WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 04 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2024/14283 E.  ,  2024/5199 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/278 Esas, 2021/58 Karar
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.02.2021 tarihli ve 2020/278 Esas, 2021/58 Karar sayılı kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün istinaf başvurusunun süreden reddedilmesi ile 30.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 15.03.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/33430 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.04.2023 tarihli ve KYB-2023/33430 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“Dosya kapsamına göre, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 31/10/2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığa 13/11/2019 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirildiği anlaşılmış ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21. maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, somut olayda ise 13/11/2019 tarihli tebliğ mazbatasında haber verilen komşunun adı ve imzası alınmadığı gibi imzadan imtina etmesi hâlinde bu durumun tebliğ mazbatasına şerh de edilmediği, bu itibarla kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığa usülüne uygun olarak tebliğ edilmediğinden kesinleşmediği,
Diğer yandan, bahse konu kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını takiben, Denizli Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce gönderilen ilk çağrı davetiyesinin sanığın bilinen son adresine çıkartılan tebligatın iade dönmesini müteakip, 31/03/2020 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35. maddesine göre tebliğ edildiği, sanığın 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmaması nedeniyle uyarılı çağrı yazısının da sanığın aynı adresine 7201 sayılı Kanun’un 35. maddesine göre 06/06/2020 tarihinde tebliğ edildiği ve sanığın 10 gün içerisinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmaması nedeniyle denetimli serbestlik dosyasının yükümlülüklere uymamakta ısrar edildiği gerekçesiyle kapatıldığı anlaşılmış ise de; sanığa bilinen adresine gönderilen ilk çağrı davetiyesinin bila tebliğ iade edilmesi üzerine daha önce usulüne uygun yapılan herhangi bir tebliğ işlemi de bulunmadığı halde, aynı adrese anılan Kanun'un 35. maddesine göre yapılan tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğu, bu itibarla sanığın hakkındaki işlemlerden haberdar olduğu kabul edilemeyeceğinden yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılamayacağı cihetle, kamu davasının durmasına karar verilerek, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulünce tebliği sonucu kesinleşmesini müteakip, hükmolunan denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
A. Şüpheli hakkında, 28.08.2019 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2019 tarihli ve 2019/28553 soruşturma, 2019/701 sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararın bilinen son adresine 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 13.11.2019 tarihinde tebliğ edildiği, tedbirin infazı için Denizli Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
B. Denizli Denetimli Serbestlik Müdürlüğünün 25.02.2020 tarihli çağrı yazısının doğrudan şüphelinin bilinen son adresine tebliğ edildiğe çıkarıldığı ancak taşınması sebebiyle 05.03.2020 tarihinde iade edildiği, 12.03.2020 tarihli aynı çağrı yazısının yine aynı adreste 31.03.2020 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca tebligat işlemlerinin yapıldığı, sanığın başvurmaması üzerine 03.06.2020 tarihli uyarılı çağrı yazısının yine aynı adreste 06.06.2020 tarihinde 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca tebligat işlemlerinin yapıldığı sanığın başvurmaması üzerine evrakın Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, erteleme kararının kaldırılarak Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 29.06.2020 tarihli ve 2020/18843 Soruşturma, 2020/5845 Esas, 2020/3550 Karar sayılı iddianamesi ile Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
C. Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 20.02.2021 tarihli ve 2020/278 Esas, 2021/58 Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün istinaf başvurusunun süreden reddedilmesi ile 30.12.2021 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
D. 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince verilen "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine usulüne uygun bir biçimde tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, somut olayda; Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 31.10.2019 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığa 13.11.2019 tarihinde tebliğ edilerek kesinleştirilip infazı için Denizli Denetimli Serbestlik Şube müdürlüğüne gönderilmiş ise de; 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21 inci maddesi ve Tebligat Yönetmeliği’nin 30 uncu maddesi birlikte değerlendirildiğinde, tebliğ yapılacak kişinin adreste bulunmaması hâlinde, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebeplerini komşu, yönetici, kapıcı vb. kişilere sorarak araştırması, tespitlerini onların beyanlarını ve imzalarını alarak tebliğ mazbatasına şerh etmesi ya da imzadan imtina etmeleri hâlinde bu durumu tebliğ mazbatasına şerh etmesi gerektiği, somut olayda ise 13.11.2019 tarihli tebliğ mazbatasında haber verilen komşunun adı ve imzası alınmadığı gibi imzadan imtina etmesi hâlinde bu durumun tebliğ mazbatasına şerh de edilmediği, bu itibarla kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin kararın sanığa usülüne uygun olarak tebliğ edilmediği anlaşılmıştır. Bununla birlikte tedbirin infazına başlandıktan sonra Denizli Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce gönderilen ilk çağrı davetiyesinin sanığın bilinen son adresine çıkartılan tebligatın taşınma gerekçe gösterilerek iade dönmesini müteakip, 31.03.2020 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 35 inci maddesine göre tebliğ edildiği, sanığın 10 gün içerisinde denetimli serbestlik müdürlüğüne başvuruda bulunmaması nedeniyle uyarılı çağrı yazısının da sanığın aynı adresine yine 7201 sayılı Kanun’un 35 inci maddesine göre 06.06.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve sanığın 10 gün içerisinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmaması nedeniyle denetimli serbestlik dosyasının yükümlülüklere uymamakta ısrar edildiği gerekçesiyle kapatıldığı ; sanığa bilinen adresine gönderilen ilk çağrı davetiyesinin tebliğ edilemeden iade edilmesi üzerine daha önce usulüne uygun yapılan herhangi bir tebliğ işlemi de bulunmadığı halde, farklı bir MERNİS adresi de bulunan sanığa ilişkin bu husus dikkate alınmadan önceki tebligat yapılamayan adresine anılan Kanun'un 35 inci maddesine göre yapılan tebliğ işlemlerinin usulsüz olduğu bu haliyle sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinden bahsedilemeyeceği anlaşılmıştır. Gerek kamu davasının açılmasının ertelenmesine dair kararın tebligatının usulsüz olması nedeniyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmemesi nedeniyle erteleme kararı usulûne uygun şekilde tedbirin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağından gerekse de aynı şekilde Denizli Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından gerçekleştirilen tebligat işlemlerinin usulsüz olması nedeniyle, sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar ettiğinin kabul edilemeyeceği ve ısrar koşulunun gerçekleşmediği, mahkemesince açılan kamu davasında kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden mahkûmiyet kararı verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.Denizli 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 09.02.2021 tarihli ve 2020/278 Esas, 2021/58 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.06.2024 tarihinde karar verildi.
...