024/50 E. , 2024/2087 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/545 E., 2016/267 K.
SUÇ : Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması, güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet savcısı, sanık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan usûl hükümlerine göre temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz isteklerinin süresinde olduğu ve reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Fethiye Cumhuriyet Başsavcılığının, 13.10.2015 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve güveni kötüye kullanma suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.04.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması ve güveni kötüye kullanma suçlarından mahkûmiyetine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğine, kararda dolandırıcılık suçunun tartışılmadığına, fikri içtima kuralları uyarınca güveni kötüye kullanma suçundan ceza verilemeyeceğine, ilişkindir.
2. Sanığın temyiz isteği, somut bir nedene dayanmamaktadır.
III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay; sanığın günübirlik kiracı olarak bulunduğu apartmanda bahçıvanlık yapan mağdurla sohbet ederek yakınlık kurduğu, bir gün sonra mağdurun sanığı evine götürdüğü, konuşma sırasında sanığın konuyu kredi kartına, borçlarına getirdiği, kredi kartını kullanmasını bilmediğini söyleyen mağdurdan henüz zarfta bulunan, hiç kullanmadığı kredi kartını yardımcı olacağını söyleyip aldığı, cep telefonu üzerinden şifre belirledikten sonra, konuyu değiştirerek kredi kartını unutturduğu, daha sonra farklı bankalara ait ATM'lerden söz konusu kredi kartı ile birden fazla kez nakit avans çekmek suretiyle atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık hakkında banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçundan kurulan hüküm yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen ve somut bir nedene dayanmayan temyiz itirazı reddedilmiştir.
2. Ancak; sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda, aynı kredi kartı ile farklı bankalara ait ATM'lerden birden fazla kez nakit avans çekerek atılı eylemi gerçekleştirdiği tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle yazılı şekilde eksik ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.
B. Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hüküm yönünden
1. Güveni kötüye kullanma suçunun gerekçesinde de belirtildiği üzere, atılı suçun oluşması için suçun konusunu oluşturan mal üzerinde belirli bir şekilde kullanmak üzere fail lehine zilyetlik tesisi gerekmektedir. Tesis edilen bu zilyetlik devri, malik olmayan kişiye, aradaki hukuki ilişkinin niteliğine göre, eşya üzerinde belli bazı tasarruflarda bulunma hak ve yetkisini vermektedir. Ayrıca söz konusu suçun oluşabilmesi için, failin suç konusu mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunması veya bu devir olgusunu inkar etmesi gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mağdur tarafından evine davet edilen sanığın, sohbet sırasında aralarındaki konuşmayı kredi kartına getirerek, mağdurun hiç kullanılmamış bir kredi kartı olduğunu öğrenmesi üzerine, söz konusu kartı ele geçirmek için yardım etme teklifinde bulunduğu, ardından konuyu değiştirerek kartı unutturduğu, son olarak suça konu kartı yanında götürüp karttan para çektiği anlaşılan olayda, mağdurun kredi kartını şifre belirlemesi ve kartın nasıl kullanılacağını tarif etmesi için kısa bir süreliğine sanığa verdiği olayda, zilyetlik tesisinin kurulmadığı, söz konusu fiilin kredi kartının ele geçirilmesine yönelik olduğu anlaşılmakla, yasal unsurları itibarıyla oluşmayan atılı suçtan beraat kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkûmiyetine hükmolunması hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabule göre de; hükümden sonra 24.10.2019 tarihinde 30928 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun'u ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26 ncı maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 253
üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendine eklenen alt bentler arasında yer alan ve 5237 sayılı Kanun'un 155 inci maddesinde tanımı yapılan güveni kötüye kullanma suçunun uzlaşma kapsamına alındığı nazara alınarak, uzlaştırma işlemi yapılıp sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozma nedeni olarak kabul edilmiştir.
3. Dairemizin 2020/2463 Esas sayılı dosyasında 01.10.2020 tarihli kararla, somut norm denetimi yoluyla iptal istemli başvuru üzerine Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 gün ve 2020/81 Esas, 2021/4 sayılı Kararı ile 5271 sayılı Kanun'a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin "01.01.2020 tarihi itibariyle... hükme bağlanmış ve kesinleşmiş dosyalarda .... basit yargılama usulü uygulanmaz" bölümündeki "hükme bağlanmış" ibaresinin 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 38 inci maddesine aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 38 inci maddesinde suçun kanuniliği ve cezanın kanuniliği güvence altına alınmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 7 nci maddesinin birinci fıkrasında da aynı güvencelere yer verilerek "lehe kanunun uygulanması ilkesi" benimsenmiştir. Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün "hükme bağlanmış dosyalarda" uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı Kanun'un geçici 5 inci maddesinin (d) bendindeki "hükme bağlanmış" ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesinin üçüncü maddesinin uygulanması imkanının doğmuştur. Bu hususların mahkemesince değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle hükmün bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Fethiye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.04.2016 tarihli ve 2015/545 Esas sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 05.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!