WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 13 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2024/14168 E.  ,  2024/2243 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/928 Esas, 2015/278 Karar
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak

Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2014/928 Esas, 2015/278 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231 inci maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5 yıl denetim süresi belirlenmesine ilişkin kararının 19.03.2015 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 04.01.2023 tarihli evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/4925 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.02.2023 tarihli ve KYB-2023/4925 kanun yararına bozma isteminin;
“Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/04/2018 tarihli ve 2014/15-487 Esas, 2018/151 sayılı kararında belirtildiği üzere, temyiz veya istinaf kanun yollarından geçmeksizin kesinleşen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların ülke sathında uygulama birliğine ulaşmak ve ciddî boyutlara ulaşan hukuka aykırılıkların toplum ve birey açısından hukuk yararına giderilmesi amacıyla olağanüstü bir kanun yolu olan kanun yararına bozma konusu yapılabileceği gözetilerek yapılan incelemede,
Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama sonunda, cezalandırmaya ilişkin kanun maddeleri ve hükmolunan ceza belirlenmeden doğrudan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hükmün açıklanabilmesi için önce bir cezanın belirlenerek bir mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği cihetle, mahkemesince öncelikle 5271 sayılı Kanun’un 232/6. maddesi uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulmasını müteakip, 28/06/2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 2. fıkrası veya genel hükümler uyarınca yapılacak değerlendirme sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE
A.Şüpheli hakkında, 18.11.2009 tarihinde işlediği kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonucunda, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 20.11.2009 tarihli, 2009/61340 soruşturma, 2009/26912 Esas ve 2009/8012 sayılı iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı,
B. Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.04.2010
tarihli ve 2009/900 Esas, 2010/627 sayılı kararı ile; 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası maddesi uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına karar verildiği, kararın 18.05.2010 tarihinde itiraz edilmeden kesinleşerek infazı için Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği,
C. Adana Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce infaz işlemlerine başlandığı, sanığın yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi nedeniyle dosyanın kapatılarak Adana Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiği, Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 07.03.2011 tarihli ve 2011/520 Esas, 2011/600 Karar sayılı kararı ile 5560 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tedavi ve denetimli serbestlik tedbirine tabi tutulmasına ve infazının ertelenmesine karar verildiği, sanığın tekrar yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesi üzerine Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.10.2011 tarihli ve 2011/1564 Esas, 2011/2360 Karar sayılı kararı ile 07.03.2011 tarihli hükmün aynen infazına karar verildiği, karara karşı yapılan itiraz neticesinde Adana 9. Ağır Ceza Mahkemesinin 09.12.2014 tarihli 2014/849 Değişik İş sayılı kararı ile Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 18.10.2011 tarihli ve 2011/1564 Esas, 2011/2360 Karar sayılı kararının kaldırıldığı,
D. İtiraz mercinin kaldırma kararı üzerine üzerine Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 05.03.2015 tarihli ve 2014/928 Esas, 2015/278 Karar sayılı kararı ile; “Sanığın TCK'nun 191/1. maddesi gereğince 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/8 maddesi gereğince soruşturma aşamasında uyuşturucu madde kullanmak suçundan açılan kamu davasından CMK’nın 231/5. maddesi gereğince sanık hakkındaki HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASINA, CMK'nın 231/8. maddesi gereğince sanığın 5 YIL DENETİM SÜRESİNE TABİ TUTULMASINA” karar verildiği'', kararın 19.03.2015 tarihinde itiraz edilmeden kesinleştiği,
Anlaşılmıştır.
E. Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesince sanık hakkında yapılan yargılama sonucunda, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ise de, cezalandırmaya ilişkin kanun maddeleri ve hükmolunan ceza belirlenmeden doğrudan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın denetimli serbestlik süresi içerisinde yükümlülüklere uygun davranmadığı veya deneme süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlemek suretiyle mahkûm olduğu takdirde mahkemenin açıklanmasını geri bıraktığı hükmü açıklayacağı, bu hâlde hüküm açıklanabilmesi için önce bir cezanın belirlenerek bir mahkûmiyet hükmü kurulması gerektiği, öncelikle mahkemece 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca denetime imkân verecek biçimde bir hüküm kurulması, ardından sanık hakkında daha önce Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 15.04.2010 tarihli ve 2009/900 Esas, 2010/627 sayılı ve Adana 6. Sulh Ceza Mahkemesinin 07.03.2011 tarihli ve 2011/520 Esas, 2011/600 Karar sayılı kararları ile tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verildiği ve ihlaller üzerine yargılama yapıldığı hususu da dikkate alınarak, 28.06.2014 tarihli ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 85 inci maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 7 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca yargılamaya devam edilerek sonucuna göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilip verilmeyeceğinin takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Adana 24. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.03.2015 tarihli ve 2014/928 Esas, 2015/278 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.03.2024 tarihinde karar verildi.