8. Ceza Dairesi 2022/5740 E. , 2024/5134 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/1021 Esas, 2014/910 Karar
SUÇ : Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
İNCELEME KONUSU
KARAR : Mahkûmiyet
BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması
Aydın Cumhuriyet Başsavcılığının, 04.12.2013 tarihli iddianamesiyle hükümlü hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezalandırılmasına ve aynı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği hak yoksunluklarına karar verilmesi talebiyle dava açılmıştır.
Aydın 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2014 tarihli ve 2013/1021 Esas, 2014/910 Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesi delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (a) bendi ve 62 nci maddesi uyarınca 3 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, söz konusu kararın, temyiz edilmeksizin 29.12.2014 tarihinde kesinleştiğine ilişkin kesinleştirme şerhi düzenlendiği belirlenmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 05.08.2022 tarihli 2022/227 Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.11.2021 tarihli ve KYB-2022/113695 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.11.2022 tarihli ve KYB-2022/113695 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
"....alkollü şekilde 09 *** 16 plakalı araç ile zikzak yaparak seyreden sanığın, kolluk tarafından olaya müdahale edildiğinde, abisi ...'a ait kimlik bilgilerini vererek, kendisini bu kişi olarak olarak tanıttığı, mağdur adına hiç bir belge düzenlenmediği gibi, 26/11/2013 tarihli tutanaktan da anlaşılacağı üzere, polis memurlarının olayın başından beri sanığın gerçek kimlik bilgilerini biliyor olması karşısında, iftira suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, sanığın beraati yerine, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesinde, Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun'un 269/1. maddesinde yer alan, "İftira edenin, mağdur hakkında adlî veya idari soruşturma başlamadan önce, iftirasından dönmesi halinde, hakkında iftira suçundan dolayı verilecek cezanın beşte dördü indirilir." şeklindeki düzenlemeye nazaran, dosya kapsamına göre, mağdur ... hakkında soruşturma başlamadan önce gerçek kimliğini açıklayan sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 269/1. maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.5237 sayılı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir.
Somut olayda, alkollü şekilde araç kullanırken polis ekiplerince durdurulan hükümlünün kendisini abisi olan "..." ismiyle tanıttığı, ancak mağdur adına hiç bir belge düzenlenmediği gibi, hükümlünün kendini yakalayan polis memurları tarafından da olayın başından itibaren gerçek kimlik bilgilerinin biliniyor olması nedeniyle üzerine atılı suçun yasal unsurlarının gerçekleşmediğinden bahisle beraat kararı verilmesi gerekirken yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi, Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
2. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir.
3. Hükümlü hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
III. KARAR
1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2. Hükümlünün başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkûmiyetine ilişkin Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.11.2014 tarihli ve 2013/1021 Esas, 2014/910 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; hükümlünün 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi uyarınca sanık hakkında hükmolunan CEZANIN KALDIRILMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.06.2024 tarihinde karar verildi.
...
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!