WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 09 Temmuz 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2024/13456 E.  ,  2024/4210 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2016/120 E., 2016/399 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Kilis Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, 01/03/2016 tarihli iddianamesi ile sanığın, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan cezalandırılması, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesi talep olunmuştur.
2. Kilis 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2016 tarihli, 2016/120 Esas ve 2016/399 Karar sayılı kararı ile sanığın, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak suçundan, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın Temyiz Sebepleri
Verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava konusu olay, olay tarihinde Kilis Sulh Ceza Hakimliğinin arama kararı üzerine, kolluk kuvvetince şüphe üzerine durdurularak üst araması yapılan sanığın üzerinde uyuşturucu madde ele geçirildiği, bu şekilde sanığın kullanma amaçlı uyuşturucu madde bulundurduğu iddiasına ilişkindir.
2. Olay tarihinde, Kilis Sulh Ceza Hakimliğinden alınan 2015/2150 Değişik İş sayılı arama kararı üzerine, kolluk kuvvetince şüphe üzerine durdurularak üst araması yapılan sanığın arka cebinde beyaz kağıda sarılı vaziyette esrar olduğu değerlendirilen maddenin ele geçirildiğine, sanığın maddeyi rızası ile teslim ettiğine dair olay tutanağı dosyada mevcuttur.
3. Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporu ile ele geçen net 1,2 gram maddenin esrar elde etmeye elverişli kenevir bitkisi kırıntıları olduğu, 0.9 gram esrar elde edilebileceği belirlenmiştir.
4. Cumhuriyet savcısının gecikmesinde sakınca bulunan hal ile sanıktan idrar örneği alınmasına ilişkin verilen karar, Kilis Sulh Ceza Hakimliğinin 06.11.2015 tarihli 2015/2228 D. İş sayılı kararı ile usule uygun şekilde onaylanmıştır.
5. Kilis Devlet Hastanesinden alınan adli rapor ile, sanığın alınan idrar örneğinde, tetracannabiol maddesinin pozitif çıktığı belirlenmiştir.
6. Sanığın adli sicil ve UYAP kaydı üzerinde yapılan sorgulamada;
a. Sanık hakkında 07.07.2014 tarihli eyleminden dolayı Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/11 Karar sayılı kararı ile kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verildiği,
b. Sanığın, ayrıca benzer suçtan adli sicil kayıtlarının bulunduğu ve bu dosyalardaki suç tarihi ile dosyamız suç tarihinin yakın olduğu hususları belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
Dosyadaki olgular itibari ile; olay tarihinde Kilis Sulh Ceza Hakimliğinin arama kararı üzerine, kolluk kuvvetince şüphe üzerine durdurularak üst araması yapılan sanığın üzerinde, Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporu ile sabit olduğu üzere, net 1,2 gram esrar elde etmeye elverişli kenevir bitkisi kırıntıları ele geçirildiği, ayrıca Kilis Devlet Hastanesinin raporunda, sanığın alınan idrar örneğinde, tetracannabiol maddesinin pozitif çıktığının belirlendiği, bu şekilde sanığın olay tarihinde atılı suçu işlediği sabittir.
5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararının, kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda, 5271 sayılı Kanun'un 171 inci maddesinde öngörülen şartlar aranmaksızın, Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, KDAE kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüpheli/sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usulüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, KDAE kararının içeriği itibariyle de usul ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, 5 yıl süre ile verilen KDAE kararında, suça sürüklenen çocuklar için de bu sürenin 5 yıl olduğu, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen KDAE kararının hukuken geçersiz sayılacağı, KDAE kararına karşı 15 gün içinde Sulh Ceza Hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen KDAE kararının şüpheli/sanık tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin KDAE kararının usulüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda KDAE kararının tebliğinin usule uygun yapılması gerektiği, suça sürüklenen çocuklar hakkında verilen KDAE kararlarının müdafiine yapılmasının da zorunlu olduğu, diğer bir anlatımla, usule uygun tebliğ edilmeyen KDAE kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, KDAE kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.
Yargıtay 10. Ceza Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre, KDAE kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Yine Dairemiz içtihatlarına göre, tek suça konu edilen birden fazla eylem bulunması halinde, hüküm kurulurken "tekerrür, zamanaşımı, ağırlaştırıcı ve hafifletici sebepler"in uygulanmasında suç tarihinin usulüne uygun olarak kesinleşen KDAE kararına esas alınan suç tarihi olarak belirlenmesi gerektiği kabul edilmiştir.
KDAE kararının usulüne uygun kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.
İddianame düzenlendikten sonra aynı neviden işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir. Sanık hakkında daha önce, aynı nitelikteki başka bir suç nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca verilmiş bir "kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararının ihlali üzerine açılan kamu davasında verilen hüküm, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı yönünden yapılacak değerlendirmenin, incelemeye konu edilen davada verilecek kararı da etkileyeceğinin gözetilmesi gerekmektedir.
Yukarıda yer verilen açıklamalar doğrultusunda;

UYAP kayıtlarına göre sanık hakkında verilmiş kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı olduğu ve yine sanığın benzer nitelikteki eylemden sabıkalarının bulunduğu anlaşılmakla;
07.07.2014 tarihli eyleminden dolayı Kilis Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/11 Karar sayılı kararı ile verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve bu kararın tebliğine ilişkin evraklar ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçundan açılan tüm dosyaların aslı veya onaylı örneğinin getirtilip denetime imkan verecek şekilde incelenen dosya arasına alınıp, gerekirse kanun yararına bozma yoluna gidilip gidilmeyeceği tartışılıp, sonucuna göre tüm deliller birlikte değerlendirilip, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkralarına göre verilip usulüne uygun kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava açma koşulunun oluşup oluşmadığı ve sanığın eylemlerinin tek suç, iki ayrı suç, ihlal sayılan eylem ya da zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ile hüküm kurulması, hukuka aykırı görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Kilis 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/05/2016 tarihli, 2016/120 Esas ve 2016/399 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.05.2024 tarihinde karar verildi.

...