8. Ceza Dairesi 2024/14882 E. , 2024/2756 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2023/1908 E., 2023/1530 K.
KATILANLAR : ..., Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı
SUÇ : Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma
HÜKÜM : İstinaf başvurularının esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozulması
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir.
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 07.12.2022 tarihli iddianamesiyle sanık hakkında başka suçla birlikte kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmıştır.
2.İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli kararıyla sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 13 yıl 6 ay hapis cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
3. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 20.09.2023 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; sübuta, delillerin değerlendirilmesinde açıkça hataya düşüldüğüne, suç vasfının tespitinde yanılgıya düşüldüğüne, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, şüpheli ve tutarsız beyanlara dayanılarak ceza tayin edildiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine, re'sen belirlenecek nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
2.Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz sebepleri; sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olduğuna, mağdurun iftirada bulunmadığına, alt sınırdan uzaklaşılarak temel cezanın belirlenmesi gerektiğine, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine, kararın usul ve esas yönünden hukuka aykırı olduğuna, hukuki dayanaktan yoksun ve hakkaniyete aykırı kararın re'sen tespit edilecek nedenlerle bozulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
Dava konusu olay, mağdur ...'ın yatılı olarak gittiği Kuran Kursunda eğitici olan sanığın, mağduru kendisine ait odaya götürerek mağdura cinsel istismarda bulunduğu, mağduru, bunu birine anlatırsa öldürmekle tehdit ettiği, yaşı küçük mağdura karşı cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
A- İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince sanığın, mağdur ...'a karşı tehditle ve cinsel amaçla kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği ve sanığın eylemini bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez gerçekleştirdiği kabul edilerek sanık hakkında kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
B- Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü;
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik bulunmadığı kabul edilmiş ve istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
Aynı suçu tek mağdura karşı birden fazla işleyen sanığın cezasında zincirleme suç hükümlerine göre 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43 üncü maddesinin birinci fikrası gereğince artırım yapılması gerekirken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin ikinci ve birinci fıkraları olarak yazılması maddi hata olarak değerlendirilmiştir.
İlk derece mahkemesince kurulan hükümde sanığın, mağdura karşı bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kez tehdit kullanarak, cinsel amaçla yaşı küçük mağdurun hürriyetini kısıtladığı, dosya kapsamında görgüye dayalı tanık beyanı, görüntü veya ses kaydı şeklinde bir delil bulunmasa bile atılı suç açısından korunmaya ihtiyacı olan çocuğun beyanlarının esas alınması gerektiği, bu bakımdan korunmaya ihtiyacı olan çocuğun beyanlarına bakıldığında; bu beyanların soruşturma sürecinin başından yargılama sürecinin sonuna kadar istikrar içerisinde olduğunun anlaşıldığı, sanığın bu ithamların komplo olduğunu savunduğu, sanığın savunmalarına bakıldığında inandırıcılıktan uzak, suçtan ve cezadan kurtulmaya yönelik olduğu kanaatine ulaşıldığı, çocuğun suç tarihindeki yaşı da tüm dosya kapsamındaki delillerle birlikte gözetildiğinde; sanık ...'un mağdur ...'ya karşı "Tehdit ile Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma" suçunu işlediği şeklinde gerekçelendirdiği anlaşılmakla mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik olmadığından Tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir.
A. Katılan Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
1.T.C. Anayasası'nın 41 inci maddesinde, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunmasına yönelik olarak her türlü istismar ve şiddete karşı çocukları koruyucu tedbirleri alma görevinin Devlete ait olduğu, aile ve çocukların korunması hakkının Anayasa ile güvence altına alındığı, 6284 sayılı Kanun'un 20 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve Kanun'dan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 237 nci ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmadığı gözetilerek, katılan Bakanlık vekilinin, kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkin temyiz gerekçesi yerinde görülmemiştir.
2. Sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edildiği anlaşılmakla, mahkemenin kabul ve uygulamasında isabetsizlik bulunmadığından katılan Bakanlık vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
1.Dava dosyası içeriği, mağdurun aşamalardaki beyanları, adli raporu, olayın kolluğa intikal şekli, kolluk görevlileri tarafından hazırlanan tutanaklar, sanık savunmaları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın davaya konu eylemi gerçekleştirdiğine ilişkin ilk derece mahkemesinin kabulünde isabetsizlik görülmediğinden, sanık müdafiinin, sübuta, delillerin değerlendirilmesinde açıkça hataya düşüldüğüne, suç vasfının tespitinde yanılgıya düşüldüğüne, mahkumiyete yeterli delil bulunmadığına, şüpheden sanık yararlanır ilkesinin uygulanması gerektiğine, şüpheli ve tutarsız beyanlara dayanılarak ceza tayin edildiğine, beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesinin 20.09.2023 tarihli kararında sanık müdafii ve katılan Bakanlık vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca İstanbul 37. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 25. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!