WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 26 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2024/13284 E.  ,  2024/3871 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/460 E., 2016/457 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteğinin süresinde olduğu, temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilerek gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Sanık hakkında 11.03.2015 tarihinde Adana Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmiştir. Sanığın, kendisine yapılan tebligata rağmen denetimli serbestlik müdürlüğüne başvurmadığının tespiti üzerine, sanık hakkında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığının 21.05.2015 tarihli iddianamesi ile kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2.Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 02.06.2016 tarihli kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve hapis cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği, gerekçeli karar tebliğinin usule uygun olmadığına, temyizin süresinde olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, 09.02.2015 tarihinde kolluk görevlilerinin Otoban Yolu İncirlik Park Alanında şüphe üzerine durdurdukları ...plaka sayılı araç içerisinde yapılan aramada sağ ön kapı bölmesindeki sigara paketi içerisinde esrar maddesi olduğu değerlendirilen madde ele geçirildiği, ekspertiz raporunda söz konusu maddenin uyuşturucu madde olduğunun tespit edildiği, sanığın uyuşturucu maddenin kendisine ait olduğunu kabul ettiği, bu suretle sanığın üzerine atılı suçu işlediği iddiasına ilişkindir.

IV. GEREKÇE
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 20.11.2020 tarih 2019/2 Esas ve 2020/3 Karar sayılı kararı nazara alındığında, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10 uncu maddesine göre tebligat; öncelikle tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde aynı Kanun’un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre yapılır, muhatabın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bilinen adresten farklı olması halinde; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine MERNİS adresi şerhi verilerek 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca doğrudan tebligat çıkartılmasının yeterli olduğu; incelemeye konu olayda, sanığın bilinen son adresine yapılan tebligatın iade edilmesi üzerine, MERNİS adresi şerhi olmayan farklı bir adresine 7201 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi uyarınca yapılan tebligatın usulsüz olduğu anlaşılmakla; sanık müdafinin eski hale getirme talebinin yerinde ve öğrenme üzerine yaptığı 30.11.2016 tarihli temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinde, kamu davasının açılmasının ertelenmesi (KDAE) kararı ve bu kararla birlikte verilebilecek olan tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik herhangi bir kanun yolu öngörülmemiş ise de; kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile bu karara bağlı olarak verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararlara yönelik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci cümlesinde yer alan "Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme gereği, "Kamu davasının açılmasının ertelenmesi" kararı ve bu karar ile birlikte verilen "tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına" ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Adana Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 11.03.2015 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolunun gösterilmediği, şüpheliye anılan karara karşı itiraz kanun yoluna başvuru hakkı tanınmadığından kararın kesinleşmediği, bu nedenle erteleme süresi içerisinde yükümlülüklerine uymamakta ısrar etmesinden sözedilemeyeceği anlaşıldığından; mahkemesince kovuşturma şartı gerçekleşmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrasının ikinci cümlesi uyarınca “durma" kararı verilerek, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın, karara karşı tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde ilgili sulh ceza hakimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarı ile birlikte usûlüne uygun bir şekilde tebliğ edilmesinin sağlanması ve usûlüne uygun şekilde kesinleştirilmesini takiben erteleme ve denetimli serbestlik kararının infazının sonucunun beklenilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte, UYAP kayıtlarından ve adli sicil kaydından yapılan incelemede; sanık hakkında inceleme konusu 09.02.2015 tarihli eylemi nedeniyle verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra verilmiş başka erteleme kararlarının da bulunduğu, ayrıntıları Dairemizin 27.03.2024 tarihli, 2024/12622 Esas, 2024/2780 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, sanık hakkında usulüne uygun şekilde verilip kesinleşen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı var ise, şüpheli/sanığın bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir erteleme kararı verilemeyeceği, bu kapsamda sanığın inceleme konusu 09.02.2015 tarihli eylemi nedeniyle 11.03.2015 tarihinde verilmiş olan erteleme kararının ilk paragrafta açıklandığı üzere kesinleşmediği, erteleme kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli/sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemlerin tek suç olarak kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılması gerekeceğinden, sanık hakkında inceleme konusu suç tarihinden sonra verilmiş kamu davasının açılmasının ertelenmesine ilişkin dosyaların aslı ya da onaylı sureti dosya arasına alınarak, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan birden fazla kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı olduğunun tespit edilmesi durumunda bunlardan usulüne uygun olarak verilip kesinleşen ilk KDAE kararının esas alınması gerektiği dikkate alınarak, eylemlerin tek suç, ayrı suç ya da zincirleme suç olup olmadığı tartışılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana 26. Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.06.2016 tarihli ve 2015/460 Esas, 2016/457 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.05.2024 tarihinde karar verildi.

...