WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 14 Haziran 2026

YARGITAY 8. CEZA DAIRESI

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2023/5189 E.  ,  2025/1997 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2017/259 Esas, 2018/107 Karar
SUÇLAR : Müessir fiil, 6136 sayılı Kanun'a aykırılık
SUÇ TARİHLERİ : 05.05.2004, 26.11.2007
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkumiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

6136 sayılı Kanun' aykırılık ve müessir fiil suçlarından hükümlü ... hakkında Bodrum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.05.2011 tarihli ve 2007/324 Esas, 2011/213 Karar sayılı kararı ile 765 sayılı (mülga) Türk Ceza Kanunu'nun (765 sayılı Kanun) 456/1, 51/1, 59/2. maddeleri uyarınca 4 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılması ile 6136 sayılı Kanun'un 13/1. maddesi, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62/1. maddesi uyarınca 10 ay hapis ve 375,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231/5. maddesi gereği hükümlerin açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, anılan kararının 23.01.2012 tarihinde kesinleşmesini müteakip, hükümlünün denetim süresi içerisinde 07.07.2012 tarihinde işlediği kasıtlı suçtan mahkûm olduğunun ihbar edilmesi üzerine, Bodrum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.02.2018 tarihli ve 2017/259 Esas, 2018/107 Karar sayılı karar ile hakkındaki hükümlerin açıklanmasına karar verildiği ve anılan hükümlerin istinaf edilmeksizin 10.05.2018 tarihinde kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 08.05.2023 tarihli ve 2022/33288 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55630 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 06.06.2023 tarihli ve KYB-2023/55630 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"7201 sayılı Kanun’un 10. maddesinde yer alan, '' (1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartiyle her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme ile anılan Kanun'un 35. maddesinde yer alan, "Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır. (Değişik fıkra: 11/01/2011-6099 S.K./9.mad.) Adresini değiştiren kimse yenisini bildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır. (Değişik fıkra: 19/03/2003 - 4829 S.K./11. md.) Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğler muhataba yapılmış sayılır..." şeklindeki düzenlemeler uyarınca öncelikle sanığın bilinen en son adresine tebligatın çıkarılması, önceki adresine tebliğ yapılamaz ise bu defa sanığın adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi olup olmadığının araştırılması, mernis adresinin tespiti halinde 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre tebliğ yapılması, mernis adresinin olmadığının tespiti hâlinde ise bu duruma ilişkin kayıt dosya içerisine alındıktan sonra, kendisine daha önce kanunî usullere göre tebligat yapılmış olması şartı ile aynı adrese anılan Kanun'un 35. maddesine göre tebligat yapılması, daha önce kendisine tebligat yapılan adresin de olmaması halinde ise, adres araştırması ile yeni adres tespitine çalışılıp, bulunamaması halinde bu kez ilanen tebligat yapılması gerektiği,
Somut olayda, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair verilen kararın, sanığın yakalama yoluyla alınan ifadesinde bildirdiği "Fatih Mahallesi Adnan Kahveci Caddesi Ankara Sitesi D Blok Daire:8 Büyükçekmece/İstanbul" adresi yerine "Atatürk Caddesi no:62 Bodrum" adresine tebliğ edildiği ancak bahse konu adresten taşındığından bahisle tebligatın iade edildiği ve yeniden aynı adrese Tebligat Kanunu 35. maddesine göre tebligat yapıldığı anlaşılmakla, Mahkemesince sanık hakkındaki kararın sanığın bilinen son adresine tebliğ edilmediği ayrıca daha önce usulüne uygun tebligat yapıldığına ilişkin bir belge de bulunmayan adrese 7201 sayılı Kanunu’nun 35. maddesine göre yapılan tebligatın usule aykırı olduğu anlaşıldığından, Bodrum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 30/05/2011 tarihli ve 2007/324 esas, 2011/213 sayılı kararının kesinleşmediği ve denetim süresinin başlamadığı, dolayısıyla denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediği gerekçesiyle açıklanması geri bırakılan hükmün açıklanamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde sanığın mahkûmiyetine karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun'un hükmün açıklanması ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması başlığını taşıyan 231/8. maddesi; "Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanık, beş yıl süreyle denetim süresine tâbi tutulur." 231/11. maddesi ise; "Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir." şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun'un 231/8. maddesinde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilmesi halinde sanığın beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulacağı belirtilmiş olup, bu denetim süresi hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının usulüne uygun olarak kesinleşmesi üzerine başlamaktadır.
Yukarıda yer verilen kanuni düzenlemelere göre hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen sanık, bu karar usulüne uygun bir şekilde kesinleştikten sonra, 5 yıl süreyle denetime tabi tutulacak ve bu süre içerisinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirlerine riayet etmemesi halinde hüküm açıklanacaktır.
3. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10/2. maddesinde; “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” düzenlemesi ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiştir.
4. 7201 sayılı Kanun hükümleri dikkate alındığında, hükümlünün yokluğunda verilen kararın yargılama aşamasında bildirdiği en son adrese tebliğe çıkartılıp iade edilmesi halinde gerekçeli kararın, MERNİS adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesi uyarınca tebliğ edilmesi gerekirken inceleme konusu uyuşmazlıkta, hükümlünün en son bildirdiği adresten farklı bir adrese çıkartılan tebligatın iade gelmesi üzerine daha önce bu adrese tebligat da yapılmamasına karşın, aynı adrese Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ çıkartılmış olması nedeniyle yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu bu nedenle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararın usulüne uygun şekilde kesinleşmediği dolayısıyla denetim süresinin de henüz başlamadığı ve 5271 sayılı Kanun'un 231/11. maddesi uyarınca hükmü açıklama koşullarının da oluşmadığı gözetilmeden, denetim süresi içerisinde kasıtlı bir suç işlediğinden bahisle yazılı şekilde hükmün açıklanmasına karar verilmesi, Kanuna aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Bodrum 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.02.2018 tarihli ve 2017/259 Esas, 2018/107 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309/4-b maddesi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2025 tarihinde karar verildi.