8. Ceza Dairesi 2022/552 E. , 2024/2284 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2021/436 D. İş
İstanbul Anadolu (Kapatılan) 15. Sulh Ceza Mahkemesinin, 12.09.2013 tarihli kararı ile hükümlü hakkında hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 292 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ıyarınca 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyizi üzerine Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 30.06.2014 tarihli kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır. Hükümlü müdafii tarafından yargılamanın yenilenmesi talebine ilişkin İstanbul Anadolu(Kapatılan) 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.04.2021 tarihli ek kararı ile reddine karar verilmiştir. Hükümlü müdafinin red kararına itirazı üzerine İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 21.06.2021 tarihli 2021/436 Değişik İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verilmiştir.
Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 09.12.2021 tarihli ve 2021/19681 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.01.2022 tarihli ve KYB-2021/154509 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
I. İSTEM
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.01.2022 tarihli ve KYB-2021/154509 sayılı kanun yararına bozma isteminin;
“1-28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 84. maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 6. maddenin 1. bendinde yer alan, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sulh ceza mahkemeleri kaldırılmıştır.” ve anılan maddenin 3. bendinde yer alan, “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza mahkemelerine devredilir.” şeklindeki hükümler nazara alındığında, sulh ceza mahkemelerinin kaldırılması ve görevlerinin sona ermesi nedeniyle hükümlü müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin görevli ve yetkili asliye ceza mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden,
2- Kabule göre de; benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 21/12/2020 tarihli ve 2020/24371 esas, 2020/19540 karar sayılı ilamında yer alan, "hükümlünün yargılama sırasında “antisosyal kişilik bozukluğu” olduğuna ilişkin beyanda bulunulmadığı gibi bu konuda dosyada herhangi bir bilgi ve belge de bulunmaması, ... suç tarihinden önce düzenlenen, hükümlüde “antisosyal kişilik bozukluğu (kronik nitelik kazanmış)” olduğu ve askerliğe elverişli olmadığına dair sağlık kurulu raporunun hükmün kesinleşmesinden sonra ibraz edilmesi karşısında; anılan raporun, 5271 sayılı CMK’nin 311/1-e maddesi kapsamında yeni delil ortaya konulması olarak değerlendirilerek, 5237 sayılı TCK’nin 32. maddesine göre hükümlünün suç tarihinde akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının Adli Tıp Kurumunca düzenlenecek rapor ile tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceğinden, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair karara itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir" şeklindeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, İstanbul Anadolu (Kapatılan) 15. Sulh Ceza Mahkemesinin 12/09/2013 tarihli kararının kesinleşmesini müteakip, hükümlü müdafiinin yargılamanın yenilenmesine dair dilekçesine ek olarak ibraz ettiği Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından tanzim edilen 23/06/2005 tarihli raporda hükümlünün "ileri derecede antisosyal kişilik" şeklinde tanısı bulunduğundan askerliğe elverişli olmadığının tespit edildiği ve mahkemesince yapılan yargılama aşamasında da anılan hususun ileri sürülmediğinin anlaşılması karşısında, hüküm tarihinde mahkemesince bilinmeyen ve sonradan ortaya çıkan bu durum nedeniyle, hükümlünün 5237 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayıp algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının Adli Tıp Kurumunca tespiti lüzumunun bulunması gerektiğinden bahisle, yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne karar verilerek bu yönde rapor alındıktan sonra sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ”
Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
II. GEREKÇE
1.28.06.2014 tarih ve 29044 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 84 üncü maddesi ile 5320 sayılı Kanuna eklenen geçici 6 ncı maddesinin birinci ve üçüncü bendi;
"(1)Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte sulh ceza mahkemeleri kaldırılmıştır.
..
(3) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihte, sulh ceza mahkemelerinde görülmekte olan dava dosyaları bir ay içinde yetkili asliye ceza mahkemelerine devredilir....”
şeklindeki düzenleme dikkate alındığında, sulh ceza mahkemelerinin kaldırılması ve görevlerinin sona ermesi nedeniyle hükümlü müdafii tarafından yapılan yargılamanın yenilenmesi talebinin görevli ve yetkili asliye ceza mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden İstanbul Anadolu( Kapatılan) 15. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından karar verilmesi,
2.Hükümlünün yargılama aşamasında “antisosyal kişilik bozukluğu” olduğuna ilişkin beyanda bulunulmadığı gibi bu konuda dosyada herhangi bir bilgi ve belge de bulunmadığı, Türk Silahları Kuvvetleri Sağlık Kurulunun 23.06.2005 tarihli raporuna göre hükümlünün ileri derecede antisosyal kişilik bozukluğuna sahip olup barışta ve savaşta askerliğe elverişli olmadığına dair sağlık kurulu raporunun hükmün kesinleşmesinden sonra ibraz edilmesi karşısında; anılan raporun, 5271 sayılı Kanun'un 311 inci maddesinin birinci fıkrası (e) bendi kapsamında yeni delil ortaya konulması olarak değerlendirilerek, 5237 sayılı Kanun'un 32 nci maddesine göre hükümlünün suç tarihinde akıl hastalığı nedeniyle işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamadığının veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin önemli derecede azalmış olup olmadığının Adli Tıp Kurumunca düzenlenecek rapor ile tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekeceğinden, yargılamanın yenilenmesi isteminin reddine dair karara itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.
III. KARAR
1.Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,
2.İstanbul Anadolu 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 21.06.2021 tarihli kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,
5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.03.2024 tarihinde karar verildi.
Dilekçeniz oluşturuluyor. Bu süreç biraz zaman alabilir, ancak sıkılmamanız için aşağıda dilekçe oluşturulmasını istediğiniz konuda benzer içtihatları listeledik. İncelemek isteyebilir veya bekleyebilirsiniz. Dilekçeniz oluşturulduktan sonra ekranda sizinle paylaşılacaktır. Sabrınız için teşekkür ederiz!