WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 05 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2024/12395 E.  ,  2024/3482 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2022/80 E., 2022/126 K.
SUÇ : Kullanmak amacıyla uyuşturucu madde bulundurma
HÜKÜM : Beraat
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. ...'nın 29.01.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında uyuşturucu ticareti suçundan Türk Ceza Kanunu'nun 188/3, 37, 53 ve 54 üncü maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Bursa 13. Ağır Ceza Mahkemesinin, 08.09.2020 tarihli kararı ile sanığın eyleminin uyuşturucu kullanma suçunu oluşturduğu ve hakkında dava şartı gerçekleşmediğinden düşme kararı verilmiştir.
3. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 10.10.2022 tarihli kararıyla sanığın atılı suçtan beraat etmesi gerektiği düşüncesiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyizi; sanığın eyleminin silah ticareti suçunu oluşturduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Gemlik ilçesinde ağaçlık bir alanda uyuşturucu kullanıldığı ihbarını alan kolluk görevlilerinin alana intikal ettiklerinde tanıklar Bülent, Mehmet, Yakup ve Sami ile karşılaştıkları, tanıklardan Bülent'in sanık ... İbrahim Kürekçi'den aldığı uyuşturucu maddeyi kullandığını ifade ettiği, diğer tanıkların sanıktan uyuşturucu madde almak için bahsettiği yere geldiklerini söyledikleri, kolluk görevlilerinin tanıklarla birlikte sanığa ait çay ocağına gittikleri, burada yaptıkları aramada iki poşet içinde esrar maddesi buldukları olayda sanık ... İbrahim Kürekçi'nin atılı uyuşturucu ticareti suçunu işlediği iddiasına ilişkindir.
A. İlk Derece Mahkemesinin kabulü;
Ceza yargılamasının en önemli ilkelerinden biri olan “in dubio pro reo” yani “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi uyarınca, sanığın bir suçtan cezalandırılmasının temel şartı, suçun şüpheye yer vermeyen bir kesinlikle ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli, tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanıkların aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, bir suçun gerçekten işlenip işlenmediği veya işlenmiş ise gerçekleştirilme biçimi konusunda şüphe belirmesi halinde uygulanacağı gibi, suç niteliğinin belirlenmesi bakımından da geçerlidir. Ceza mahkûmiyeti, yargılama sürecinde toplanan delillerin bir kısmına dayanılarak ve diğer bir kısmı göz ardı edilerek ulaşılan ihtimali kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, hiçbir şüphe ve başka türlü bir oluşa imkan vermeyecek açıklıkta olmalıdır.
Sanık hakkında her ne kadar uyuşturucu madde ticareti suçundan cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmışsa da; sanığın uyuşturucu madde ticareti yaptığına dair fiziki takip yapılmamış olması, sanığın iş yerinde ele geçen ve kendisine ait olduğunu beyan ettiği uyuşturucu maddenin kişisel kullanım sınırları içerisinde kalması; tanıklar ..., ..., ... ve ... soruşturma aşamasında kollukta alınan beyanlarında sanıklardan uyuşturucu madde almak için görüştüklerini beyan etmiş ve teşhis işlemi yaptırılmış ise de tanık beyanları ve teşhis işlemleri sırasında müdafii bulunmadığından ve tanıkların kovuşturma aşamasında beyanlarından dönmesi nedeniyle tanıkların kolluk beyanlarına itibar edilmemiş; sanığın savunmasında üzerine atılı suçlamaları kabul etmemesi ve uyuşturucu madde kullandığını beyan etmiş olması birlikte değerlendirildiğinde, sanığın uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği şüphe boyutunda kaldığından ve sübuta ermediğinden ancak uyuşturucu madde kullandığı anlaşılmakla ancak Gemlik Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında uyuşturucu madde kullanmak ve bulundurmak suçundan 23.01.2017 tarih, 2016/3432 Esas, 2017/8 Karar sayılı kararıyla kamu davasının ertelenmesine karar verildiği, erteleme sonrasında denetim süresi içinde dava konusu suçu işlediği ve ertelemeyi ihlal niteliğinde olduğu, kamu davası açılma koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla kovuşturma şartı bulunmadığından açılan kamu davasının Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8 inci maddesi gereğince düşmesine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin kabulü;
Mahkemenin, sanığın iş yerinde ele geçen ve kendisine ait olduğunu beyan ettiği uyuşturucu maddenin kişisel kullanım sınırları içerisinde kalması ve sanığın uyuşturucu madde kullandığını beyan etmiş olması nedeniyle, sanığın eylemini sabit gördüğü ancak gecikmesinde sakınca bulunan hal nedeniyle sanığın çay ocağı olarak işlettiği, gerek arama kararında gerekse arama tutanağında işyeri olarak belirtilen yere ilişkin Cumhuriyet savcılığınca yazılı arama kararı verilmiş ise de, arama ve elkoyma tutanağında yanlızca polis memurlarının imzalarının bulunduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 119/4 üncü maddesinin "Cumhuriyet savcısı hazır olmaksızın konut, işyeri veya diğer kapalı yerlerde arama yapabilmek için o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi bulundurulur" açık, amir hükmüne aykırı olarak aramanın, o yer ihtiyar heyetinden veya komşulardan iki kişi hazır bulundurulmaksızın yapılması nedeniyle icrası bakımından hukuka aykırı olduğu ve bu arama işlemi sırasında ele geçirilen delillerin de hukuka aykırı yöntemle elde edilmiş olduğu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 217 nci maddesinde hâkimin ancak hukukun izin verdiği yöntemlerle elde edilen delilleri dikkate alabileceğinin hüküm altına alındığı, anılan Kanun’un 206 ncı maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendinde de ortaya konulmak istenen delilin kanuna aykırı olarak elde edilmiş olması hâlinde reddolunacağının ifade edilerek hukuka uygun elde edilmeyen delillerin ispat aracı olarak kabul edilmeyeceği ve hükme esas alınmayacağının açıklandığı hususları karşısında arama işleminin ve bu işlem sonucunda elde edilen ve Yerel Mahkemece mahkûmiyet hükmüne esas alınan delillerin de “hukuka aykırı olarak elde edilmiş delil” olduklarının kabulü gerekeceği, (Yargıtay Ceza Genel kurulunun 2016/18-1146 Esas 06.02.2020 tarih 2020/68 Karar sayılı özellikle de Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının “... usulüne göre alınmış bir arama kararı bulunan somut olayda, bu karara ve kararın infazı sırasında yapılan işlemlere yönelik bir itiraz vaki olmadığı gibi, arama işlemine ve arama yapılırken bir takım haklarının ihlal edildiğine yönelik olarak sanıktan gelen herhangi bir yakınma da bulunmamaktadır." şeklindeki itirazına rağmen vermiş olduğu benzer karar.) dolayısıyla arama sırasında ihtiyar heyeti azalarından veya komşularından kimsenin bulundurulmamış olmasının kanuna aykırılık teşkil ettiği, delillerin sıhhatini şüpheli hale getiren bir durumun söz konusu olduğu, bu arama sonucu bulunan uyuşturucu madde hem "suçun maddî konusu" hem de "suçun delili" olup hukuka aykırı yöntemle elde edildiğinden hükme esas alınamayacağı, dosyadaki hukuka aykırı yöntemlerle elde edilen deliller değerlendirme dışı tutulduğunda sanığın üzerinde ve işyerinde herhangi bir uyuşturucu veya uyarıcı madde ele geçirilmemiş olması, yine sanığın uyuşturucu madde kullandığının teknik yöntemlerle tespit edilememiş olmasına göre sanığın uyuşturucu kullandığına dair soyut beyanına dayanılarak sanık hakkında uyuşturucu madde kullanma suçunun sabit kabul edilemeyeceği, bu sebeple açılan davadan sanığın delil yetersizliğinden Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatına karar verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi gerektiği kabulüyle istinaf başvurusunun hükmün düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
Tüm dava dosyası kapsamındaki deliller birlikte değerlendirildiğinde; yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, dosya kapsamına uygun gerekçesine ve incelenen dava dosyası içeriğine göre, Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında verilen beraat kararında isabetsizlik görülmediğinden, Cumhuriyet savcısının sübuta ilişkin temyiz itirazının reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmış ve mahkemenin kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesinin, 10.10.2022 tarihli ve 2022/80 Esas, 2022/126 Karar sayılı kararında Cumhuriyet savcısınca tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289 uncu maddesinin birinci fıkrası ile sınırlı

olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca Bursa 13. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 15.Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.04.2024 tarihinde karar verildi.