WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 07 Temmuz 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2024/12664 E.  ,  2024/4113 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/773 E., 2023/392 K.
SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde
kullanmak
HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Kanun'un 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle,
Sanık müdafinin duruşmalı inceleme talebinin, 7079 sayılı Kanun’un 94 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 299 uncu maddesinin birinci fıkrası gereği takdîren reddine karar verilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Adana Cumhuriyet Başsavcılığının, 09.01.2019 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanunu’nun 37 nci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) bendi, beşinci fıkrası, 53 üncü, 55 üncü, 58 inci, 63 üncü maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
2.Adana 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 21.03.2019 tarih, 2019/29 Esas, 2019/149 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı kanunun 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü, 58 inci, 63 üncü, 6545 sayılı Kanunun 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun' un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (a) bendi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir. Karara karşı sanık müdafinin itiraz başvurusu üzerine Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 08.05.2019 tarih ve 2019/280 Değişik İş sayılı karar ile sanık müdafinin itirazının reddine karar verilmiştir. Kararın kesinleşmesi üzerine, denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosya Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmiştir.
3.Sanığın denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine dosya yeniden ele alınarak yapılan yargılama sonucunda, Adana 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 29.12.2020 tarih ve 2020/299 Esas, 2020/351 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında denetimli serbestlik tedbirinin infazının devamına karar verilmiştir.
4.Adana 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 29.12.2020 tarih ve 2020/299 Esas, 2020/351 Karar sayılı kararına sanık müdafinin itirazı üzerine Adana 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.03.2021 tarih ve 2021/51 Değişik İş sayılı kararı sanık müdafinin itirazının kabulüne mükerrer yargılama nedeni ile 5271 sayılı Kanun' un 223 üncü maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca değerlendirme yapılması için dosyanın Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
5.Adana 1.Ağır Ceza Mahkemesinin 16.03.2021 tarih ve 2021/115 Esas, 2021/104 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun' un 223 üncü maddesinin 7 nci fıkrası uyarınca mükerrer davanın reddine karar verilmiştir.
6. Kararın sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin 27.04.2023 tarih ve 2021/773 Esas, 2023/392 Karar sayılı kararı ile sanık müdafinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyiz isteği; unsurları oluşmayan suçtan beraat kararı verilmesi gerektiğine, re'sen nazara alınacak nedenlerle kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Dava konusu olay, sanığın kullanıcı şahıslara satmak için uyuşturucu madde bulundurmak suretiyle uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
İlk derece mahkemesince; "...sanığın mahkememizin 2018/361 Esas sayılı dosyasına konu uyuşturucu madde kullanmak eyleminin 31/08/2018 tarihli olduğu, 2019/29 Esas sayılı dosyasına konu uyuşturucu madde kullanmak eyleminin 02/09/2018 tarihli olduğu, sanığın her iki dava dosyasına konu eylemi arasında yalnızca iki gün bulunduğu görülmüştür. 31/08/2018 ve 02/09/2018 tarihli eylemleri nedeni ile sanık hakkında aynı suç tipinden olmak üzere dava açılmış ise de söz konusu tarihler arasında herhangi bir iddianame düzenlenmemiş olup iki gün ara ile yapılan kan idrar analiz raporu sonuçlarının aynı

uyuşturucu maddeyi kullanma eylemi sonucunda pozitif sonuç verme durum ve ihtimali gözetildiğinde uyuşturucu madde kullanma suçuna ilişkin olarak eylemlerde hukuki kesinti olmadığı ve bir bütün halinde tek bir uyuşturucu madde kullanma suçunu oluşturduğu dikkate alındığında mahkememizce sanık hakkında 02/09/2019 tarihli uyuşturucu madde kullanmak eylemi nedeniyle mükerrer olarak görülen davanın CMK'nın 223/7 maddesi gereğince reddine ve mükerrer yargılama neticesinde verilen 21/03/2019 tarih 2020/29 Esas, 2020/149 Karar sayılı hükmün kaldırılmasına karar verilmiştir..." şeklindeki gerekçeyle mükerrer davanın reddine karar verilmiştir.

B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
Bölge Adliye Mahkemesince; "..Sanık hakkında, 31/08/2018 tarihli "Uyuşturucu Madde Ticareti Yapma" suçundan açılan kamu davasında Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesi' nin 10/01/2019 tarih 2018/361 Esas 2019/22 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin "Kullanmak İçin Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Satın Almak Kabul Etmek, Bulundurmak ve Kullanmak" suçu kapsamında kaldığından bahisle, sanığın TCK' nın 191/1. maddesi gereğince cezalandırılmasına ve verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, sanığın 31/08/2018 tarihli eylemi nedeni ile verilen ve 18/01/2019 tarihinde kesinleşen hükmün, TCK'nın 191/8. maddesi uyarınca zorunlu olarak verilen bir "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı" olduğu, bu şartlar altında verilen "Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması" kararının, hukukun elverdiği ölçüde "Dava Açılmasının Ertelenmesi Kararı" yerine kaim olacağı, dava açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden önce işlenen tüm suçların tek suç oluşturacağı ve istinafa konu dosyada eylem tarihinin (02/09/2018) hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair anılan kararın kesinleşmesinden önce gerçekleştiği ve bu hali ile tüm eylemlerin tek suça meydan verdiği, atılı suçun temadi etme özelliği de nazara alındığında usul hükmünün daha önce uygulanması gerekmesi de dikkate alınarak, anılan gerekçe ile CMK'nın 223/7. maddesi uyarınca davanın reddine kararı verilmesi gerekir ise de, farklı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi esasa etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış, eleştirilmekle yetinilmiştir..." şeklindeki gerekçeyle oy çokluğuyla istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan "Bu Kanunun; a) 188 inci maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti, b) 190 ıncı maddesinde tanımlanan uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma, suçundan dolayı yapılan kovuşturma evresinde, suçun münhasıran bu madde kapsamına girdiğinin anlaşılması hâlinde, sanık hakkında bu madde hükümleri çerçevesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilir." hükmü gereği verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının (HAGB), kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda 5237 sayılı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları doğrultusunda verilen KDAE kararı ile aynı nitelikte olduğu ve aynı hukuki sonuçları doğuracağı dolayısıyla, KDAE kararı verilebilmesi için aranan tüm koşulların HAGB kararı verilebilmesi için de geçerli olduğu, HAGB kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde sanığın tedaviye de tabi tutulabileceği kabul edilmektedir. Ancak, usulüne uygun olarak verilip kesinleşen KDAE kararı var ise 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası

doğrultusunda HAGB kararı verilemeyeceği, aynı şekilde 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında usulüne uygun şekilde verilip kesinleşen HAGB kararı var ise şüpheli/sanığın bu suçtan işlediği başka eylemi yönünden ayrı bir KDAE kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir.
Yargıtayın yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı sanık tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 61 inci maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kararının kesinleşmesinden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin dördüncü fıkrası kapsamında ihlal sebebi olarak sayılarak aynı maddenin beşinci fıkrası uyarınca ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağı, bu ihlalden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir. İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen suçlar ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin altıncı fıkrası kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.
Bu açıklamalar kapsamında temyize konu dosyada suç tarihinin 02.09.2018 tarihi olduğu, bu suç tarihinin, Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.01.2019 tarih, 2018/361 Esas, 2019/22 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleşme tarihinden önce gerçekleştiği, "hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı"nın şartları taşıması halinde "dava açılmasının ertelenmesi kararı"nın yerine kaim olacağı anlaşılmakla; Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 10.01.2019 tarih, 2018/361 Esas, 2019/22 Karar sayılı hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının akıbeti araştırılarak hükmün açıklanıp açıklanmadığının tespit edilmesi, henüz hüküm açıklanmamışsa birleştirme talepli ihbarda bulunarak davanın derdest hale gelmesi sağlandıktan sonra bu suça ilişkin davanın hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olan önceki dava ile birleştirilmesine karar verilmesi ve davaların birlikte görülmesi için kararın bozulması gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, sanık müdafinin, yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin, 27.04.2023 tarih ve 2021/773 Esas, 2023/392 Karar sayılı kararında sanık müdafince öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden; 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Adana 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2024 tarihinde karar verildi.

...