8. Ceza Dairesi 2023/1391 E. , 2024/6854 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :Sulh Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2007/2248 E., 2008/713 K.
HÜKÜMLÜ : Yalın Taşçıoğlu
SUÇ : Bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
KANUN YARARINA
BOZMA YOLUNA
BAŞVURAN :Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Nizip 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.11.2018 tarihli 2018/249 Esas, 2018/302 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında bıçak veya diğer aletleri izinsiz olarak satma, satın alma, taşıma veya bulundurma suçundan 6136 sayılı Kanun'un 15 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 62 nci ve 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca 3.000,00 TL ve 400,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin söz konusu kararın, temyiz edilmeksizin 04.06.2008 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 24.03.2023 tarihli ve 2022/19805 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2023 tarihli ve KYB-2023/37655 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 28.04.2023 tarihli ve KYB-2023/37655 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 03/05/2017 tarihli ve 2017/3066 Esas, 2017/5605 Karar sayılı ilâmında yer alan, "... Sanık hakkında eylemine uyan 6136 sayılı Kanun’un 15/1. maddesine aykırılıktan dolayı hükmedilen adli para cezasının, suç tarihinde yürürlükte bulunan 6136 sayılı Kanun'un 15/1. maddesi ile 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 4 ve 5/2. maddeleri gereğince 450 Türk lirası olarak belirlenmesi gerekirken, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun'un 158. maddesi ile değişik 6136 sayılı Kanun'un 15/1. maddesi gereğince 25 gün adli para cezası olarak belirlenmesi suretiyle, yazılı şekilde fazla ceza tayininde, isabet görülmediğinden bahisle, 5271 sayılı CMK'nin 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu..5271 sayılı CMK'nin 309/4. maddesinin (d) bendi gereğince kanun yararına bozulmasına..." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, suçun işlendiği 12/09/2007 tarihte yürürlükte bulunan 6136 sayılı Kanun'un 15/1. maddesinde öngörülen adli para cezası miktarının 450,00 Türk lirası olduğu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 62. maddesi uyarınca 1/6 indirim sonucu 375,00 Türk lirası adli para cezasına hükmolunması gerektiği gözetilmeden, sanığın aleyhine olacak şekilde 5728 sayılı Kanun'la değişik 15/1. maddesine göre ... ceza olarak 25 gün adli para cezası belirlenip, 5237 sayılı Kanun'un 62 ve 52/2. maddeleri uygulanarak 400,00 Türk lirası adli para cezasına hükmedilmek suretiyle fazla ceza tayin olunmasında isabet görülmemiştir.”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca kanun yararına bozma yoluna, istinaf veya temyiz incelemesinden geçmeden kesinleşen hüküm ve kararlar aleyhine gidilebilir.
2. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 40 ıncı maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanunu'nun 34 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 231 inci maddesinin ikinci fıkrası, 232 nci maddesinin altıncı fıkrası ve 291 inci maddesinin bir ve ikinci fıkrası uyarınca karar ve hükümlerde, başvurulabilecek kanun yolu, süresi, sürenin ne zaman başlayacağı, mercii, başvuru şekli ve kanun yollarına başvurulmadığı takdirde hükmün kesinleşeceğinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu belirtilmiştir.
3.Somut uyuşmazlıkta; başka suçtan hükümlü olup son duruşmada hazır edilmeyen sanığın yokluğunda verilen hükmün yasa yolu bildiriminde 5271 sayılı Kanun'un 263 ncü maddesine göre sanığın bulunduğu cezaevi aracılığıyla vereceği dilekçe ile karara karşı temyiz kanun yoluna başvurabileceğinin gösterilmemesi karşısında; kanun yoluna başvuru hakkının kullanılması usulüne ilişkin olarak sanıkta yanılgı oluşturulduğundan, inceleme konusu hükmün usulüne uygun olarak kesinleşmediği anlaşılmıştır.
Ayrıca ceza infaz kurumunda bulunan sanığa 5271 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin üçüncü fıkrasına göre gerekçeli karar tebliğ edilirken, tebliğ edilen karar içeriği okunup anlatılmak suretiyle tebliğ edilmesinde yasal zorunluluk bulunmasına rağmen, kararın okunup anlatılmaması nedeniyle de yapılan tebligatın usulsüz olduğu ve bu itibarla inceleme konusu hükmün kesinleşmediği anlaşılmıştır.
4. Henüz kesinleşmediği belirlenen inceleme konusu hükmün, 5271 sayılı Kanun’un 272 ve devamı maddeleri uyarınca temyiz kanun yoluna tabi olduğu, olağanüstü kanun yolu olan kanun yararına bozma talebine konu edilemeyeceği belirlenmekle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
III. KARAR
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, kanun yararına bozma istemi doğrultusunda düzenlediği Tebliğnamedeki düşünce yerinde görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesindeki koşulları taşımayan KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN oy birliğiyle REDDİNE,
Dava dosyasının, Mahkemesine sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.09.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!