WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 08 Temmuz 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2023/5215 E.  ,  2024/1531 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/342 E., 2016/82 K.
SUÇ : Başkasına ait banka veya kredi kartının izinsiz kullanılması suretiyle yarar sağlama
HÜKÜM : Beraat
İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Düşme
İTİRAZA KONU KARAR : Onama
İTİRAZ EDEN : Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı

Yargıtay 8.Ceza Dairesinin, 20.11.2023 tarihli kararına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 21.12.2023 tarihli itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde;
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 308 inci maddesinin birinci fıkrasında belirtilen kanunî süresinde yapılan aleyhe itiraz başvurusu üzerine dava dosyası, aynı Kanun’un 308 inci maddesinin ikinci fıkrası gereği Dairemize gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz başvurusu, dolandırıcılık suçunda temyiz inceleme tarihi itibarıyla dava zamanaşımının gerçekleştiği bir durumda, hükmün esastan incelenip delil değerlendirilmesi yapılmak suretiyle verilen beraat kararının onanmasının mümkün olmadığına ilişkindir.

II. GEREKÇE
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/9 uncu maddesinin hükmünün uygulanması ve özellikle “Derhâl” kavramının nasıl yorumlanması gerektiği hususunda doktrin ve uygulamada iki ayrı görüşün ortaya çıktığı söylenebilir.
Birinci görüşe göre; Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/9 uncu maddesinde yer alan “Derhâl” kavramını, “… delil takdirine girmeden beraat kararı verilebilecek”, “İşin esasına girmeden fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ya da “kanun değişikliği ile fiilin sonradan suç olmaktan çıkartılması hâlleri”yle sınırlı kabul etmek ve maddeyi de bu kabul ışığında uygulamak gerektiğinden; örneğin sanığın ölümü nedeniyle dosyanın esasına girmeden, kararı bozmak ve davayı düşürmek gerekir.
Büyük ölçüde benimsenen diğer görüşe göre ise; yargılamanın geldiği aşama itibariyle ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan, verilmiş olan beraat kararı usul ve yasaya uygun bir karar olarak değerlendiriliyorsa, iş bu karar dairesince onanmalıdır. Eğer dairece yapılan değerlendirmeye göre; beraat kararı hukuka ve yasaya uygun olarak kabul edilemiyorsa, diğer bir anlatımla örneğin, sanığın mahkûmiyetine karar vermek gerekiyorsa ya da eksik soruşturma söz konusuysa, o takdirde davanın zamanaşımından düşürülmesi gerekir.
Bilindiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun yazılı bir gerekçesi yoktur. “Derhâl” kelimesi “Çabucak” (bkz. tdk.gov.tr internet sayfası) anlamına gelmekte olup, madde metninde; “davanın esasına girmeden”, “delil takdiri gerektirmeyen durumlar” ya da “fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediğinin anlaşılması” ve benzeri sınırlayıcı kavramlar mevcut değildir.Bu nedenle, belirtilen hususları CMK’nın 223/9. maddesinin uygulama koşulları olarak kabul etmek mümkün değildir.
Değil mahkeme ve hâkim, gerektiğinde Cumhuriyet Savcısı ve kolluk amiri (Örneğin; CMK'nın 119. maddesi hükmü uyarınca aramada ...), kolluk ve hatta üçüncü kişiler (CMK'nın 90. maddesi hükmü uyarınca, suçüstü halinde “herkes” tarafından geçici olarak yakalama yapılabilir. ) bile, “Delil takdiri” yapabilirken, işi bu olan hâkimin, delil takdirine giremeyeceği görüşü kabul edilemez.Mahkeme ve hâkimin, CMK'nın 223/9. maddesi bağlamında da delilleri serbestçe takdir edip, değerlendirmesi son derece doğaldır.
Esasen fiilin ilk bakışta suç teşkil etmediği durumlarda iddianame düzenlenemez. Düzenlenirse; bu iddianame, iadeye mahkûmdur.Her nasılsa böyle bir iddianame kabul edilmiş ise, o taktirde öncelikle beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum söz konusudur.
Kanun değişikliği ile fiilin suç olmaktan çıkartılması durumunda da, hiç kuşkusuz derhâl beraat kararı verilmesi gerekir.
Kanaatimizce, “derhâl” kavramı dar (yukarıda belirtilen durumlarla sınırlı) yorumlanmak yerine; İ.H.A.S. 6, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 36 ve 38. maddelerinde vurgulanan “Masumiyet Karinesi” ve “Adil Yargılanma Hakkı” ile ceza muhakemesine egemen ilkelerden olan “Lekelenmeme Hakkı” dikkate alınmak suretiyle, “yargılamanın geldiği aşama itibariyle” diğer bir ifadeyle “ilâve bir delil toplanmasına ya da araştırma yapılmasına gerek kalmadan ...” olarak anlaşılmalı ve yorumlanmalıdır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/9 uncu maddesi hükmünün uygulanabilmesi için, beraat kararının hangi nedenden dolayı verileceği önemli değildir.Yâni, beraat hükmü, söz konusu maddenin ikinci fıkrasında yer alan beş nedenden (1- Yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olması, 2- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması, 3- Yüklenen suç açısından failin kast veya taksirinin bulunmaması, 4- Yüklenen suçun sanık tarafından işlenmesine rağmen olayda bir hukuka uygunluk nedeninin bulunması ve 5- Yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması) herhangi birisine dayanılarak verilebilir. Önemli olan beraat kararının derhâl verilebilecek olmasıdır.
Derhâl yâni yargılamanın geldiği aşama itibariyle, başka bir ifadeyle de, ilâve bir araştırma yapılmasına ya da delil toplanmasına gerek kalmadan beraat kararı verilebiliyorsa; artık koşulları olsa bile, “durma” “düşme” veya “ceza verilmesine yer olmadığı” kararı verilemez.
Somut olayda, sanık hakkında dolandırıcılık suçundan açılan davada sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş olup, işbu karar katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin âmir hükmü uyarınca; dava zamanaşımı süresi dolmasaydı, davanın esasına girip, işbu kararı bozmamız gerekirdi diyorsak artık; sırf yargılama dava zamanaşımı süresi içinde sonuçlandırılamadı, gerekçesiyle düşürülmesine karar verilemez, yâni sanık lekelenmiş durumda bırakılamaz.
Bu açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasındaki ilişki hukuki nitelikte olup fiilin unsurları oluşmadığından suç olarak değerlendirilemeyeceğinden Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-a maddesi uyarınca sanığın beraatine dair verilen karar usul ve Kanun'a uygun kabul edilmiştir.
Öte yandan sanığa yüklenen fiilin 5237 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında olduğu ve Türk Ceza Kanunu'nun 66/1-e maddesi uyarınca 8 yıllık olağan dava zamaşımı süresine tâbi olduğu, zamanaşımını kesen son işlem olan 12.11.20153 tarihli sorgu tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar bu sürenin dolduğu anlaşılmış ise de; kararı bozup, dava zamanaşımından düşme kararı vermek yerine, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/9 uncu maddesinin âmir hükmü uyarınca, sanık yönünden usul ve yasaya uygun olan beraat kararının onanması gerekmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.

III. KARAR
1. Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE,
2. 5271 sayılı Kanun’un 308 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Yargıtay 8. Ceza Dairesinin, 20.11.2023 tarihli onama kararı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.02.2024 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY
Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanık hakkında "derhal beraat kararı verilebilecek bir durumun mevcut olup olmadığı" konusundadır.
Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2 nci maddesinde derhal beraat kararı verilebilecek hallerden birisi olarak "düşme kararı verilebilecek olma" düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde ise "...herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği" hususu örnek olarak sayılmıştır.
Dairemizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazına konu olan kararındaki gerekçeler ve buna dayanak oluşturan ve aynı vakıalar ile benzer değerlendirmelere dayanan gerekçelerde araştırmalar sonucu tespit edilen olgulara dayanıldığı açıkça görülmektedir.
Bu itibarla, beraat kararının ve bu kararın temyizi üzerine verilen Dairemiz kararının araştırmalar sonucu ulaşılan olgular ile bunların değerlendirilmesine dayandığı kuşkusuzdur. Burada, hakimin hükme varış sürecine ulaşmak için bazı araştırmalara ve bu süreçte elde edilen delillerin değerlendirilmesine ihtiyaç duyulması durumunda "derhal beraat kararı verilebilecek hâlin varlığı" söz konusu değildir.
Belirtilen gerekçeyle, somut uyuşmazlıkta derhal beraat kararı verilebilecek bir hâl mevcut olmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi sebebiyle düşme kararı verilmesi gerekliyken yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır. Bu sebeple itirazın kabulü gerektiği düşüncesindeyim.20.02.2024