WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 22 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2024/14354 E.  ,  2024/7607 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/844 Esas, 2021/36 Karar
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak
KARAR : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Eskişehir 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.01.2021 tarihli ve 2020/844 Esas, 2021/36 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci ve onuncu fıkraları ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği, hükmün 23.02.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 10.01.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/6285 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2023 tarihli ve KYB-20 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 07/12/2020 tarihli ve 2020/873 esas, 20208630 karar sayılı ilamında “Dosya kapsamından, 03.02.2016 tarihli olayın park halindeki 42 DAZ 52 plaka sayılı özel aracın içerisinde gerçekleştiği anlaşılmakla, özel araçlar, "umumi veya umuma açık yerler" olarak nitelendirilemeyeceğinden, sanık hakkında TCK'nın 191/10. maddesinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden” şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, somut olayda, mahkemesince sanığın ihlâl niteliğindeki eyleminin askeri tesise 200 metreden az mesafede gerçekleştiğinden bahisle 5237 sayılı Kanun’un 191/10. maddesi uyarınca cezasında artırım yapılmışsa da; 29/11/2019 tarihinde sanığın seyir halindeki aracının polis tarafından durdurulduğu, sanığın cebinden uyuşturucu maddenin ele geçirildiği, umumi yerden ele geçirildiğinin kabul edilemeyeceği, kaldı ki 5237 sayılı Kanun’un 191/10. maddesinin uygulanmasına esas alınan eyleminin 29/11/2019 tarihli ihlâl eylemi olduğu, bu eylemin anılan Kanun’un 191/5. maddesi gereğince ayrı bir soruşturma konusu yapılamayacağından, bu eyleme istinaden sanık hakkında TCK'nın 191/10. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. ”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
A.1. Dava dosyası kapsamına göre; 05.07.2017 tarihinde uyuşturucu madde kullanımı sebebiyle oluşan komplikasyonlar sonucunda hastaneye başvuran sanıktan alınan örneklere ilişkin tahlil sonucunda Amfetamin pozitif olarak saptandığı anlaşılan somut olayda; sanığın suça ilişkin resmi makamların bilgisinin bulunmadığı aşamada kendi başvurusu ile suçunu ortaya çıkarması nedeniyle, hakkında 5237 sayılı Kanun'un 192 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince “ceza verilmesine yer olmadığına” karar verilmesi gerektiği gözetilmeden,
2. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 173 üncü maddesinin birinci fıkrasının karar tarihinde yürürlükte olan haline göre "15 gün" olarak gösterilmesi yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın ... Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 171, 172 ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağından şüphelinin yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden söz edilemeyeceği, mahkemesince açılan kamu davasında, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden "durma" kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verildiği anlaşılmıştır.
B. İnceleme konusu hüküm hakkında belirlenen hususlar yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.

III. KARAR
Gerekçe bölümünde tespit edilen hususlar yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.10.2024 tarihinde karar verildi.