8. Ceza Dairesi 2024/14176 E. , 2024/2494 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI :2013/166 Esas, 2013/250 Karar
SUÇ :Uyuşturucu madde ticareti yapma
İNCELEME KONUSU KARAR:Değişen suç vasfıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan mahkumiyet
KANUN YARARIBA BOZMA
YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.06.2013 tarihli ve 2013/166 Esas, 2013/250 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında, değişen suç vasfıyla kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 191 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 04.09.2013 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 27.12.2022 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/1881 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/1881 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
" 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 193/2. maddesinde yer alan, "Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklindeki ve anılan Kanun'un 195/1. maddesindeki "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklindeki düzenlemelerde belirtilen istisnai durumlar dışında sanığın savunması alınmadan mahkumiyet hükmü kurulmasının mümkün olmadığı nazara alındığında, Mahkemesince kovuşturma aşamasında sanığın savunmasına başvurulmadığı gözetilmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
A.Sanık hakkında, 25.01.2010 tarihinde işlediği iddia olunan uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan yapılan soruşturma sonunda; Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 11.03.2010 tarihli ve 2010/29247 Soruşturma, 2010/20827 Esas, 2010/843 sayılı iddianamesi ile Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
B.Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.06.2010 tarihli ve 2010/81 Esas, 2010/172 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında suç vasfının değiştiği kabul edilerek 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca bir yıl süreyle tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.
C.Sanığın tedbir yükümlülüklerine uymadığından bahisle dosyasının mahkemeye gönderildiği, Mahkemenin 27.11.2012 tarihli ve 2012/332 Esas, 2012/480 Karar sayılı kararıyla sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirlerine uyduğu sırada başka bir suçtan cezaevine girmesi nedeniyle fiili imkansızlıktan bu tedbire devam edemediğinin anlaşılması sebebiyle mahkemece verilen 02.06.2010 tarih ve 2010/81 Esas, 2010/172 Karar sayılı kararın aynen infazına karar verildiği,
D.Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanığın çağrıya uymayarak tedbirin gereklerine uygun davranmadığının bildirilmesi üzerine Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.06.2013 tarihli ve 2013/166 Esas, 2013/250 Karar sayılı kararı ile sanığın 5560 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 04.09.2013 tarihinde temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
E. Suç ve hüküm tarihinde yürürlükte olan 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin beşinci fıkranında, tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gereklerine uymayan sanık hakkında davaya devam edilerek hüküm verileceği öngörüldüğünden; duruşma için sanığa gönderilen davetiyenin “tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığının iddia edilmesi nedeniyle, duruşmaya gelip bu konuda beyanda bulunması veya diyeceklerini duruşma gününe kadar yazılı olarak bildirmesi gerektiği, mazeretsiz olarak duruşmaya gelmediği ve diyeceklerini yazılı olarak bildirmediği takdirde tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine uymadığı kabul edilerek hakkında cezaya hükmolunabileceği” uyarısı ile birlikte duruşma tarihi ve saati yazılarak sanığa tebliğ edilmesi gerektiği gözetilmeden, belirtilen nitelikte uyarıyı içeren usulüne uygun davetiye tebligatı yapılmadan ya da sanık dinlenmeden, savunma hakkı kısıtlanmak suretiyle mahkûmiyetine karar verilmesi, Kanun'a aykırı olup kanun yararına bozma istemi yerinden görülmüştür.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Bakırköy 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 27.06.2013 tarihli ve 2013/166 Esas, 2013/250 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 18.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!