WhatsApp Hukuki Asistan

Yeni

Son Karar yapay zeka destekli hukuk asistanınız artık WhatsApp üzerinden cebinizde. Aşağıdaki hizmetlerden dilediğinizi seçerek WhatsApp asistanınıza soru sorarak hemen kullanmaya başlayabilirsiniz.

Hukuki Destek Alma
Hukuki sorularınız için anında uzman desteği alın
Yargıtay ve BAM Kararı Arama
Emsal kararlar ve içtihatlar için arama yapın
Dava Dilekçesi Hazırlama
Yapay zeka ile hızlı ve profesyonel dilekçeler oluşturun
Sözleşme Hazırlama
Özelleştirilmiş sözleşme şablonları oluşturun
Loading Logo

sonkarar

Sayfa Yükleniyor

Son güncelleme: 18 Temmuz 2026

YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ

A- A A+

8. Ceza Dairesi         2022/5552 E.  ,  2024/1138 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/1109 E., 2022/431 K.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Aydın Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 03.09.2019 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında kasten yaralama, silahla tehdit ve cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından cezalandırılması istemiyle dava açılmıştır.
2. Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.06.2020 tarihli kararı ile, sanığın kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
3. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin, 18.03.2022 tarihli kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafii ve katılan ... vekilinin istinaf başvurusu üzerine istinaf başvurusu üzerine 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280 inci maddesinin ikinci fıkrasını uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına sanık hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 110 uncu maddesinin birinci
fıkrasının uygulanmasına yönelik hüküm fıkrası çıkartılarak hükmolunan cezanın 6 yıl 8 ay hapis cezası olarak düzeltilmesi suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan ... vekilinin temyiz isteği, silahla tehdit ve yaralama suçlarından da ayrıca cezalandırılması ve tüm suçlardan üst hadden cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine,
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği, tanık beyanları esas alınmayarak hatalı karar verildiğine, sanığın diyabet hastası olması nedeni ile kan şekeri yükseldiği için bir anlık öfke ile mağduru korkutma saiki olmadan bir el ateş ettiğine, sanığının cezalandırılması için şüpheden uzak kesin delil olmadığına, atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın suç işleme kastı olmadığına, haksız tahrik hükümlerinin uygulanmadığına, 5237 sayılı Kanun'un 234 üncü maddesi gereğince hüküm kurulması gerektiğine, etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmadığına,
İlişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Temyizin kapsamına göre;
A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü
1. Dava konusu olay, olay günü sanığın kızı mağduru kurstan araba ile aldığı, mağdur arabaya binince boğazını sıkarak basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde yarladığı, "benim aleyhime ifade mi vereceksin ve eğer benim hakkımda kimseye birşey söylersen seni kötü yaparım" dediği, Cincin Mahallesinde bir dağa götürdüğü, arabanın bagajından ruhsatlı tüfeğini alarak iki sefer havaya ateş ettiği, mağduru "anneni boşanmama konusunda ikna edersen sizi vurmam ikna edemezsen sizi vururum" dediği, sonrasında mağduru eve bıraktığı iddiasına ilişkindir.
2. Mahkemece tanığın beyanlarına sanığın kardeşi olması nedeniyle itibarı edilmeyerek mağdurun beyanları ile 13.05.2019 tarihli rapor nazara alınarak sanığın eylemlerinin bir bütün olarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğunun kabulü ile sanığın cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetine karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü
İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin istinaf başvurusu kabul edilerek duruşma açılmadan yapılan inceleme neticesinde, soruşturma aşamasında aldırılan doktor raporuna göre, mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilebilir şekilde yaralandığının tespit edilmesi karşısında; ilk derece mahkemesince sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesi uygulanmak suretiyle eksik ceza tayini isabetsiz bulunmuştur.

IV. GEREKÇE
Sanık hakkında kurulun hükümde, evli olan sanık ile katılan ... arasında boşanma davası olduğu ve ayrı yaşadıkları, müşterek çocuk mağdurun annesi ile kaldığı, olay günü sanığın kızı mağduru kurstan annesi ile kaldığı eve götürmek üzere araba ile aldığı, arabada mağdurun darp ettiği, Cincin Mahallesinde bir tepeye götürdüğü, arabanın bagajından ruhsatlı tüfeğini alarak iki sefer havaya ateş ettiği, mağduru tehdit ettiği anlaşıldığından sanığın unsurları oluşan cebir, tehdit veya hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan mahkûmiyetine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.

Hüküm kurulurken 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca yasal gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşılmasında bir isabetsizlik yok ise de, 5237 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinde yer alan "suç işleyen kişi hakkında fiilin ağırlığıyla orantılı cezaya hükmolunur" şeklindeki orantılılık ilkesi ile hak ve nesafet kuralları gözetilmeden yazılı şekilde sanık hakkında temel cezanın alt sınırdan fazlaca uzaklaşmak suretiyle tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin ve katılan ...'ın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 18.03.2022 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğnameye aykırı olarak oy çokluğuyla BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.02.2024 tarihinde karar verildi.
KARŞI DÜŞÜNCE

Sanık ... ile katılan ...’ın evli oldukları, ancak aralarında boşanma davası bulunduğu ve müşterek çocukları olan mağdur ...’nin annesi katılan ile birlikte sanıktan ayrı yaşadıkları;
Olay günü sanığın, görülecek boşanma davasında aleyhine tanıklık yapacağını düşündüğü mağdureyi gittiği kurstan eve götüreceğini söyleyerek aldığı, arabaya bindirdiği, şehir dışında dağlık bir yere götürerek boğazını sıktığı ve darp ettiği, aracın bagajında bulunan pompalı tüfeği mağdureye doğrultarak “aleyhime tanıklık yaparsan seni ve anneni böyle öldürürüm” diyerek havaya ateş ettiği, bu suretle yaşı küçük olan ve kendini savunamayacak durumda bulunan mağdureyi cebir, şiddet ve tehdit ile hürriyetinden yoksun bıraktığı sabit olmuştur.
Yargılamayı yapan Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesi sanığın 5237 sayılı TCK.’nun 109/2, 109/3-a-e maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar vermiş, istinaf incelemesini yapan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi de temyiz incelemesi yapan dairemiz de sübutu bu şekilde kabul etmiştir. Ancak dairemizde çoğunluk “Hüküm kurulurken 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 61. maddesi uyarınca yasal gerekçeler ile alt sınırdan uzaklaşılmasında bir isabetsizlik yok ise de aynı Kanun 3. maddesinde yer alan “orantılılık” ilkesi ile hak ve nesafete aykırı olarak temel cezanın alt sınırdan fazlaca uzaklaşılmak suretiyle fazlaca ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.” denilerek kararın BOZULMASINA karar verilmiştir. Çoğunluğun bu görüşüne katılmıyorum. Şöyle ki;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun ve Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, bu suçlarda birden çok ağırlaştırıcı neden varsa temel ceza tayin edilirken TCK.nun 61. maddesi uyarınca yasal gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşılması gerekmektedir. (Örn. Y.C.G.K’nun 2013/14–577 E., 2014/381 K., 2012/6-1432 E., 2013/323 K. sayılı kararları)
Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu için TCK.’nın 109/2. maddesinde öngörülen temel ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapis cezasıdır. Olayımızda sanık kızı olan 13 yaşındaki mağdureyi cebir ve tehdit ile otomobiline bindirdiği, şehir dışında bir dağ başına götürüp boğazını sıkmak ve dövmek suretiyle doktor raporunda belirtildiği şekilde yaraladığı, daha sonra arabasında bulunan pompalı tüfekle havaya iki kez ateş ettiği ve tüfeği mağdurun başına dayayarak aleyhine tanıklık etmesi halinde annesiyle birlikte onu da öldüreceğini söyleyerek tehdit etmiştir. Bu eylemler sonucu 109/3 maddesinde düzenlenen “silahla”, 109/3-e maddesinde düzenlenen “üstsoy, altsoya karşı” ve 109/3-f maddesinde düzenlenen “çocuğa ya da beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı” işlenmesi halinde cezası ... artırılır şeklindeki üç ayrı artırım hükmünü ihlâl etmiştir.
Bu hususları gözeterek gerekçeli bir biçimde temel cezayı 4 yıl olarak tespit eden Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesinin kararında ve bu kararı istinaf mahkemesi olarak inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin “istinaf başvurusunun esastan reddine” ilişkin kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Belirtilen nedenlerle usul ve yasaya uygun olan İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesinin 18.03.2022 tarih ve 2020/1109 E, 2022/431 K. sayılı kararının TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASI gerekirken, belirtilen gerekçeyle BOZULMASI yönündeki sayın çoğunluğun kararına katılmadığımı saygıyla arz ederim.12.02.2024