8. Ceza Dairesi 2024/14194 E. , 2024/3129 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYILARI : 2014/393 E., 2015/691 K.,
2019/537 E., 2019/981 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
İznik Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/691 Karar sayılı, sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca, 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın, itiraz edilmeksizin 14.12.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
İznik Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2019 tarihli ve 2019/537 Esas, 2019/981 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün istinaf edilmeksizin 18.12.2019 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 29.12.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/1890 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/1890 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1. İznik Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/691 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Sanığın 27.02.2014 tarihli eylemi nedeniyle İznik Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/691 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararının 14.12.2015 tarihinde kesinleşmesini müteakip, sanığın denetim süresi içerisinde yükümlülüklere uymadığının ihbarı üzerine, İznik Asliye Ceza Mahkemesinin 06.09.2016 tarihinde kesinleşen 21.06.2016 tarihli ve 2026/283 Esas, 2016/401 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasına ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 52 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 6.000,00 TL adlî para cezası ile cezalandırılmasına dair kararın, 11.11.2015 tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kanun yararına bozulması halinde hukukî değerden yoksun kalacağı gözetilerek yapılan incelemede,
Sanığın 27.02.2014 tarihli eylemi nedeniyle, 30/04/2014 tarihli iddianame ile açılan kamu davasında 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 68 inci maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi ve aynı Kanun'un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair, İznik Asliye Ceza Mahkemesinin 11.11.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/691 Karar sayılı kararında sanığın 27.02.2014 tarihli eyleminin, Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 18.02.2015 tarihinde kesinleşen 29.01.2015 tarihli ve 2014/406 Esas, 2015/150 Karar sayılı dosyasındaki iddianame tarihi olan 07.01.2014 tarihinden sonra olması nedeniyle zincirleme suça konu olamayacağı gibi mezkur kararın kesinleşme tarihi olan 18.02.2015 tarihinden önce olması nedeniyle ihlâl niteliği de taşımayacağı ancak,
Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 29.01.2015 tarihli ve 2014/406 Esas, 2015/150 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7 maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verildiği, kanunî zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile aynı hukukî sonuçları doğuracağı,
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrasında yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez." hükmü uyarınca ikinci kez hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde,
2. İznik Asliye Ceza Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli ve 2019/537 Esas, 2019/981 Karar sayılı kararı yönünden yapılan incelemede;
Şüphelinin aynı suçtan 13.09.2018 tarihli eylemi nedeniyle İznik Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11.01.2019 tarihli ve 2018/1451 soruşturma, 2018/33 sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca şüpheli hakkında 1 yıl süre ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararı müteakip, şüphelinin denetim yükümlülüklerini ihlal etmekte ısrar ettiğinden bahisle kamu davası açılması üzerine yapılan yargılama sonucunda sanığın İznik Asliye Ceza Mahkemesinin 18.12.2019 tarihinde kesinleşen 14.11.2019 tarihli ve 2019/537 Esas, 2019/981 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair karar verildiği,
Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 10. Ceza Dairesinin 02.06.2021 tarihli ve 2021/2564 Esas, 2021/6714 Karar sayılı ilâmında yer alan "...kanunî zorunluluk üzerine verilmiş olan hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içerisinde işlendiği anlaşılan eylem nedeniyle, mahkemesince açılan kamu davasında 5271 sayılı CMK’nın 223/8.maddesi gereğince “düşme kararı” verilmesi gerektiği gözetilmeden, mahkumiyet kararı verilmesi kanuna aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden; ...kararının CMK'nın 309. maddesinin 3. fıkrası gereğince kanun yararına BOZULMASINA,.." şeklindeki açıklamalar karşısında, sanığın 13.09.2018 tarihindeki eyleminin, 6545 sayılı Kanunla değişik 5320 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesi kapsamında verilmiş Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.02.2015 tarihinde kesinleşen 29.01.2015 tarihli ve 2014/406 Esas, 2015/150 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresinde işlenmesinden dolayı ilk suçun ihlâli niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı, ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında ilk suça ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı veren Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli ihbarda bulunularak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ilk suça ilişkin davanın derdest hale gelmesi sağlandıktan sonra, her iki suça ilişkin birlikte inceleme yapılarak delillerin değerlendirilmesi, ikinci suç bakımından mahkûmiyete yeterli delil bulunduğu ve bu suçun ilk suçtan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının denetim süresi içinde işlendiğinin tespiti halinde bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde,
İsabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçelere dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A. Sanığın 27.02.2014 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan İznik Cumhuriyet Başsavcılığının, 30.04.2014 tarihli 2014/249 soruşturma, 2014/190 Esas, 2014/106 iddianame sayılı iddianamesi ile İznik Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda İznik Asliye Ceza Mahkemesinin (1) numaralı kanun yararına bozma istemine konu 11.11.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/691 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca, 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, 1 yıl süre ile denetim serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 14.12.2015 tarihinde kesinleştiği, sanığın tedbirin infazı esnasında yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi üzerine, İznik Asliye Ceza Mahkemesinin 21.06.2016 tarihli 2016/283 Esas, 2016/401 Karar sayılı kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 5560 sayılı Kanun'la değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 52 nci maddesi uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün 06.09.2016 tarihinde istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
B. Sanığın 13.09.2018 tarihli eylemi nedeniyle kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, İznik Cumhuriyet Başsavcılığının 11.01.2019 tarihli ve 2018/1451 Soruşturma, 2018/33 Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ve denetimli serbestlik süresi içerisinde tedaviye tabi tutulmasına karar verildiği, kararda itiraz kanun yoluna başvuru süresinin "7 gün" olarak gösterildiği, kararın şüpheliye 19.01.2019 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edildiği, sanığın Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğünün çağrısına uymaması üzerine evrak kapatılarak İznik Cumhuriyet Başsavcılığının 16.09.2019 tarihli, 2018/1451 Soruşturma, 2019/400 Esas, 2019/394 iddianame sayılı iddianamesi ile İznik Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, İznik Asliye Ceza Mahkemesinin 2 numaralı kanun yararına bozma istemine konu 14.11.2019 tarihli ve 2019/537 Esas, 2019/981 Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair hükmün istinaf edilmeksizin 18.12.2019 tarihinde kesinleştiği,anlaşılmıştır.
C. Her ne kadar (1) numaralı kanun yararına bozma talebinde sanık hakkında daha önceden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2015 tarihli ve 2014/406 Esas, 2015/150 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verildiği belirtilmiş ise de, bahsi geçen kararın incelenmesinde 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca genel hükümlere göre verildiği kanunî zorunluluk üzerine verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı niteliğinde olmadığı, bu haliyle İznik Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/691 Karar sayılı 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanılmasının geri bırakılması kararında bir hukuka aykırılık bulunmadığı tespit edilmiştir.
Her ne kadar (2) numaralı kanun yararına bozma talebinde sanığın 13.09.2018 tarihli eyleminin, Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.01.2015 tarihli ve 2014/406 Esas, 2015/150 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, denetim süresinde işlenmesinden dolayı ilk suçun ihlâli niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı, ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında ilk suça ilişkin olarak hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı veren Bursa 18. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli ihbarda bulunularak, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen ilk suça ilişkin davanın derdest hale gelmesi sağlandıktan sonra, her iki suça ilişkin birlikte inceleme yapılarak delillerin değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de, yukarıda belirtiliği üzere bu kararın genel hükümlere göre verilen bir hükmün açıklanılmasının geri bırakılması kararı niteliğinde olduğundan, sanığın 13.09.2018 tarihli eyleminin bu kararın ihlali olarak nitelenemeyeceği anlaşılmıştır. Aynı zamanda 6545 sayılı Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Kanun’a eklenen geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilen İznik Asliye Ceza Mahkemesinin, 11.11.2015 tarihli ve 2014/393 Esas, 2015/691 Karar sayılı hükmün açıklanılmasının geri bırakılması kararının da kesinleştikten sonra, sanığın denetim esnasında yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi nedeniyle açıklanması nedeniyle sanığın, 13.09.2018 tarihli eyleminin bu karar yönünden de 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkrası kapsamında ihlal niteliğinde kabul edilemeyeceği tespit edilmiştir.
Şüphelinin 13.09.2018 tarihli eylemi nedeniyle şüpheli hakkında İznik Cumhuriyet Başsavcılığının, 11.01.2019 tarihli ve 2018/1451 Soruşturma, 2018/33 Karar sayılı kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karar şüpheliye tebliğ edilmiş ise de, karara karşı itiraz yoluna başvuru süresinin "15 gün" yerine "7 gün" olarak belirtilmek suretiyle şüphelinin yanıltıldığı, Anayasanın Temel Hak ve Hürriyetlerin Korunması başlıklı 40 ıncı maddesindeki düzenleme ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 5271 sayılı Kanun'un 171, 172 ve 173 üncü maddeleri uyarınca, başvurulacak kanun yolunun, merciinin, başvuru şekli, süresi ve bu sürenin başlangıcının açıkça ve ilgiliyi yanıltmayacak biçimde gösterilmesi gerekmekte olup; "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen “denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararda kanun yolu başvuru süresinin şüpheliyi yanıltacak biçimde "7 gün" olarak gösterildiği, bu nedenle kararın usulüne uygun şekilde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği, usulsüz olarak verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağından dolayı sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar ettiğinin de kabul edilemeyeceği,mahkemesince açılan kamu davasında, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden "durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usulüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usulüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben geçerli tebligat işlemleri yapılarak erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmış olup inceleme konusu hüküm hakkında belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin T.C. Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Gerekçede tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, T.C. Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.04.2024 tarihinde karar verildi.
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!